Yusuf Ziya Döger: Sömürgeci ve Sömürülen İlişkisi

Sömürgeci ve Sömürülen İlişkisi

Sömürgesi altında yaşadıkları toplumda özgür oldukları vehmine kapılan sömürülenler kendilerini ve ideolojik tutumlarını insanlığın kurtuluş reçetesi olarak görürler. Bu yolun diğer insanların da özgürlük yolu olacağına o kadar inanırlar ki kendi hallerine dönüp baktıklarında bile çelişkilerini göremez hale gelirler.

Yusuf Ziya Döger

05.12.2015, Cts | 21:46

Sömürgeci ve Sömürülen İlişkisi
Makaleyi Paylaş

Sömürge toplumlarında, zihinsel anlayış olarak sömürgeciler tarafından yetiştirilen bireyler kendi öz benlikleri yerine sömürgecinin istediği veriler üzerinden şekillendirilirler. Sömürgeci onları, zihinsel kodlarına kendileri hakkında negatif algılar/anlayışlar yerleştirerek kendilerinden ve tarihsel benliklerinden nefret etmelerini sağlayan anlayışla biçimlendirir. Sömürülen birey kendisini ve geçmişini bilmemek –hatta karalamak- üzere bilinçli bir anlayışla biçimlendirilir.

Böyle şekillendirilen birey kendi tarihsel geçmişini karalarken sömürgecisinin hikâyeye dayalı tarihini kendisi için şanlı geçmiş olarak kabul eder. Sömürgeci de sömürülenin bu durumun farkına varmaması için azami çaba gösterir. Bu nedenle sömürge güç, sömürdüklerinin zihinsel olarak kendine –kendi farkına varmaması- dönüş yapmaması için denetiminde tuttuğu ideolojik düşüncelerle ilgilenmesine kapı aralar. Zihinsel –İdeolojik- kısır döngüye kapılan sömürülen birey artık kendi olumsuz durumunu görme yerine kendisini 'insanlığın kurtuluşunu sağlayacak Mesih' olarak görmeye başlar.

İnsanlık tarihi içerisinde, toplumlarının veya insanlığın kurtuluşunu İdeolojilerin egemen olması koşuluna bağlayan düşüncelerin taban bulduğu en önemli yerler sömürülen toplumlardır.  Bu toplumlarda sömürülenler aslında bir şeylerin yanlış gittiğini görmektedirler ancak yanlışı tespit etmede yanılgı içine düştükleri için o yanlışı düzeltme adına ideolojiyi kurtuluş vesilesi olarak görürler. Söz konusu bu kurtuluş reçetesinin, sömürülen toplumun maddi ve manevi anlamda özüne –kendi değerlerine- ait olmayan veriler barındırdığının da asla farkına varamazlar.

Sömürgesi altında yaşadıkları toplumda özgür oldukları vehmine kapılan sömürülenler kendilerini ve ideolojik tutumlarını insanlığın kurtuluş reçetesi olarak görürler. Bu yolun diğer insanların da özgürlük yolu olacağına o kadar inanırlar ki kendi hallerine dönüp baktıklarında bile çelişkilerini göremez hale gelirler. Zihinsel deforme ile vardıkları bu noktada yanlış gidişatı doğru tespit edemediklerinden sömürgecisine bile akıl satmaya başlarlar. Onun adil olmayan düzeninin nasıl adil olacağını teorize etmekle meşgul olurlar. Artık kendilerini 'sömürgeci düzeni adil hale getirecek olan güç' oldukları vehmine kaptırmıştırlar.

Sömürgeci ise bu yaklaşımı toptan dışlama yerine 'henüz zamanı olmadığı' kanaatini sömürülene aşılamaya çalışır. Sömürülen kendisine aralanmış kapının –ideolojik bakış reçetesinin- henüz kıvama gelmediğini düşünerek daha çok çalışması gerektiği inancına kaptırılır. Böylece zihinsel cendereye alınan sömürülenler, ideolojilerine hümanist kisve giydirerek sömürgecilerine hedefe biraz daha yaklaştıklarını iletme derdine düşerler. Bunu ispatlamak için de kendi toplumlarının tarihsel derinliğe sahip dinamiklerini bir kenara iterek, sömürgecinin de istediği bir formatta yaklaşımlar sergilemeye başlarlar.

