Yüksel Avşar: Halepçe: Kürt olmanın acısı

Halepçe: Kürt olmanın acısı

Özellikle yanıkların insanların yüzündeki görüntüsü korkunçtu, burda da ciddi yardımlar almıştık. Kürtler kimyasal silahların hedefi olmaktan kurtulamadılar. Bunu söylerken; kürt olmanın acısınıda çok iyi biliyorum.

Yüksel Avşar

16.03.2019, Cts | 08:31

Halepçe: Kürt olmanın acısı
Makaleyi Paylaş

“ARTIK HİÇ BİR HARİTAYA BAKAMIYORUM.
KENTLERİN ADLARI YANIK ET KOKUYOR.
”Elias Canetti”

Halepçe Otuz birinci yılını doldurdu.Lanetliyor.Tarihe soykırım olarak geçmesini talep ediyorum...
Dünya Tarihe Halepçe'yi kara gün olarak  not etti...
16.Mart’a Halepçe 'de 5 bin Kürt kimyasal gazlarla katliama uğratılmıştı. Bu katliama; Dünya uzun süre sessiz kalmıştı. Katliamın sorumlusu olarak bilinen Diktatör Saddam Hüseyin, rejimi ile birlikte yıkıldı...Sadam, Halepçe için de yargılandı..
 Halepçemin halen yarası sarılamadı.. Halepçe kan ağlıyor. Katliamın  31 yılında Halepçeliler onaltı Mart 1988'i anlattı:
“Uçaklar yüreksiz bir insanını andırıyordu.İlk etapta kıyamet koptu sandım...
Belli belirsiz sis yükseldi, kehribar hareleri halinde bulutlar dalgalar oluşturdu. Gözlerimiz yandı, bedenimiz tutuştu. Her yer karardı pusa kesti...
Hardal kokulu yağmurda, aynı başıboş hayvan sürüsüydük. 
Derin bir kuyuya düşmüştük”...” Çığlıklar O KADAR ÇILGINDI Kİ ,BİRBİRİMİZİN ÇIĞLIĞINI BASTIRIYORDUK. ZAMAN İLERLEDİKÇE; Kesik çığlıklar, böğürtüler ve sessizlik hakim oluyordu...
Ana çocuğunu, kedi yavrusunu, koyun kuzusunu terk ermişti. Ölülerimize basıp geçtik aç susuz kimsesiz, sınıra doğru....Dağlar.. Dağların eteğine varınca evler,a cımızın karanlığında birer leke gibi gözüküyordu...
Koynumuza yapışan korkuyu taşıyorduk. Dağların suskunluğu korkutucuydu.
Bizi sanki kendi içine  çekmişti. Zaten de bize dağlar ihanet etmemişti... Sarmalamıştı
Taşlar, dağlar, dereler kan ağlıyordu. Kan kokuyordu... Fırat ve Diclenin kıyısı ölü kuş yığını;ü ç beş kuşun ölüme çırpınışı içler acısıydı....
Yaşananlar tufandı. Duymak istemediğimiz bir tufan. Etten şerit oluşturmuştuk. Çamurlu yollarda sürünerek yürüdükçe, yaralarımız, saatler geçtikçe açılıyordu. Gözyaşlarımız safran sarısıydı.”
Bir kadın Böyle haykırıyordu.... Boğuk, Boğuk
“AVUÇLARIMA DÖKÜYORDU SAÇLARIM” diyordu...
Tıpkı beraberimdekiler gibi... Birbirimize çok benziyorduk. Galiba, Cehennem dedikleri buydu.!!!
Tel örgülerin ötesinde kan bağıyla birbirimize bağlı olduğumuzun sınırıydı. Çetvele çizilmişti. Ilık bir sevgiyle kuşatılmıştık...
Yine de kuşkuya kapıldık....
Çadırlardaydık. Geceleri hiç bitmeyen inleyişler,yağmur sesleri. Sanki, bilinmeyen iklimden gelen dilsizlerdik....
Ama insanların gözlerinde acıyı bilmenin yardım etmenin hazı titriyordu. Kararmış bedenler, morarmış yarı aralık korkunç suratlarımız Belirsizdi”.....
Tüm bunları Ben bizzat dinledim ve izlerken, Göz yaşlarıma hakim olamıyordu....Çok çaresiz ve bitkindik...
Dönemin Kürt milletvekillerinin girişimleri insani olmanın ötesinde. Yurtseverlik de hakim olmuştu. Benim de içinde bulunduğum bir grup kürt gençi; ciddi bir baskı grubu oluşturmuştuk.
Ben Hakkari M.vekili SEVGİLİ Büyüğüm. Mikail İlçinle koordine olmuştum. DÜNYAYI AYAĞA KALDIRMAYA ÇALIŞIYORDUK, HER YERE Bazı yerlere  MEKTUPLA bazılarına telgrafla ULAŞABİLMİŞTİK. Dünya önce sesiz kalmıştı....
Ancak Kızılhaç en insani duruşunu sergilemişti. Bu arada Kürtlerin hasassiyeti ve yardımı kelimelerle anlatılacak gibi değildi. Her fert kendi çapında yardımcıydı.
Dünya yardım kuruluşları geçte olsa devreye girmişlerdi. Özellikle yanıkların insanların yüzündeki görüntüsü korkunçtu, burda da ciddi yardımlar almıştık. Kürtler kimyasal silahların hedefi olmaktan kurtulamadılar. Bunu söylerken; kürt olmanın acısınıda çok iyi biliyorum. Umuyorum ve diliyorum 21 y.y.da artık bunlar yaşanmaz... Kimyacı Ali lerin Dünyasında yaşamı paylaşmak kaderimiz olmaktan çıkmalı...
Umutla, Sevgiyle Çoğalalım....

