Yekta Uzunoğlu: Türk 'soluyla' ayrılış

Türk 'soluyla' ayrılış

Bizde tüm diğer Kuzey Kürdistan’daki yurtseverler olarak Behice Hanım ile fiziken vedalaşır iken Türk Solu ile de TİP ile de biz ebedîyen vedalaşmıştık. 49 yıl sonra çocuklarımızın, torunlarımızın "türkiyelileşmek" le makam kurbanı olacaklarını hangimiz hayal edebilirdik ki ?

Yekta Uzunoğlu

27.06.2019, Per | 11:18

Türk 'soluyla' ayrılış
Makaleyi Paylaş

1970 İlkbaharıydı, nerden duyduksa bilmiyorum ama biz Gümrük Han’ın birinci katında iki küçük oda kiralayıp akşamları kitap okuyan , birbirimize seminerler veren  Siverek Lisesi öğrencileri olarak Behice BORAN, İsmail BEŞIKÇİ ve Tarık Ziya EKİNCİ’nin Siverek’e geleceğini öğrenmiştik. Belki de bize haberi veren Necati SİYAHKAN veya TİP’in o dönem Siverek’teki sorumlusu Ağa’ydı.

Kamil Koç otobüsleri Diyarbakır’dan sefer yapmaya başlamıştı. Siverek’te Diyarbakır Urfa yolu yakınlarında otobüslerin durduğu küçük bir alan vardı.

O gün verilen saatte gidip otobüsü bekledik, otobüs geldiğinde otobüsten Behice Boran ve İsmail Beşikçi indiler ama Dr. Tarık Ziya EKİNCİ yoktu, gelmemişti.

Lisemize yakın bir yerde o güne kadar sadece bir kaç kez gittiğimiz TİP’in ( hep kapalıydı) küçük bir odası vardı oraya gittik, hatırladığım kadarıyla küçük birde avlusu vardı.

Behice Boran 1965 yılında İstanbul, Ankara ya da memleketi olan Bursa’dan değil Urfa’dan milletvekili seçilmişti. Daha doğrusu Siverek’ten, çünkü Urfa’dan TİP e oy veren seçmen sayısı çok azdı. Siverek halkı Siverekli Dişçi Hüseyin KİRAZ’ı Urfa  milletvekili olarak seçmişti ama TİP(Türkiye işçi partisi) yönetimi onu silmiş  yerine Behice Boran’ı Urfa milletvekili yapmıştı.

Siverek’te halkı en çok sandık başına taşıyanlar, gece gündüz çalışanlar Siverek’in hamalları ve onların başı bir gözü kör Cuma’nın olduğu Siverek’te 5 yıl geçmiş olmasına rağmen dilden dile dolaşıyordu.

Hatırladığım kadar “Toplantıda “Dr. Kemal Parlak (Siverek sağlık ocağına yeni gelmişti) , Necati SİYAHKAN, Mahmut ÇIKMAN, Mehmet VURAL ve daha sonra TKP’nin yönetim kurulu üyesi olan Eşref YILDIZ’ ın kardeşi Mehmet Yıldız ki Siverek’te öğretmendi ve Erganili idi , Sefer (?) , Bilal PİŞİRİCİ ve isimlerini hatırlayamadığım birkaç arkadaş ve dost.

İsmail Hocayı orada görebilmek hepimizi mutlu kılmıştı ama aynı şey Behice BORAN için söylenemezdi, aksine hepimiz öfkeliydik, sadece bayan ve bizden çok yaşlı olduğu için öfkemizi olabildiğince bastırmaya çalışıyorduk. Toplantı-sohbet başladıktan sonra benim Behice Hanım’a sorduğum soru: “Siz neden Tarık Ziya Ekinci’yi parti olarak 1969 yılı seçimlerinde Diyarbakır’dan aday göstermediniz?” idi. Hatırladığım kadarıyla Tarık ağabeyi Ankara’dan aday göstermişlerdi, Diyarbakır’dan da kendilerinden bir Türkü aday göstermiş ve seçimleri kayıp etmişlerdi. Hâlbuki hepimizin inancı oydu ki eğer Tarık ağabey Diyarbakır’dan aday gösterilseydi kesin kazanıp meclise girecekti.1965 yılındaki seçimlerde Dr. Tarık Ziya EKİNCİ’nin seçilebilmesi için herkesten önce tüm Lice halkı seferber olmuştu ve Tarık Abe seçilmişti. 1969 yılı seçimlerinde gerek Liceliler gerekse diğer Diyarbakır ilçeleri ve de merkez neden Behice BORAN için seferber olacaktı ki ? Yani daha o dönemde solun kendi içinde bile Kürtlerin en önde gelen şahsiyetlerinin ezildiğini tüm sol eğilimli Kürtler varlıklarında hissetmiş, sindirememiş ve orda yerimizin olmadığını artık anlamıştık. 

Zaten ılımlısından solcusuna tüm Kürt yurtseverlerini bir çatı altında toplayan DDKO’ nun kuruluş nedeni de, gerek tutucu kesimin gerekse kürt solcu kesimlerinin Türk siyasi kurum, partileri içinde yerlerinin olmadığını anlamışlardı. Kendi öz ulusal kurum-kuruluşlarını kurmaya karar vermelerinin asıl nedeni de buydu. 

Arkadaşlardan birisi onlara yeniden otobüs durağına kadar refakat ederken arkadan Behice BORAN’ın duyacağı ses yüksekliğinde “Tatarlar bizi niye sevsin ki?” demişti. BORAN’ın Tatar olmasına atıfla..

Siverek onu 5 yıl önce milletvekili yapıp meclise gönderen olmasına rağmen milletvekili seçildikten sonra Siverek’e ikinci gelişi olduğu söyleniyordu, ilk gelişi 1967 Siverek mitingi içindi. TİP, diğer Türk sol örgütleriyle yani sözüm ona “Türk soluyla” artık kurulmuş olan DDKO’ dan sonra bağlar o kadar kopmuştu ki o kopuş tabii olarak Siverek’te de kendi yansımasını gösteriyordu.

İsmail Hoca’yı o günlerde okuduğumuz ve birkaç ay önce yayınlanmış kitabı Doğu Anadolu’nun Düzeni ‘nden Kürt Sorununun hangi vesileyle tanıdığına kadar soru yağmuruna tutmuştuk, o da sabır ve sükûnetle bize dostça anlatmış, anlatırken de hepimizi mutlu kılmıştı…

İsmail Hoca’ya ilgimiz, hayranlığımız, saygımız, Behice Hanım’ a karşı tepkili ve mesafeli yaklaşımımız Behice Hanım için herhalde köle halktan beklemediği bir şok olmuş olacak ki otobüse binip, otobüs harekete geçtiğinde İsmail Hoca o kibarlığıyla bize pencereden el sallayarak vedalaşırken, Behice Hanım artık bizi görmemek için yüzünü diğer tarafa çevirmeyi yeğleyen olmuştu.

Bizde tüm diğer Kuzey Kürdistan’daki yurtseverler –başkaldıranlar gibi Behice Hanım ile fizikken vedalaşır iken ittihat terakkinin yeni versiyonu olan “Türk Solu” ve TİP ile de ebediyen vedalaşmıştık.

49 yıl sonra çocuklarımızın, torunlarımızın "Türkiyelileşmek" le kendilerini makam kurbanı edeceklerini hangimiz düşünüp, hayal edebilirdik ki ?

Bu makale toplam: 7486 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:13:46:22
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad
x