Yüksel Avşar: Kürt Analar İsyanda

Kürt Analar İsyanda

Kürdistan coğrafyasında olanlar gün geçtikçe ağırlaşıyor, facia kıvamına geliyor. Yukarda yazdıklarım bir araya gelince, bu bölgede yaşayan herhangi bir Kürd’ün gözünde “Kürtler’in en büyük düşmanı Türkler” diye bir düşüncenin oluşmaması artık çok zor.

Yüksel Avşar

17.02.2016, Çar | 15:41

Kürt Analar İsyanda
Makaleyi Paylaş

Kürt halkı bu çatışmalardan bir kazanımı olmadığı gibi; birçok il ve ilçesinde tahribat ve yıkım yaşandı. Bölge insansızlaştırıldı. Ekonomik yıkımın tarifi ekonomi dilinde yeri yok. Sermaye ekin ekilen yeri tercih eder. Yabancı ve yerli sermayedar kaçtı. Sekiz aylık çatışmalar, Kürt halkının zihnini dumura uğratı. . Tabir caize dize dalan sünger avcısı gibi, vurgun yedi. Felç oldu. Yarardan ziyade zararımız, canımız oldu.

Çok ciddi insan kaybımız var. Bölgede bir katliam yaşandı. Halkın morali son derece bozuk. Şehirler yıkılmış, güvensizlik söz konusu, insanlar özgürce gezebilecek durumda değiller. Toplumun acil olarak “rehabilitasyona ihtiyacı var” Diyarbakır’da. Sur Diyarbakır’ın kalbi, Kürtlerin kalbi vede Unesco’da (öncelikli korunması gereken) bir dünya mirası’ydı. Surda bir çay içmek; bahşedilmiş en büyük zevkti. Kürtlerin iradesi yok. İnancını kaybetmiş durumda. . Okumuş insanlar çok kötü durumda. Kin ve nefret yaygınlaşmakta. Silahlar bırakılmalı. Silahlar kazılan hendeklere kendi çocuklarını düşmanlara gömdürttü. İnsanların beyinleri parçalandı. . .  Dünyada örneği yoktur. Hiç bir hareket kendi halkını devlete hedef yapabilecek bir strateji izlemez. Bu bir projede olsa, Kürt halkı mutlaka bunu bozmalıdır. .

Kürdistan coğrafyasında olanlar gün geçtikçe ağırlaşıyor, facia kıvamına geliyor. Yukarda yazdıklarım bir araya gelince, bu bölgede yaşayan herhangi bir Kürd’ün gözünde “Kürtler’in en büyük düşmanı Türkler” diye bir düşüncenin oluşmaması artık çok zor. Bu iyi bir şey mi? Türkiye’ye komşu olsak fena olur. .  Kan emen bu kadar komşusu varken. . Kürtleri sevmeyi korumayı, teminat altına almanın yolu yöntemi nedir acaba biz mi bilmiyoruz?

Koro halinde işlenen bu cinayet ve soy kırım uygulamaları. . Daha ne kadar sürecek. Büyük Ülkeyiz naraları nereye kadar atılır ki?

Bir hükümetin hesap verme sorumluluğu var. Dünyada işlenmemiş cinayetler işlendi ve işleniyor. Seksen gündür süren sokağa çıkma yasağı, delik deşik binalar ve bu kadar can kaybı, 1 Kasım seçimini kazanmak için başlatılan harekâtın seçim kazanıldıktan sonraki devamı. Bunu bilmeyen mi var. Herkes söylüyor bunu.

Devlet, gayesinin ne olduğu (yada dedikleri gibi Öz yönetim, Direnişi) bu kadar süreceğini herhalde hesaplamamıştı. Zira bölgede, özellikle gençler arasında oluşan psikolojiyi bilmiyordu, önemsemiyordu. Uyaranı da tersliyordu  “Bizim için bir haftalık, temizleriz” gibi hesaplarla girişilen bu yıkımın arkası kolay kolay gelmez. Unutulmaz. .

Ama daha önemlisi, önümüzdeki birkaç ay değil, önümüzdeki kim bilir kaç yılın zehirlendiği sorunu. Gidip görmek lazım. Ama resimleri görüyoruz. Ne diyor orada yaşayan –buna “yaşamak” denirse!– Denmez…. Yaşadığı hayattan mutlu olmayan, bu hayatı değiştirecek hiçbir araca da sahip olmayan, varoluş koşullarına böyle umutsuzca kafa tutmak dışında bir çare görmeyen genç insanların direnişi. Bu direniş tankla topla yok ettin diyelim. Biz geride kalanla… Suriye’ye de yetişip oradaki Kürtler’e de dünyanın kaç bucak olduğunu göstereceğiz. Tabii Sur’daki, Cizre’deki yaşanan cehennem günleri, belleğimizde ve taze. .

Diyarbakır ve Cizre’de yaşanan vahşeti günbegün izledik.

Çoğu yirmi yaşın altında gençler, bugün yaşamıyor.

