Tahsin İnanç: Şengal Zaferi'nin Stratejik ve Taktik Planlamasının Detayları

Şengal Zaferi'nin Stratejik ve Taktik Planlamasının Detayları

Operasyonun başlangıç tarihi olarak belirlenen 11 Kasım 2015 günü harekata katılacak tüm güçler hazır hale getirilmişti. Harekat Planlaması Kürtler, İngilizler ve Amerikalılar tarafından ortak gerçekleştirildi. Operasyonun hava ayağını Amerikalı ve İngilizler, kara ayağını ise Kürtler yürütecekti.

Tahsin İnanç

22.11.2015, Paz | 15:51 [ Güncellenme: 22.11.2015, Paz | 16:34 ]

Şengal Zaferi'nin Stratejik ve Taktik Planlamasının Detayları
Makaleyi Paylaş

Şengal alanının özgürleştirilmesine yönelik operasyon ile ilgili çok şey yazıldı. Ben Şengal’in IŞİD’in eline geçişi ve geçmiş yıllarda yaşananlara değinmeyeceğim. Daha çok Şengal’i özgürleştirme ve Kürdistan Bölgesi’ne bağlama harekâtının detaylarını anlatmaya çalışacağım.

Operasyonun başlangıç tarihi olarak belirlenen 11 Kasım 2015 günü harekata katılacak tüm güçler hazır hale getirilmişti. Harekat Planlaması Kürtler, İngilizler ve Amerikalılar tarafından ortak gerçekleştirildi. Operasyonun hava ayağını Amerikalı ve İngilizler, kara ayağını ise Kürtler yürütecekti.

Bu temelde operasyona katılacak güçlere brifingler veriliyor, alan ile ilgili bilgilendiriliyor ve operasyonun taktik planlarının özümsetilmesine çalışılıyordu. Bu operasyonun diğerlerinden çok farklı olduğu, burada sadece bir alanın düşmandan temizlenmesi değil, Kürtlerin dünyada saygınlığını ve onurunu yükseltecek bir harekete girişileceği belirtiliyordu. Her Peşmerge için yaptığı işin kutsallığı ve tarihi önemi anlatılıyordu. Aslında komutandan savaşçısına generalinden geri cephede savaşan tüm güçlerde tarif edilmeyen, ancak yaşamakla anlaşılabilecek farklı ve onurlu bir heyecan hâkim idi.

"Operasyonun her aşamasında Başkan Barzani vardı"

Özellikle Başkan Mesut Barzani’nin savaşı bizzat koordine etmesi ve uydu yolu ile operasyonu ve çatışmaları canlı takip edecek olması ayrı bir renk ve heyecan katmıştı.

11 Kasım 2015 günü akşamı müttefik güçler tarafından yoğun hava saldırıları başlatıldı. Gece boyunca Peşmerge güçleri savaş öncesi hazırlıklar ile uğraştılar: Kimi silahını temizledi, kimi mermilerini tamamladı, kaskını ve çelik yeleğini deneyen, rahtına son şeklini verenler ile sohbetler, anılar ve olası çatışma ve intihar saldırılarında yapılması gerekenler tartışılıyor, geçmiş çatışmalardan deneyime sahip olan komutan veya savaşçılar tecrübesiz olanlara uyarılarda bulunuyorlardı.

12 Kasım 2015 saatler 04:00’ı gösterirken tüm güçlere harekatın başladığı bildirildi. Güçler operasyon planlamasında belirlenen alanlardan ilerleyecekti. Şengal’in batı ve kuzey batı cephesinden Fermande Duhok ile Peşmerge Bakanlığına bağlı ortak Peşmerge güçleri ilerleyecekti. Aynı bölgeden Peşmerge güçlerinin yanısıra YPG güçleri de hareket edeceklerdi.

Geriye kalan doğu, güney doğu ve kuzey doğu alanlarından ise General Aziz Weysi’nin Komutanı olduğu Peşmerge’nin Özel Harekat Birimi olan Zerewani’ye bağlı güçler hareket edecekti.

