Ali Babacan: Kürt meselesinin çözümü için yeni bir stratejiye ihtiyaç var

Yeni parti kuracağı uzun süredir konuşulan ve AKP'den istifa eden eski Başbakan yardımcısı Ali Babacan, uzun süre sonra ilk kez konuştu. Babacan, kurulacak olan parti için tarih de verdi.

10.09.2019, Sal - 09:02

Ali Babacan: Kürt meselesinin çözümü için yeni bir stratejiye ihtiyaç var
Haberi Paylaş

Kurucuları arasında yer aldığı AKP'den geçtiğimiz günlerde istifa eden eski Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, resmen kurulacağını duyurduğu yeni parti için tarih verdi. Babacan, 2020'den önce kurulacağını açıkladığı yeni partide 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün konumunun ne olacağına ilişkin soruya "Abdullah Bey Cumhurbaşkanlığı'ndan ayrıldıktan sonra aktif siyasette yer almayacağını kamuoyuna açıklamıştı. Tarafsız Cumhurbaşkanlığı konumundan sonra da bir siyasi parti çatısı altında olmayı doğru bulmuyor" yanıtını verdi.

AKP'den aklen ve kalben bir kopuş yaşadığını ifade eden Babacan, yeni parti kararının kişisel kırgınlıklar nedeniyle alınmadığını vurgulayarak "Şahsi kırgınlıklar söz konusu olsaydı partiyi 2003'te bırakırdım" şeklinde konuştu. Babacan, açıklamalarında milyonlarca kişi tarafından izlenen 'Susamam' şarkısına atıfta bulunarak "Biz de susamadık, karar verdik, çalışıyoruz" sözlerini kaydetti.

Babacan, AKP'den ihracı istenen eski Başbakan Ahmet Davutoğlu'yla birlikte hareket edip etmeyeceklerine ilişkin soruya, "Siyasetteki önceliklerimiz, izlediğimiz yöntem ve üslup oldukça farklı" yanıtını verirken, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle ilişkili düşüncelerini ise, "Referandum kampanyasında aktif görev almam istendi. Ben reddettim. Artısıyla eksisiyle değerlendirildiğinde, Türkiye için faydasından çok zararı olacağına inandım" şeklinde açıkladı.

Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik duruma da değinen Babacan, "Türkiye'nin aşamayacağı hiçbir sorun yok. Hele ekonomi en kolay kısmı. İki kere iki dörttür diyebildikten sonra, rasyonalite olduktan sonra çok kolay toparlanır. Ama diğer alanların üzerine çok yoğunlaşmamız gerekiyor. Toplumsal hasarı tamir etmemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı.

Mardin, Van ve Diyarbakır büyükşehir belediyelerine kayyum atanmasını "Seçilmişleri sadece bağımsız yargı görevden alabilir" sözleriyle eleştirirken Kürt meselesinin çözümünü için "yeniden üretilmiş bir stratejiye ihtiyaç olduğu" yorumunda bulundu.

Yıldıray Oğur ve Ahmet Taşgetiren'in sorularını yanıtlayan Ali Babacan'ın Karar'da yer alan açıklamalarının bir bölümü şöyle: 

“AK Parti’nin kuruluş döneminin şartları ile bugünün şartları çok farklı. Dolayısıyla bugünkü çalışmanın hem kaynaklandığı ortam hem de nihayetinde hedeflediği kitle 2001 şartlarına göre çok çok farklı. 2020 gelmeden çalışmalarımızı tüzel kişiliğe dönüştürerek ortaya çıkmayı düşünüyoruz.”

'Abdullah Gül Destek Veriyor'

Babacan Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu ile ilgili ise şunları söyledi:

“Abdullah Bey çalışmalarımıza destek veriyor. Bilgi ve tecrübelerinden istifade ediyoruz. Ama hukuki ve siyasi sorumluluk kimdeyse, nihai yetkinin de o insanların üzerinde olması gerekiyor. Ahmet Bey ilmine saygı duyduğumuz ve sevdiğimiz biri. Ancak siyasetteki önceliklerimiz, izlediğimiz yöntem ve üslup oldukça farklı.”

Babacan, ayrıca Kürt meselesiyle ilgili sorulara da cevap verdi.

“Siz kabinedeyken çözüm süreci vardı. Hatta sizin birlikte hareket ettiğiniz eski bakanlar da bu sürecin önemli aktörleriydi. Fakat bu süreç yürümedi. Ama Türkiye’nin hâla bir Kürt meselesi var. Bunun etrafında bir terör meselesi de var. Bu meseleye nasıl bakıyorsunuz?” sorusuna Babacan şöyle cevap verdi:

“Öncelikle devletin tüm vatandaşlarına aynı yakınlıkta olması temel bir ilke. Bunu ne kadar vurgulasak az. Her kimlik bu ülkenin asli unsurudur. Aksi halde aidiyet hissi oluşturamazsınız. Devlet tüm kimliklere saygı göstermek zorundadır. Her bir vatandaşımız, zaten doğal hakkı olan özgürlüklerini doyasıya yaşamalı. Haklar ve özgürlükler devletin vereceği alacağı bir konu olmamalı. Hakları ve özgürlükleri oylatamazsınız. Bu konularda ciddi sorunlar var.

