Muazzez (Heja) Baktaş: İlk 'Kabe' ve 'Arafat Dağı' Harran’dadır!..

İlk 'Kabe' ve 'Arafat Dağı' Harran’dadır!..

Dünya’da  ilk kabe “Harran’da” inşa edilmiştir.Üstelik İbrahim Peygamber’den yüzlerce yıl önce.İbrahim Peygamber “Ay Tanrıçası Sin” için Antik Mezopotamya’da inşa edilen “tapınağı” putlardan temizleyerek “Kabe” yapmıştır.Kutsal kitaplar İbrahim Peygamber’in ateşe atılıp bir mucize eseri tanrı tarafından kurtarılmasından sonra Suriye topraklarına göç ettiğini/oradan Mısır’a gittiğini ve devamında Mekke’de ilk “Kabe’yi” inşa ettiğini belirtmektedirler.

Muazzez (Heja) Baktaş

26.02.2020, Çar | 19:43

İlk 'Kabe' ve 'Arafat Dağı' Harran’dadır!..
Makaleyi Paylaş

Son dönemlerde bazı arkeologlar ve teolaoglar tarafından Ürdün’de bulunan tarihi “Petra” antik kentinde “İlk Kabe’nin” yer aldığı tartışmaları yaşanmaktadır.

Hemen belirtelim ki bu tartışmanın taraflarının gözardı ettikleri çok önemli bir bilgiyi vermek istiyorum.Arabistan yarımadası’nda ve Suriye ve Irak topraklarında 30’a yakın “kabe” bulunmaktaydı Hz.Muhammed’den önce.İslam’ın yayılmasıyla beraber diğer “kabe’ler” etkilerini yitirdiler ve sadece tarihi bir anıt özelliği ile varlıklarını sürdürdüler.”Kutsallık” sona erince bu Kabe’ler unutuldular.

Petra’da bulunan Kabe’de bunlardan sadece bir tanesidir.

Bir bilgi daha vereceğim.

Zerdüşt mabetleri birer “Kabe” idi...

Günümüz İran/Afganistan/Pakistan ve Hindistan topraklarında bunlardan onlarcası hala dimdik ayakta durmaktadır.

Taştan yapılmış olanlar hala durmaktadırlar.Kerpiç ve diğer malzemelerden yapılmış olan yüzlercesi ise günümüze ulaşamamıştır.

İLK KABE HARRAN’DADIR...

Bu giriş bilgilerini neden verdim.

Dünya’da  ilk kabe “Harran’da” inşa edilmiştir.Üstelik İbrahim Peygamber’den yüzlerce yıl önce.İbrahim Peygamber “Ay Tanrıçası Sin” için Antik Mezopotamya’da inşa edilen “tapınağı” putlardan temizleyerek “Kabe” yapmıştır.

Kutsal kitaplarda İbrahim Peygamber’in “putları” kırdığı ve “tek tanrılı” inancı yaydığı için “ateşe atıldığı” anlatılmaktadır.

Günümüzde Urfa’da bulunan “Balıklıgöl” ve İbrahim Peygamberin büyüdüğü düşünülen “mağara” yüzbinlerce insan tarafından ziyaret edilmektedir.

“Sin Tapınağı’nın” önemini detaylı yazacağım.Ve bu inançın sonradan İslam dinine nasıl şekil verdiğini de yazacağım.

Evet tapınak “pagan” inanışlardan/putlardan “temizleniyor” ama “Sin Kültü’nün” bir çok “ibadet tarzı” ve “simgesi” İbrahim Peygamber’in inancında yer almaya devam ediyor.

İbrahim Peygamber üç kutsal dinin (Yahudilik/Hıristiyanlık/ ve İslamiyet) temellerini atmış bir peygamberdir.

Evet ondan önce Adem ve Nuh Peygamberler var ama onlardan günümüze ulaşan ne bir kutsal metin ne bir “sünnetleri” ne de bir ibadet biçimleri var.

Üç kutsal dinin temel inanç ve ibadet biçimleri İbrahim Peygamber’e dayanmaktadır.

