Muazzez (Heja) Baktaş: Kürt İmparatorlukları 1- Hattilerin ülkesi (Hititler)

Kürt İmparatorlukları 1- Hattilerin ülkesi (Hititler)

Kürdistan tarih yazımına devam ediyorum…

Muazzez (Heja) Baktaş

Kürt İmparatorlukları 1- Hattilerin ülkesi (Hititler)
Makaleyi Paylaş

İlk cümlemizde Hititlerin Kürt olduklarını söylersem yine “milliyetçilik” veya “Kürt romantizmi” eleştirileri ile karşılaşır mıyım?

Kesinlikle…

O zaman tarih yazımına kendi penceremden yazmaya devam…

Anlı-şanlı ne kadar arkeolog ve tarihçi varsa hem geçmişte hem de şimdi yaşayanların Sümerler, Akadlar, Hititler ve daha bir çok kadim Mezopotamya halkıyla ilgili “mutabık” oldukları tek bir nokta vardır. O da; bu halkların birdenbire nereden ortaya çıktıkları kesinlikle bilmiyorlar ve daha da komik olanı “tarih sahnesinden” nasıl silindiklerini da bilmiyorlar.

Hadi ortaya çıkışlarını çözemediniz de yüzyıllarca devasa imparatorluklar kuran bu kadim halklara sonra ne olduklarını neden çözemiyorsunuz?..

Tarihteki ilk imparatorluklardan birisi olan ve dünyada “demokrasinin” ilk temsilcileri sayılan Hititlerin nereden Anadolu’ya geldikleri hala tartışmalı bir konudur.

Kimisi Kafkasya’dan, kimisi Trakya’dan, kimisi de Karadeniz tarafından Anadolu’ya geldiklerini iddia ederek kendince “bilimsel” yorumlar yapmaktadırlar.

Hiç birisinin aklına hemen yanı başlarındaki Kürtlere bakmak gelmiyor.

Kürdistan nasıl her platformda “haritalardan” ve “zihinlerden” silindiyse, konu Mezopotamya’nın ilk uygarlıkları olunca da ne yazık ki silinmektedir.

Bu “zihinsel” silinme dört egemen devlet politikasını sadece belirlememekte aynı zamanda bütün geçmiş ve şimdiki yabancı bilim insanlarını da etkilemektedir.

İddia ediyorum 1800’lerin ortalarında başlayan “Mezopotamya’nın keşfi” sürecinde ister Güney, ister Kuzey Mezopotamya’da araştırma yapan, kazı yapan ya da tarihe kafa yoran hiç kimse ne “Kürtçe” biliyordu ne de zahmet edip öğrenme gereği bile duymadılar.

Bu yüzden dünya tarih yazımı hem hatalı hem de oldukça gecikmeli yazıldı, yazılmaya da devam ediliyor.

Sümer ve Hitit tabletleri uzun yıllar çözülemedi, hakeza Mısır hiyeroglifleri de onlarca yıl çözülemedi.

Hala da önemli bir kısmı çözülememiş durumdadır.

Neden?..

Çünkü bu tabletlerin dili “Antik Kürtçe’dir”…

Daha önce yazmıştım tekrarlayalım…

Sümer ve Hitit tabletlerini birisi okusun bizim yaşlı kuşaktan herhangi bir Kürt bunları hemen çevirir.

Bakın çok bilimsel kafa yormalara gerek yok…

hattilerin ülkesi

Hititler diye bir kavim yok…

Hiçbir yerde ve tablette “Hitit” kelimesi geçmiyor.

Bu tamamen “Eski Ahit’te” yani Tevrat’ta geçen bir kelimenin yanlış tercümesi sonucu bilim adamlarının “uydurdukları” bir isimdir.

Tevrat’ta “Het Oğulları” diye bahsedilen Hititler Fransızcaya “heteen” diye geçer ve oradan evrilerek“Hititlere” dönüştürülür.

Atatürk daha da “devrimci” davranarak onları “Eti” diye nitelendirerek sözüm ona Türk olduklarının iddia eder.

Yani şimdi Hititlerin yaşadığı dönemde komsuları kimlerdi?...