Bu makale toplam: 9388 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:12:50:14
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

Yüksel Avşar

Yazarın Önceki Yazıları

Bu Çocuklar Kim, Kimin? Halepçe, yüreklere kelepçe oldu Samimiyeti ve kahramanlığından dolayı Bağımsızlık mazlum Kürtlerin de hakkı olsun... 8 Mart Kutlanmaz, Anılır… İsimsiz, mazlum kahramanlar: Kürtler... Korkusu Törpülenmemiş Peşmergemiz… Sait Çürükkaya Musul ve Kara Elmas; 'Feda Edilen 16-18'likler Kürt ve Kürdistan meselesi siyasetler üstüdür Öfkeli Kadınlar Kahraman Kürt Önderi Kürt Analar İsyanda Eylül Kürt Halkına Ve Yoksul Halk Çocuklarına Ölüm Taşıyarak Geldi. Acının Sesi...1 Eylül...Dünya Barış günü... HDP, Kürt Birliği ve Adaylık Üzerine.. Güvenlik Paketi Kürt dili ve Kayıp olmaktan Kurtuluş… Halepçe'nin il oluşuna Tanıklık Bir Kürt kadınının yürek isyanı ROBOSKİ;GÖNÜL YARAMSIN.... 500 Sembol Oldu Kardeş Kanı Dökülmesin Halkımız Kan Ağlarken, Bayramı Nasıl Kutlarız? Türkiye-Barış Bizim 12 Eylül Hikayemiz ABD Başkanının Açıklamasından ''Kürtler Stratejilerini Belirlemeli'' Acının Sesi... 1 Eylül Kürtlerin Doğum Günü Ya Özgür Yaşayacağız yada Yas Tutacağız HDP Kongresi ''Dil'' e Takıldım...Durdum Ez Qurbana Birîna Te Newroz'u Diyarbakır'da neden kutluyorum? ”Artık hiç Bir Haritaya Bakamıyorum Kentlerin Adları Yanık Et Kokuyor'' Kürtlerin babasının vasiyeti: 'Mezarım peşmerge mezarından yüksekte olmasın' Ben Dillime Küsmüştüm.!!!! Hrant-Roboski Kanayan Kalp Acımızdır!!! Çocuk Gelinler Sözcüğü Oluştu! Sakine Cansız, Leyla Şaylemez ve Fidan Doğan'ı anma Roboski 'Yüreğimin Kanayan Yarası' Bu dizelerle anmak istedim Mandela’yı niye seviyorum!!! Stratejik Düşünce Enstitüsü'ne Sunduğum Konuşma Metnim
x