Kutsal kitaplar İbrahim Peygamber’in ateşe atılıp bir mucize eseri tanrı tarafından kurtarılmasından sonra Suriye topraklarına göç ettiğini/oradan Mısır’a gittiğini ve devamında Mekke’de ilk “Kabe’yi” inşa ettiğini belirtmektedirler.

Bütün bunlara bir itirazımız yok.

Bir tanesi hariç!...

Arkeolojik kalıntılar ve bütün işaretler İbrahim Peygamber döneminde “Mekke” diye bir kentin henüz kurulmadığında hemfikirler.

Hadi İlk “Kabe’yi” İbrahim Peygamber Mekke denilen yerde kurduktan sonra etrafında bir yerleşimin başladığını düşünelim o zaman ortada bir antik kentin olması gerekmektedir.Ama nereden bakarsanız bakın Mekke’nin tarihi Milattan Önceye dayanamaz.

Başta da dediğimiz gibi Hz.Muhammed ortaya çıkana kadar Arabistan/Suriye ve Irak topraklarında 30’a yakın “Kabe” yani “Allahın Evi” yani “Beytullah” bulunmaktaydı ve hepsi de “pagan” inanışların merkezleri idi.

Hepsinde değişik tanrıların putları bulunmaktaydı ve hepsinde de yılın belirli dönemlerinde “Haç” benzeri ibadetler yapılmaktaydı.

Mekke’de bulunan “Kabe” bu merkezlerden bir tanesi idi ve yoğun bir ticaret ve “pagan” inanış merkeziydi.

Hz.Muhammed tıpkı atası olarak kabul ettiği İbrahim Peygamber gibi “Şirk’e” ve “pagan inanışlara” karşı çıkarak “Tek tanrılı” inancı yaymıştır.

Ve Hz. Muhammed tıpkı atası İbrahim Peygamber gibi “putlara” karşı çıkmıştır.Hikayenin gerisini herkes bilir.

Mekke’deki “Kabe’nin Koruyucuları” Hz. Muhammed’in de sülalesi olan Kureyşliler tarafından sağlanmaktaydı.

Kureyşliler soylarını ta İbrahim Peygamber’e dayandırmaktaydılar.

Ve günümüz İslam tarihçilerinin/propagandacılarının bilerek “görmezlikten” geldikleri çok önemli bir özellikleri daha bulunmaktaydı Kureyşlilerin.

Kureyşliler sanıldığı gibi Allah’a “şirk” koşmuyorlardı.Tek tanrılı dine inanıyorlardı.Allah adına yemin ediyorlardı ve peygamberlere de inanıyorlardı.

Yani hem soylarını İbrahim Peygamber’e dayandırıyorlardı hem de İbrahim’in dinine inanıyorlardı.Kendilerine İbrahim Peygamber’in dini olan “Hanif” dininin mensubu olarak görüyorlardı.

Fakat Hz. Muhammed’in diğer “pagan inanışlara” ve ritüellere karşı çıkmasına ve putları “Kabe’den “temizleme isteklerine şiddetli tepki gösteriyorlardı.

Çünkü günümüzde de nasıl “Kabe” Araplar için bir “ticarethaneye” dönüştürülmüş ise;o zamanlar da Mekke önemli bir ticaret alanıydı.

Kureyşliler diğer tanrılara inananlara da gerekli imkanı sağlayarak “Kabe’nin” etrafında putların olmasına ve diğer ritüellerin yapılmasına olanak sağlamaktaydılar.

Bir diğer durum ise; Kureyşliler Hz.Muhammed’in peygamber olduğuna ikna olamadılar uzunca bir süre.Çünkü onlara göre peygamber olduğunu iddia eden birisi mutlaka “mucizeler” göstermeliydi.Hz.Muhammed buna karşılık ısrarla en büyük mucize’nin “Kur’an” olduğunu ileri sürmesine rağmen Kureyşliler buna ikna olamadılar.”Ve eskilerin masalları” diye “Kur’an’la” dalga geçtiler.Hikayenin gerisini herkes biliyor.

