Oktay Yıldız: Bizde de Reha Muhtarlar olmalı mı?

Bizde de Reha Muhtarlar olmalı mı?

Ferdi Tayfur’un Fadime’m gel köyümüze dönelim müziği eşliğinde nara atmalarının bir sakıncası var mı sizce? Bize bir değil iki üç tane lazım aslında Rehalardan. Mesela TV seyrediyorsunuz, canlı yayında program yapımcısı dağa telefonla bağlanıyor: Efendim devlet barış için silahlarınızı gömmenizi istiyor, gömecek misiniz?

Oktay Yıldız

09.04.2015, Per | 15:26

Bizde de Reha Muhtarlar olmalı mı?
Makaleyi Paylaş
Gazetecilik dünyanın en saygın mesleklerinden biridir. Yalanı, dolanı, gizli kapaklı işleri, kalpazanlıkları, hırsızları, kısaca toplumun vicdanın da yara açan bin bir türlü pisliği serme serüvenidir.

Bunu yaparken vicdan ve adalet duygusunu sürekli terazide tutmak gerekir.

Uluslararası normları kısaca böyle belirtebiliriz ve bu özellikle de Avrupa ülkelerinde uygulanır.

Türklerde ise bir puştluk ve tetikçilik mesleğidir.

Bizde ise olayı değil adamı hedef gösterip toplumun kızgın kesiminin önüne linç etmeleri için atarız.

Paparazzi programlarına kendini bilmez şarkıcı bozuntularını yatağa atma, Patronun ihalelerini takip etme, halkın bütün haklı taleplerini tersyüz ederek tekrar halka sunma, akla gelebilecek tüm kirli işlerin içinde bulunma olarak bilinir ve yapılır.

Reha Muhtar bütün bunların sentezinde ortaya çıkmış Bekçi Murtaza gerçeğidir.

Gazetecilik dilinde gereksiz muhabbetlere geyik muhabbeti denir. Ve bu halkın diline de yeni bir sözcük olarak girmiştir. 1990’lı yılların bu geyik muhabbeti Reha Muhtar’la bütünleşti. TV haberciliğine yeni bir ‘soluk getirmişti’. Sözünü ettiğim Muhtar ne bir köy muhtarı, nede şu ünlü Çöl Aslanı filminin Ömer Muhtar’ıdır. Bildiğimiz mühürsüz bir muhtar.

Nerede bu devlet, nerde bu millet, acı var mı acı, kardeşim öldüysen öldüm de… Uğur Mumcu suikastinde polisler bir hayali tanık bulup o dönemde TRT’de Ateş Hattı programı yapan Reha’ya getiriyorlar. Reha adama soruyor: “O anda neredeydin”, adam “taksi durağının yanında pide yiyordum”. “Pideyi nerde aldın?”, “işte orda aldım.” “Nerde su tesisatçısından mı yoksa ayakkabıcıdan mı?” geyik uzayıp gidiyor.

Ben gazetecilik yaparken, Reha Muhtar da Atina da bildiriyordu. Hem TRT’ye hem de Hürriyet Gazetesi temsilciliği yapıyordu.

O dönemler Yunanistan ve Türkiye’nin arası yine çok gergindi. Yunanistan yeni 5 tane firkateyn almıştı ve Türkiye buna hayli sinirlenmişti. Bu alınan yeni firkateynlerin büyüklükleri ateş güçlerini Türkiye öğrenmek istiyordu.

Hürriyet Gazetesi bu görevi Muhtar’a vermiş, mutlaka resimlerini çek yolla denmişti. Reha canla başla önce firkateynlerin Atina da hangi limanda olduğunu bulması gerekiyor.

Nitekim uzun uğraşlardan sonra limanı buluyor. Liman Atina’nın batısında bir dağlık alanın tam karşısında. Ormanlık bir alan ancak askeri alan. Nitekim Muhtar gündüz saat 11 civarında dağlık alana giriyor.

