'Kürtler, kayyum meselesini BM'ye taşıyabilir'

Üç Kürt belediyesine yapılan kayyım darbesi üçüncü haftasına girdi. AK Parti, Erdoğan ve Süleyman Soylu’nun ağzından dökülen “gerekçeleri”, ki bunlar hukuken gerekçe olamayacak kadar maddi delillerden yoksun iddilar, kayyumlara herhangi bir meşruiyet ve hukukilik zemini yaratamadı.

05.09.2019, Per - 14:00

'Kürtler, kayyum meselesini BM'ye taşıyabilir'
Haberi Paylaş

Bölgede yaşayan, gerek HDP’yi seçmiş gerekse AKP’ye oy vermiş Kürtlerin bu durumdan hiç de hoşnut olmadığı, seçilmişlere ve sandık iradesine hukuk dışı bir müdahalenin olduğu yönünde görüş ağırlık kazandı. Rawest Araştırma Şirketi’nin 26-30 Agustos tarihinde yaptığı bir saha araştırması da bölgede yaşayan halkın dörte üçünün kayyımlara karşı olduğunu ortaya koydu.

En başından hukukiliği ve meşruiyeti oldukça tartışmalı olan kayyımlar, AKP’nin medya, siyaset ve bürokrasi kanallarından gelen açıklamalarla zaten olmayan meşruiyet zeminin kaymasına da oldukça yardımcı oldu. Nasıl olmasın ki, yapılan açıklamalarda aklın sınırları artık ortadan kaybolmuş, boşlukta dolanan ve anlamını yitirmiş kuru gürültüye dönüşmüştü bu açıklamalar. 

“Kürtler zaten kayyım atanması için HDP’ye oy verdi” diyen akıl da, “Kürtler, cahil olduğu için HDP’ye oy verdi” diyen “Kürtlerin yüzü yeniden gülmeye başladı” diyen akıl da kayyımı savundu. “Halkın parasını PKK’ye, Kandil’e gönderiyorlar” diyen de Cumhurbaşkanı Erdoğan oldu, fakat herhangi bir ispat sunamadı. Bu iddialara bakınca insanın ya kendi aklından şüphe etmesi ya da iddia sahiplerinin aklından şüphe etmesi gerekirdi ki, akıl, fikir ve tefekkür etme imkanına sahip vatandaş birincisini tercih etti ve kayyım atamalarını desteklemedi.

AKP’nin kayyımlara toplumsal desteği yakalayamamasında sadece AKP cephesinden gelen akıl dışı açıklamalar ve hukuksuzluk belirleyici olmadı. HDP’nin yürüttüğü mücadele, hukuksuzluğun görünür kılınmasında daha etkili oldu. Şimdiye kadar HDP, üç temel mücadele stratejisi ile bu hukuksuzluğa karşı durdu. 

İlki sivil direniş eylemleri. HDP milletvekilleri de dahil olmak üzere görevlerinden alınan belediye başkanları ve halk ile yürütülen oturma eylemleri, ışık söndürme eylemleri ve ses çıkarma eylemleri. Tüm bu eylemlere polis orantısız saldırarak, gazla, copla, panzerle demokratik protesto hakkını engellemeye çalışsa da insanlar iradem dediği oyuna, belediyesine ve seçilmiş başkanına sahip çıkmayı sürdürüyor. Bu eylemlerin barışçıl ve demokratik sınırın dışına taşmaması, örneğin CHP’nin de desteğini kazanmaya yol açan bir etken. Ekrem İmamoğlu’nun Diyarbakır’da yaptığı dayanışma ziyareti de eylemlerin demokratik ve barışçıl olması ile yakından ilişkili. 

Ahval
Bu haber toplam: 4031 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:23:48:22
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad
x