Oktay Yıldız: Nutuk Provası

Nutuk Provası

Nasrettin Hoca, nutuk atmaya meraklı bir politikacıya, Tarih senden hiç söz etmeyecek, demiş. Neden ki Hoca? O kadar “Şerefli tarih, şerefli tarih” deyip durdun ki senden söz etmesi zorlaştı…

Oktay Yıldız

09.03.2015, Pts | 01:12 [ Güncellenme: 09.03.2015, Pts | 01:43 ]

Nutuk Provası
Makaleyi Paylaş
Yakında seçimler var memleket yine naralara, küfürlere, yalanlara, yeni icat propagandalara, palavralara, yani kısaca olmayacak dualara amin süreci başlayacak.

Bende milletvekili olacaklara kolaylık olsun diye kendimce mütevazi bir nutuk metni hazırlığına başlayı verdim. Empati yaparak ben olsaydım neler söylerdim, işte size mütevazi bir nutuk provası metni:

Aziz yurttaşlar dikilsin başlar çatılsın kaşlar, sanmayın ki bizim tıraşlar zaman geçtikçe yavaşlar. Aziz yurttaşlar siz bize umut, biz size umut gerisini boşver hepsini unut. Siz bize oyunuzu verince bizde postu meclise serince, tozu dumana katarak vaatlerimizi ihalelerden ve eş dostu bir verlere yerleştirirsek, bir kaç ayakkabı kutusunu hazırlayıp hanımın çeyizleri içine yerleştirirsek, zaman bulur vaatlerimizi tutarsak…… siz bize umut biz size umut gerisini boş verin hepsini unutun.

Ana muhalefet partisinin lideri: Çözüm sürecine ve memleketin parmak basılmamış sorunları üzerine sahneye çıkınca hükümete yükleniyor: Aziz yurttaşlar hamdolsun ki Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında her bir şeyimizi tamamlamıştık. Bizim kurduğumuz bütün hükümetlerimiz iyi çalıştılar. Benim ana ocağımı bile kılıçtan geçirmişiz, Kütleri tarumar etmişiz meseleyi kapatmak için elimizden ne gelmişse yapmışız. Ancak bu son dönem hükümet şükür etmeyi unutmuştur bu yaptıklarımıza. Hükümet Kürtleri sevelim sayalım, koruyalım, koklayalım diyor; biz yok diyoruz. Neyse bu meseleye daha sonra dokunacağım.... Muhterem vatandaşlar; Aziz hemşerilerim bugün memleketimizin en önemli meselesi ve partimizin programında da açıkça belirtiği gibi, haklar ve özgürlükler meselesidir.

Medeni milletler seviyesine yüksele bilmemiz ancak her vatandaşın sofrasında bol miktarda biber bulunmasıdır. Ama hükümet biber yerine biber gazının yararını bizzat siz aziz yurttaşlarımıza her gün tattırarak biber yerine biber gazının daha faydalı olduğunu ısrarla sizlere söylemektedir.

Muhterem vatandaşlar bir önceki hükümetimizin sizlerin kıymetli oylarıyla 12 sene önce iktidara geldiğinde asayiş sorununu ve terör sorununu nerdeyse halledecekti ki verilen gensoruyla hükümetimiz düşürülmüştü. Ve lakin Öcalan sayın Ecevit’in başbakanlığı dönenimde getirilmiştir. Sayın Ecevit 6 okun onursal başkanıdır. Her ne kadar niye bize Öcalan’ı teslim ettiler anlayamadım dediyse de o’nun döneminde gelmiştir. Şimdi hükümetteki parti o dönemi eleştirmektedir. Yuh olsun.

