İmamoğlu'ndan Demirtaş ve Öcalan yorumu

31 Mart seçimleri sonrası İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı seçilen ve AK Parti'nin yaptığı itiraz sonucu mazbatası elinden alınan belediye başkan adayı Ekrem İmamoğlu, katıldığı TV programında PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın avukatlarıyla görüşmesi konusunda "Tabii ki avukatlarıyla görüşebilir." yanıtını verdi. Selahattin Demirtaş ile ilgili açıklamaları sorulan İmamoğlu, "Siyasi ömrüm, ömrüm ne kadar olursa. Demirtaş'ı yakınen takip etmiş birisiyim. Tanışmadık, keşke tanışsaydım. Ülkenin ihtiyaç duyduğu bir dille süreç yönetti. Takdir ettim." yanıtını verdi.

27.05.2019, Pts - 23:24

İmamoğlu'ndan Demirtaş ve Öcalan yorumu
Haberi Paylaş

Ekrem İmamoğlu, Habertürk’te Didem Arslan Yılmaz ile Türkiye’nin Nabzı programına katıldı.Programda Sözcü gazetesi yazarı gazeteci Deniz Zeyrek, Nagehan Alçı ve Mehmet Akif Ersoy’un sorularını yanıtladı.

PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın avukatlarıyla ilk olarak 2 Mayıs ardından 26 Mayıs'ta görüşmesi konusunda düşünceleri sorulan İmamoğlu, "Tabii ki avukatlarıyla görüşebilir. Hukukçularıyla görüşmesi kadar doğal bir şey olamaz. Bu kadar tecritle adil olduğunuzu kime söyleyebilirsiniz?" yanıtını verdi.

Deniz Zeyrek'in "HDP seçmenleriyle temas halindeyim. Şunu duydum: Kararımda etkili olan şey Demirtaş'ın attığı tweet. Siz de Demirtaş ile ilgili açıklama yapmıştınız. O da karşılık bulmuş. Bu konudaki duruşunuzda değişiklik var mı?" sorusunu yanıtlayan İmamoğlu şöyle dedi:

Bir düşüncesini güne, zamana, oya göre evirecek çevirecek bir insan değilim. Olmayacağım. Habertürk kayıtlarına geçsin. Siyasi ömrüm, ömrüm ne kadar olursa. Demirtaş'ı yakınen takip etmiş birisiyim. Tanışmadık, keşke tanışsaydım. Ülkenin ihtiyaç duyduğu bir dille süreç yönetti. Takdir ettim.

Bu yöntemini, bu siyaset anlayışını beğeniyorum dedim. O dönemini, anlayışını beğenen birisiyim. Keşke o dil siyasi alanda herkesin söylemi olsa. Ancak bazı konular var gazetecilerden açılıyor. Dava konuları oluyor. Yahu ben bir bombalama eyleminde ölmüş 17 yaşında ölmüş kız evladının babası Bakırköy Belediyesi'nde zabıta. Cenazesine gidiyorum. Bu ailenin o güzel kızımızın cenazesinde beni PKK'lının cenaze törenine gitti diye yazan gazeteciler var.

Sonra niye dava açıyor? Tekzip yayınladım, basın konseyi üzerinden gönderdim. Düzeltmedi. Size PKK'lı dese dava açmaz mısınız? Keşke hukuk titiz davransa, evinin önünde gazetecileri dövbenlere cezasını çektirse. Bir partinin genel başkanına saldırıda adaleti işletse.

İmamoğlu, Nagehan Alçı'nın yönelttiği Nazlı Ilıcak kararları ve Selahattin Demirtaş'ın 6-7 Eylül olayları hakkında ise, "Bunlar bir programlık konu. Gündemle ilgili değil. Ben gazetecilerin özgürce görevlerini yapmalarını, bu ülkede fikir suçu olmaması gerektiğini düşünüyorum. İddianamelerini okumadım. Bilmediğim bir konuda hüküm vermemi istiyorsunuz? Fikir suçu olmayan bir Türkiye istiyorum. Özgürlüklerin kanun temelinde sağlıklı işlendiği bir Türkiye istiyorum. Siyasi iradenin konuştuğu, yargının iki gün sonra karar değiştirdiğ ibir ülke istemiyorum." dedi.

