Oktay Yıldız: Büyük Amaçlar Uğruna Ölmek…

Büyük Amaçlar Uğruna Ölmek…

Kürtler ölüme bir sevdaya gider gibi giderler. Sanırım ölüm bizde insan olmanın adımlarından biri. Artık ölümün olağanını içimize sindiremiyoruz…

Oktay Yıldız

04.11.2016, Cum | 11:24

Büyük Amaçlar Uğruna Ölmek…
Makaleyi Paylaş

İnsan yaşamı, başı ve sonu olan bir yol gibi. Kısa ve uzun olanı var. Zor ve kolay olanı var… Her birimiz, kendi yolumuzu kendimiz çiziyoruz. Biz Kürtlerde her zaman böyle olmuyor ne yazık ki. Yıllarca sırt sırta verdiğimiz, canlarımızı birbirimize teslim ettiğimiz, nice badireleri birlikte atlattığımız, inancımız, umudumuz hayellerimiz, insanlığımız, onurumuz ve kimliğimiz için baş koyduğumuz, devletsizlikten devlete ulaşma hayallerimizin can ve kan bulması için ölümle dans ettiğimiz bu yolda, bazen birbirimizi hatırlamamız için elde kalan birkaç fotoğraf karesi ve kulaklarımızda kalmış o tanıdık ses kalıveriyor…

Kürtler ölüme bir sevdaya gider gibi giderler. Sanırım ölüm bizde insan olmanın adımlarından biri. Artık ölümün olağanını içimize sindiremiyoruz… Doğal olanını, kendi doğallığı içinde de olsa özümseyemiyoruz bunca bedellerden sonra …

Bizdeki her ölüm haberini duyduğumda aklıma ilk gelen kavram, saygı oluyor. Belki de şu günlerde ölümün saygınlığını da şuursuzca harcıyoruz. Yaşam değerini yitirirken, ölümün kendisi de kaybediyor. Ölüme karşı bağışıklık kazanmakla sınanıyoruz maalesef…

Her toplumun, ölüm karşısında kendine has özel tepkileri var. Kimi toplumlar, ölümü ağırbaşlı ve sessizce karşılıyor. Kimi toplumlar ise ölüme tepki yüksek sesle ve ağıtlarla yapılıyor. Kimi ise takdiri ilahi diye karşılar. Ölüme karşı gösterilen tepkiyi, samimi olduğu sürece saygı ile karşılamak gerekli. Çünkü sevginin ve buna bağlı ilginin nasıl gösterilmesi gerektiğine dair genel kabul görmüş bir kural yok. Çünkü insani olan her şey insanlara göre…

Ölüm, pek çok durumda bizim sübjektif davranışımızdan bağımsız olarak gelişiyor. Geldiğinde geliyor ve biz çaresiz kalıyoruz. Ama bir gün kaçınılmaz biçimde öleceğimizi öngörerek yaşamımızı düzenlemek kendi elimizde. Çünkü ölüm sonrasına ancak eserler, anılar ve kahramanlıklar kalıyor..

Yeni bir tarih yazılıyor Kürdistan'da. Sadece bir ülkenin bağımsızlığı değil, başlı başına bir ulus yaratılıyor. Bu da dünyanın en zor işlerindendir. İşte direnişçi Kürtlerin büyüklüğü, görkemliliği ve muhteşemliği burada yatmaktadır.

Bugün Kürt halkı artık kendisi için, kendi topraklarında kanını döküyor. Geçmişte kendisi için kanını dökmemiş, başkaları için savaşmış, başkaları için kanını dökmüştür. Kendisi için, kendi topraklarında dökülmeyen kan da ne yazık ki temiz bir kan sayılmıyor. Bunun için Kürt halkının düşmanları hep Kürtlerin kendileri için “döktükleri kanlardan, yiğitliklerden, kahramanlıklardan” bahsederler gerektiğinde.