Turkiye Komunist Partisi Lideri Kürsüde: Bir kaç kişinin taşıdığı dövizlerin üzerinde O harfi var yani iktidar partisinin liderinin sıfırlama konuşmalarını dünya aleme afise ediyorlar. Parti başkanı önce gırtlağını temizlerken iki sıfır dövizi taşıyan partili yan yana geldiğini görünce arkadaşlar lütfen dövizleri taşıyan arkadaşlar birbirinizden uzak durun yoksa OO hele anlamı çıkıyor bu bize yakışmaz biz eleştirilerimizi şiirsel yaparız deyip:

Değerli halkımız: Günlerce bakıttın beni yoluna, Neredesin ecel gayri gel götür,
Dost bilip girmezsem eğer koluna, Düşmanın say beni, hasım ol götür.
Yaşadım yazdığın kara yazgıyı, Yeter, çek altına kalın çizgiyi,
Ömrümce dinledim yanık ezgiyi, Şimdi ister davul, ister zurna çal götür.

Akıl ermez sırdır vücut yapısı, Mevla’dır sahibi, olmaz tapusu,
Can evinin açık durur kapısı, Gir içine, usul usul al götür.

Meydan okudun hep bilime, fene, Nice koç yiğidi sardın kefene,
Yetmiyor mu gücün, aciz bedene, Yetmez dersen, parça parça bol götür.

Sağken aratmadı dostlar, hasmımı, Dost eline koyma benim cismimi,
Bilmiyorsan adres ile ismimi, Yoldaş diye sora sora bul götür

Iktidar Partisi: Aziz yurttaşlar dikilsin başlar, çalınsın zurnalar, başlasın sloganlar. Diyorlar ki bunların döneminde yandaşlar peydahlanmış memleketin dağı taşı yandaşlardan geçilmiyor.

Muhterem vatandaşlar şimdi bunda ne var. Elbette memleketin çetesi de olacak, yandaşı da olacak, havuzu da olacak. Memleketin her bir şeyi olmalı ki bir eksiklik hissedilmesin. Peki, memleketin polisi jandarması yokmu, var. Peki, jandarma ve polis ne işe yarar. Değerli vatandaşlarımız tabi ki olacak polisi de çetesi de, yandaşı da. Polisin işi ayrı, çetenin işi ayrı, yandaşın işi ayrı.

Allah her bir kulunun rızkını ayrı bir yoldan veriyor? Doktorlar var diye hastalar yok mu? Doktoru da var çok şükür hastası da..... İşte bunun gibi yandaşın işi başka polisin işi başka. Kimse kimsenin işine karışmaz..... karışmaz dedikse, arada bir karışır..... Peki kim karışır aziz vatandaşlar. Yandaşlar polisin işine hiç karışmaz ama polisimiz yandaşın işine karışır. Ne gibi diyeceksiniz şimdi. Ne zaman ki yandaşın işini polis yapmaya kalkışır.... işte o zaman düzen bozulur.... Şimdi bazı vatandaşlarımız şaşıracaktır. Niye şaşırıyorsunuz sizin yaşadığınız şu şehirde hırsız, dolandırıcı yokmu var, peki polis yok mu oda var. Bak gördünüz mü poliste var hırsızda var. Herkesin riski ayrı yoldan kurban olduğum allah böyle buyurmuş.... Dünyanın düzeni bu aziz vatandaşlarım. Bak polisimiz 17-25 Aralıkta ayakkabı kutularıyla oynamaya kaktı ne oldu düzen bozuldu.

Sevgili vatandaşlarım bir dolandırıcıyla, başarıp zengin olmuş insan arasındaki fark, dolandırıcının tam başaracağı sırada yakalanmış olması, başarmış olanın da dolandırdığı sırada yakalanmamış olmasıdır. Bunu bizimkilere anlattım ama anlamadılar takmış 700 binlik saati meclise geliyor yuh yani. Bunlar beni anlamıyorlar. Alkışlar çalıyorlar ama çalışıyorlar sesleri…….