İmamoğlu’na yöneltilen sorular ve yanıtları şu şekilde:

Nagehan Alçı: Dersim Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu’na ciddi destek verdiniz. Kürt ve Alevi katliamı olan Dersim katliamı konusunda ne  düşünüyorsunuz?

Tarihle ilgili program yapın inanın 2-3 saat konuşurum. Arzu ederseniz ilerleyen günlerde, aylarda otururuz bu hususları görüşmemiz gerekiyorsa birkaç saat tartışırız. Bu işler 1 dakikalık cevaplarla cahil insanların eline fırsat vermek olur. Mesele İstanbul meselesi. Urfalı bir çocuğumuzun İstanbul’a gelip, çöplerden kağıt toplayıp, niçin çöp ayrıştırma makinasına kapılıp ölme meselesidir. Siz başka meselelerden gündem yaratmak olabilir. Benim gündemim Urfalı çocuğun meselesi. 3 milyon Kürt vatandaşımın gündemi adalet ve eşitlik istiyorum demesidir. Bana terörist demesin diyor. HDP’ye oy veriyorum bana niye terörist diyorlar diyor.

Didem Arslan: Oy farkı nasıl düştü sorusu merak ediliyor

Uydurma. Ne yazık ki. Üzülüyorum. Çok basit bir örnek vereceğim size. Hatırlayın, o gece 3 bin 870 oyla, “Kazandık, elimizdeki sağlam verilere göre kazandık” diyen bir aday var. Partililere kendisini alkışlattı. Kendi verilerine göre. Daha sonra hiç açıklamaladılar onu.

Biz hep temkinli davrandık. Ben 1 nisan gününün ilerleyen saatlerinde bir tahminde bulundum. Arkadaşlar bazı hatalar var biz de düzeltiyoruz. 17-18 bin civarı oyla kazanacağımızı düşünüyoruz. Yaklaşık 24 saat içinde 13 naklen yayın katılımı yaptım. Herhalde rekordur.

Bir sıralama yapalım sayın Binali Yıldırım’ın iddiası, “Seçimi kazandık”, saat 23.25.

1 Nisan saat 2.30 itibariyle biz farkın kapanmayacağını, ki daha girilmemiş sandıklar vardı, beyan ettik. Kazandıklarını ilan ettikleri 3 bin 870 sayısını beyan ettiler. Sonra saat 10 itibariyle, Sadi Güven, bütün ıslak imzalı tutanakların sisteme girildiğini hatta AA muhatabımız değildir diye cevap verdi. 27 bin 899 diye bir rakam açıkladı.

Maddi hataları düzeltiyoruz diye biz açıklama yapmışız. Bizim lehimize, AK Parti lehine. Bu düzeltmeler yapıldıktan sonra aradaki fark azaldı. 21 bin civarına indi. Burada bizim de oyumuz arttı, rakibimizin de oyu arttı. Bizde de onlarca sandık var, orada da onlarca sandık var.

Tüm sandıkların sürecine gelmeden önce geçersiz oyların sayılması karar verildi, bunlar da sayıldı. Burada da oy farkı oluştu, 6 ilçenin tamamının sayılması da yapıldı. Dediler ki sandıklara sondaj yapacağız 59 sandıkta bizim lehimize 13 oy çıktı. Tümünün sayılmasına ret kararı verdi seçim kurulu.

Hiçbir itirazın benimle ilgisi yok. O zaman Türkiye’deki her seçimi tekrar sayalım. İttifakın bir bölümü bir oyla bile seçim kazanılır derken, “Kardeşim 13-14 bin oyla seçim kazanılmaz” diye açıklamalar var, hatırlayın.

Burada yapılan istatistiki yanlış şu: Geçersiz oylarda hatalar olduğu ortada. Buradaki istatistikle, geçerli oyların istatistiki arasında ciddi bir fark var. 59 sandıkta artı 13 Ekrem İmamoğlu çıktı.

Geçersiz oylarda mührün basılacağı yere basılmamış. Bu, AK Parti’ye oy verenlerde çok olmuş, bize oy verenlerde daha az olmuş.

