Yusuf Ziya Döger: Hakikat Tek Olan Değildir, Tek Olan İblisçiliktir

Hakikat Tek Olan Değildir, Tek Olan İblisçiliktir

Karşıtlık üzerinden kendisini konumlandıran her türlü düşünce ve anlayış doğal olarak kendisine yönelik sosyal yaşamda düşman algısı yaratarak var olmaya çalışır.

Yusuf Ziya Döger

09.01.2015, Cum | 23:47

Hakikat Tek Olan Değildir, Tek Olan İblisçiliktir
Makaleyi Paylaş
İnsanlık tarihi; bireyin dinsel ve felsefi anlayışlarla kendisini, toplumu ve evreni anlama çabasına dayalı düşünsel üretimin toplamı olarak ifade edilebilir. Her anlayışın bunlara yönelik farklı okuma biçimlerine dayanan kavrayışlar üreterek bu kavrayış biçimlerine uygun toplum tasavvuru oluşturmaya çalıştığına şahitlik etmekteyiz.

Toplum tasavvurlarının temelde sosyal yaşama biçim verme üzerine bina edilmeye çalışıldığı ise her insan tarafından kolaylık anlaşılabilir. Ancak şunu dikkatten kaçırmamak gerekir. İster dinsel ister felsefi olsun tüm anlayışların temel dayanakları göz önüne alındığında aynı noktaya vurgu yapan benzerlikler sergilediklerini görmekteyiz.

Bu benzerliğin temeline yönelmek belki de insanlar arasındaki farklı algılama ve anlamanın nedenlerini belirlememize yardımcı olur. Dünyanın en ilkel dinsel anlayışlarından tutun en gelişmiş semavi din anlayışlarının tümünde ortak bu nokta ile karşı karşıya kalmaktayız. Yüce varlık ve Mutlak güç olgusu biçiminde ortaya çıkan bu benzeşme bir anlamda bizi insanlığa ait düşünce tarihinin başlangıcında ki beslenme kaynağının da aynılığına götürmektedir.

Yine insanlık düşüncesinin felsefi üretimlerinde ister idealist olsun ister materyalist veya hermeneutik olsun mutlak güç ve yüce varlık anlayışına dayalı tasavvur ile karşılaşmaktayız. Bu durum doğal olarak insanlık düşüncenin ilk kıvılcımlarını oluşturan nüvenin ortaklığını ortaya koymaktadır. Bu ortak noktayı es geçen her anlayışın da insanlık için problemler oluşturacağını unutmamak gerekir.

O halde; dinsel veya felsefi olsun her anlayışın temelde aynı beslenme kaynağından fışkırdığını ileri sürmek mümkün iken ortalıktaki kargaşayı nasıl açıklayabiliriz sorusu hala orta yerde durmaktadır.

İşte bunu anlamak için biraz zihinsel egzersize ihtiyaç duyduğumuz kanaatindeyim. Bu nedenle önce dinsel anlamda ötekileştirmenin dayanağına bakma zorunluluğu var. Dinlerin hepsinde karşımıza çıkan en önemli veri Yüce varlık veya Mutlak gücün farklı anlayış ve kavrayışlara engel oluşturmadığını aksine kendisine ortaklık (şerik) arama anlayışlarını ötekileştirdiğine tanıklık etmekteyiz.

Öyleyse insanları kategorik kalıplara sokma düşünsel ve dinsel anlayış çerçevesinde değil, doğrudan doğruya mutlak güce karşı hadsizlik üzerinden oluşmaktadır. Ki insanların büyük kısmı bu hadsizliği görme yerine bireysel veya toplumsal kavrayıştan kaynaklanan farklılığı görmeyi yeğleyerek kendi anlayışlarına karşı öteki yaratmaktadırlar.

Karşıtlık üzerinden kendisini konumlandıran her türlü düşünce ve anlayış doğal olarak kendisine yönelik sosyal yaşamda düşman algısı yaratarak var olmaya çalışır. Doğrusu insanların bu şekilde var ettiği inançsal veya düşünsel ötekine ihtiyacı var. Bunun üzerinden egemenlik kurma derdine düşerek sosyal yaşamda tekçi/monist anlayışın gelişmesine yol açar.