Küçük Ana Muhalefet Partisi Lideri: Hükümet ihanet içindedir « Bebek k………… anlaşılıyor ki devleti parçalıyor vs…….. Muhterem vatandaşlar iktidar bize ver yansın yapıyor. Neden çünkü düdüğü ele geçirmişler. Şimdi diyeceksiniz ki ne alaka, güçlü olabilmek için şu iki şeye sahip olmak lazım: Biri düdük, biri de koltuktur aziz vatandaşlar. Birinin üstünde oturan, öbürünü eline geçiren otoriter adam sayılır.

Koltuğa oturup otorite sağlamak zorsa da, bir düdük ele geçirip öttürmek kolaydır. Düdük siz değerli vatandaşlara emretmek, söz geçirmek için bir silahtır. Bir polis memuru düdüğü öttürdüğünde araba zınk diye durmaz mı? Durur. Düdüğün düdükler üzerindeki etkisi büyüktür. Taa çocukluğumuzdan beri düdük sesine itaate alıştırılmışızdır. Muhterem vatandaşlar birde bu çözüm süreci denilen belayı başımıza açtıkları yetmiyormuş gibi birde neden bizim desteklemediğimizi soruyorlar. Sormakla da kalmıyorlar bizlere hakaretler yağdırıyorlar. Hıyanet içindedir hükümet.

Idris Naim Şahin memleketin bir vilayetinde Kürsüde: Sevgili vatandaşlarımız nerden çıktı bu barış işi, niye çıktı? Biz millet olarak böyle barışı kaldıracak bünyeye sahip değiliz diyenleriniz var. Peki niye böyle diyorlar biliyormusunuz? Hamdolsun ki millet olarak Müslümanız ve şehitlik mertebesini çok severiz ve bu mertebeye ulaşmak içinde bize savaş lazımdır. Burada şehit olmak istemeyen varmı sevgili vatandaşlarım? Ha bak gördünüz mü? Peki, savaş olmasa nasıl olacak bu şehitlik işi? Birde dağdakilere silahlarınızı bırakın gidin diyor hükümet.

Sevgili vatandaşlar niye silahlara göz dikmiş hükümet. Sanki 30 yıldır karşımızda savaşanların kerameti silahlarındaymış. Onlar silahlarını bırakacak hükümet toplayacak ve askerlerimize verecekmiş. Allah akıl ihsan eylesin sevgili vatandaşlarım. Peki onlar giderse biz kiminle savaşacağız muhterem vatandaşlar. Peki diyelim ki bunlar gittiler sevgili vatandaşlarım nereye gidecekler, ne yapacaklar boşmu kalacaklar? Allah göstermesin boş kalsalar belli bir süre sonra sıkılmazlar mı? Ya gördünüz mü? İşte bu nedenle bir soru önergesiyle bu durumu sorduk saygı değer vatandaşlarımız. Hükümetin cevabı aynen şöyle oldu: Kardeşim sen bizde İç İsleri Bakanlığı yaptın bir barış falan olmadığını hala öğrenemediysen yuh olsun sana. Evet aynen böyle sevgili vatandaşlar.

Baba partisi Eş Başkanı Kürsüde: Saygıdeğer kardeşlerimiz biz bu seçimde barajları alt üst edeceğiz. Barajların alt kısmında bulunan köylerimiz şimdiden tedbirlerini almalılar köylerini dağlık bölgelere taşımalılar. Barajlar patladığında kimse bizi sorumlu görmesin. Değerli halkımız Hükümet kendi çıkarlarına göre gerçekleri saptırıp, bunu topluma vatanseverlik olarak sunmaktadır.

Onlar kandırmayı, biz de kandırılmayı yurtseverlik olarak kabul eder, sürekli bir yalanın içinde kıvranırız. Kürt aydınları bizi Postacılıkla suçlamaktadırlar. Biz postacılığın yurtseverlikle çeliştiğine inananlardan değiliz.

