Heybet Akdoğan: Vatandaş Kürdler

Etnik ve kültürel farklılıklara eşitlik temelinde yaklaştığını iddia eden Türk ulus devleti, ulusçu hukuk normları üzerine inşa ettiği adalet sistemini bugüne kadar hem Kürtler üzerinde hem de diğer etnik topluluklar üstünde faşist kurallarla yasallaştırmıştır

03.07.2020, Cum - 09:48

Heybet Akdoğan: Vatandaş Kürdler
Haberi Paylaş

Ulus devletlerde vatandaşlık anlayışının hak ve hukuk konusunda eşitçi bir yapısının olduğunu savunan ulus devlet sistemleri, kendi sınırları içinde barındırdığı farklı etnik toplumlara uyguladığı dayatmacı yönetimle; eşitlik konusunu farklı etnik kökenli toplumlar nezdinde bir kez daha tartışma konusu yapmıştır. Ulus devletlerde, devlet-toplum ilişkilerinin 'sözde' eşit mesafeli ilkelere göre düzenlenmesi, ulus devletlerin modern ve demokratik bir işlev üstlendiklerine dair iddialarıdır. Birçok liberal düşünürlere göre bu şekilde oluşturulan vatandaşlık kavramı, insanların yerel seçme ve yönetilme tercihlerini vatandaşlık konumuyla belirlemektedir. Oysaki, olayın somut gerçekliğine baktığımızda, algılatılmak istenilenin böyle olmadığını, aksine ulus devlet modeli içinde yaşayan farklı toplumların vatandaşlık kisvesi altında sosyo-politik bir ayrıma tabi tutulduğunu görebilmekteyiz. Ki, ulus devlet modelinin karakteristik yapısından dolayı normal olan bu durum günümüz dünyasında toplumları bir uyanışa doğru yönlendirmektedir.

Etnik ve kültürel farklılıklara eşitlik temelinde yaklaştığını iddia eden Türk ulus devleti, ulusçu hukuk normları üzerine inşa ettiği adalet sistemini bugüne kadar hem Kürtler üzerinde hem de diğer etnik topluluklar üstünde faşist kurallarla yasallaştırmıştır. Türkiye Cumhuriyeti'nin ulusal hukuk üstünlüğü olarak resmileştirdiği hukukun gücü yaptırımı, Kürt ulusu için inkâr ve asimilasyonun normları olmuştur. Liberalizmin ideal anlayışı olan bu devlet hukuku, aynı zamanda Kürt ulusu sivil toplum kulvarında ötekileştiren özel bir devşirilmiş topluluk olarakta yeni bir boyutta evrimleştirmiştir. Bu yüzden Kürt halkı içinde bölgesel milliyetçiliğin ve ideolojik ayrışmaların yaşanması kaçınılmaz olan toplumsal parçalanmalar olarak gelişmeye devam etmektedir. Türkiye devleti içinde asimile ettirilmek için seçici politikalara tabi tutturulan Kürt ulusu, vatandaşlığa dayalı ulusal kamu hukukuyla ötekileştirilmek istenen etnik bir halktır. Etnik ve kültürel boyutta içi boşaltılmaya çalışılarak vatandaş kabul edilen Kürt ulusu, ulusal dayatma sergileyen TC devletinde, eşitlik ve özgürlük konusunda ne kadar haksızlıklara maruz kaldığı tartışmasız bir olgudur. Bu nedenle Kürt ulusunun etnik ve kültürel bağımsızlığını yaşayamadığı devlet içinde vatandaş olmaları, Kürt ulusuna ne gibi bir eşitlik ve ayrıcalık tanıyor bunun cevabını siz okuyuculara bırakıyorum.

Vatandaşlık gerçeği karşısında farklılık taleplerinin siyasal alana taşınması, Kürtler adına aciliyet gerektiren etnik bir sorumluluktur. Ulus devlet egemenliği içinde Türk milletiyle eşit bir şekilde kendi etnik aidiyetini ve özgürlüğünü yaşayamayan Kürt ulusunun, hukuksal olarak kendi temel haklarını kazanması için demokratik yollardan mücadele etmesi; kendi yok oluşunu engelleme adına ciddi bir eylemdir. Bugün vatandaş olarak egemen Türk ulusunun tahakkümü altında yaşayan Kürt ulusunun kendi varlığını anayasal bir güvence altına alması kadar doğal ve insani bir tavır olamaz.

Nerinaazad
Bu haber toplam: 5979 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:05:51:14
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad
x