Oktay Yıldız: Kim bu Reza ‘BEY’

Kim bu Reza ‘BEY’

Reza 33 yaşında Tebliz doğumlu. Babek Zencani. 42 yaşında ve Tahran doğumlu ve Türkiye’de üniversite eğitimi almış ve Rıza S arraf’ın Türkiye’deki ortağı.İkisi de yolsuzlukla suçlandı. Rıza Sarraf Türkiye’de yargılandı. Babek Zencani İran’da. Iki adam iki ülke ve iki karar.

Oktay Yıldız

02.04.2016, Cts | 13:34

Kim bu Reza ‘BEY’
Makaleyi Paylaş

Ferdi Tayfur’un ‘Taş olur toprak olurum yoluna yoldaş olurum’ bestesi, 17-25 Aralık operasyonlarında Sarraf’ın gözaltına alınmasıyla AKP’li Bakanların değişik bir versiyonda ‘duvar olur, bariyer olur önünde yatarız, seni o soğuk nezarethaneler de tutmayız, önünde yatar seni hapislere yollamayız’ şekline çevrilerek söylenmesi dönemin en popüler şarkısı olmuştu. 17-2 Aralık 2013 yolsuzluk ve rüşvet soruşturması kapsamında bakan oğullarıyla beraber tutuklanarak ülkenin gündemine bomba gibi düşen İran asıllı Türk ‘iş adamı’ Reza Zarrab, 21 Mart 2016 Pazartesi günü ABD’nin Miami eyaletinde kara para aklama, banka dolandırıcılığı ve İran yaptırımlarını ihlal etmek suçlarından tutuklanınca bir kez daha Türkiye gündemini bomba gibi düşüverdi.

Peki, 75 yıla kadar hapsi istenen Reza Zarrab ‘BEY’ kim? Muazzam servetini nasıl elde etti, neden tutuklandı? Pimi çekilmiş bomba gibi her an patlamaya hazır duruma nasıl geldi? Reza Zarrab 1984 yılında İran Azeri Türk’ü bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi. Zarrab’ın nereli olduğu konusunda çeşitli rivayetler olmasına rağmen,17-25 Aralık operasyonların da üzerinde çıkan belgeler, Zarrab’ın İran Tebriz doğumlu olduğunu ortaya koydu. Bu soruşturmalar sırasında, Zarrab’ın iddia edildiği gibi Üniversite mezunu değil, ortaokul mezunu olduğu da ortaya çıkmış. Babası Hossein Zarrab, Ahmedinejad döneminde İran’ın en güçlü isimlerinden biri, İşlerini yaparken ortalıkta olmayı sevmeyen ve pek fotoğrafı da bulunmayan Hossein (Hüseyin) Zarrab bugüne kadar elde edilen bir fotoğrafta, 2013’e kadar İran’ı yöneten eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad ile birlikte çektirdiği fotoğraf.

Baba Zarrab’ın Ahmedinejad ile yakın ilişkileri, Reza Zarrab’ı genç yaşında Şirketlerin yönetim kurulu üyeliğine taşımış.

İran ekonomisi ambargo sebebiyle büyük bir darbe yiyince, Tahran’daki Ahmedinejad yönetimi yaptırımları delecek yollar bulmaya yöneldi. Bunun için, şimdi İran’da hapiste olan Babek Zencani ve onun görünen yüzü Zarrab ailesi etrafında şekillenen ağlar oluştu. Bu kişiler, İran’ın ABD tarafından yaptırıma tabi tutulan petrol ve doğalgazını satmak, yine ABD’nin kara listesine aldığı İran Merkez Bankası’nın para hareketlerini sağlamak için 100 milyarlarca dolarlık devasa bir kayıtdışı ekonomi yarattı. 

Aile Dubai’de yaşıyor. Zarrab’ın, şirketleri ilk olarak Dubai finans ve para piyasalarında faaliyet göstermeye başladı.

Kuyumculuk ve petrol ticareti ile aileden zengin olan Zarrab’ın iş hayatına girişi, 1996’da kurulan Nafees Exchange ve Al Salam Center Exchange firmaları ile oldu.