Zorawa köyünde karargahını kuran Zerewani kuvvetleri, geri cephe gücü dışında kalan tüm kuvvetlerini harekete geçirdi. Binlerce Peşmerge, yüzlerce zırhlı araç, ağır silahlar eşliğinde muhteşem bir görüntü vardı. Sadece Amerikan filmlerinde görebileceğiniz araç ve gereçlerle donatılan Peşmerge kuvvetleri insanın göğsünü kabartan, muazzam bir görüntüye sahip idi. Dağlara doğru “Bu muazzam ordu Kürdistan ordusu” diye bağırmak geliyordu her birimizin içinden.

Burada bir konuda parantez açmak istiyorum: Her ne kadar adına, geleneksel olarak Peşmerge deniliyor ise de, şunu artık gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki düzenli ordunun temelleri ile duvarları adım adım örülmüştür. Peşmerge olgusu bir bütün olarak, gözü kara savaşçıların geçmişteki mücadelelerine duyulan saygı ve özgünlüğü sadece anlamında kullanılmaktadır. Aksi taktirde, Şengal Operasyonu’nda modern, teknolojik klasik düzenli ordu çalışması, kabiliyeti ve hareket tarzına tanıklık ettik. Dağlarda hafif silahlarla düşman devlete karşı direnen geleneksel Peşmerge ismi, kahramanlığı, fedakârlığı ve cesareti ile bugünün modern ve donanımlı Kürdistan ordusuna dönüşmüş.

"Saldırının lokomotif gücü Zerewani Özel kuvvetleri idi"

Operasyonun ana gücü konumundaki Zerewani gücü kendisini 3 ana kola böldü. Her kolun komutasını bir general koordine ediyordu.

Bir kol Şengal’in kuzeyinde bulunanSunine’den gelen ve Zorawa’dan Şengal’e doğru giden ana yol üzerinde bulunan ana operasyon hattı boyunca ilerleyecekti.

İkinci kol bu yol ile Telafer’den gelen yol arasına düşen hat boyu ilerleyecek daha sonra şehre 15 km mesafede bulunan çimento fabrikasında ilk kol ile birleşecekti.

Zerewani Genel Komutanı General Aziz Weysi’nin komutası altında ise ana kol olarak adlandıracağımız üçüncü hat hareket ediyordu.

Ana kol olarak adlandırdığım bu gücün önünde hiçbir hedef yoktu. Ara yollardan Şengal dağının doğusundan dağa doğru tırmanmaya başlandı. Güç bünyesindeki yaklaşık iki yüz askeri araç ile 1500 civarı Peşmerge ile ilerlemeye başladı.

10 dakikalık bir ilerleyişin ardından araçların hepsi durdu. Dağın zirvesine doğru yağan şiddetli yağmur nedeniyle toprak olan patika yollar tümden bozulmuştu, çamur deryasına dönmüştü. Tüm güçler araçlardan indiler. Bir anlık duraklamanın ardından güçle birlikte hareket eden iş makinaları (dozerler) devreye girdiler. Yağmurun bozduğu yerler düzeltilerek ilerleme devam edildi.

Artık tüm güç araçlardan inmiş ve yaya olarak ilerliyordu. Araçlarda sadece şoförler kalmıştı. Tüm güç, hedefe ulaşmanın sabırsızlığı ile beklemeden yaya olarak yol alıyordu.

Dağı aşıp bir müddet zirvede devam edildikten sonra dar bir vadiye doğru inişe geçildi. Yaya olarak yola devam eden güçlerin önünde onlarca motosikletli güç hareket halindeydi. Tutulması gereken yerleri veya kontrol edilmesi gereken alanları süratli bir şekilde ve engel tanımadan icra ediyorlardı. Dağ koşullarına göre ayarlanmış, güçlü motorlara sahip motosikletler harekâtın icra edilmesinde aktif bir rol oynuyorlardı. Her motorda, savaş koşullarına uygun silahlarla donatılmış iki Peşmerge bulunuyordu.

