Üç Kürt şehrinde hesaplaşma: HDP mi, Kayyım politikası mı?

2011 yılı milletvekili genel seçimlerinde yüzde 10 gibi yüksek seçim barajı nedeniyle bağımsız milletvekili adayları olarak seçime katılıp kazanan HDP milletvekilleri (o dönemde partinin adı Barış ve Demokrasi Partisi’ydi), illerinde kayıtlı her dört seçmenden ikisinin oyunu alarak bunu gerçekleştirdi. Hem de illerde birden çok milletvekili seçilmesini ve Meclis’te parti grubu oluşturmayı mümkün kılarak.

24.03.2019, Paz - 13:22

Üç Kürt şehrinde hesaplaşma: HDP mi, Kayyım politikası mı?
Haberi Paylaş

6360 Sayılı Büyükşehirler Yasası, 2014’de, nüfusu 750 bini aşan Diyarbakır, Mardin ve Van’ı 30 büyükşehir arasına kattı. 2014 yerel yönetim seçimlerinde BDP’nin adayı olarak Gülten Kışanak seçmenlerin yüzde 43’ünün oyunu alıp, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı oldu. Ahmet Türk bağımsız aday olarak kayıtlı seçmenlerin yüzde 42,1’inin oyuyla Mardin Büyükşehir belediye başkanı olurken, Bekir Kaya da BDP adayı olarak seçmenin yüzde 41,5’i tarafından desteklenerek Van Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi. 

Ne var ki; bu üç büyükşehir belediye başkanı seçilmelerinden -yaklaşık- iki buçuk yıl sonra, kendilerine “ne istediniz de vermedik?” diye seslenilen Fetullahçıların 15 Temmuz Askeri Darbe Girişimi sonrası ilân edilen olağanüstü hal kapsamında görevlerinden alınarak, yerlerine Cumali Atilla, Mustafa Yaman, Mehmet E. Bilmez kayyum atandı.

Şimdi 31 Mart 2019’da tüm diğer büyükşehirlerde olduğu gibi yeniden Diyarbakır, Mardin ve Van’da beş yıl için, yeni büyükşehir belediye başkanları seçilecek. Tıpkı 30 Mart 2014’te olduğu gibi. Merak edilen, seçimleri kimin kazanacağı ve olağan ortamda seçilen bu belediye başkanlarının görevlerinde kaç yıl kalabilecekleri?

Kayyum alanı odağı: Diyarbakır

Diyarbakır’da 2011 yılı milletvekili genel seçimlerinde her dört seçmenden biri AKP’ye oy verirken, biri de seçimde oy kullanmıyor. Dört seçmenin diğer ikisi ise, Meclis’e girebilmek için bağımsız aday olan HDP’lilere oy vermiş. Sonuç olarak 2011 seçimlerinde Diyarbakır’da sadece iki parti öne çıkıyor: HDP ve AKP.

HDP toplam kayıtlı seçmenlerin yüzde 48,2’sinin oyunu alırken AKP yüzde 25,1’inin oyunu alabilmiş. Seçmenlerin yüzde 21,8’i ise ya sandık başına gidip oy kullanmamış ya da geçersiz oy kullanmış. Seçmenlerin yüzde 4,9’u da, CHP / MHP dâhil seçime katılan tüm diğer partilere oy vermişler. Sonuç olarak Diyarbakır seçmenleri 2011 seçimlerinde üç ana gruba bölünmüş görünüyor; HDP’yi destekleyenler (% 48,2), AKP yanlıları (yüzde 25,1) ve seçmeyenler (yüzde 21,8).

Bu üçlü siyasal yapı, 2014 seçimlerinde açık ara farkla HDP adayının büyükşehir belediye başkanı olmasını sağlıyor. Ama süreç devam edip 2018 seçimlerine uzanıp 2019 yerel yönetim seçimleri öncesinde, tablodaki dağılımı yansıtarak, 2011’e göre daha da büyüyen bir farklılaşma ortaya çıkarıyor.

2011 seçimlerinden 2018 seçimlerine AKP, hem de Cumhur İttifakı olarak (içinde 1 puanlık MHP’de var) kayıtlı seçmenlerin yüzde 25,1’inden yüzde 17,5’ine geriliyor. Seçmeyenler de yüzde 21,8’den yüzde 19,4’e düşerken, diğer parti seçmenleri oranı ise artıyor; yüzde 4,8’den yüzde 9,1’e. Bu artışta en büyük pay 2018 seçimlerinde bağımsızlara (HDP bu seçime parti olarak katıldığı için) verilen 3 puanlık seçmen desteğinden geliyor.

2018 seçimlerinde Diyarbakır’ın orta üst ve daha üst statülü mahallelerinde oturan kayıtlı seçmenlerin yüzde 25’i içinden 4,8 puanı Cumhur İttifakı’na, 13,3 puanlık kesimi de HDP’ye oy verirken; orta ve orta alt mahalllelerde yerleşik yüzde 50,9’luk seçmen kitlesinin 8,3 puanı Cumhur İttifakı’na, 28,4 puanlık ana kitlesi ise HDP’yi destekliyor. Alt ve en alt statülü mahallelerin Diyarbakır’da ağırlığı yüzde 24,1 ve bu kesimdeki HDP’liler de 12,3 puanlık bir büyüklükle öne çıkarken, Cumhur İttifakı’nın bu kesim içindeki desteği ise 4,4 puan düzeyinde.