Doğu’da “Hurriler”, Güney’de ise “Mitanniler” ve Güneydoğu’da ise “Asurlular”…

İnsaf yani Orta Asya’da o sıralar muhtemelen “çadırı” bile keşfetmemiş olan Türklerin Hititlerin “ataları” olduğunu iddia edenlere bir şey diyen yok da ben o dönemde en azından kendilerine “Hattiler” diyen ve “Kürtçe” yazan ve konuşan Hititlerin “Kürt” olduklarını iddia etsem en basitinden bizim Kürtler tarafından bile “milliyetçilikle” suçlanacağım he…

Hodri meydan o zaman…

Kendilerine Hatti diyen ve ülkelerine “Hattilerin Ülkesi” adını veren ve en önemli krallarına bu isimlerler hitap eden bari Hititlere kulak verelim.

Hatti dili yapılan bütün araştırmalarda kesinlikle Hint-Avrupa dil ailesine dahil edilmektedir.

Bitmedi dünyada bilinen “en eski” Hint-Avrupa dili Hattilerin konuştukları dildir.

Bu dilin adı da “Hurricedir”…

M.Ö Mezopotamya imparatorlukları günümüzde bildiğimiz anlamda asla “ırkçı” davranmamışlardır.

Özellikle “dil” ve “din” konusunda…

Bu yüzden kurulan bütün imparatorluklar hem çok dilli hem de çok dinlidir.

Bütün dünya “Büyük İskender’in” hoşgörüsünden ve işgal ettiği yerlerin dinlerine saygısından bahsedip duruyor ve “Helen Hümanizmi” yerlere-göklere bir türlü sığdırılamıyor da hiç kimse Akadları, Babillilerin, Sümerlerin, Hititlerin ve diğerlerinin “dil” ve “din” ve hatta farklı geleneklere saygılarından bahsetmiyor.

Bu hoşgörünün en çok görüldüğü yerlerden birisi olan “Hattilerin Ülkesinde’de” bir çok farklı dil konuşuluyordu.

“Hattuşa’da yani Hattilerin başkentinde ortaya çıkan yaklaşık 25 bin tabletin yarısından fazlası “Hurrice” yazılmıştır.

Yani bildiğimiz “Kürtçe”…

Sanatsal eserleri tamamen Mezopotamya esinlidir.

“Hatti” ne demek?...

“Gelen” demek…

“Hattilarin Ülkesi”  ne demek “gelenlerin ülkesi” demek…

Nereden gelmişler…

Kürtler sadece “dağları”, “yaylaları” sevmiyorlar aynı zamanda “suyu da” çok seviyorlar.

Fırat ve Dicle arası yetmeyince biraz yukarıda yer alan “Kızılırmak Kavisi’nde” yeni bir “Mezopotamya” kuruyorlar.

İlk krallardan “I.Hattuşili” başkent olarak günümüz Çorum’unda yer alan “Hattuşa’yı” inşa eder…

Türkler sadece Kürtlerin Kürdistan’da yer alan isimleri değiştirmekle yetinmezler elbette, Hattuşa’nın da adını “Boğazköy” diye değiştirirler…

Bakın Hatti tabletleri 1880 yılında keşfedilir ve tabletlerin kısmen çözülmesi ancak 1915 yılında, biraz daha kısmen çözülmesi ise 1945 yılında ancak sonuçlanabilmiştir.

Kısmen diyorum çünkü “Hatti Tabletleri” tam da sonraki süreçte Kürtlerin “Dağ Türkü” oldukları ve bilmem kime “Kayan” boyuna mensup oldukları ve Kürtçe diye bir dilin inkar edildiği bir dönemde elbette ki “kazıları” yapan ve ırkçılıkta birbirleri ile yarışan Almanlarla Türklerin ortaya çıkan dilin “Kürtçe” olduğunu belirtmelerini beklemek hayal olur!..

Hatti Tabletleri’nin hala da tam çözülmemesinin tek sorumlusu sadece Türkler değildir.Bu suçun ve inkarın en önemli ilk ortakları önce Almanlar, sonra Fransızlar ve akabinde ise bütün dünya bilim insanlarıdır.