"Vadide IŞİD'in Şengal'e saldırdığında kaçan halkın terkettiği yüzlerce araçla karşılaştık"

Vadinin tabanına doğru inince, zar zor belli olan ve çoğu yerde neresi olduğu seçilmeyen patika yolun kenarlarında terkedilmiş yüzlerce araç ile karşılaştık. Araçlar, IŞİD Şengal’e ilk saldırı gerçekleştirdikleri dönemden kalmaydı. Teröristler Şengal'e saldırdığında kentten can havliyle kaçan ve dağlara sığınan Şengallilerin buraya kadar geldikten sonra, araçları terk ederek yaya devam ettikleri anlaşılıyordu.

Son dönemlerde moda olan insanlığı tehdit eden hastalıkları konu alan film yada dizilerde gördüğümüz bir manzara gözlerimizin önünde bulunuyordu. İlginç bir tablo vardı ve her birimiz aynı kareleri canlı olarak yaşıyor ve daha önce yaşananları hayal etmeye çalışıyorduk.

Bulunduğumuz alanda mobil telefonlar çalışmıyordu. İlerlemeyi sürdürdük. Bir noktadan  sonra bu kez telsizler de çekmemeye başladı. Elimizde iletişim aracı olarak sadece koordineyi yapan generalde bulunan uydu telefonu vardı. Gücün koordinasyon merkezi ve diğer güçler ile tüm iletişimi bu telefon ile gerçekleştiriliyor ve harekat ile ilgili bilgiler alınıyordu.

"İlk sıcak temas Gowlat köyünde yaşandı"

Harekat ettiği güzergahta yerleşim köyleri olan ilk kolun ilerlediği hatta sabahın daha ilk saatlerinde IŞİD teröristleri ile harekatın ilk sıcak teması yaşandığı bilgisini aldık. İlerleyen saatlerde bu temas şiddetli çatışmalara dönüştü.

Peşmerge’nin gelebileceği en önemli hat olarak kabul ettikleri bu bölgede bulunan Gowlat köyünde çok iyi bir hazırlık yapan IŞİD teröristleri ile Peşmerge güçleri arasında şiddetli çatışmalar yaşandı. Çok yoğun çatışmaların sürdüğü bu köyde Peşmerge güçleri ancak gıdım gıdım ilerlemekteydiler.

"Kayıp vermeden Şengal'i ele geçirmek temel amaçtı"

Harekâtın temel amaçlarından biri, kayıp vermeden hedefe ulaşmaktı. IŞİD teröristleri tarafından özellikle bu cephede çok sayıda intihar saldırısı düzenlendi. Ancak şükür ki, bu saldırıların tümü hedefine ulaşamadan imha edildi.

Zırhlı araçlar arkadan ilerleyen Peşmerge güçleri için kalkan vazifesi yapıyordu. Peşmerge’nin geldiğini duyan köyün sivil halkı alanı terk etmiş, yüzlerce haneye sahip olan köyde sadece işid teröristleri kalmıştı. Bu geniş alana gizlenen teröristler suikast ve intihar eylemleri yapmayı planlamışlardı.

Adım adım ilerleyen Peşmerge güçleri bir noktadan sonra birçok alanda göğüs göğüse çatışmalara girdi. Yakın mesafedeki çatışmalarda tecrübe sahibi olan Peşmerge komutanlarından Kawa Malazgirt ve Murat Dideri komutasındaki Peşmerge güçleri düşmana aman vermiyorlardı. Şengal’deki çatışmaların önemli bir bölümünün yaşandığı ve oldukça tehlikeli bir alana sahip bu bölgedeki Peşmerge güçleri komutanlarının başarılı yönetimi altında

Gowlat köyündeki çatışmalarda 2 şehit ile 10 civarında yaralı verildi. 17 terörist Peşmerge mermisiyle öldürüldü, 5 terörist de kendisini patlattı. Alanın teröristlerden tamamen temizlenmesi operasyonun 1. Günü olan 12 Kasım 2015 öğleden sonra saat 15:00 ile 16:00 arasına denk geldi. İlerleyişimiz esnasında Gowlat alanında yaşanan bu bilgiler bir noktaya kadar uydu telefonları üzerinden, bir noktadan sonra ise telsizlerle alınıyordu.