2000’lerde Türkiye’ye yerleştirilen Reza Zarrab, buradaki ticari faaliyetlerine 2008 yılında başladı.

2008’de Royal Denizcilik A.Ş.’yi kurmasının ardından Demir Çelik ve İnşaat Sektöründe yatırımlar yaptı ve 2010 yılında kardeşi Mohammed Zarrab ile birlikte Royal Holding’ kurdu. Tam bu zaman diliminde kamuoyu kendisini, bir magazin fenomeni olarak tanıdı.

Eşi Osmantan Erkır’dan ayrılmış, Azeri türkücü Günel Zeynolova ile birlikteliği de, Ebru Gündeş’e ulaşmak için olduğu dilden dile dolanıp durdu. Kendisi ve şirketleri hakkında çok sınırlı bilgi vardı kamuoyunda. Bilinen, Royal Denizcilik’in sahibi ve İbrahim Tatlıses’in meşhur ettiği Azeri şarkıcı Günel Zeynelova’nın eski sevgilisi olduğuydu.

Nitekim Reza büyük aşk duyduğu Ebru Gündeş ile 11 Şubat 2010 tarihinde evlendi. Kızları Alara ise 16 Ekim 2011 tarihinde dünyaya geldi. Doğumdan kısa süre sonra çift, Kanlıca’da Zarrab’ın Gündeş için satın aldığı ikiz yalıda yaşamaya başladı. Zarrab, Ebru Gündeş’e aldığı akıl almaz pahalılıktaki hediyelerle magazin manşetlerinde sıkça yer almaya başlamıştı.

Doğum gününde ultra lüks bir tekne, doğum hediyesi olarak Kanlıca’da ikiz yalı, yollara dökülen kamyon dolusu güller, 1 milyon 100 bin Euro’ya Bodrum‘dan yazlık, İstanbul Sapphire’de 3 milyon 970 bin liralık bir daire, yılbaşı için bir müzayededen satın alıp Gündeş’e hediye ettiği 1 milyon 50 bin liralık Nazmi Ziya tablosu, Rolls Royce’lar, Gündeş’in konserlerine giderken kullandığı bir özel jet ve daha pek çok uçuk hediye ve harcama, sıkça gündem olmaya başladı. Ebru Gündeş bu hediyelerle ilgili kendisine tutulan TV mikrofonlarına “Kocam bana bir sonraki hediyesi olarak Mars’ı alacak” biçiminde cevaplar veriyordu. Vallaha helal olsun adama sözcükleri evlerden caddelere kadar yankılanıyordu. Diğer zenginler ya bizimkilerde yarın bunları isterse diye kara kara düşünmeye başlamışlardı.

Rıza Sarraf’ın AKP hükümetiyle ilişkileri hayli eskiye dayanıyordu. Eski Fefah Partisi kadrolarıyla ve Refah Partisi yanlısı iş adamlarıyla ilişkilerini güncelleyerek AKP’ye taşıdı. Bu ilişkiler AKP’li iş adamları ve bakanlarıyla iyice perçinleyen Reza, akrabalarını birer milyon dolar karşılığında Türk vatandaşlığına geçirdiğinde, artık ilişkiler yumağı karmaşıklaşıyordu. Devlet protokollerinde boy göstermeye, fotograflar çektirmeye başlamış ve Reza ‘BEY’ oluvermişti. Hemen akla ilk gelen soru şu: Bu inanılmaz servet nereden geliyordu? İşte Zarrab’ın ortağı olduğu Royal Holding bünyesindeki şirketler :

•             Foulad Kaveh (SFK) – Demir Çelik

•             Royal Denizcilik A.Ş. – Denizcilik ve Endüstriyel Makine, ultra lüks mega yatlar

•             Safir Altın Ltd. – Altın İthalat ve İhracatı

•             Al Nafees Exchange – Kambiyo ve Para Transferi

•             Durak Döviz – Altın, Kambiyo ve Para Transferi

•             Are Havacılık – Sivil Havacılık

•             Royal Binicilik – Binicilik Aktiviteleri

•             Royal Mobilya – Projelendirme, Tasarım ve Ürün İmalatı

İhracat listelerinde, Safir Altın, 2012 yılında Türkiye’nin İran’a 12 milyar dolarlık altın ihracatının yüzde 46’sını tek başına gerçekleştirdi. Şirketleri kendi parasını transfer etmekten zaman bulup şşlletin parasını transfer edemediğinden bu faaliyet kamuoyunca pek bilinmez. Bunlar sadece şirketlerin bir bölümü. 