Bu çerçevede şekillendirilen sosyal yaşam için de tekçiliğin yılmaz savunucularına ihtiyaç hâsıl olur. Dinsel veya düşünsel anlayışların bekçiliğine ve yol göstericiliğe soyunan bu monist bakış sonuçta yüce varlık adına insanları kategorilere ayırır. Aslında temel amacın kendi egemenliklerine kılıf arama derdi olduğunu da görmek gerekir. Bunu görmeden ortaya çıkan toplumsal sorunları çözme imkânı da yoktur.

Bu tekçi anlayış ister beşeri mantıktan beslensin, ister ilahi referanslara sahip olsun, sonuçta toplumsal yapı içerisinde insanları kategorize eden bir mantık üreterek kendisini ve karşıtlarını var etmektedir. İnsanlar arasındaki tüm sorunlar/çatışmalar doğal olarak bu karşıtlığın dayandığı fabrikasyon mantığının üretimleri arasındaki rekabete dayanmaktadır.

Bu mantık da, toplumsal yaşamdaki yerini sağlamlaştırmak için kutsallaştırılmış bedellere ihtiyaç duyar. Bu bedeli doğrudan doğruya toplumsal egemenlik kurma derdinde olanlar kendileri ödemek yerine kutsallaştırılmış bir kisve ile birilerine ödetirler. Böylece toplumsal zeminde mantıklarının dayanacağı kutsallığı sağlamış olurlar.

Dünyadaki düşünsel veya eylemsel rekabeti dikkate aldığımızda egemenlik derdiyle tutuşan her yapının buna ihtiyaç duyduğunu açıkça görmekteyiz. Öyleyse sorun şu; biz bu durumdan ne kadar arınık/beriyiz. Mesela sabah akşam kendi dinsel ve düşünsel anlayışını pekiştirmenin yolu olarak öteki dinsel ve düşünsel anlayışı kötülemekten başka hiçbir veri üretmeyip sadece karşıt konumlandırmaya dayalı olan anlayışları bu işte nasıl dışta bırakabiliriz? Dinleri bu kategorinin dışında tutmak mümkün müdür? Gibi sorularla karşı karşıyayız.

Sonuç:
Toplumsal yaşamda meydana gelen her felaketten sonra, her anlayış ve inanış doğal olarak ortaya çıkan somut durumdan sıyrılmak için kendisine ait gerçekliğin bu olmadığını ileri sürmektedir. Örneğin mensubu olduğumuz düşünsel veya dinsel bakışın aslında yaşananları tasvip etmediğini, dolayısıyla yaşananlarla yargılanmaması gerektiğini ortaya koymaya çalışırız. Öte yandan da aramızdaki ünsiyet bağı üzerinden de içten içe sevinmekten kendimizi alıkoyamayız.

Evet, bu durum bizim anlayış ve inanışımızın gerçek turnusol kâğıdını oluşturmaktadır. Her birimiz kendimizi bu teste tabi tutmadan gerçekliği ortaya koyma imkânına sahip olamayacağımızı bilmek zorundayız. İnsanların bir kısmı tarafından kutsal kabul edilen hiçbir öğe bir diğeri tarafından kendi kutsalına karşı daha değersiz addedilemez. Dolayısıyla da alay konusu yapılamaz ve aşağılanamaz.

Bu temel ilkeyi hedefleyen alan her anlayış ve inanış toplumsal yaşam açısından değerlidir. Bunun karşısında yer alan her anlayış ve inanış da iblisçiliktir/şeytanidir.

O halde Çözüm Nedir?
Kuran'ın insanı hikmet ve hakikat arayışına davet ettiği gerçekliğini kavramamız gerekiyor. Ki o hikmetin ve hakikatin farklı versiyonları olduğunu da unutmadan. Yüce Allah’ın muradının farklı anlaşılmalara sebep olabileceğinin farkında olarak, bizim dışımızdakilerin de bir anlamda bu murada yönelik kendi kavrayışlarını gerçekleştirdiklerini kabullenmek zorundayız. Yoksa ortaya çıkan her somut durum karşısında, hep gerçek İslam bu değil diyeceğiz.