Sömürgeci bu durumdan memnundur ama sömürülene yönelik güven sorunu yaşamaktadır. Söz konusu güven problemi sömürülenin ideolojik bakışından değil doğrudan doğruya aidiyeti ile alakalıdır. Ancak sömürgeci sömürülenin bunun farkına varmaması için de azami gayret sarf eder. Çünkü sömürülenin durumun farkına bir şekilde varması halinde önü alınması mümkün olmayan toplumsal dalgaya yol açacağını bilmektedir. Öyleyse ona, gittiği yolun doğru olduğunu da vehm etmek zorundadır. Bu zorunluluk gereği ona alkış tutmaya başlar ki bu aslında sömürgecinin içeride karşı karşıya olduğu diğer sorunlarını çözmek için zamana ihtiyaç duymakta olduğunun da göstergesidir.

Sömürgeci bu zamanı kazanmak adına sömürülenlerin aynı zamanda zihinsel ayrışmaya tabi tutulması için de azami gayret sarf eder. Onların kendi içlerinde tarihsel derinliğe dayalı dinamiklerle çözümledikleri farklılıklarını gün yüzüne çıkartarak toplumsal dalgaya dönüşmelerini engelleme çabasına girer. Bu farklılıkları derinleştirmek adına ihaleye hazır olan sömürülenler kendilerine kapı aralandığı vehmiyle toplumsal tabanlarında karşılığı olmayan farklılıkları öne çıkartmak adına hazır kıtalara dönüşürler. Bu noktada ideolojik bakış farklılıklarını milli ve ulusal kisvelerle ortaya koyarak halkın da benzeri bir zihinsel deformasyona uğraması için 'biz de varız', derler.

Köşe başlarını tutmakla görevli bu sömürülenler amaçlarını mili ve ulusal kaderin çizilmesi olarak lanse etmeye çalışırlar. Sömürgecinin buradan amaçladığı asıl şey ise zaman kazanarak sömürülenler arasında gerçek anlamda milli ve ulusal çizgiye yaklaşanları tespit etmek ve önlemlerini buna göre uyarlamaktır. Ancak köşe başlarını tutanlar içeriden yükselen seslere kulak vermedikleri için sorunu sadece köşelerine yöneltilmiş tehdit olarak algılayıp onu kaptırmamak için uğraşırlar. Çünkü onlar için köşeleri ulusal ve milli kaderden daha değerlidir. Oysa köşelerinin, kendilerini köşeye sıkışmaktan başka bir işlev görmediğini de göremezler.

Sonuç:

Sömürülen bir toplum olan Kürdler adına köşe başlarını tutanlar kendilerini halkına –Kürd halkına- bulunmaz Hint kumaşı olarak lanse ederek kurtuluş reçetesinin ancak kendi bakışlarıyla mümkün olacağını empoze etmekle meşgul olurlar.

Kürd halkı bu sömürgeci ve sömürülen oyununun farkına vardığında tünelin ucundaki ışığı görecektir ama önce köşe başlarını tutmuş olan soğuk savaş döneminin ideolojik kırıntılarından kurtulmak zorundadır. Bunun için milli ve ulusal değerleri üstün tutan genç ve fedakâr kesimin devreye girmesi mutlak zorunluluktur. Ancak 'köşelerden bağımsız olmaları şartı' olmazsa olmaz koşuldur.

Canını ve makamını Kürd halkından ve Kürdistan toprağından değerli gören bu köşe başlarını tutanların tümünden kurtulmak bir zorunluluktur. Ancak bu, onların tecrübelerini çöpe atmak anlamına gelmemelidir. Onların tecrübelerinden ders çıkartmak gerekir.