Reza Zarrab adı, ilk kez 2011 Nisan ayında bir suçla birlikte anıldı. Zarrab’ın şoförü ve yardımcısı olduğu söylenen Turgut Happani, Türkiye’den Rusya’ya bavullarla 150 milyon dolar taşırken gözaltına alınmıştı. Zarrab Happani’yi tanıdığını söylemiş, şoförü olduğunu ise yalanlamıştı.

Derken Atatürk Havalimanı’na 1 Ocak 2013’te Gana’dan İran’a giden bir uçak indi. Taşıdığı yük 1500 kilo ‘değersiz maden’ olarak beyan edilen uçakta, 30 milyon lira değerinde 320 külçe altın bulunmuştu. Altınların Reza Zarrab’ın olduğu ortaya çıktı. Önce Tahran’a uçacağı beyan edilen uçak, 18 Ocak 2013’te içindeki altınlarla birlikte Dubai’ye gitti. Gümrük müfettişleri olayla ilgili suç duyurusunda bulundu; ancak soruşturma takipsizlikle sonuçlandı…

FBI Devreye giriyor

Ve halkanın zincirleri birer birer kırılmaya başlıyor. Suudi Arabistan’ın ABD Büyükelçisi Adil el-Cubeyr’e 2011’de suikast planını deşifre eden FBI, İran asıllı ABD vatandaşı Mansour Arbabsiar’ı gözaltına aldı. FBI tarafından yürütülen soruşturmada, Arbabsiar’a yüklü miktarda para transferleri gerçekleştirildiği belirlendi.

Parayı gönderen 2 firmanın Reza Zarrab’ın kullandığı Rococo İş Merkezi’ndeki Azra İthalat İhracat Ltd. ile Hacer Kuyumculuk olduğu belirlendi. MİT’de Zarrab ve şirketleri hakkında inceleme başlattı. MİT’in hazırladığı raporda, iddiaya göre suikast için paralar Azra İthalat İhracat Ticaret Limited Şirketi ve Hacer Mücevherat ve Kuyumculuk Turizm Otomotiv Şirketi’nden gönderildiği belirtildi.

İstanbul Ticaret Odası’na kayıtlı iki şirketin de adresi Rococo İşhanı olarak görünüyordu. Hacer Mücevherat ve Kuyumculuk Turizm Otomotiv Şirketi’nin kurucusu ise Zarrab’ın yakın adamı Abdulkadir Happani. Suikastçıya 1,5 milyon dolar ‘Reza’nin şirketleri üzerinde ödendiği tespit edildi. Suudi Arabistan’ın ABD Büyükelçisi’ni öldürmeyi planlayan Mansour Arbabsiar’a gönderilen 1,5 milyon doların peşine düşen FBI, Reza Zarrab’ın adamları adına açılan şirketlere ulaştı. FBI MİT’ten bilgi istedi. MİT’in yolladığı ‘gizli’ ibareli yazısında şöyle denildi:

“Bahse konu dokümanın müsteşarlığa intikal eden teyide muhtaç istihbarı bir bilginin teyidi / tekzibine yönelik yapılan çalışma sonucunun sıralı amirlere sunulması amacını taşıyan iç yazışma formatında hazırlanmış bir doküman olduğu anlaşılmıştır’.

FBI’a için MİT Müsteşarlığı’ndan gelen yazı cevabına göre haberin doğruluğu kanıtlanmıştır artık.

Senden daha iyi vatandaş mı olur ?

Reza Zarrab, “istisnai kişiler” sınıfından faydalanarak Türk vatandaşlığına geçirildi.