Bizi sert eleştirenler var Dolmabahçe Sarayında Kürd olmayan birisi tarafından Türklere sunulan 10 maddelik reçetenin neden Türkiye sol hareketlerinin sunmadığını soruyorlar. Değerli halkımız Türkiye solu niye sunsun biz zaten Türkiye Partisiyiz. Eleştiriyi yapan arkadaşlar bizi BDP ile karıştırıyorlar.

Değerli halkımız niye acele ediyorsunuz, Günler torbaya mı girdi Newroz’da da bize düşenleri okuruz acele işe şeytan karışır.

Belki çoğunuz bu maddeler için 40 yıl savaşılır mı ? Bunları Türk solu dediği zaman biz sosyal şoven diyorduk. 10 maddelik Devlet ile tartışmaya açık mutabakat metninde, Kürdistan’dan ve Kürdlükten bahsedilen tek kelimeye rastlamak mümkün değil diyorsunuz. Haklısınız zaten maddeler biz hazırlamadık biz postacıyız. Birde kanımızca Hatip Arkadaş Kürdistanı çöp sepetine attığından da kaynaklanmış olabilir.

Seçimlerden sonra PTT’yi almayı düşünen arkadaşlar bile var, bu posta işini iyi yaptığımızı her kes söylüyor. Değerli halkımız asıl meseleye gelelim: Bir gerçeğe bel bağladım erenler, aldı beni yedi bitirdi beni, damla idim bir ırmağa karıştım, denizden denize götürdü beni, denizden denize götürdü beni dost beni beni. Nice kaptan kaba dost dost boşaldım durdum, karıştım denize deniz ben oldum, damlanın içinde evreni buldum, gine benden bana getirdi beni dost beni beni, buhar oldum yağdım yağmurlarınlan, karıştım toprağa çamurlarınlan, piştim fırınlarda hamurlarınlan, üstadım sofraya yatırdı beni dost dost beni, çiğnediler dişleriyle ezildim vücut eleğinde geçtim süzüldüm, çaldı kalem bir deftere yazıldım, irfan mektebine yetirdi beni dost beni beni, artık Türkiye partisiyim ermişlerin ereni, cümle alemde bir atın yeleği, ölmez bir ananın oldum bebeği aldı dizlerine oturttu beni dost beni beni.

Bir Kürt Partisi Başkanı Kürsüde: 30 yıldır bir savaş var benim yaşadığım coğrafyada...
30 yıldır bitmeyen, tükenmeyen kin var, nefret var. Devlet terörü var.
12 yaşındaki çocuklar hedef alınarak öldürülüyor benim ülkemde ve
“barış süreci” güya nerde görülmüştür böyle bir barış süreci..

Ortada bir oyun oynanıyor; “çözüm süreci” oyalamaları. Bu oyunu görmemek, kör olmakla eş değerdir..
Amaç ne burada?
7 Haziran seçimlerini kazasız belasız atlatıp “Türk modeli başkanlık sistemi”ni yaşama geçirmek. AKP bugünlerde “İç Güvenlik Yasası”yla uğraşıyor, kafa göz yarıyor Meclis’te...
Sen bir yandan çağdaş, özgürlükçü anayasa yapacağız diye caka satacaksın, öte yandan “İç Güvenlik Paketi” çıkarmaya kalkacaksın.Dolmabahçe’de tek bir cümle Kürt lafı geçmiyor
Ne demokrasi, ne özgürlügu, ne barışı, ne kardeşliğinden, ne de insanlıktan bahsediyorsun.