Tarihi değiştirme, kötü gidişe dur demenin adı olma hedefiyle savaşıma atılan toplumlar, zorlu bir mücadeleye girdiklerini bilirler ve büyük hedefe ulaşmak için büyük savaşım, büyük direniş ve kahramanlıkların şart olduğunu da bilirler. Böylesine ayağa kalkan halkların çocukları kendilerini feda etmekten çekinmezler. Şahadetleriyle, akıttıkları kanlarıyla tarihi değiştirmişlerdir. Kürdistan şehitleri, böyle bir özelliğe sahip olan kahramanlardır.

Devir değişti. Kürdistan'da ölüm, yiğitlik, kahramanlık hepsi değişti. Hepsi yeniden adlandırıldı ve yeni tanımlarını buldular. “Kahramanlık, yiğitlik” kelimeleri Kürt toplumunda çok sık kullanılsa da, gerçek anlamından uzak ele alınırdı Fi tarihinde...

Tarihten silinmekte olan ve bu silinmeyi bir kader olarak kabul eden, ayağa topluca kalkmaya veya kaldırılmaya cesaret etmeyen, her bireyinin bundan veba hastalığıymış gibi kaçtığı bir halkı şahlandırmak, ulusal mücadelesine yöneltmek Kürdistan'da gerçek kahramanlığın temeli olmuştur. Kürdistan şehitleri bu yönüyle gerçek kahramanlığın yaratıcıları olarak tarihi yeniden yazmışlar ve yazmaktalar.

Eskiden de Kürdistan'da ölümler vardı. Ama nasıl bir ölüm? “Bu dünyadan gitti diğer dünyaya” biçiminde anlamsız, ölümler vardı. Yeni Kürt direnişi bu kavramı reddetmiştir, değiştirmiştir. Bu yaşam felsefesinin reddiyle mücadeleye başlamıştır.

Bu yeni savaş mücadelesi, sadece bir ulusun doğuşunu gerçekleştirmedi, kendisine dayatılan ölümü durdurarak Kürt toplumuna yeni bir yaşama tarzınıda sundu. Bu anlamıyla günümüzde ölümü ortadan kaldırmıştır, tam anlamıyla ölümü öldürmüştür. Nasıl ki korkuyu korkuttuğu gibi…

Günümüz Kürdistan’ında bu direniş, şerefi, şerefsizliği, onuru onursuzluğu, namusu, namussuzluğu yeniden tanımlamıştır. Boyun eğen, sessiz kalan, duyarsızlık gösteren, kabullenen ve kaderci, sözcüklerinin keskin bir şekilde ayırt edilmesini sağlamıştır. Kabullenmeci ve kaderci insanlar olma yerine, büyük, onurlu ve ülkelerini kurtarmayı hedefleyen savaşçılığı tanıştırmıştır Kürdistan’ın insanlarını. Bu özgürlük duygu ve düşüncelerini yaratma uğruna, toprağa düşülmesinin ancak insanca yaşanıldığının kanıtı olabileceği açığa çıkarılmıştır.

Bundandır ki, özgürlük savaşı için toprağa şehit olarak düşmüş hiç bir insanımız için “ölmüştür” denilemez. Onlar yaratılan tüm değerlerin gerçek sahipleridirler.

20 yy. boyunca en çok özgürlüğü için ayağa kalkmış ve en çok şehit veren halklardan biriyiz biz. Bu konuda herhangi bir itiraz var mı?  Herhalde yeryüzünde yakın tarihindeki bu savaşta kaç şehidimiz olduğu konusunda tam bir rakam veremeyen halkta sanırım biziz...


Ama yakın tarihimizdeki bu savaşımızda bunu çok merak edende yok gibi galiba.

Her halk geçmişle ilgili kayıplarını bir şekilde bilmek durumunda. Bu kazançlarımızın yanında, ödediğimiz bedellerin neler olduğunu bilirsek, birbirimize kenetlenmemizi dahada kolaylaştırır umarım.

