Yusuf Ziya Döger: Erdemlilik Olmadan Olmaz

Erdemlilik Olmadan Olmaz

Fazilet/erdem vasfını öne çıkaran toplumların kendi iç barışlarını sağlama konusunda daha başarılı oldukları gibi diğer toplumlara da örneklik teşkil etme vasfına sahip olmaları fiziksel güçleriyle bilgiyi ve erdemliliği kullanmalarından kaynaklanır.

Yusuf Ziya Döger

21.04.2016, Per | 06:55

Erdemlilik Olmadan Olmaz
Makaleyi Paylaş

Toplumsal yaşamda birlikteliği sağlayan temel unsurun faziletli/erdemli insanların görünür olması gerektiği konusunda aydınlar ve felsefeciler arasında neredeyse bir konsensyum var. Faziletli/erdemli insanların öne plana çıkarıldığı ve dinlenebildiği toplumlarda ortaya çıkan toplumsal sorunların çözümünün kolaylaşacağına dair dünya üzerinde çeşitli örnekliklere rastlamak mümkündür. Bu nitelikteki toplumlarda sorunların toplumu boğamadığı bilakis ortaya çıkan sorunların daha kolay çözümlendiği görülmektedir. Faziletin/erdemin referans alındığı toplumlarda ortaya çıkan en karmaşık sorunların toplumu yıpratmadan çözülebildiği gerçekliği ortadadır.

Fazilet/erdem vasfını öne çıkaran toplumların kendi iç barışlarını sağlama konusunda daha başarılı oldukları gibi diğer toplumlara da örneklik teşkil etme vasfına sahip olmaları fiziksel güçleriyle bilgiyi ve erdemliliği kullanmalarından kaynaklanır. Bu toplumlarda felsefeciler, aydınlar ve düşünürler tutum olarak toplumun henüz ulaşamadığı bir bakış açısına sahiptirler. Bu vasıflarıyla toplumu aydınlatan kandil işlevi görmektedirler.

Fazilet/erdem niteliğini öne çıkaran toplumlarda bireysel çıkarlar değil, evrensel değerler hâkimdir. Toplumda oluşan sorunlar çıkarlara göre değil evrensel değerler üzerinden hak, hukuk ve adalet ölçüleri çerçevesinde değerlendirilir. Bu bakış ve tutum toplumda otokontrol geliştirerek her kesimin doğal olarak diğer kesimler tarafından denetlenmesini sağlayan anlayış üretir. Yani toplumsal kesimler birbirinin doğal denetmeni aracı haline dönüşürler.

Fazilet/erdem vasfını önemsemeyen toplumlarda ise felsefeci, aydın ve düşünür olarak lanse edilenler toplumun sırtında kambur haline dönüşürler. Dolayısıyla bu toplumlarda sorunlar an be an daha da karmaşa halini alır. Çünkü toplumu aydınlatma görevi görmeleri gerekenler toplum yerine sırtlarını erki elinde bulunduranlara dayandırırlar. Bunun sonucu olarak toplumsal sorunlar yerine kendi durumlarını korumayı önceleyen bir bakış ve tutum sergilediklerinden halkın gerisinde kalan anlayışın temsilcisi haline dönüşürler.

Fazilet /erdem niteliğinin öne çıkmadığı toplumlarda ise evrensel değerler yerine dar klikçi anlayışlar yer edinir. Bunun sonucu olarak da çıkar grupları toplumsal algıya egemen olur. Bunlar hak, hukuk ve adalet yerine çıkarları çerçevesinde toplumda yönlendirici işlevi görmeye başlarlar. Toplumun önü bu sebeple kapanır ve toplum dar kalıplara sıkıştırılır. Sıkışan toplumun bireyleri arasında karşısındakinin hakkını ve hukukunu gözetme yerine onun linç edilmesine yönelen bir bakış ve anlayış gelişir.

Somutlaştıralım.

Tekçiliğe dayanan mantıkla örülen Türkiye’nin Kemalist rejimi aydınlarına toplumun haklarına sahip çıkmaları yerine iktidar erkini ve devleti koruma görevi vermiştir. Dönemsel konjonktürün doğurduğu iktidar değişimlerinde de bu durumun değişmediğine ve her iktidarın kendi aydını öne çıkararak eylem ve tutumlarına halk nezdinde haklılık kazandırma gayreti içine girdiklerine şahit olduk. Doksan yıllık uygulama dikkate alındığında mantıksal olarak bunun değişmediğine ancak dönemsel olarak iktidar erkine bağlı farklılaştığına şahitlik etmekteyiz.

Bu durumun değişeceğine yönelik ilk umutlar Özal ile gelişse de beklenen umut olmadığı kısa sürede anlaşıldı. Ancak AKP iktidarının ilk dönemlerinde iktidar erkinin toplumda oluşturduğu iyimser hava Kemalist mantığın yerle yeksan olacağı umudunu iyice yeşertti. Ta ki iktidarda ayaklarının yavaş yavaş yere sağlam basmaya başladıkları hissedildikçe ele geçirdikleri iktidar erkinin asıl görevini üstlendikleri fark edildi. Daha önce her kesime dağıttıkları gülücüğün gerçek amacını serd etmeye başladılar. Ki amaçlarını gizleme ihtiyacı bile duymadan toplum yerine kendi iktidarını önceleyen eylemlere giriştiler.