Dolayısıyla Aziz Kuran hiçbir süretle insana monist bir yaklaşım sunmuyor. Monist yaklaşımı sunan ondan beslendiğini ileri süren insana ait mantıktır. Oysa Kuran insanı hakikat arayışına çıkmaya davet ediyor. Ki o hakikat tek olan değildir. Çeşitli boyut ve formlarda karşımıza çıkabilmektedir. Ve sizler bulduğunuz hakikatin hangisine sarılırsanız sarılın kurtuluşa erersiniz mantığını veriyor. Ama eğer bulduğunu iddia ettiğin hakikatin form ve boyutunu monist bir yaklaşımla dayatmaya kalkarsanız buna İblisçilik diyor. Çünkü İblis kendi bildiğinin mutlak ve tartışmasız olduğunu ileri süren anlayışın ilk temsilcisidir.
Bu makale toplam: 4850 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:02:09:40
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

Yusuf Ziya Döger

Yazarın Önceki Yazıları

İsmail Beşikci’nin Sosyolojik Yanılgısı Türkiye Seçimlerinin Kilidi Kürdler Kürdler ve 24 Haziran Seçimi Neden Demirtaş ama HDP değil? Şeyh Said Kıyamında ve sonrasında neden Kırdlar/Zazalar hedef alındı - 2 Şeyh Said Kıyamında ve sonrasında neden Kırdlar/Zazalar hedef alındı - 1 HDP Kongresinin Düşündürdükleri Şeytanın İşbirlikçilerine Ölüm… Kürdler Sosyolojilerine Yenildiler, Asla Düşmanlarına yenilmediler Batı Karşısında Çöküş, Öze Dönüş Çabaları ve Kudüs Meselesi Ruhumuzu Uyandıran Kerküklü Çocuk Alansal Egemenlik ve Felaket Senaryolarının Yazarlarıi Alansal Egemenlik ve Felaket Senaryolarının Yazarları Hewler Mitingi ve Arka Plan Mesajları Zihinsel Birlikteliğin Yolu: Güney Kürdistan Referandum Umarız Tarih Tekerrür Etmez Kürdlerin Sömürgecileri Başarılı, Kürdler İse Başarısızdır Kürdler Nereye Koşuyor? Bingöl ve Seçimlerdeki Tututmu - II Bingöl ve Seçimlerdeki Tutumu Kuzey Kürd Siyasetinde 'Vicdan Testi' Kürdler Hem Sağdan Hem de Soldan Eritildi Kürdler ve Referandum Devşirmelerin İşlevi/fonksiyonu Yakarak Öldürme (Katletme) Mantıksal Şaşılık Kürdler Birlik mi Olmalı, Yoksa Ortaklaşmalı mı? Yönetici Erdemli olmayınca… Kürd Gençliğinin Rol Modeli Dr Süleyman Ermeniler ve Kürdler Neden Kaybetiler? (III) Ermeniler ve Kürdler neden kaybettiler? (II) Ermeniler ve Kürdler neden kaybettiler? (I) Kürd Toplumsal Dinamiğinin Çökertilmesi -II- Kürdistan'da Türk Bayrağıyla Yapılan Yürüyüşler Kürd Toplumsal Dinamiklerinin Çökertilmesi İtibarsızlaştırmanın Psikolojisi Kürdler Egemenlik Mi Vatandaşlık Mı İstemeli? Türkiye İslamcılığı Neyi Amaçlıyor? Kürd Orta Sınıfının Çökertilmesi Erdemlilik Olmadan Olmaz Doğu ve Batı Ayrımı Karşısında Kürdlerin Özgünlüğü Türkiye İslamcılığının Riyakârlığı Kurdlerde Hukuk ve Hakkı Üstün Kılma Sykes Picot’çu Türkiye İslamcılığı Türkiye İslamcılarının Kürdü Olmak