Hükümet Adına Arınç Kürsüde: Aziz Milletimiz çözüm süreci önündeki en önemli şahıs Selahattin Demirtaştır.
Demirtaş çözüm sürecini istemeyen barış karşıtı Kürt siyasetçisidir
İmralı elbet en önemli öğedir. Demirtaş ve bazıları Öcalan’ı itibarsızlaştırmak istiyorlar.
Yok 10 madde de anlaşılmamış, şu olacakmış, bu olacakmış...
Yaz ayları seçim sonrası kuracağımız hükümette memleketin daha önemli meselelerinde zaman kalırsa Kürtleride kucaklayacağız. Bizim hükümet önünü göremiyor. Göremediği için de sorunlar çıkıyormuş, geçin bunları geçin. Bakın biz iktidarken Hamdolsun hem demokrasimizi düze çıkardık hem basınımızı, müteahhitlerimizi ve hemde barış sürecini oluşturduk; Hamdolsun şimdi bu hükümete karşı kimse sesini çıkaramıyor. Neden peki? Bunu muhakeme edin.

Demirtaş Soy ismi gibi hem demir hemde taştır. (Arınc’a bir tüyo vereyim siz oturun bir rapor yazın, birazda özeleştirinizi yapın yapabildiğiniz kadar ve o mektubu gerekli yere yollayın. Yani bir nevi rapor bak Demirtaş nasıl değişir. Bir tüyo daha vereyim ama aramızda kalsın üstüne üslük birde Paluludur. Bu Palulular Nuh derler Peygamber demezler)

Xalit Amca iyi bir yurtsever yıllar önce savaşta olan oğlu şehit düşmüş. O da bizim memlekette kontenjan olmadığı için bağımsız aday olarak seçime giriyor. Pazarcılık yaptığı için eski bir kamyoneti var bir hoparlör takmış şehir meydanın da Sevgili hemşerilerim diyerek memleket meselelerine ve çözüm sürecini anlatıyor.

Xalik Amca Komyetin üstünde: Sevgili hemşerilerim bana sorarsanız bizdeki en büyük sorun cesaret eksikliğidir.

Bakin Sarayda yapılan o açıklamalarda tek bir Kürt sözcüğü çıkmadı, hepisi Türkler içindi peki neden sevgili hemşerilerim? Burada garip olan ölümden değil de gerçeklerden korkmamızdır.

Mesela çocuklarımız tereddütsüz dağlara çıkabiliyorlar, savaşabiliyorlar, gece yarıları karakolları taburları, basabiliyorlar, biz Kürtler her an yıkılabilecek binaların içine girip oturabiliyoruz, trafikte deli gibi araba kullanabiliyoruz, tüp gaz kaçağını kibritle kontrol edebiliyoruz ama gerçekleri görünce ödümüz patlıyor.

Düşman Tayyarelerine karşı çıkabiliyorlar, ama Masaya gelince Tirkler karşısında dilsizler. Sevgili Hemşerilerim biliyormusunuz neden böyle oluyor. Bizim kendi gerçeklerimiz bizi dilsizleştiriyor. Yok neymiş kardeşmişiz iyi niyetli olmak gerekiyor.

Zaten başımıza ne geldiyse bu iyi niyetten değil mi ? Bin yıllardır bu iyi niyet değil midir bizi kan revan içinde bırakan. Sanki tanrı kürdü iyi niyet göstersin, dünyaya örnek bir ırk olsun diye yaratmış. Cennete giden yolun taşlarını döşeyen usta melekler gibiyiz. Bir kez daha bu cennet yolunun düzenleme ihalesini biz aldık.

Sevgili Hemşerilerim madem bu işi yapıyorsak adabınızla yapalım bari diyorum.

Hükümet ortada bir pazarlık yok diyor. Peki kim ne aldı, kim ne verdi belli değil. O ne sarayıydı 10 madde açıklandı bizi ilgilendiren bir şey yok. Hükümetin sözcüleri bile Kürtler bir şey istemiyorlar biz ne yapalım diyorlar. Dünyada pazarlık yapılmadan bir savaşı bitirme sevdasını yüce tanrı bize nasip edecek velhasıl. Peki o zaman neden bunca yıkım, ölum oldu. Sevgili Hemşerilerim ben hiç bir sey anlamadım bu işten.