Bunun için ilk öncelik etraflarında topladıkları kalemşörlerle toplumsal algı inşa ederek eylemlerine haklılık kazandırma çabasına koydular. Bunların görevi ve yapmaları gereken iş daha önce kısmen de olsa toplumu liberal veya demokratik yollarla sahiplenen ve kısmen aydın görevi görenlerin toplumsal algıyla ötekileştirilmeleriydi. Toplumda entelektüel ayağına yatarak, topluma yön verdiğini düşünen bu kesim farklı seslere ve renklere kapıları kapatarak varlıklarını kabullendirme yoluna gittiler

Sonuç:

Toplumsal yaşamın kaçınılmaz kuralları elbette var olmalıdır. Eğer bu kurallar toplumun bir kesimi için uygulanırken bir diğer kesimi bu kurallara kurban ediliyorsa sorun kurban edilende değil kurban edende aranmalı diye düşünüyorum.

Gelinen durum, topluma dayatılan aydınları ve düşünürleri gün geçtikçe halkın gerisinde kalan bakışa hapsetti. Farklılıkları görme ve kabul etme açısından devleti korumakla görevli hukukçulardan bile geri kaldılar. Ki bu gün yaşanan karmaşanın temel sebeplerinden biri de farklı düşüncelere tahammül açısından dayatılan aydınların hem toplumun hem hukukun en azından bir adım bile olsa gerisinde kalmalarıdır. Aydınların ve düşünürlerin toplumun ve hukuk adamlarının gerisine düşmeleri o toplum için felaketin kapıya dayanması demektir.

Karmaşa ortamının oluştuğu günümüzde aydınların ve düşünürlerin tahammül sınırlarının kısıtlı olması hem düşüncenin yayılması önünde set oluşturulmalarına hem de doğal olarak halkın farklı seslere, renklere ve düşüncelere kapalı olmasını kaçınılmaz hale getirmiştir. Evrensel Hukuk ilkeleri düşünce beyanı karşısında bireyi devlete karşı korumayı temel ilke ve hedef edinirken, dayatmacı aydınların öncülük ettiği ulusal hukukta ise düşünce beyanı karşısında devleti bireye karşı koruyan bir mantık gelişir.

Düşünce şiddet ve şiddete teşviki gerçekleştirmediği sürece korunması gereken en temel insani haklarındandır. Hani bugün iktidar erkini elinde bulunduranlar şöyle. "Biz milletin hizmetkârı olan bir devlet yaratmak derdindeyiz. Dicle’nin kenarın Kurt koyunu kaparsa onun sorumlusu biziz" diyorlardı. Oysa gelinen noktada milletin devlete feda edilmeye başlandığını görmekteyiz. Yeni Türkia dedikleri budur.

Bu makale toplam: 5320 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:18:30:49
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