Bu esnada ana koldaki yürüyüş ve yol açma çalışmaları tüm hızıyla devam ediyordu. Derin vadide saatlerce yürünmesine rağmen bir türlü yolun sonu görünmüyor, bir viraj veya dönemeçten sonra bir başkası önümüze çıkıyordu.

Öğle saat 12:00 civarı Şengal-Telafer yoluna yakın bir alana geldik. Önümüzde geniş bir düzlük alan vardı ve tümden mayınlarla döşenmişti. Peşmerge mayın temizleme uzmanları durmadan mayınlar çıkarmasına rağmen, bu durum gücün ilerleyişini oldukça yavaşlatmaktaydı. Tüm mayınların temizlenerek yolun açılması ve kazasız belasız belirlenen hedefe ulaşmak için epeyce bir zamana ihtiyaç vardı.

"Mayınlar nedeniyle dağda iş araçlarıyla yol açıldı"

Mayınlar nedeniyle gücün ağır bir şekilde ilerlemesi bizi alternatif bir çözüm arayışına itti. Dozerlerle önümüzde bulunan tepelerden yeni bir yol açmak ve araziden devam etmek Peşmerge’yi daha kısa sürede hedefe ulaştıracaktı.

Birliğin komutasındaki iş araçları hemen harekete geçirildi. Toplam yüksekliği 100 metre olan tepeye yol açılmaya başlandı. Yarım saat içinde dozerler tepeye ulaştılar. Araçlar da dozerlerin peşi sıra hareket etmekteydiler.

Bulunduğumuz yerden artık Şengal-Telafer yolu 1 km uzaklıkta idi. Kara dumanlar içinde bir uçtan diğer uça uzanan Şengal ise gözlerimizin önündeydi ve kurtarılmayı beklemekteydi.

Saat 13:20 civarı Peşmerge güçleri Şengal-Telafer yolunu ele geçirdi. 50 civarında zırhlı araç ile caddenin kontrolü tamamen ele geçirildi. Ancak henüz tam mevzilenmeden Şengal’den gelen bir intihar aracı dozerler tarafından yola kurulan barikata çarparak korkunç bir gürültüyle infilak etti. Barikatlar sayesinde parçalanan araç sadece ufak bazı yaralanmalara sebebiyet verdi. 

Uçakların da devreye girmesinden sonra yolda hakimiyetini kuran zırhlı birlikler batıya ve doğuya doğru iki yönde harekete geçtiler. Caddede doğuya doğru giden güçler kısa sürede çimento fabrikasına ulaştılar. Aynı hattın batısına hareket eden güçler de Şengal girişine ulaştılar.

"IŞİD telsizleri korku ve paniği bize taşıyordu"

Bu andan sonra, IŞİD telsizlerinde sert ve kararlı “savaşacağız, direneceğiz, geçit vermeyeceğiz” konuşmalarının yerini ürkek ve korku dolu “kendinizi kurtarın, İlişki ve destek hattı ellerine geçti” çığlıklarına dönüştü.

Öğleden sonra saat 14:00 sonrasında çok ciddi bir çatışma yaşanmadı. Çatışmalarda öldürülenler ile intihar eylemi için belirlenenlerin dışında kalan IŞİD teröristleri kaçmaya başladılar. Kaçanların bir çoğu Peşmerge tarafından avlanırken, Peşmerge’den kurtulanlar ise uçaklara yem oluyordu.