Zaman ve mekâna bağlı olarak ortaya çıkan seçmen yönelişlerinin dağılım örüntüsü AKP-Cumhur İttifakı aleyhine ve HDP lehine olan yapısıyla, görünüm olarak, 2019 seçimlerinde ‘Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı HDP kazanacak’ garantisi veriyor. Ama bir başka söylem de; kutuplaşma öğelerinden biri olarak belediye kayyumu Cumali Atilla’nın, Cumhur İttifakı’nın Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkan Adayı yapılması ile verilen mesaj seçimi tartışmaya açarken, ‘ya sen seç, ya da biz atayalım’(!) anlamına gelmiyor mu?

Bir başka hesaplaşma: Mardin

Mardin’de 2011 seçimlerinin birinci partisi, milletvekilliği adaylıklarını bağımsız koyup seçilen HDP (yüzde 49,1), ikinci partisi AKP (yüzde 25,9), üçüncüsü ise seçmenlerin yüzde 19,3’lük kesimince oluşturulan seçmeyenler, yani seçimde oy kullanmayanlarla seçimde kullandığı oy geçersiz sayılanlardan oluşuyor. Geri kalan (yüzde 5,3) seçmenler ise, içinde CHP ve MHP’nin de bulunduğu çeşitli partilere oy veren heterojen bir grubu oluşturuyor.

2014 yerel yönetim seçimlerine bu ön dağılımla giren Mardin’de, Ahmet Türk,büyükşehir belediye başkanlığını kayıtlı seçmenlerin yüzde 42,1’inin oyuyla, bağımsız olarak kazanıyor. Ancak 2016’nın Kasım’ında Fetullahçı darbe girişimi nedeniyle konan olağanüstü hal uygulamasıyla, Ahmet Türk büyükşehir belediye başkanlığı görevinden alınıp, yerine kayyum atanıyor. Ve şimdi, 31 Mart 2019 yerel yönetim seçimlerinde aynı Ahmet Türk yine Mardin’de ve bağımsız olarak büyükşehir belediye başkanlığı için adaylığını bir kez daha ilân ediyor. Ayrıca Ahmet Türk’ün adaylık başvurusu önünde hukuki bir engel yok ve YSK tarafından bu adaylık da onanmış durumda.

2019 yerel yönetim seçimlerine giderken 2018 milletvekili seçimi sonuçlarına bakarak 2011-2014 yönsemesine benzer bir örüntünün ortaya çıkaracağı sonuca bakılabilir.

2011’in AKP’sinin yerine bu kez Cumhur İttifakı geçiyor ve bu ittifakın 2018’deki oyu da bir önceki orana çok yakın, yüzde 26,3. Aynı şekilde HDP’nin oyu da neredeyse 2011 seçinmlerinin sonucuyla aynı, yüzde 49,5. Seçmeyenler önceki seçime göre 1,1 puan azalırken, diğer parti seçmenlerinde küçük bir artış gözleniyor. Hem de MHP oyları diğer partiler kesiminden Cumhur İttifakı’na kaydırılmış olmasına karşın. Bu da, AKP’nin 2018’de, 2011’e göre az da olsa oy kaybına uğradığını gösteriyor. Ama oy oranlarında ortaya çıkan değişme, bir farklılaşma ortaya çıkmıyor, denebilecek kadar az. Demek ki yaşanan süreç Mardin seçmenlerinde hem AKP’liler, hem de HDP’liler için bir değişme, yönelişlerinde bir farklılaşma yaratmamış.

Deprem sonrası değişimiyle: Van

Van’da bağımsız adaylarla 2011 milletvekili seçimlerine katılan o günün BDP, bu günün HDP’lileri kayıtlı seçmenlerin yüzde 38,5’inin oyunu alırken, AKP’nin oy oranı yüzde 31,3 olarak gerçekleşti ve üçüncü büyük grup olarak seçmeyenler ise yüzde 22,2’lik bir büyüklüğe eriştiler. Geriye tüm diğer partiler için (CHP’den MHP’ye, Saadet’e ve diğer partilere) yüzde 7’lik pay kaldı. Ortaya çıkan bu dağılım yaşanan deprem sonrası önce dışa, ardından içe yönelen göçle yeniden şekillendi. 2014 yerel yönetim seçimlerinde 6360 sayılı yasayla büyükşehirler kapsamına alınan Van’da ilk büyükşehir belediye başkanlığını BDP’nin adayı Bekir Kaya tüm seçmenlerin yüzde 41,5’inin oyunu alarak kazandı. 

Ancak Kaya görev süresinin ortasında, OHAL döneminde, görevinden alınarak yerine kayyum atandı. Dolayısıyla 31 Mart 2019 seçimlerinde Van’da yapılacak büyükşehir belediye başkanlığı seçimleri iki şeyin; hem 24 Haziran 2018 seçimi sonuçlarının, hem de belediye başkanının yerine kayyum atanması etkilerinin testi biçiminde olacak.

Sezgin Tüzün / BirGün
Bu haber toplam: 12060 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:07:30:28
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad
x