"Cumhurbaşkanı Olacak Mısınız" Sorusuna Yanıt

Nagehan Alçı: Çok kısa bir süre içinde Türkiye’ye kendinizi tanıttınız. Sabırla ve her şeyi tekrar tekrar anlatıyorsunuz. Sizinle ilgili yazılmış kitabı da okudum. Çok detay öğrendim. Eşiniz o kitapta diyor ki “sabrı başarısının en büyük sırrıdır” diyor. Beylikdüzü ilçe başkanı olduktan sonra Beylikdüzü belediye başkanı olmayı kafaya koyduğunuzu düşünüyorum. Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğunuzda da İBB Başkanı olmayı kafaya koydunuz. İlerde de Cumhurbaşkanlığına aday olacağınızı düşünüyorum.

Ben siyasi ideallerimi asla ve asla bir makam hırsı üzerinden yapmam. Şöyle bir farklılık var; 2009 yılında Beylikdüzü’nde belediye başkan adayı olmak istemiştim ama olmadı. 2009’da olmayınca partim bana ilçe başkanı olmam konusunda telkinde bulundu. Dolayısıyla zihinlerde, Ekrem bir sonraki seçimlerde Beylikdüzü belediye başkan adayı olur diye vardı. Asla ve asla kendi kariyerinizi çizdiğiniz an siyasette başarılı olma şansınız yok. Partime çok teşekkür ediyorum.

Mehmet Akif Ersoy: YSK ile ilgili doğrudur, iktidar partisinin yetkilileri seçim güvenliğiyle ilgili problem olmadığını söylediler. Herhalde en büyük eleştirilerin kaynağı da daha sonrasında bu oldu.

Güvence vermelerine rağmen bir şüphe içindeydik. Devletin yaptığı açıklamalardan dolayı, o açıklamalar üzerinde eksikler, müdahaleler olabileceğini. Devlet adamlığına davet ediyoruz, işinize odaklanın dedik, hala söylüyorum aynı şeyleri. YSK, bu ülkede seçim sürecine karar verecek merci. Neticede tavırlar, davranışlar, karar alma biçimleri, gerekçeler… YSK’yı dikkatle takip ediyoruz, doğru karar vereceklerine inanıyoruz dedim. Ben kişiselleştirmediğim gibi, hatta o sabah açıklama yaptığı için teşekkür ettim kendisine. Gazeteciye soru sorulmaz ama bu niye konuşulmadı?

Bu nasıl bir şey biliyor musunuz? 82 milyonun parasıyla maaşlarını alan insanlar sürece ihanet etti. Çok net yani.

Deniz Zeyrek: Genç bir delikanlı rakibinizin yanına sokuldu, o da “Çok basit, çaldılar” dedi. Ben de size başkanım neden yenileniyor diye sorsam, siz de bir kelimeyle bir şey söyleyebilir misiniz?

Hukuksuzluk yaptılar denebilir ama çaldılar denmez, “Hırsızlar” hiç denmez. Kime diyorsunuz? Hele hele bir caminin önünde, yanınızda Diyanet İşleri Başkanı’yla beraber “Hırsızlara bırakmayacağız” derken kime diyorsunuz? Cumhurbaşkanını ben 6 Mayıs’ta uğurladım. 5 gün sonra çaldılar denmeye başlandı. Ramazan ayınız mubarek olsun dedim. Sizin de mubarek olsun dedi. Ben olsam bir hırsız varsa karşımda elini tutmam.

Üzüldüğüm taraf şu; kardeşim 16 milyon İstanbullu mu çaldı, YSK mı çaldı, sandık kurulu üyeleri mi çaldı, kim çaldı?

Ben 16 milyon insan ve Türkiye demokrasi süreci mağdur diyorum. Binali Yıldırım’ın neden mağdur olduğunu bilmiyorum. Belki aday olduğu için mağdurdur bilmiyorum.

85 lira olan akbili ’40 lira yapacağım’ deyince ‘hesap kitap bilmiyorsunuz’ dediler, sonra ‘biz yaptık’ diye meydanlara düştüler.

Yaklaşık 600 binin üzerinde insan yardımda bulundu. Akbile 45 lira verip ‘kalan 40 lirayı size gönderiyorum’ diyenler var.

Nerina Azad
Bu haber toplam: 21753 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:15:31:55
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad
x