Zarrab, İçişleri Bakanlığı’nın talimatı ve Bakanlar Kurulu’nun kararıyla, babası Hossein, ağabeyi Mohammad Zarrab ve şirket çalışanı İran uyruklu Aras Serdar ile birlikte Kasım 2013’te Türk vatandaşı oldu; Rıza Sarraf adını aldı. AKP ve Cemaat’in girdikleri savaşta mevziler her geçen gün genişletiliyordu. Cemaat FBI’ın Reza’yı kara listeye aldığını biliyordu ve Hükümetin en yumuşak karnıydı Reza. Bürokrasi ve güvenliği elinde bulunduran Cemaat, artık Erdoğan için ağır bir bagajdı ve bundan kurtulmalıydı. Bu nedenle de amansız bir savaş başlatılmıştı. Çoğu kesime göre Cemaat’in bu savaşı kazanması imkansızdı. Oysa bürokrasiye ve güvenliğe egemen olan Cemaat nice hükümetler görmüş, nice badireler atlamıştı. En önemli özelliği de sabırlı olmalarıydı. Kürt sorunu konusunda da ayni düşünmüyorlardı. Cemaat vurup geçelim derken, Erdoğan kendini güçlendirmek için şimdilik Kürtleri karşısına almak istemiyor, oyalamalarla zaman kazanmak istiyordu. Erdoğan’a göre Kürtleri oyalamanın yolu vardı, ama Cemaat’i oyalamak mümkün görünmüyordu. Bu nedenle de öncelik Cemaat’e verilmeliydi. 

Ergenekon davasında içeri atılan eski askerlerle işbirliği yapılarak önce Cemaat size bunu yaptı ‘buyrun öcünüzü alın’ derken, zamanı geldiğinde ‘Kürtler de size emanet’ diyerek anlaşmaya gitti. Artık herkes safını belirlemişti. Kürtler öylesine Kardeşlik ve Barış söylemine kendilerini kaptırmışlardı ki olan biteni çok anlamlandırmak istemediler. Nitekim Cemaat senin alanında değil, kendi alanımda savaşacağım seninle diyerek geri çekildi görüntüsü verdi. Erdogan, Cemaat’in yenildiğini takaatının kalmadığına inanmaya başladı. Artık sıra Kürtlerdeydi. Çözüm sürecinde benim yayınladığım ‘Çöktürme Planı’nı hazırladı ve sonrası aleni zaten.

Cemaat bir öldürücü hamle yapıyor

Zarrab 17-25 Aralık 2013 tarihinde, üç bakan oğluyla birlikte rüşvet ve kaçakçılık iddiasıyla gözaltına alındı.

Bakanlara ve oğullarına kadar uzanan 17 Aralık yolsuzluk soruşturmasında Reza Zarrab’ın, bürokratik sorunları aşmak için üç bakana 137 milyon lira rüşvet verdiği belirlendi. 21 Aralık tarihinde mahkeme, Muammer Güler’in oğlu Barış Güler ve Zafer Çağlayan’ın oğlu Kaan Çağlayan ile birlikte, Zarrab’ın tutuklanmasına karar verdi. Zarrab 70 gün kadar tutuklu kaldı. Daha sonra değiştirilen savcı ve hakimler sonucu, mahkeme ses kayıtlarının kurgu olduğuna kanaat getirdi ve Zarrab 28 Şubat 2014’te bakan çocukları ile beraber tahliye edildi.

Bakan Çağlayan iddialar üzerine, saatin parasını önce Zarrab’a elden ödediğini söyledi, sonra meclis kürsüsünde saate ait bir fatura ‘ibraz etti’. Ancak saatin satın alındığı Patek Philippe firmasından, bu faturanın sahte olduğunu ve bu faturanın kendilerine ait olmadığını açıkladı. Bakan Çağlayan’ın elindeki fatura elinde patlamıştı.

Bu operasyonların ardından İran’da, kendisini kazıklayan Zarrab’ın mal varlığının peşine düştü.