Tarih bilgisi ve tarih bilinci -ulusal ruhun dinamiklerinde yer alan- doğru veriler üzerinden şekillenmemiş bireylerin veya anlayışların olup biteni doğru biçimde kavraması mümkün görünmemektedir. Ulusal çıkarlarını ideolojik çıkarlarının gerisine koyan birey veya anlayışın doğru tespitler yapması da doğal olarak zordur. Rojane mantığı ile eleştiriyi 'böğre saplanması gereken ok' olarak görüp yaptıklarının -tasarladıklarının- farkında olmaları da elbette zordur. Eleştiri yapmak insani ve ulusal bir haktır. Ama eleştiri adı altında ötekileştirme mantığıyla hareket etmek de insani ve ulusal bir suçtur.

Hadi gelin bizlere uygulanmakta olan tüm bu similasyonları (İdeolojik ve düşünsel değerleri) bir tarafa bırakarak aramızda ortak olan iki kelime  -Kürd ve Kürdistan- üzerinde ahidleşelim.

Bu makale toplam: 7568 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:18:57:13
1 Yorum
Nerina Azad

Yusuf Ziya Döger

Yazarın Önceki Yazıları

İsmail Beşikci’nin Sosyolojik Yanılgısı Türkiye Seçimlerinin Kilidi Kürdler Kürdler ve 24 Haziran Seçimi Neden Demirtaş ama HDP değil? Şeyh Said Kıyamında ve sonrasında neden Kırdlar/Zazalar hedef alındı - 2 Şeyh Said Kıyamında ve sonrasında neden Kırdlar/Zazalar hedef alındı - 1 HDP Kongresinin Düşündürdükleri Şeytanın İşbirlikçilerine Ölüm… Kürdler Sosyolojilerine Yenildiler, Asla Düşmanlarına yenilmediler Batı Karşısında Çöküş, Öze Dönüş Çabaları ve Kudüs Meselesi Ruhumuzu Uyandıran Kerküklü Çocuk Alansal Egemenlik ve Felaket Senaryolarının Yazarlarıi Alansal Egemenlik ve Felaket Senaryolarının Yazarları Hewler Mitingi ve Arka Plan Mesajları Zihinsel Birlikteliğin Yolu: Güney Kürdistan Referandum Umarız Tarih Tekerrür Etmez Kürdlerin Sömürgecileri Başarılı, Kürdler İse Başarısızdır Kürdler Nereye Koşuyor? Bingöl ve Seçimlerdeki Tututmu - II Bingöl ve Seçimlerdeki Tutumu Kuzey Kürd Siyasetinde 'Vicdan Testi' Kürdler Hem Sağdan Hem de Soldan Eritildi Kürdler ve Referandum Devşirmelerin İşlevi/fonksiyonu Yakarak Öldürme (Katletme) Mantıksal Şaşılık Kürdler Birlik mi Olmalı, Yoksa Ortaklaşmalı mı? Yönetici Erdemli olmayınca… Kürd Gençliğinin Rol Modeli Dr Süleyman Ermeniler ve Kürdler Neden Kaybetiler? (III) Ermeniler ve Kürdler neden kaybettiler? (II) Ermeniler ve Kürdler neden kaybettiler? (I) Kürd Toplumsal Dinamiğinin Çökertilmesi -II- Kürdistan'da Türk Bayrağıyla Yapılan Yürüyüşler Kürd Toplumsal Dinamiklerinin Çökertilmesi İtibarsızlaştırmanın Psikolojisi Kürdler Egemenlik Mi Vatandaşlık Mı İstemeli? Türkiye İslamcılığı Neyi Amaçlıyor? Kürd Orta Sınıfının Çökertilmesi Erdemlilik Olmadan Olmaz Doğu ve Batı Ayrımı Karşısında Kürdlerin Özgünlüğü Türkiye İslamcılığının Riyakârlığı Kurdlerde Hukuk ve Hakkı Üstün Kılma Sykes