Bir bardak su isteyen kızına ”iç kanaması olduğu“ için su veremeyenlere acı çektirerek, yandakilerin ölümlerine tanıklık ettirilerek yaşamıyorlar…

Hiç bir savaş hukukunda olmayan ”öldürülmüş çıklak kadın vucut” teşhir edilerek öldürülen annesinin sokakta kalan naşını ”oğlu annemi görebilecek bir acı edindim” gözledimki, vahşi hayvanlar parçalamasın, ailelere oruç tutup, çocukları ölmesin diye direngenlik gösterdi. . Daha çok orda yaşayan arkadaşlarımın anlattıkları acı dolu bir yaşam, yaşandı, yaşanıyor.

Bu insanlarımıza yapılanlar bize, medyada izletilerek yapıldı. Belki de Kürtlerin, insan hakları savunucularının duyarlılığı test edildi. Sessizliği test edildi…

Bu yapılanları bir bilgi kirliliği içinde izledik. . Özellikle yandaş medyanın tutumu, akıl tutulmasıydı. Ölüme terk edilenler için ambulanslar devreye girdi gibi gösterildi. Arıtmadan alınan suyla, yaralıların dudakları ıslatıldı…

Sayın Davutoğlu açıklamasında “muhtemelen orada hiç yaralı yok” diye açıklama yapıyordu. Daha sonra TRT 1 son dakika haberi veriyordu ”güvenlik güçleri Cizre’de teröristlerin kontrolündeki bodrum kata girdi, 60’a yakın terörist etkisiz hale getirildi” Jitem hesaplarından geçen resimlerde ölü bedenler servis edilmeye başlandı. .

Bu arada Cizre’de cenaze sayısı123 olarak izah edildi. .  Mem ü Zin’in memleketi, Mezopotamya’nın Dicle ile Nakşi yerle yeksan edildi…

Yine Başbakan “Cizre sokaklara emniyet ve huzura kavuştu”dedi. Araplar derki “insanlar ancak ölünce özgür olurlar” aynı kafa. .

Tüm bunları neden aktardım. Söylemek gerekli ise; 100 yıl devam edecek bir öfkenin tohumlarını atınız… Devlet olmanın sorumluluğuna davet edildiniz… Müslüman olmanın sorumluluğuna davet edildiniz

Anaları, çocuklarının çıplak ve kanlı gömlekleriyle. Yüzleştirdiniz, vebal aldınız. Sonu olmayacak kine boğdunuz, kin kusturdunuz. Toplumda derin bir yara açtınız. Örgütler yanlış yapar. Yapıyorlar.

Ancak devletlerin sorumlulukları var. Milletler arası kural ve kaideler var. Uymak zorundaydınız…

Kürtler, Kürtlere dert oldu!

Ama, yapılanları Kürtler emin olun ki, and olsunki, Unutmayacaklar. . 

Bu makale toplam: 9409 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:03:52:15
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

Yüksel Avşar

Yazarın Önceki Yazıları

Halepçe: Kürt olmanın acısı Bu Çocuklar Kim, Kimin? Halepçe, yüreklere kelepçe oldu Samimiyeti ve kahramanlığından dolayı Bağımsızlık mazlum Kürtlerin de hakkı olsun... 8 Mart Kutlanmaz, Anılır… İsimsiz, mazlum kahramanlar: Kürtler... Korkusu Törpülenmemiş Peşmergemiz… Sait Çürükkaya Musul ve Kara Elmas; 'Feda Edilen 16-18'likler Kürt ve Kürdistan meselesi siyasetler üstüdür Öfkeli Kadınlar Kahraman Kürt Önderi Eylül Kürt Halkına Ve Yoksul Halk Çocuklarına Ölüm Taşıyarak Geldi. Acının Sesi...1 Eylül...Dünya Barış günü... HDP, Kürt Birliği ve Adaylık Üzerine.. Güvenlik Paketi Kürt dili ve Kayıp olmaktan Kurtuluş… Halepçe'nin il oluşuna Tanıklık Bir Kürt kadınının yürek isyanı ROBOSKİ;GÖNÜL YARAMSIN.... 500 Sembol Oldu Kardeş Kanı Dökülmesin Halkımız Kan Ağlarken, Bayramı Nasıl Kutlarız? Türkiye-Barış Bizim 12 Eylül Hikayemiz ABD Başkanının Açıklamasından ''Kürtler Stratejilerini Belirlemeli'' Acının Sesi... 1 Eylül Kürtlerin Doğum Günü Ya Özgür Yaşayacağız yada Yas Tutacağız HDP Kongresi ''Dil'' e Takıldım...Durdum Ez Qurbana Birîna Te Newroz'u Diyarbakır'da neden kutluyorum? ”Artık hiç Bir Haritaya Bakamıyorum Kentlerin Adları Yanık Et Kokuyor'' Kürtlerin babasının vasiyeti: 'Mezarım peşmerge mezarından yüksekte olmasın' Ben Dillime Küsmüştüm.!!!! Hrant-Roboski Kanayan Kalp Acımızdır!!! Çocuk Gelinler Sözcüğü Oluştu! Sakine Cansız, Leyla Şaylemez ve Fidan Doğan'ı anma Roboski 'Yüreğimin Kanayan Yarası' Bu dizelerle anmak istedim Mandela’yı niye seviyorum!!! Stratejik Düşünce Enstitüsü'ne Sunduğum Konuşma Metnim
x