Şengal Operasyonu’ndaki en önemli savaş dehası ve taktiği diyebileceğimiz konuya geleyim: Birçok yazı ve tartışmada savaşın çok şiddetli geçmediği belirtildi ve çok kayıp olmaması gerekçe gösterilerek Şengal Operasyonu sıradan bir operasyon gibi gösterildi. Her ne kadar Şengal’in kurtarılması görkemliliğinden bir şey kaybetmese de daha şiddetli çatışmalar ve günlerce süren muharebeden sonra Şengal’in alınması bekleniyordu.

"Şengal Zaferi'ni hızlandıran strateji"

Bu beklenti operasyon öncesi genel olarak operasyona katılan tüm güçler arasında da dile getirilen bir realite idi. Ancak işin püf noktası da burada. Savaşı savaşmadan kazanmak, savaşı kâğıt üzerinde ve savaş öncesi en ince detayına kadar düşünülerek dahiyane bir şekilde hazırlanan plan ile kazanmak olayı yaşanmıştır.

Dağdan ancak hayvanların geçebileceği bir yol kullanılarak, 6 saat gibi bir zamanda çok fazla sayıda güç, zırhlı araç ve ağır silahı hiçbir engele takılmadan geçirerek düşmanın sahip olduğu tüm gücü ikiye bölerek zayıflatmak ve ötesinde yoğunluklu olan ve nitelikli gücünün arkasından birden bire hiç ummadığı bir şekilde belirmek savaşın kısa sürmesinin asıl sebebidir. Bu strateji çok az kayıpla Şengal’in kurtarılmasını ve zor bir savaşın kısa sürede kazanılan bir zafere dönüşmesini sağlamıştır.

Direnişi ve umutları kırılan IŞİD üyeleri artık sadece intihar seçeneğini kullanıyorlardı. Zafer yakındı ve yersiz kayıplar ile acıların çoğalmasını istemeyen başkan Barzani tüm  güçlere bulundukları yerde mevzilenerek geceyi geçirmeleri talimatı verdi. Geçe epeyce soğuk geçti. Hem dağdan esen rüzgar hem de çıplak olan ovada epeyce bir titredik. Birkaç havan atışı ve intihar denemesinin sonunda, uçaklara av olan çetelerin imhası ile çatışmalar sonuçlandı.

Operasyonun 2. Günü, 13 Kasım 2015, sabahın erken saatlerinde Şengal şehrini kuşatan güçler belli bir koordinasyon dahilinde merkeze doğru harekete geçtiler. Peşmergeler saat 09:00 civarında her yönden şehre girdiler. Teröristlerin birkaç intihar girişimi de başarısız sonuçlandı. Kimini Peşmergeler vurdu, kimini uçaklar tespit etti ve imha etti.

Çatışmalar, intihar saldırıları ve mayın patlamaları sonucunda toplam 5 şehit, 30 civarında yaralı verildi.

Şehir için söylenecek tek söz var, o da viraneye döndüğü. Önümüzde sanki bir yıl değil de 40-50 yıl boyunca hiç kimsenin uğramadığı bir şehrin görüntüsü uzanıyordu. Yüreğimiz burkuldu bu manzara karşısında.

"YPG'liler çocukca davranışlar sergilediler"

Şengal ana caddesinin üzerinde bulunan ilk dörtyol kavşağında YPG ile Peşmerge arasında bayrak sorunu yaşandı. Peşmergelerin, “burada sadece Kürdistan bayrağı (Ala Rengin) olacak, onun dışındaki hiçbir gücün bayrağı olmamalı” şeklindeki uyarısına YPG’den “bizim flamamız olacak o olmazsa burada olduğumuz nasıl bilinecek” şeklinde cevap verince kısa süreli karşılıklı sertleşme ve gerginlik yaşandı.