Picot’çu Türkiye İslamcılığı Türkiye İslamcılarının Kürdü Olmak Siyasette İttihatçı Mantıkla İtibarsızlaştırma Çabası İstilacı Bozkır Türkleri ve Varlığını Koruyan Kürdler Kürdistan’daki Çatışmalı Ortam Neyi Amaçlamaktadır? İslam - İslamcılık İslamcıların Yanılgısı Dört Ayaklı Minare Önünde Ansızın Gelen Ölüm! Ümmeti Bölen! “Kürd ve Kürdistan” Meşruiyet Dayanağı ve Kürdler Kürdlerin Haklı Mücadelesini İtibarsızlaştırma Arayışı Sömürgecinin Amacı Zihinsel Benzetme ve Aldatmadır - II Sömürgecinin Görevi, Aldatma ve Zihinsel Benzetmedir Kabristanımız Varsa Bilin ki Orası Bizim Vatanımızdır DAİŞ saldırılarında Şengal'de neler oldu? Şengal'in bilinmeyenleri... Toplumsal Anomi ve Yeni Arayış Seni Başkan Yapacağız, Karşılığı 'Federal Sistem' Militarist Devletler ve Kürdistan’ın Doğum Sancısı Kürdlerde Sosyal Genetiğin Psikolojik Bağlılığa Dönüşmesi Arayıştaki Kent, Bingöl Ortadoğu’da Reddi Miras Geleneği ve Talan Ekonomisi 7 Haziran’ı Doğru Okumak Kürdistan'da Seçime Kan Sıçratıldı Kürdlerin Egemenlik Anlayışı Allah, Yasin Aktay’ın dediğinin aksini söyler. Siyasetin Doğası ve Rasyonel Davranış Kürdistan Mefküresi ve Siyasi Aktörler (İslamcı Cenah) -2 Kürdistan Mefkûresi ve Siyasi Aktörler -1- Yokoluşu Engellemek!... İttihatçılığa Teslim Edilen Kürd Yapıları Kürdler Nasıl Eritildi Siyaset ve Düşüncede Etik Temsiliyet Sorunu ve Ortadoğu Kürdleri Sessizce Sağdan Eritmek - II Gedik Onarılmamalı, Bilakis Büyütülmeli Kürdleri Sessizce Sağdan Eritmek Hikmet Arayışında Fıtrat ve İrade Etkileşimi Hakikat Tek Olan Değildir, Tek Olan İblisçiliktir Kimliksel Varoluş ve Devletleşme Zorunluluğu Bariyere Dönüşen Öz Sosyal Genetik ve Kürd Siyaseti Duisburg Paneli Azadi Hareketinin Çözüm Önerileri Kürdistan Hakikatini İnşa Et Harekei / AZADÎ Bakur / Türkiye Kürdistan'ından Peşmerge Geçti Kürdler İçin Birlik Değil Birliktelik Anlamlıdır. Akil Adamlar Tiyatrosu Yeniden Sahne Aldı Kürdler Saha Eğemenliğine Oynamamalı Kürtlerin ayak bağı / PKK ve Hizbullah gerginliği Eylem Düşünceyi Şekillendirir. Hareketa Azadinin Rotası Ulus Devlet Mantığı ve Kürdistan Sorunu Kürd Ulusal Mücadelesinde ŞUŞAR TOPLANTISI Kürd Müslümanların Yüzyıllık Serüveni İnsanlığın Turnusol Kağıdı: FİLİSTİN - II Hakkâri’de(Cölemerg) Ne Oldu Ki İnsanlığın Turnusol Kâğıdı: FİLİSTİN Hatip Dicle Ne Dedi ki… Hamidiye Alayları / Devlet Aklının Zorunlu Yapıları Ümmetçi/İslamcı Kürdlerin Zihinsel Bakışı Kürdler “Öğrenilmiş Çaresizliğe” Mahkum Değildir. Birlikteliğe Evet, Ama Nasıl Olacak Evrensel değer mi, İdeolojik körlük mü? Tarihi nasıl okuyalım / Resmi ve yerel tarih Demokratik İslam Kongresi Kürd Hareketindeki Değişimi Nasıl Etkileyecek HDP Türklerle Kardeşlik Ya Kürdlerle... Hamidiye Alayları ve Şeyx Seid Harekatı - II
x