Siyasette İttihatçı Mantıkla İtibarsızlaştırma Çabası İstilacı Bozkır Türkleri ve Varlığını Koruyan Kürdler Kürdistan’daki Çatışmalı Ortam Neyi Amaçlamaktadır? İslam - İslamcılık İslamcıların Yanılgısı Sömürgeci ve Sömürülen İlişkisi Dört Ayaklı Minare Önünde Ansızın Gelen Ölüm! Ümmeti Bölen! “Kürd ve Kürdistan” Meşruiyet Dayanağı ve Kürdler Kürdlerin Haklı Mücadelesini İtibarsızlaştırma Arayışı Sömürgecinin Amacı Zihinsel Benzetme ve Aldatmadır - II Sömürgecinin Görevi, Aldatma ve Zihinsel Benzetmedir Kabristanımız Varsa Bilin ki Orası Bizim Vatanımızdır DAİŞ saldırılarında Şengal'de neler oldu? Şengal'in bilinmeyenleri... Toplumsal Anomi ve Yeni Arayış Seni Başkan Yapacağız, Karşılığı 'Federal Sistem' Militarist Devletler ve Kürdistan’ın Doğum Sancısı Kürdlerde Sosyal Genetiğin Psikolojik Bağlılığa Dönüşmesi Arayıştaki Kent, Bingöl Ortadoğu’da Reddi Miras Geleneği ve Talan Ekonomisi 7 Haziran’ı Doğru Okumak Kürdistan'da Seçime Kan Sıçratıldı Kürdlerin Egemenlik Anlayışı Allah, Yasin Aktay’ın dediğinin aksini söyler. Siyasetin Doğası ve Rasyonel Davranış Kürdistan Mefküresi ve Siyasi Aktörler (İslamcı Cenah) -2 Kürdistan Mefkûresi ve Siyasi Aktörler -1- Yokoluşu Engellemek!... İttihatçılığa Teslim Edilen Kürd Yapıları Kürdler Nasıl Eritildi Siyaset ve Düşüncede Etik Temsiliyet Sorunu ve Ortadoğu Kürdleri Sessizce Sağdan Eritmek - II Gedik Onarılmamalı, Bilakis Büyütülmeli Kürdleri Sessizce Sağdan Eritmek Hikmet Arayışında Fıtrat ve İrade Etkileşimi Kimliksel Varoluş ve Devletleşme Zorunluluğu Bariyere Dönüşen Öz Sosyal Genetik ve Kürd Siyaseti Duisburg Paneli Azadi Hareketinin Çözüm Önerileri Kürdistan Hakikatini İnşa Et Harekei / AZADÎ Bakur / Türkiye Kürdistan'ından Peşmerge Geçti Kürdler İçin Birlik Değil Birliktelik Anlamlıdır. Akil Adamlar Tiyatrosu Yeniden Sahne Aldı Kürdler Saha Eğemenliğine Oynamamalı Kürtlerin ayak bağı / PKK ve Hizbullah gerginliği Eylem Düşünceyi Şekillendirir. Hareketa Azadinin Rotası Ulus Devlet Mantığı ve Kürdistan Sorunu Kürd Ulusal Mücadelesinde ŞUŞAR TOPLANTISI Kürd Müslümanların Yüzyıllık Serüveni İnsanlığın Turnusol Kağıdı: FİLİSTİN - II Hakkâri’de(Cölemerg) Ne Oldu Ki İnsanlığın Turnusol Kâğıdı: FİLİSTİN Hatip Dicle Ne Dedi ki… Hamidiye Alayları / Devlet Aklının Zorunlu Yapıları Ümmetçi/İslamcı Kürdlerin Zihinsel Bakışı Kürdler “Öğrenilmiş Çaresizliğe” Mahkum Değildir. Birlikteliğe Evet, Ama Nasıl Olacak Evrensel değer mi, İdeolojik körlük mü? Tarihi nasıl okuyalım / Resmi ve yerel tarih Demokratik İslam Kongresi Kürd Hareketindeki Değişimi Nasıl Etkileyecek HDP Türklerle Kardeşlik Ya Kürdlerle... Hamidiye Alayları ve Şeyx Seid Harekatı - II
x