Önemli bir soru; Kabe yani “Allahın Evi” neden “paganlar” için de bu kadar önem taşımaktaydı ve neden putlarını Kabe’nin etrafına koymaktaydılar ve neden Kabe onlar için de bu kadar “kutsal” bir yerdi?..

Soruların cevapları “Sin Tapınağı’nda” ve “Harran’dadır.”

Kutsal kitaplarda yer alamayan bilgileri vermenin zamanı gelmiştir.

Özellikle “Kur’an” İbrahim Peygamber’in Urfa’daki hayatını bir “efsane” gibi anlatır ve daha çok “ateşe atılma” ve “ateşten kurtulma” mucizesine odaklanır.

Adım adım gidelim...

“Sin Tapınağı’nın” ve “Ay Tanrıçası Sin’in” antik dönemdeki önemini anlatmadan ne yazsak altını dolduramayız.

“SİN TAPINAĞI”

Mezopotamya tanrılarının tarihçelerine girmeden derdimi izah edeceğim.

Kim kimin oğlu/kızı, kim hangi işlere bakıyordu falan/filan merak edenler Mezopotamya tanrılarının akrabalık ve görev dağılımını inceleyebilirler.

Ama “Ay Tanrıçası Sin” çok çok önemlidir.

Çünkü Zerdüşlük/Mani dini/Mazdek inancı/Yahudilik/Hıristiyanlık inançları “Ay Tanrıçası Sin’in” halk arasındaki etkisini bir türlü bitirememişlerdir.

Diğer Mezopotamya Tanrılarının hepsi unutuldu/tapınakları işlevsiz hale geldi ama bir tek “Sin Tapınağı” etkisini sürdürmeye devam etti.

İslamiyet bile 11. yüzyıla kadar “Sin Tapınağı’na” bir türlü “dokunmadı.”

Düşünebiliyor musunuz bütün “pagan inanışlara” karşı son derece katı olan ve buna inananların görüldükleri yerde “öldürülmelerini” emreden bir din olan İslamiyet “Harran’da” bulunan “Sin Tapınağı’na” 400 sene daha bir türlü “dokunmamıştır.”

Ve hatta 11. yüzyılda bile sadece “Sin Tapınağı” cemaatine kendinize “ilahi bir din seçin” diye telkinde bulunarak bu cemaati yine de “yoketmemişlerdir.”

Bakın İslam Dini’ne geçin denilmemiş Harran’daki “Sin Tapınağı” inananlarına.Onları ilahi bir din seçmelerinde “özgür” bırakmışlardır.

Onlar da “Sin inanışının” bazı formatlarını değiştirerek “Sabii” dinini seçtiklerini belirterek kılıçtan geçmekten kurtulmuşlardır.

Nedir “Sabii Dini”...

Işte burası çok çok önemli...

Sabii’ler ikiye ayrılır, bir kısmı Güney Mezopotamya’da yaşarlar, bunlara “bataklık Sabiileri de denir.Asıl kol ise “Harranlı Sabiiler” olan Harran’da yaşayanlardır.

Halife Me’mun 833 yılında Harranlı “Sin Tapınağı”dinine inananlara bir şeçenek sunar.Ya ilahi yani “kitabi” bir dine inanacaklar ya da “kılıçtan geçirilecekler.”

Harran’da yaşayan “Sin tapınağı” cemaati yani “Ay Tanrıçası Sin’e” inananlar “Sabii dinine” geçtiklerini belirterek ta 11. yüzyıla kadar Harran’da yaşamaya devam ederler.

Günümüzde Sabiilik dinine mensup 100 bin civarında bir topluluk bulunmaktadır.

Sabiiler Adem Peygamber’in dinine inandıklarını ve ona gönderilen kitaba uyduklarını söylemektedirler.

Şaşırdınız değil mi?

Bildiğimiz kadarıyla Adem Peygamber’e kitap indirilmemiştir.

Ama Sabiilik inancı tersini söyler.

Sabiiliğin iki anlamı bulunmaktadır.

“Dönme” yani “çocukluğa dönme” yani ilk insan olan Adem’e kadar bir dönüşten bahsedilmektedir.