Ölüm hayatta büyük bir kayıp değildir. Asıl büyük kayıp, yaşarken içimizde ölen şeylerdir. Sanırım en iyi tespiti Voltaire’nin ‘Ölüm olmasaydı, onu icat etmek zorunda kalırdık’ sözü olmuştur. Kürdistan’da kahramanca ölümü icat eden yiğitlerimizin anıları önünde saygıyla eğiliyorum.

Bu makale toplam: 13890 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:05:25:36
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

Yazarın Önceki Yazıları

İyimser olunacak hiçbir şey kalmamış … Darbe gecesi pazarlığı... Şırnak’da bu fotoğraf karelerini çizenler… Sözün bittiği yerde miyiz? Musul Operasyonu ve PKK Paşam: Kış tatbikatını Kandil'de yapalım HDP'li vekillerin renk kodları Devletin PKK ile Rafineri Pazarlığı II. Cezayir anlaşması ve Ergenekon'un dönüşü Ankara Kuzey Suriye söylemine hazırlanıyor Uluslararası Koalisyonda PKK’de var CHP ve Babayiğitlik… Bir Kulüp ve Bir Halk Nasıl Diktatör Olunur? Savaşlarda Önce Gerçekler Öldürülüyor Oslo'dan Paris'e - II - (Son terörist kim?) Oslo'dan Paris'e - 1 Kim bu Reza ‘BEY’ Sevgili Yaşar Abi Göçmenler Kürt illerine yerleştirilecek İşte TAK Gerçeği! Vietnam’da Savaşmayı Reddettiler… Amed Spor, FC Barcelona ve Bilbao ‘Vur Kurtul, Sür Kurtul’ uygarlığı… Kalemin Vicdanı, Kürdün ateşinde… Çöktürme Planı Gazetecilik… Gerçekten haberiniz varmı? Düşmanını hem ağlatan, hemde göbek attıran Komutan: Delil Doğan Uğurlar Olsun Yüreklerin Elçi'si Yürekler param parça… ‘Terbiye’ ederek masaya oturtmak Silvan da bizim Guernica’mız Kaçıncı dünya savaşındayız… Nerede Hata Yapılıyor-2 PKK değişmek ve yeni kararlar almak zorundadır Savaş akıllarını, onlar kendilerini vuruyor… Bark (Yüklenmek) Suriye’de Türkiye masa dışı kaldı Dersim'de ne oldu? Beren Saat’in suçu ne…? Kefenli liderin kefenli askeri olmak Yalan ve Savaş Kırılan Umutlar ve Yıkılan Hayaller Örgütü zor günler bekliyor Ateşkesler bitti: FARC’tan Farkımız olmalı... Ve MIT TIR’ları duble yollara çıktı…. IŞİD Kobane’ye nerden sokuldu….. Biz aydınlar ve Barış MIT TIR’larının hikayesi HDP’ye Bombalı saldırılar….. Katırları da vurdular Ağrı Operasyonunun Planlayıcısı Efkan Ala Türk Liderleri neden Cahil oluyorlar... Bizde de Reha Muhtarlar olmalı mı? Dörtyüz dediysek dörtyüz …… Kendi yalanına inanmak Asker için çözüm süreci bitmiştir… Hükümet HDP’ye büyük bir tuzak kurma hazırlığında Bu Newroz Yalçın Akdoğan Mesaj verecek Barışı ip üzerinde cambazlık sanıyorlar... Fidan neden U dönüşü yaptı? Nutuk Provası Öcalan’ın Mektupları… Mihail Timofeyeviç 'Yoldaş'ın Yarım Kalmış Sevdası Aydınlık Yol ve PKK Meğer Ne Belalar Sarmışım Başımıza - II Hoca'nın Elleri de Elma Toplamıyor… Meğer Ne Belalar Sarmışım Başımıza - I Kobanê Hainlik Mucizeler hep devam ediyor..... Savaş iyidir, hem itibarımızı arttırır hem de tanıtımımızı yaptırır
x