Türkiye’de toplam Parti sayısı 79 bilindiği üzere çoğu tabela Partisi. Bunlardan birinin çok ilginç faaliyetleri var üstüne üstlük yüzde 30 oy alacaklarını iddia ediyorlar. Bak anlatayım: Adana'da sık sık kumar baskını yapılan Milliyetçi İrade Yükseliş (MİY) Partisi ilçe binasında son baskında gözaltına alınan 10 parti yöneticisi adliyeye sevk edilince 2 ay partilerine yaklaşmama cezası aldı. Bazı parti yöneticileri hedeflerinin yüzde 30 oy almak olduğunu söylerken, çevrelerindekilere tebessüm ettirdi. Geçen yıl 44 kez kumar baskını yapılan Güven Partisi İl Başkanlığı'nın faaliyetlerini durdurduğu merkez Seyhan İlçesi Kayalıbağ Mahallesi Çakmak Caddesi'ndeki binasında kumar oynatıldığı bilgisi üzerine Ahlak Büro Amirliği ekipleri harekete geçti. Güven Partisi yerine Milliyetçi İrade Yükseliş Partisi Seyhan İlçe Başkanlığı tabelası asılı olan binaya baskın yapan polisi fark eden 54 kişi, kaçarken damda yakalandı. Yapılan aramada ise tombala oynamak için kullanılan pul, top ve diğer malzemeler ele geçirilirken parti yöneticisi olduğu belirlenen 10 kişi de gözaltına alındı. Kumar oynayan 54 kişiye 208'er lira idari para cezası kesilirken parti yöneticileri ise haklarındaki işlemlerin ardından adliyeye sevk edildi. Adli Tıp Birimi'nde sağlık kontrolünden geçirilen parti yöneticileri çıkışta görüntü alan gazetecilere, kendilerine Ak Parti ile MHP'yi rakip gördüklerini belirterek, "Yüzde 30'u aşarız" dedi. Şüpheliler, parti binasına 2 ay yaklaşmama ve 300'er lira para cezası verilip serbest bırakıldı.

Tabi haklı olarak nerede bu ÖDP dediğinizi duyar gibiyim. Merak etmeyin onları atlamadım, bilakis kendileriyle röportaj yaptım.

Yıllar önce Ufuk Uras beyle uzunca bir röportaj yapmıştım. Sorular değişik ve güncel olsun diye bir kez daha röportajı okudum ki daha can alıcı sorular sorayım. Dediğim gibi yaklaşık 16 yıl öncesiydi bu görüşme yapılalı. O gündür bu gündür ÖDP hakkında bilgimde o yıllara aittir. Madem tüm Partileri yazdım onları da yazmam gerekir deyip telefonun numaralarına işaret parmağımla basmaya başladım. Ha şunu da hemen belirteyim telefon tuşlarına dokunmadan önceki gece oturup aşk üzerine ne kadar kitap varsa karıştırdım. Mahcup olmayayım diye tabi ki.

Telefon uzun uzun çaldıktan sonra neyse ki cevap veren bir bayan çıktı. İsmimi ve mesleğimi söyledim.

Konu neydi beyefendi diye sormaz mı? Yoksa anladı mı diye sarardım bozardım şey şey dedim. Neyse ki fazla üstelemedi de rahatlandım. Sağ olsun başka soru sormadan Alper beye bağladı telefonu. Alper Bey dedim ben sizinle bu aşk meselesini görüşmek istiyorum. Ne aşkı. Hani şu bildiğimiz aşk. Sizin partiye diyorlar ya aşkın ve devrimin partisi o meseleyi. Ha o mesele mi buyrun tabii tabi biz seni tanıyoruz demokrat biri olduğunu biliyoruz. Sizi geri çevirecek değilim siz buyrun istediğinizi sorun ben cevaplarım.