Ikinci anlamı ise; “Vaftiz olanlar” anlamına gelmektedir.Yani “suda yıkananlar” yani “ırmağa girip yıkananlar” demek...

Yani Hıristiyanlığın ve Hinduizmin en temel dini ritüellerinden birisinin asıl kaynağı olanlar demektir bu...

Biraz daha eskiye gidelim...

Antik Mezopotamya’da bütün Babil/Elam/Asur/Uraltu/Akat ve Sümer uygarlıklarının “tümü” için en “kutsal mekanların” başında “Harran’da” bulunan “Ay Tanrıçası Sin’in Tapınağı” gelmekteydi.

Bütün krallar bu tapınağa saygılarını sunmakta ve bu tapınağa yaptıkları yardımlar/onarımlardan ötürü övünmekteydiler.

En güçlü krallardan olan Sargon övünerek kızını Harran’daki “Sin Tapınağı” başrahibeliğine atadığını belirtir.

Fakat belki üç ilahi din ve onlardan önceki Zerdüştlük/Mani dinleri için çok çok önemli bir kraldan bahsetmek gerekiyor.

“Kral Naram’Sin” çok derin ve bilinmezliklerle dolu birisidir.

Krallığı bırakıp Arabistan Çöllerinde yıllarca “inzivaya” çekilir ve annesini de Harran’daki “Sin Tapınağı’nın” başrahibesi yapar.

“Sin inancına o kadar bağlıdır ki adına bile “Sin” kelimesini ekler.

Bu gizem mutlaka çözülmelidir.

Çünkü “Sin inancı” sonraki dönemlerde Harran’la beraber en çok Çölde yaşayan Sami/Araplar arasında “yaygın” bir şekilde yerleşir.

Merak etmeyin bu kısmı İbrahim Peygamber de atlamamıştır.

Antik dönem “Sin Tapınağı” ile ilgili bir bilgi daha verelim ve İbrahim Peygamber’e dönüş yapalım.

Antik Mezopotam’ya da “Sin Tapınağı’ndan” ötürü Harran bölgesi hep “özerk” bir bölge statüsünde olmuştur.Vergilerden muaf tutulmuş ve askere alımlardan bu dine inananlar alınmamıştır.

Gelelim İbrahim Peygamber’e ve “İlk Kabe’ye”...

İbrahim Peygamber bir dönem “Güneş Tanrısı Şamaş’a”, bir dönem de “Ay Tanrısı Sin’e” meyleder.Hatta bir dönem “putpereslerle” ilişki içerisinde olur.”Put satıcılığı” yaptığı bilinmektedir.

Kutsal kitaplar peygamberlerin “vahiy” almadan önceki hayatlarını ve inançlarını pek anlatmazlar.

İbrahim Peygamber bir çok inanç topluluğu ile deneyimler yaşar.

Harran’a gelir ve Sabii inancına katılır.

Sabiiler “Sin Tanrısına” ibadet ederler.yani “Ay Tanrısına.”

Peki nedir ibadetleri?...

Ilk insan ve ilk peygamber olan Adem Peygamber’e inanırlar.

Ve “Sin Tapınağı’da” bu amaçla kurulmuştur.

Günümüze kadar ulaşan bir sürü “gizli ritüelleri” bulunmakla beraber “açık olan ibadetleri” ise; günde beş vakit namaz kılmak/Vaftiz olmak/Boy abdesti almak/namazdan önce abdest almak/Kurban kesmek/Oruç tutmak vs...

Yani günümüzde İslam’da olan ne varsa ve hatta Yahudilik ve Hıristiyanlıkta ne varsa “ibadet namına” bunların hepsinin kaynağı Harran’da yaşayan Sabiilerden gelmektedir.

Unutmadan söyleyelim kutsal kitaplarda geçen Adem ile Havva’nın Dünya’da “ilk buğdayı” Harran Ovası’nda toprağa ektiklerini söyleyelim.

Işte Sabiiler ataları olarak Adem Peygamberi görmektedirler ve ona indirilen kutsal kitaba inanmaktadırlar.

Adem onlara göre bir “ölümlü” olduğu ve bir insan olduğu için asıl tanrı olarak “AY” tanrısına inanmaktadırlar.