İran devleti görev verdiği, Zarrab’ın patronu Babek Zencani ile beraber ambargo döneminde yürüttüğü kayıt dışı para trafiğinde 14 milyar dolarlık bir varlığı yönettiğini, ve bu paranın önemli bir bölümünün de Türkiye’de değişik şekillerde ‘saklandığını ve paranın sahte belgelerle zimmetlerine geçirdiklerini açıkladı. Zencani tutuklanıp yargılandı ve idam cezasına çarptırıldı.

 Peki Reza ve patronu Zencani altın trafiğinden nasıl para kazanmıştı?

İran’da devletin imtiyaz tanıdığı çok sayıda iş adamları bulunuyor. Dış ticaret yapan bu isimlere devlet, daha düşük kurdan döviz sağlıyor. Tüm işlemler uluslararası piyasalarda hakim para birimi olan ‘dolar’ olarak değil ‘euro’ olarak yapılıyor. Bunun da sebebi, dolarla yapılan işlemlerin ambargodan dolayı ABD’nin sıkı takibinde olmasıydı.

Ama işin kurdu olmuş bu iş adamlarının bazıları Reza ve Zencani ellerindeki tümenleri (İran para birimi) 2.150 tümen karşılığı 1 euro hesabından dövize çeviriyor. İran piyasasında bu işlem yapıldığında daha yüksek bir kur olan 2.250 tümenden 1 euro satışı yapılıyor. Ardından imtiyazlı işadamı İran’dan euro’ya çevirdiği yüklü miktardaki parayı Türkiye’ye getiriyor ve altın alıyor. Bunun ardından ise, satın aldığı altınları fiziki olarak İran’a ihraç eden İranlı işadamı ülkesinde bunu yüksek kurdan elinden çıkarıyor ve aradaki kur farkından kâr elde ediyor. İlk başlarda İran altını direkt kendi ülkesine taşırken, daha sonra bu alışverişi Dubai üzerinden de yapmaya başladı. Bütün bunlar, MİT’in Zarrab hakkında hazırladığı 18 Nisan 2013 tarihli raporunda mevcuttur.

 MİT raporunda, Zarrab’ın bakanlar ve oğullarıyla yakın ilişkilerine vurgu yapan raporda aynı zamanda ticari faaliyetlerine, para ve altın ticaretine dair bilgilere yer verilmiş ve rapor “İlişkiler ortaya çıkarsa hükümet aleyhinde kullanılabilir” diyerek bitirilmişti.

Rıza’nın Önüne yatıldı, Zencani’nin önüne kimse yatamadığı için adam idama mahkum Oldu.

Reza Zarrab ya da değiştirdiği adıyla Rıza Sarraf 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonunun kilit ismi. Reza 33 yaşında Tebliz doğumlu. Babek Zencani. 42 yaşında ve Tahran doğumlu ve Türkiye’de üniversite eğitimi almış ve Rıza Sarraf’ın Türkiye’deki ortağı.

İkisi de yolsuzlukla suçlandı. Rıza Sarraf Türkiye’de yargılandı. Babek Zencani İran’da. İki adam iki ülke ve iki karar. Şimdi bu iki adam iki ülke ve iki ayrı karara biraz bakalım: Rıza Sarraf 21 Aralık 2013’te tutuklandı. Rıza’nın işlediği öne sürülen suçlar şunlardı: Rüşvet almaya ve vermeye aracılık etmek, Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, Altın kaçakçılığı, Sahte belge ve hayali ihracat, Karapara transferi, Yabancıların usulsüz şekilde Türk vatandaşlığına geçirilmesi, 2009-2012 yılları arasında 87 milyar Euro usulsüz para transferi.

Mahkeme Rıza Sarraf’ı tutuklarken tüm mal varlığına da tedbir koydu. 2 kilogram külçe altın, 1 milyon TL, 800 bin Euro ve 60 bin dolara da el konuldu. Dönemin başbakanı Erdoğan, Sarraf için “ülkeye katkısı olan, hayır işlerine giren biri” dedi. İranlı yetkililer Zencani için devletin parasını çalan ‘hain’ tanımlamasını uygun gördüler.