“Hatti Tabletlerinin” Kürtçe olduklarının ortaya çıkması bütün dünyayı “şok” edecekti ve özellikle de Türkleri…

Evet “şok oldular” günümüzde yaşayan Kürtleri nasıl “inkar” etme yoluna gittilerse aynı şeyi de Hattilere de yaptılar.

Bakın günümüzde bile örnekleri devam ediyor.

Hattilerin simgesi olan “Hatti Güneşi” sembolü Ankara’nın göbeğinde (tabi dikildiği zaman onların Türk oldukları varsayılmıştır.) bulunmaktadır.

Kendisi de aslen Kürt olan adını bile anmaya değmez belediye başkanı Melih Gökçek yıllarca Ankara’nın da simgesi olan “Hatti Güneşi” sembolünü çıkartmak için elinden geleni ardına koymamıştır.

Neden?..

Bakın ilk çıkan tabletler katır sırtlarında kervan kervantaşınarak önce Ankara’ya sonra da Berlin’e götürülür…

Türkiye’de kalan tabletler sizce nerededir?...

Hepsi de “Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin” depolarında “sözde koruma” amaçlı tutulmaktadır.

Peki neden koruyorlar, daha doğrusu neyden koruyorlar…

İşte o tabletlerin hepsi “Hurricedir” yani “Kürtçedir”…

Ve orada Kürtlerin bütün gelenek ve görenekleri, eski dilleri, eski dinleri ve dünyaya ait eski ne kadar “ilk” varsa hepsi oradadır.

“Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin” deposu baştan-sona “Kürdistan” kokmaktadır…

Bakın net olarak yazacağım.

Eğer meşhur “Kadeş Antlaşması’nın” Mısır’daki kopyaları bulunmasaydı Hattuşa’da bulunan kopyası bile dünya ile paylaşılmayacaktı.

Peki ne var bu tabletlerde?...

Hattiler yine meşhur Babil İmparatorluğuna son vererek “Hammurabi” kültürünü de Hattuşa’ya getirmişlerdir.

Akadça diye bilinen dili sonra ele alacağım…

Yani “Sami Dillerinin” kökeni ayrı bir “şok yazısı” olacak…

“Kan davaları” var bu tabletlerde…

“Başlık parası” var bu tabletlerde…

Dünyanın ilk “parlamentosu”  olan Hattilerin “PankuşParlamentosu’nun” tutanakları ve kanunları var bu tabletlerde…

Mısır Firavunları ve Hattilerin “akraba” oldukları var bu tabletlerde…

“Hurrice” şarkılar ve geniş bir müzik arşivi var bu tabletlerde…

Dünyanın “ilk notalarının” Hatti icadı olduğu var bu tabletlerde…

Hattilerin aslının “Hurriler” olduğu ve Hurrilerin de Kürt oldukları var bu tabletlerde…

Batı Kurdistan’da yer alan “Mitannilerin” Hattilerle aynı soydan geldikleri var bu tabletlerde…

“Veba hastalığı” ile “çekirge istilaları” var bu tabletlerde…

Hattiler hastalık ve kuraklıktan “kırılırken” Mısırlıların ve Mitannilerin kervan kervan “tahıl” gönderdikleri var bu tabletlerde…(neden rakipleri olan Hattilere böyle “insani bir yardım” yapıyorlar?..)

Hattilerin bir “eyalet sistemi” kurdukları var bu tabletlerde…

Yazıyı bitirmeden önce bir tarihi düzeltme daha yapmam gerekiyor…

Konya’nın Selçukluların başkenti olduğunu herkes bilir…

Peki ilk düzeltmeyi yapıyorum…

Konya Kürtlerin ilk başkentlerinden birisidir.

Hatti kralı “Mutavalli” başkenti Hattuşa’dan “Konya’ya” taşır ve burası uzun yıllar Hattilerin başkentliğini yapar…

“Kadın-erkek eşitliği” incelenirken Hattiler mutlaka sayfanın başında yer almalıdır…

Hattiler fırsat bulduklarında hemen kendilerini “müziğe” ve “dansa” vermektedirler.