Alper Bey, yani şu sizin aşk olayı Yunus misali platonik midir, yoksa Ferhat gibi fiillimi, yoksa Sokrates’in söylediği gibi bir yerinden başlamak sözünden esinlemek midir?

Sayın kardeşim, en son söylediğiniz Sokrates misali bizimkisiyle çakışıyor. Zaten ilhamı da o sözden aldık. Önce size partimizin amaçlarını ve çalışmalarını aktarayım: 6. kongredeki ayrışmadan sonra ÖDP koordinatlarını yeniden belirledi ve önüne bir takım hedefler koydu. Şimdi bu geçiş süreci bizim açımızdan bitiyor. 7. Kongreden sonra ÖDP yeni dönemi örgütleyecek. Sadece kendisiyle yetinmeyecek; solun diğer özneleriyle de ortak bir süreci örgütleyecek. Bu konuda bir adım daha atarsak görevlerimizi yapmaya başlamış olacağız. diyerek uzun bir değerlendirme yaptı ama aşk konusuna hiç değinmedi.

Ben bir kez daha hatırlatınca aşk konusuna dokunur dokunmaz sesi telefonun tellerinde dalgalanmaya başladı. Bakın ben bu konuyu toplantılarda da sık sık belirtiyorum. Gazetelerin yazdıkları gibi, öyle bastır aslanım gibi sloganlar hiç toplantılarımda bağırılmadı. Ama güzel giyimli bayanların yüzlerinde aleni gülümsemeler oynaştı, losyon kokulu baylar tombul ellerini traşlı saçlarının arasına daldırıp şöyle bir gezdirdi. Varsın yapsınlar değil mi kardeşim, kime ne zararı var ki değil mi ? Adamın o anda kafası da kaşınmış olamaz mı ?

Neyse ki sözü dolandırıp punduna getirip Sokrates meselesini açtı. Efendim sizin de demin belirtiğiniz Sokrates meselesi çok önemlidir bizim için, öğrenciler Sokrates’e kadınların eli niçin öpülür? diye sormuşlar. Bu çetin soruyu üstat aniden ve müthiş dolayısıyla tarihi bir yanıtla karşılamış. Yanıt şöyleydi: bir yerinden başlamak gerekir demiş. Bu doğru bir belirlemedir ve ÖDP’de tıpkı üstadın belirttiği gibi mücadeleye bir yerinden başlamak gerektiğine inanıyor.

Sanırız bu benzetme bundan sonra kimsenin aklından çıkmayacak. Dolaysıyla herkes mücadeleye bir yerinden hemen şimdi başlayacak. ÖDP çok sayıda bileşenden oluşuyor. Her bileşenin otuz yıllık bir geçmişi var. Gene de bir yerinden başlamak için Sokrates’in o sözünü tarihin derinliklerinden bulup çıkarmak gerekiyor. ÖDP’nin yola çıkarken niçin aşktan söz ettiği de böylece bu açıklamamla yeni bir açıklığa kavuşmuş oluyor.

Yani Sokrates döneminde aşkın ellerin öpülmesiyle başladığı oldukça tartışmalı bir konu değil mi, yoksa ben mi yanılıyorum ?

Evet siz yanılıyorsunuz. Araştırmalar bunu açıkça ortaya koymuştur. Belgelerin hele aşk konusunda yanıltıcı olduğu asla düşünülemez üstat Sokrates mutlaka söylemiştir o sözü ki, tarihte yazıyor.

Ama iki bin yıl önceki aşkların hangi temaya vurgu yaptığına ilişkin bulgular oldukça yetersiz değil mi ?

Hayır, dönemin heykellerinde vücutlar çıplak. Buradan hareketle insanoğlunun çok uzun bir dönem boyunca tema tercihi yapmaksızın global bir yaklaşım içinde bulunduğu düşünülebilinir. Zaten Sokrates’in sözündeki bir yerinden başlanmalı ifadesi mutlaka bilinen aşklardan başlamak gerektiğine göre, bu başlangıç mevkii niçin solculuk, ilericilik olmasın gibisinden bir anlama da kapıyı açık bırakıyor.