 Rıza Sarraf 28 Şubat 2014’te serbest bırakıldı. Ekim 2014’te işadamı Reza Zarrab, Süleyman Aslan, Barış Güler ve Kaan Çağlayan’ın da aralarında bulunduğu 53 kişi hakkında “Usulüne uygun delil toplanmadığı, suçun unsurlarının oluşmadığı ve herhangi bir örgüte rastlanmadığı” gerekçesiyle takipsizlik kararı verildi. Rıza Sarraf’ım mal varlığı üzerinde tedbir kararı kaldırıldı. El konulan 2 kilogram külçe altın, 1 milyon TL, 800 bin Euro ve 60 bin dolar 55 bin lira faiziyle birlikte geri ödendi. Rıza Sarraf havuz kanalına Türk bayrağı dekor yapılarak çıkarılıp vatansever ve hayırsever bir iş adamı olarak övüldü, uğradığı haksızlığa nalet okundu…

İran ve Zencani

Babek Zencani 30 Aralık 2013’te İran’da tutuklandı. Zencani Devrim mahkemesinde yargılandı. Hakkında 209 klasörden oluşan 237 sayfalık iddianame hazırlandı. İddianamedeki suçlar şöyleydi;

- Yeryüzünde fesat çıkarma ve ülkenin ekonomik düzenini bozmaya çalışmak.

- İran Milli Petrol Şirketi’nde büyük çapta dolandırıcılık.

- Malezya’da bulunan İlk İslami Yatırım Bankası’nda (FIIB) dolandırıcılık ve banka havalesinde sahtecilik.

- Arap-Türk Bankası’ndan (Tacikistan’daki) Kont Bankası’na aktarılan banka havalesinde sahtecilik yapmak.

- FIIB’den İran Maskan Bankası’na aktarılan döviz havalesinde sahtecilik yapmak.

- Kont Bankası’ndan Kalkınma Finas Enstitüsü’ne aktarılan döviz havalesinde sahtecilik yapmak.

- FIIB’den İslam Bankası’na aktarılan paralarda sahtecilik.

- İran Merkez Bankası’nda banka havalesi, banka belgesi ve damgasında sahtecilik.

Babek zencani devleti 2.8 milyar dolar dolandırma ile suçlandı.

6 Mart 2016 ‘da Zencani için mahkeme kararını verdi. Devrim Mahkemesi İran Petrol Bakanlığı’na ait 2.8 milyar dolarlık petrol parasını çalmakla suçlanan İranlı işadamı Babek Zencani, idam cezasına hükmetti. İran Adalet Bakanı Mustafa Pur Muhammedi, Babek Zencani’nin devlete olan 2.8 milyar dolar borcunu geri ödemesi durumunda, bunun mahkemenin kararını etkileyebileceğini söyledi. Zarrab 21 Mart günü ABD’nin Miami eyaletinde önce göz altına alındı; ardından tutuklandı.

ABD’li Savcı Preet Bharara’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında kara para aklama, banka dolandırıcılığı ve İran yaptırımlarını ihlal etmek suçlarından tutuklanan Zarrab’ın 75 yıla kadar hapsi isteniyor.

Reza başka bir mecraya yelken açtı

Konunun dikkatli takipçilerinin görüşü, Zarrab’ın Miami’ye tatil için gitmediği ve “yanlışlıkla” tutuklanmadığı yönünde. Zarrab’ın gerek muazzam serveti, gerekse kirli ilişki ağı sebebiyle Türkiye’de can güvenliğinden endişe etmeye başladığı, bu nedenle ABD’ye giderek kendisini kasıtlı olarak tutuklattığı, verdiği ifadede bağlantılarını açıklamak suretiyle mal varlığının bir kısmını koruyabilmek yönünde bir anlaşmaya varabilmeyi planladığı; düşünülen senaryolar arasında öne çıkıyor. Böyle bir senaryonun gerçekleşmesi durumunda ise, 17 – 25 Aralık operasyonunun Türkiye ekseninden çıkıp Dubai’den Miami’ye uzanan uluslararası bir maceraya dönüşmesi kaçınılmaz görünüyor.

Savcı Bharara'nın iddianamesindeki bilgiler, WikiLeaks belgelerinde de yer alıyor.