YPG’lilerin el bombalarını çıkararak, “Kendimizi de, sizi de öldürürüz” şeklinde tehditlerde bulunmaları gerginliği iyice artırdı. Orada toplamda 7 YPG’li vardı ki daha sonra biz PKK’liyiz dediler ve bayrakları için tavır koymaları anlaşılır hale büründü. Bununla birlikte sergiledikleri tavır basit ve çocukçaydı. Barzani ve General Aziz Weysi’nin sağduyulu yaklaşımları olmasaydı, orada sıkılacak bir mermi yada patlatılacak bir bombanın sonuçlarını düşünmek bile istemiyorum.

İkinci kriz ise IŞİD tarafından yer altına gömülen iki tanka el konulması olayında yaşandı. Burada da PKK’liler “Biz bunları Rojava’ya götüreceğiz” diye tutturunca yine karşılıklı sertleşmeler yaşandı. Sonradan tankları alan Peşmergeler olayı tatlıya bağladılar.

"YPG gerilları da Şengal Operasyonu'nda aktif olarak yer aldılar"

Bu konuda bir şey belirtmek isterim. Şengal’e müdahalede YPG’liler de batı cephesinde yer aldılar, rol de oynadılar ama işin aslını Peşmergeler yaptı.

İkinci ve üçüncü gün şehir merkezinde mayın temizleme çalışmaları yapıldı. Herhangi bir olumsuzluk yaşanmadı.

Bu arada bir konuya da değinmeden geçemeyeceğim. Şengal’de bulunan evlerin yüzde 60’ına yakını kullanılamaz haldeydi. Geriye kalan evlerde daha çok sunni kürtlere ait olan evlerdi ve sağlam kalmışlardı ya da kullanılabilirdi diyelim.

Şengal’in özgürleştirilmesi ile birlikte alana gelen yerli halktan kimi evini kontrol ederken kimi de kalan mallarını kurtarmaya çalışıyordu. Sağlam kalan evler ise tuhaf bir şekilde Ezidiler tarafından ateşe verilmişti. Şehir merkezinde ilerlerken bir asayiş polisini arabaya alıp merkezine kadar götürdük. Kendisi Şengalli ve sünni kürd. Demezmi ya benim evim sağlam kalmıştı, bizim Ezidi komşularımız tarafından yakıldı. Ezidiler, “Bizimkiler kullanılamaz halde ise geri kalanda kullanılamaz hale gelsin” düşüncesiyle hareket ederek, sağlam evleri yakmışlar. Umarım bu sorun ileri zamanlarda farklı bir boyuta dönüşmez.

Şengal’i özgürleştirme harekatında çok geniş bir alan Kürdistan yönetimine dahil edildi. Bu alanın yeniden IŞİD çetelerinin eline geçmemesi için yatay olarak 70-80 km’lik ve dikey olarak 30 km’lik bir alanda Peşmerge gücünün mevzilenmesi hayata geçirildi. Tüm mevziler kalıcı ve birbirini koruyacak şekilde örgütlendirildi.

"Kürt Halkı birleşirse yenemeyeceği düşman olamaz"

Kürt halkının evlatları ülkesi için her türlü bedeli ödemektedir. İster Peşmerge, ister Gerilla, ister asker olsun gerekli olan fedakarlıktan hiç kaçınmıyor. Yağmur çamur, soğuk demeden ülkesini korumak için görev başında kalıyor. Bunlarla Kürt halkı ne kadar övünse azdır.

Basında çıkan ve “sen yaptın, ben yaptın” anlamsız kavgası biz Kürtlere çok zarar veriyor. Şayet bundan kurtulur isek Kürtlerin her yönü ile geleceği çok parlak görünüyor.

Biz Kürtler halkımıza ve toprağımıza uzanan elleri gayet rahat kırmasını biliriz. Yeter ki birbirimizi sevmesini, birbirimizin farklılıklarına saygı duymasını, birbirimiz için önemli olduğumuzu bilelim ve birbirimizle uzlaşıp-anlaşmayı öğrenelim!

Bu makale toplam: 11815 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:23:24:53
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad
x