Görülürse Tuvalet ihtiyacını karşılamak için buraya geldiğini söylemek için pantolonu dizlerine kadar külotuyla birlikte indiriyor. Fotoğraf makinasının merceği ışık yansıması yapmasın diye, makinayı poposunun altına koyarak denkaşöre 7 kez basıyor. Artık görev tamamdır. Giyinip ormandan çıkıyor ancak bir asker görüyor ve birazda peşine düşüyor ama muhtar kurtuluyor. Reha büyük bir heyecanla filmi THY ’la gazeteye yolluyor. Resimler karanlık odada tabediliyor, kurutulmaya bırakılıyor.

Bir süre sonra resimler haber merkezine getiriliyor ama bir tuhaflık var. Resimleri evirip çeviriyorlar, kimse bir şey anlamıyor. Bazı foto muhabirleri bunların çok yeni bir teknoloji olduğunu söylüyor, bir kısmı baca altta yatay duruyor derken her kafadan bir yorum çıkıyor. Yalnızca bir resim karesinde firkateynin bacasının en üst kısmı görünüyor.

Gazete editörleri ve yazı işleri müdürleri gazetenin uzman fotografçılarını üst katlardan çağırıyorlar. Nitekim yeni teknoloji dedikleri ve anlam veremedikleri 6 resim Muhtar’ın Uzvu ve poposu olduğu anlaşılıyor.

Daha sonraki süreçte Yunanistan MİT elemanı diye Muhtar’ı yurt dışı etmişti.

Reha Muhtar bir ‘ekol’ Peki bizde de Muhtarlar’ın olmasının bir sakıncası var mı sizce? Bence yoktur.

Hatta bizde Kötü habercilik nasıl yapılır diye genç kuşağı da doğru haberciliğe yönlendirebilir düşüncesindeyim.

Bir yüzücü 350 tonluk gemiyi çeker. -Muhtar: “Nasıl çekiyorsunuz gemiyi?” –Yüzücü: “İnanç meselesi, bunu içinizde hissetmeniz gerekiyor.” –Muhtar: “Gemiyi mi?

-Karısını boğan adamı programa çıkararak efendim başınız sağ olsun?

Muhtar anlamakta bazen zorluklar çeker: “Doğuştan kör olduğunuzu anladım beyefendi, küçükken de gözleriniz görmüyor muydu”?

Kadın bıçaklanmıştır. Muhtar canlı yayında gerçeklerin peşinde; “sizi öldürebildi mi efendim”?

Haber: Harika Avcı kürtaj yapmıştır. –Muhtar: “Bebek nerede efendim? Böyle bir kaç tanenin bizde olması kötü mü olur?”

Erdoğan silahlarınızı bırakın gelin diyor ya? Nerde bu silahlar nerde bu barış diye inim inim inleyen birisinin olması kötü mü olur sizce?

Yada binlerce insanın emeği üzerinde sesi nerde çıktığı belli olmayan emek hırsızlarının, yaranmak için yumuşaklaştığı bir zeminde nerde bu değerler için ölümler yaşayan; her türlü zorluğu göğüs gerenler? Ferdi Tayfur’un Fadime’m gel köyümüze dönelim müziği eşliğinde nara atmalarının bir sakıncası var mı sizce? Bize bir değil iki üç tane lazım aslında Rehalardan.

Mesela TV seyrediyorsunuz canlı yayında program yapımcısı dağa telefonla bağlanıyor: “Efendim devlet barış için silahlarınızı gömmenizi istiyor, gömecek misiniz”?

- Niye gömelim.
- Gömüyü bulanlar olursa sizin silahları kullanırsa ne olacak, barış bozulmuş olmayacak mı?
- Biz gömüyoruz.
- Anladım satacak mısınız?
- Kardeşim satmıyoruz da.
- Bari derine gömün efendim Allah maazallah görenler olur kullanırlar.
- Kardeşim dedim ya gömmüyoruz.
- Anladım efendim ne satıyorsunuz ne gömüyorsunuz hediyelik eşya olarak eve getirip duvara asacaksınız?
- Efendim bu barış nasıl bir şeydir?
- Ne demek sorduğunuzu anlamadım.
- Barış dedim tonu rengi nedir, yani bu olunca askerlerde mi gömecek silahlarını; efendim o tankları uçakları gömmek zor olmayacak mı?
- Neden bahsettiğinizi anlayamadım.
- Efendim birde siz dediniz ki Sayın Öcalan ya buraya gelecek ya biz oraya gideceğiz?
- Biz öylemi demiştik...
- Evet. Siz oraya gitseniz daha mı iyi olacak, efendim gemi istediniz mi? Bu nasıl olacak gemi dağın tepesine mi gelecek yoksa siz mi düzlüğe ineceksiniz?
- Kardeşim sen neden bahsediyorsun?
- Evet, sayın izleyiciler gördüğünüz gibi en son gelişmeleri sizlere ilettik, gelecek programda buluşmak üzere ha ekmeğinizi ısıtıp yiyin.