Tüm bu ayrıntılar, 17 Aralık sürecinde yayınlanan ses kaydı ile Wikileaks belgeleri ve Savcı Bharara'nın iddianamesinin örtüştüğünü ortaya koyuyor. Dönemin Başbakanı Erdoğan ile oğlu Bilal Erdoğan arasında geçen ve '10 milyon liralık rüşvet konuşması' şeklinde medyaya yansıyan ses kaydı bugün daha da önem kazanıyor. 

Bu makale toplam: 12523 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:05:28:59
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

Yazarın Önceki Yazıları

İyimser olunacak hiçbir şey kalmamış … Darbe gecesi pazarlığı... Şırnak’da bu fotoğraf karelerini çizenler… Sözün bittiği yerde miyiz? Büyük Amaçlar Uğruna Ölmek… Musul Operasyonu ve PKK Paşam: Kış tatbikatını Kandil'de yapalım HDP'li vekillerin renk kodları Devletin PKK ile Rafineri Pazarlığı II. Cezayir anlaşması ve Ergenekon'un dönüşü Ankara Kuzey Suriye söylemine hazırlanıyor Uluslararası Koalisyonda PKK’de var CHP ve Babayiğitlik… Bir Kulüp ve Bir Halk Nasıl Diktatör Olunur? Savaşlarda Önce Gerçekler Öldürülüyor Oslo'dan Paris'e - II - (Son terörist kim?) Oslo'dan Paris'e - 1 Sevgili Yaşar Abi Göçmenler Kürt illerine yerleştirilecek İşte TAK Gerçeği! Vietnam’da Savaşmayı Reddettiler… Amed Spor, FC Barcelona ve Bilbao ‘Vur Kurtul, Sür Kurtul’ uygarlığı… Kalemin Vicdanı, Kürdün ateşinde… Çöktürme Planı Gazetecilik… Gerçekten haberiniz varmı? Düşmanını hem ağlatan, hemde göbek attıran Komutan: Delil Doğan Uğurlar Olsun Yüreklerin Elçi'si Yürekler param parça… ‘Terbiye’ ederek masaya oturtmak Silvan da bizim Guernica’mız Kaçıncı dünya savaşındayız… Nerede Hata Yapılıyor-2 PKK değişmek ve yeni kararlar almak zorundadır Savaş akıllarını, onlar kendilerini vuruyor… Bark (Yüklenmek) Suriye’de Türkiye masa dışı kaldı Dersim'de ne oldu? Beren Saat’in suçu ne…? Kefenli liderin kefenli askeri olmak Yalan ve Savaş Kırılan Umutlar ve Yıkılan Hayaller Örgütü zor günler bekliyor Ateşkesler bitti: FARC’tan Farkımız olmalı... Ve MIT TIR’ları duble yollara çıktı…. IŞİD Kobane’ye nerden sokuldu….. Biz aydınlar ve Barış MIT TIR’larının hikayesi HDP’ye Bombalı saldırılar….. Katırları da vurdular Ağrı Operasyonunun Planlayıcısı Efkan Ala Türk Liderleri neden Cahil oluyorlar... Bizde de Reha Muhtarlar olmalı mı? Dörtyüz dediysek dörtyüz …… Kendi yalanına inanmak Asker için çözüm süreci bitmiştir… Hükümet HDP’ye büyük bir tuzak kurma hazırlığında Bu Newroz Yalçın Akdoğan Mesaj verecek Barışı ip üzerinde cambazlık sanıyorlar... Fidan neden U dönüşü yaptı? Nutuk Provası Öcalan’ın Mektupları… Mihail Timofeyeviç 'Yoldaş'ın Yarım Kalmış Sevdası Aydınlık Yol ve PKK Meğer Ne Belalar Sarmışım Başımıza - II Hoca'nın Elleri de Elma Toplamıyor… Meğer Ne Belalar Sarmışım Başımıza - I Kobanê Hainlik Mucizeler hep devam ediyor..... Savaş iyidir, hem itibarımızı arttırır hem de tanıtımımızı yaptırır
x