Yusuf Ziya Döger

Yazarın Önceki Yazıları

İsmail Beşikci’nin Sosyolojik Yanılgısı Türkiye Seçimlerinin Kilidi Kürdler Kürdler ve 24 Haziran Seçimi Neden Demirtaş ama HDP değil? Şeyh Said Kıyamında ve sonrasında neden Kırdlar/Zazalar hedef alındı - 2 Şeyh Said Kıyamında ve sonrasında neden Kırdlar/Zazalar hedef alındı - 1 HDP Kongresinin Düşündürdükleri Şeytanın İşbirlikçilerine Ölüm… Kürdler Sosyolojilerine Yenildiler, Asla Düşmanlarına yenilmediler Batı Karşısında Çöküş, Öze Dönüş Çabaları ve Kudüs Meselesi Ruhumuzu Uyandıran Kerküklü Çocuk Alansal Egemenlik ve Felaket Senaryolarının Yazarlarıi Alansal Egemenlik ve Felaket Senaryolarının Yazarları Hewler Mitingi ve Arka Plan Mesajları Zihinsel Birlikteliğin Yolu: Güney Kürdistan Referandum Umarız Tarih Tekerrür Etmez Kürdlerin Sömürgecileri Başarılı, Kürdler İse Başarısızdır Kürdler Nereye Koşuyor? Bingöl ve Seçimlerdeki Tututmu - II Bingöl ve Seçimlerdeki Tutumu Kuzey Kürd Siyasetinde 'Vicdan Testi' Kürdler Hem Sağdan Hem de Soldan Eritildi Kürdler ve Referandum Devşirmelerin İşlevi/fonksiyonu Yakarak Öldürme (Katletme) Mantıksal Şaşılık Kürdler Birlik mi Olmalı, Yoksa Ortaklaşmalı mı? Yönetici Erdemli olmayınca… Kürd Gençliğinin Rol Modeli Dr Süleyman Ermeniler ve Kürdler Neden Kaybetiler? (III) Ermeniler ve Kürdler neden kaybettiler? (II) Ermeniler ve Kürdler neden kaybettiler? (I) Kürd Toplumsal Dinamiğinin Çökertilmesi -II- Kürdistan'da Türk Bayrağıyla Yapılan Yürüyüşler Kürd Toplumsal Dinamiklerinin Çökertilmesi İtibarsızlaştırmanın Psikolojisi Kürdler Egemenlik Mi Vatandaşlık Mı İstemeli? Türkiye İslamcılığı Neyi Amaçlıyor? Kürd Orta Sınıfının Çökertilmesi Doğu ve Batı Ayrımı Karşısında Kürdlerin Özgünlüğü Türkiye İslamcılığının Riyakârlığı Kurdlerde Hukuk ve Hakkı Üstün Kılma Sykes Picot’çu Türkiye İslamcılığı Türkiye İslamcılarının Kürdü Olmak Siyasette İttihatçı Mantıkla İtibarsızlaştırma Çabası İstilacı Bozkır Türkleri ve Varlığını Koruyan Kürdler Kürdistan’daki Çatışmalı Ortam Neyi Amaçlamaktadır? İslam - İslamcılık İslamcıların Yanılgısı Sömürgeci ve Sömürülen İlişkisi Dört Ayaklı Minare Önünde Ansızın Gelen Ölüm! Ümmeti Bölen! “Kürd ve Kürdistan” Meşruiyet Dayanağı ve Kürdler Kürdlerin Haklı Mücadelesini İtibarsızlaştırma Arayışı Sömürgecinin Amacı Zihinsel Benzetme ve Aldatmadır - II Sömürgecinin Görevi, Aldatma ve Zihinsel Benzetmedir Kabristanımız Varsa Bilin ki Orası Bizim Vatanımızdır DAİŞ saldırılarında Şengal'de neler oldu? Şengal'in bilinmeyenleri... Toplumsal Anomi ve Yeni Arayış Seni Başkan Yapacağız, Karşılığı 'Federal Sistem' Militarist Devletler ve Kürdistan’ın Doğum Sancısı Kürdlerde Sosyal Genetiğin Psikolojik Bağlılığa Dönüşmesi Arayıştaki Kent, Bingöl Ortadoğu’da Reddi Miras Geleneği ve Talan Ekonomisi 7 Haziran’ı Doğru Okumak Kürdistan'da Seçime Kan Sıçratıldı Kürdlerin Egemenlik Anlayışı Allah, Yasin Aktay’ın dediğinin aksini söyler. Siyasetin Doğası ve Rasyonel Davranış Kürdistan Mefküresi ve Siyasi Aktörler (İslamcı Cenah) -2 Kürdistan Mefkûresi ve Siyasi Aktörler -1- Yokoluşu Engellemek!... İttihatçılığa Teslim Edilen Kürd Yapıları Kürdler Nasıl Eritildi Siyaset ve Düşüncede Etik Temsiliyet Sorunu ve Ortadoğu Kürdleri Sessizce Sağdan Eritmek - II Gedik Onarılmamalı, Bilakis Büyütülmeli Kürdleri Sessizce Sağdan Eritmek Hikmet Arayışında Fıtrat ve İrade Etkileşimi Hakikat Tek Olan Değildir, Tek Olan İblisçiliktir Kimliksel Varoluş ve Devletleşme Zorunluluğu Bariyere Dönüşen Öz Sosyal Genetik ve Kürd Siyaseti Duisburg Paneli Azadi Hareketinin Çözüm Önerileri Kürdistan Hakikatini İnşa Et Harekei / AZADÎ Bakur / Türkiye Kürdistan'ından Peşmerge Geçti Kürdler İçin Birlik Değil Birliktelik Anlamlıdır. Akil Adamlar Tiyatrosu Yeniden Sahne Aldı Kürdler Saha Eğemenliğine Oynamamalı Kürtlerin ayak bağı / PKK ve Hizbullah gerginliği Eylem Düşünceyi Şekillendirir. Hareketa Azadinin Rotası Ulus Devlet Mantığı ve Kürdistan Sorunu Kürd Ulusal Mücadelesinde ŞUŞAR TOPLANTISI Kürd Müslümanların Yüzyıllık Serüveni İnsanlığın Turnusol Kağıdı: FİLİSTİN - II Hakkâri’de(Cölemerg) Ne Oldu Ki İnsanlığın Turnusol Kâğıdı: FİLİSTİN Hatip Dicle Ne Dedi ki… Hamidiye Alayları / Devlet Aklının Zorunlu Yapıları Ümmetçi/İslamcı Kürdlerin Zihinsel Bakışı Kürdler “Öğrenilmiş Çaresizliğe” Mahkum Değildir. Birlikteliğe Evet, Ama Nasıl Olacak Evrensel değer mi, İdeolojik körlük mü? Tarihi nasıl okuyalım / Resmi ve yerel tarih Demokratik İslam Kongresi Kürd Hareketindeki Değişimi Nasıl Etkileyecek HDP Türklerle Kardeşlik Ya Kürdlerle... Hamidiye Alayları ve Şeyx Seid Harekatı - II
x