Türkiye’nin bir hak ve özgürlük sorunu var, bunu öncelikle kabul etmek gerekiyor. Aynı zamanda Türkiye’de bölgeler arası gelişmişlik farkı var. Toplum kesimleri arasında sosyoekonomik farklar büyük. Toplumsal hafızada derin yaralar var. Duygusal kopuşlar var. Sertlik politikalarıyla bunların çözülmesi mümkün değil. Vicdanlı olmak lazım.

Öte yandan, ülkemizin büyük bir terör sorunu var. Terör sorununun çözümü için güvenlik tedbirleri şart. Burada taviz asla söz konusu olamaz. Karşınızda silahlı bir örgüt varsa, devletin de güvenlik enstrümanları vardır. Ancak sadece güvenlik tedbirleriyle terör sorununun çözülemeyeceğini bilmemiz lazım. Hem bizim yakın geçmişimiz hem de dünya örnekleri bize bunu söylüyor.

Biz yıllarca şunu yaptık: ‘Türkiye’de hem özgürlükleri ilerletiyoruz, hem de Türkiye’nin güvenlik konumunu güçlendiriyoruz ve bunu eşzamanlı yapıyoruz. Özgürlüklerle güvenlik arasında bir denge kurmak zorunda değiliz’ dedik. Ve bununla yıllarca iftihar ettik. Her iki alanda birden ilerledik Türkiye’de. Sorunların daha fazla demokrasiyle çözüleceğine inandık ve bunu da gerçekleştirdik.

Yapmamız gereken o ruhu yeniden yakalamak. Bu konuda da yeniden düşünülmüş stratejilere ihtiyaç var. Burada iyi bir strateji çalışmasına ihtiyaç var. Kürt sorunu şu anda bizim en önemli çalışma alanlarımızdan biri.

'Sorunların Varlığını Kabul Etmek Lazım'

“Kürt vatandaşlarımızın sorunlarından kaçamayız” diyen Babacan başka bir soruyu şöyle yanıtladı:

“Öncelikle Türkiye’de büyük bir terör sorunu olduğunu, bir özgürlük sorunu olduğunu, bir hukuk sorunu olduğunu, bir demokrasi sorunu olduğunu, bir ekonomi sorunu olduğunu kabul etmemiz lazım.

Sorunları çözmek için önce o sorunların varlığını kabul etmek lazım. Sorunları inkar ettiğinizde çözüme nereden başlayabilirsiniz ki? Bizim Kürt vatandaşlarımızın da Alevi vatandaşlarımızın da başka farklı grupların da sorunları var. Bunlardan kaçamayız. Samimi bir çabayla bu sorunların üzerine gitmemiz gerekiyor.”

Kayyum Değerlendirmesi

HDP’nin Diyarbakır, Mardin ve Van büyükşehir belediyelerine yapılan kayyum atamalarıyla ilgili soruya Babacan, “Seçilmişleri sadece bağımsız yargı görevden alabilir” diyerek şöyle yanıt verdi:

“Bu konuda eğer sadece yazılı kanun metinlerine bakarsanız farklı bir değerlendirme yapabilirsiniz ama bir de çok önemli demokratik prensipler var: Seçilmiş bir insanı görevinden alabilecek bir gücün sadece ve sadece hukuktan güç alan bağımsız yargıda olması lazım. Çünkü halkın iradesi demokrasilerdeki en önemli güç. Seçilmiş bir insandan bahsediyorsunuz. Seçilmiş bir insan orada sadece bir fert değil. Onun arkasında ona oy veren bazen on binler, bazen yüzbinler bazen milyonlar var. Seçmenin iradesine saygı göstermek gerekiyor. Aksi takdirde demokrasinin tam da özüne zarar vermiş oluyorsunuz. Halkın iradesini dengeleyebilecek güç ancak bağımsız yargı olabilir. Yoksa vicdanlarda derin yaralar açılır. Bir de burada tabi güvenilir ve bağımsız bir yargı gerekiyor. Demokrasi önemli ama hukuk da çok önemli. Demokrasilerde hukuku göz ardı ederseniz, demokrasi bir süre sonra otokrasiye dönüşebilir.”

 

Nerina Azad
Bu haber toplam: 9052 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:14:09:19
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad
x