Kürtlerin bütün “folklorik” zenginliğinin ilk versiyonlarıyine bu tabletlerde yer almaktadır.

Bakın bütün dünya Hattilerin “dininin” zenginliğinden bahseder…

“Bin Tanrılı Halk” diye dünyada nam salmıştır Hattiler…

Bu yazıda Hattilerin “dinine” yer vermedim çünkü sayfalar dolusu yazmasam olmaz…

Peki ne oldu Hattilere?..

Anlı-şanlı arkeologlar ve tarihçiler bir türlü işin içinden çıkamıyorlar…

Hadi nereden geldiklerini bulamadınız, bari nereye gittiklerini bari bulun!..

Cevap veriyorum; hiçbir yere gitmediler hala buradalar…

Onlar bizim atalarımız bizde onların torunlarıyız…

Tarihin garip bir cilvesi olsa gerek, Osmanlı döneminde isyan eden Kürtler nereye “sürülmüş” dersiniz?..

Tam da Hattilerin ülkesine sürülmüşlerdir.

Konya, Ankara, Çorum, Çankırı, Yozgat, Kırıkkale ve Kayseri civarlarında günümüzde 500 civarında Kürt köyü bulunmaktadır…

Kulu, Cihanbeyli, Haymana, Bala, Polatlı ve Şereflikoçhisar gibi ilçelerde nüfus çoğunluğu Kürtlerdedir…

1960’larda Hattilerin ülkesine “sürülen” Hattilerintorunları “gönüllü sürgün” olarak diğer Hint-Avrupalı akrabaları olan Avrupa’ya giderek başka bir ironiye imza atmışlardır…

Yazıyı bitirirken bir soru; Avrupa’ya giden dünyanın değişik halklarından insanlar arasında neden sadece Kürtler hemen dil ve kültür olarak “entegrasyon” konusunda hepsine fersah fersah fark atmaktadır?..

“Asimilasyona” bu kadar direnen bir halk nasıl oluyor da konu “entegrasyon” olunca bu kadar “uysallaşmaktadır?”…

Avrupalılar sakın “akrabamız” olmasınlar mı?

Bu makale toplam: 12870 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:15:42:37
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