Bizim toplum olarak morale ihtiyacımız var. Bizde bir kaç tanenin olması bu nedenle iyi olduğunu düşünmüştüm.
Bu makale toplam: 7688 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:03:14:51
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

Yazarın Önceki Yazıları

İyimser olunacak hiçbir şey kalmamış … Darbe gecesi pazarlığı... Şırnak’da bu fotoğraf karelerini çizenler… Sözün bittiği yerde miyiz? Büyük Amaçlar Uğruna Ölmek… Musul Operasyonu ve PKK Paşam: Kış tatbikatını Kandil'de yapalım HDP'li vekillerin renk kodları Devletin PKK ile Rafineri Pazarlığı II. Cezayir anlaşması ve Ergenekon'un dönüşü Ankara Kuzey Suriye söylemine hazırlanıyor Uluslararası Koalisyonda PKK’de var CHP ve Babayiğitlik… Bir Kulüp ve Bir Halk Nasıl Diktatör Olunur? Savaşlarda Önce Gerçekler Öldürülüyor Oslo'dan Paris'e - II - (Son terörist kim?) Oslo'dan Paris'e - 1 Kim bu Reza ‘BEY’ Sevgili Yaşar Abi Göçmenler Kürt illerine yerleştirilecek İşte TAK Gerçeği! Vietnam’da Savaşmayı Reddettiler… Amed Spor, FC Barcelona ve Bilbao ‘Vur Kurtul, Sür Kurtul’ uygarlığı… Kalemin Vicdanı, Kürdün ateşinde… Çöktürme Planı Gazetecilik… Gerçekten haberiniz varmı? Düşmanını hem ağlatan, hemde göbek attıran Komutan: Delil Doğan Uğurlar Olsun Yüreklerin Elçi'si Yürekler param parça… ‘Terbiye’ ederek masaya oturtmak Silvan da bizim Guernica’mız Kaçıncı dünya savaşındayız… Nerede Hata Yapılıyor-2 PKK değişmek ve yeni kararlar almak zorundadır Savaş akıllarını, onlar kendilerini vuruyor… Bark (Yüklenmek) Suriye’de Türkiye masa dışı kaldı Dersim'de ne oldu? Beren Saat’in suçu ne…? Kefenli liderin kefenli askeri olmak Yalan ve Savaş Kırılan Umutlar ve Yıkılan Hayaller Örgütü zor günler bekliyor Ateşkesler bitti: FARC’tan Farkımız olmalı... Ve MIT TIR’ları duble yollara çıktı…. IŞİD Kobane’ye nerden sokuldu….. Biz aydınlar ve Barış MIT TIR’larının hikayesi HDP’ye Bombalı saldırılar….. Katırları da vurdular Ağrı Operasyonunun Planlayıcısı Efkan Ala Türk Liderleri neden Cahil oluyorlar... Dörtyüz dediysek dörtyüz …… Kendi yalanına inanmak Asker için çözüm süreci bitmiştir… Hükümet HDP’ye büyük bir tuzak kurma hazırlığında Bu Newroz Yalçın Akdoğan Mesaj verecek Barışı ip üzerinde cambazlık sanıyorlar... Fidan neden U dönüşü yaptı? Nutuk Provası Öcalan’ın Mektupları… Mihail Timofeyeviç 'Yoldaş'ın Yarım Kalmış Sevdası Aydınlık Yol ve PKK Meğer Ne Belalar Sarmışım Başımıza - II Hoca'nın Elleri de Elma Toplamıyor… Meğer Ne Belalar Sarmışım Başımıza - I Kobanê Hainlik Mucizeler hep devam ediyor..... Savaş iyidir, hem itibarımızı arttırır hem de tanıtımımızı yaptırır
x