Peki HDP ile bir birliktelik olacak mı?

Daha karar vermedik bakacağız.

Evet özetle nutuk metni kısaca böyle.

Bu makale toplam: 8539 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:05:42:51
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

Yazarın Önceki Yazıları

İyimser olunacak hiçbir şey kalmamış … Darbe gecesi pazarlığı... Şırnak’da bu fotoğraf karelerini çizenler… Sözün bittiği yerde miyiz? Büyük Amaçlar Uğruna Ölmek… Musul Operasyonu ve PKK Paşam: Kış tatbikatını Kandil'de yapalım HDP'li vekillerin renk kodları Devletin PKK ile Rafineri Pazarlığı II. Cezayir anlaşması ve Ergenekon'un dönüşü Ankara Kuzey Suriye söylemine hazırlanıyor Uluslararası Koalisyonda PKK’de var CHP ve Babayiğitlik… Bir Kulüp ve Bir Halk Nasıl Diktatör Olunur? Savaşlarda Önce Gerçekler Öldürülüyor Oslo'dan Paris'e - II - (Son terörist kim?) Oslo'dan Paris'e - 1 Kim bu Reza ‘BEY’ Sevgili Yaşar Abi Göçmenler Kürt illerine yerleştirilecek İşte TAK Gerçeği! Vietnam’da Savaşmayı Reddettiler… Amed Spor, FC Barcelona ve Bilbao ‘Vur Kurtul, Sür Kurtul’ uygarlığı… Kalemin Vicdanı, Kürdün ateşinde… Çöktürme Planı Gazetecilik… Gerçekten haberiniz varmı? Düşmanını hem ağlatan, hemde göbek attıran Komutan: Delil Doğan Uğurlar Olsun Yüreklerin Elçi'si Yürekler param parça… ‘Terbiye’ ederek masaya oturtmak Silvan da bizim Guernica’mız Kaçıncı dünya savaşındayız… Nerede Hata Yapılıyor-2 PKK değişmek ve yeni kararlar almak zorundadır Savaş akıllarını, onlar kendilerini vuruyor… Bark (Yüklenmek) Suriye’de Türkiye masa dışı kaldı Dersim'de ne oldu? Beren Saat’in suçu ne…? Kefenli liderin kefenli askeri olmak Yalan ve Savaş Kırılan Umutlar ve Yıkılan Hayaller Örgütü zor günler bekliyor Ateşkesler bitti: FARC’tan Farkımız olmalı... Ve MIT TIR’ları duble yollara çıktı…. IŞİD Kobane’ye nerden sokuldu….. Biz aydınlar ve Barış MIT TIR’larının hikayesi HDP’ye Bombalı saldırılar….. Katırları da vurdular Ağrı Operasyonunun Planlayıcısı Efkan Ala Türk Liderleri neden Cahil oluyorlar... Bizde de Reha Muhtarlar olmalı mı? Dörtyüz dediysek dörtyüz …… Kendi yalanına inanmak Asker için çözüm süreci bitmiştir… Hükümet HDP’ye büyük bir tuzak kurma hazırlığında Bu Newroz Yalçın Akdoğan Mesaj verecek Barışı ip üzerinde cambazlık sanıyorlar... Fidan neden U dönüşü yaptı? Öcalan’ın Mektupları… Mihail Timofeyeviç 'Yoldaş'ın Yarım Kalmış Sevdası Aydınlık Yol ve PKK Meğer Ne Belalar Sarmışım Başımıza - II Hoca'nın Elleri de Elma Toplamıyor… Meğer Ne Belalar Sarmışım Başımıza - I Kobanê Hainlik Mucizeler hep devam ediyor..... Savaş iyidir, hem itibarımızı arttırır hem de tanıtımımızı yaptırır
x