Muazzez (Heja) Baktaş

Yazarın Önceki Yazıları

Kürt imparatorlukları 2 : Asur İmparatorluğu (İmparatorlukları) Halep ordaysa Piramitler de Batman'dadır! Kürdistan Piramitleri, Mısır uygarlığının Kürdistan kökeni ve Kutsal Kase efsanesi Kerkük’ten Efrin’e Efrin’den İdlib’e.. Kimi kime şikayet edeceksin! Kerkük Feminizm Fırsatçıları Beyrut Irak Seçimlerinin 'Belirleyici' Unsuru Kürtler Olacaktır Aşk Bizi Tüketirken Arı kovanına çomak sokmak … Ya Devlet Başa, Ya Kuzgun Leşe! Yunan Medeniyetinin Kökeni Kürt Medeniyetidir Tarih Kürdistan’dan Başlar!. . Peşmerge Generali Şerefani 'Bağımsızlık Referandumunda Tarafız' Arapların Çöküşü Seyyah, filozof, entelektüel, hümanist Mardin’li peygamber Mani ve Manicilik dini Kürt peygamberi Zerdüşt ve Zerdüşlük Kürdistan’ın gizemleri ve Kutsal emanetler Bağımsızlık için referandum gerekli midir? Kürdün Ateşle İmtihanı (Referandumlarla) Kürdistan’a Sefer Olur Zafer Olmaz !... Soylu, Efsanevi bir Lider ve Oğlu Kürtlerin İmajı Ne Olmalıdır? Kehanetler ve Kürdistan Savaşları Kürdistan’ın Lanetleri !.. Başkomutan Barzani General Şerefani: Ortadoğu barışının anahtarı, Kurdistan’ın özgürleşmesidir Yıldızın Parladığı An ‘Kürdistan Genişlerken’ Sürgün!... Vurun Kürt Uşağı Namus Günüdür!.. Kürdistan için İftar (Bağımsızlık) Vakti Pax Kürdistan'a (Kürdistan Barışı) Ne Şam’ın Şekeri Ne de Arabın Yüzü!.. Kaçın Kürtler Geliyor!.. Özgür Kürdistan’da Bağımsızlık Savaşı Kürdistan Sendromu (2) Kürdistan Sendromu (1) Türkiyelileşmek mi Kürdistanlılaşmak mı? Bütün sorun burada Bağımsızlık Yolunda Başkan Barzani’nin Elini Güçlendirelim Dağ Dağa Kavuşmaz Ama Kürdistanlılar Her Dağda Newroz Ateşi Yakar Merhaba Kürdistan Kampanyası Kürdistan’a borç ödeme zamanı Birimiz Dördümüz, Dördümüz Birimiz Kampanyası Koruyucu Vatan Kürdistan De Facto Kürdistan Kürtlerle Türkler Arasındaki Aşılamaz Farklar (Duvarlar) Bağımsız Kürdistan’ın Yaşama Şansı Var mıdır? Kürdistan Bağımsızlık Bildirgesi İleri Karakol mu? Özgürlüklerin Toprağı mı? Dünyada 'Mülteciler' Kürdistan’da 'Mülksüzteciler' Kürdistan Peşcepheleri (Peşmergeleri) Kürd-Çar-Stan Diplomasi Dehası Başkan Barzani ArmeKürdistan Tarih Tekerrürden İbarettir! Doğu Cephesi'nde Değişen Bir Şey Yok! PeşKurdistan Savunma Gücünden Kürdistan’ı Kurma Gücüne Doğru 'PEŞMERGE' Cepheler ve Cephe Gerisi Savaşları - 3 Cepheler ve Cephe Gerisi Savaşları - 2 Cepheler ve Cephe Gerisi Savaşları - 1 Mezra Kürdistan (MezoKurdiya) Kürdistan Emin Ellerde Vasiyet…Vasiyet…Vasiyet!.. Hayalden Gerçeğe Dönüşen KURDISTAN Kürt Sorunundan Kürdistan Davasına mı? Kürd Sorunu Sil Baştan Kardeşlik Yapay, Ölümler Gerçek Türkler Neden Çıldırdı? Kurd-1-stan Kürtleri Ölümcül Kardeşlik Masalı Haydi Hep Birlikte Haddimizi Aşalım! Çözüm Süreci Çökmüştür! Bağımsız Kürdistan Kapıdadır Kürdistan'ı hep birlikte inşa etmeliyiz Kardeşlik edebiyatını geçiniz KURD-BİR-STAN mümkün mü? Ortadoğu'nun 'Kürdistan' Doğum Sancısı Hewler, Yüreğimin Başkenti Ben ve Ülkem Bağımsız Kürdistan'a Doğru Birlik Olmanın Neresindeyiz Konuşamayan, Yalnızlığa İtilen Kadınlar Halklar; Habil ve Kabil'den bu yana ''Kardeş'' Olamadılar. Kalbimizdeki Kürdistan dilimize neden bu kadar uzak? Güney'in Yükselen Bağımsızlık Mücadelesi Engellenemez Kürd Kadınının Eşi Görülmemiş Kahramanlığı Durun Siz Kardeşsiniz Varlığımız Yüce Türk Varlığına Armağan Olamadı Kürdlerle Türkler Kardeş Olmak İstiyor mu? Hayır, Kardeş Falan Değiliz! Hani Kardeştik? Taklit Hayatlar UNESCO Kürdleri Koruma Altına Alsın.. Acilen! Kürdistan Devletleşecek! Ne Olacak Bu Halimiz? Kürtlerin Genetik Yapısını Bozuyorlar!... Her şey yerli yerindeydi, ama bütün canlılar ölmüştü - Halepçe Kürdistan ve Birlik Sorunu Sahte Feministler Kürd Kadını Efsaneleşirken Dünyanın Koruyucu Tabakası Peşmergeler Peşmerge Onurumuz ve Özgürlüğümüzdür Halkımız Ulusal Kongre İstiyor Kürd Halkı Devletleşme Yolunda Kurnaz Türkler ve Aptal Kürtler Kürdler Devletleşmek Zorunda Neden Uluslaşamıyoruz?
x