Ve “Sin” onlara göre “Ay tanrıçasıdır.”

Onun için Harran’da “Sin Tapınağı’nı” inşa ederler.

Antik dönemde Mezopotamya’nın her kentinde “Kabe’ler” bulunmaktaydı.Yani “Allah’ın evi”.

Her kent ayrı bir tanrı/tanrıçaya inandığı için her kent kendi tanrısı/tanrıçası için kendi kentinde bir “Kabe” yani “Allah’ın Evi” inşa ederlerdi.

Harran’da bulunan “Kabe” ise kendi tanrıçaları olan “Sin” yani “Ay Tanrıçası” için inşa edilmişti.

İşte İbrahim Peygamber bu inanca dahil olmuştu.

“HARRAN’DA ARAFAT DAĞI”

“Sin Tapınağı” Harran’da kent içerisinde yer almaktaydı fakat ibadet edilirken bir “dağa” dönülerek ibadet edilmekteydi.

Bu dağda hala antik dönemden kalma tapınaklar ve kabartmalar bulunmaktadır.Sabiiler astronomi ile çok ilgililerdi ve günümüz “Ay Takvimi” onların icadıdır.

“Arafat Dağı” Harran’dadır.

Mekke’deki Arafat Dağı’nda hiçbir işaret/sembol veya ibadet için bir şey yoktur.

Harran’daki Dağda ise yedi gezegen için inşa edilmiş “yedi tapınak” bulunmaktadır.

“Sin Tapınağı” bir “Hac” merkeziydi ve tapınak etrafında “yedi defa” dönülerek “Hac ibadeti” yapılırdı.

“Hac ibadeti” esnasında “kurban “ kesilirdi.

Topluca “namaz” kılınırdı...

“Oruç tutulurdu...”

“Beyaz giysiler” giyilir ve “saçlar traş” edilirdi.

Ve “Sin Tapınağı’nın” yanında “siyah bir taş” bulunurdu...Bu “taş” kutsaldı...

Işte İbrahim Peygamber bütün bu ibadetleri olduğu gibi alarak “yeni bir din” tebliğ eder ve adına da “Hanif Dini” der.

İbrahim Peygamber “putları kırdığı” için “ateşe atılmadı.”

İbrahim Peygamber “Sin Tapınağı’nı” cemaati ile “ele geçirir” ve orayı “Sin Tanrıçasını” simgeleyen “putlardan” temizler.

Ibrahim Peygamber işte “İlk Kabe Olarak” bu tapınağı kullanır.

Ibrahim Peygamber “Allah’ın Görünmez” olduğunu ve herhangi bir sembolü ve simgesinin olamayacağını ileri sürerek sabiiliğe de diğer inançlara da meydan okur.

Işte bunun için kutsal kitaplara göre ateşe atılır.

Fakat asıl olan İbrahim Peygamber’in “sürgüne” gönderilmesidir.

Ibrahim Peygamber Harran’ı terk edince “İlk Kabe’ye” dönüştürülen “Sin Tapınağı” tekrar eski haline dönüştürülür.

Buraya kadar kafası çok karışanlar ve herşeye itiraz edenler gelecek yazıdaki “şok” detaylara hazırlık olarak İslam’ın neden “Ay Takvimini” kullandığını/”Yasin süresindeki “Ya-Sin’in”neden konulduğunu ve son olarak her camide ve minarenin üstünde neden “Yarım-ay” figürünün olduğunu bir düşünsünler...Hz.Muhammed ilk başlarda namaz kılarken yüzü Kudüs’emi yoksa Harran’amı bakıyordu bir düşünün bakayım..

Bu makale toplam: 13538 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:19:45:28
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

Muazzez (Heja) Baktaş

Yazarın Önceki Yazıları

'Hayat Dünya'ya Sığar mı?...' Korona 19 Kürdistan Silikon Vadisi (Kürdistan Ekonomisine Giriş) Sırdaki Hedef Kutsal Topraklar!.. Barzaniler: Dini liderlikten modern devlet inşasına Good Bye İran Yer Sofrası Diplomasisi Kürdistan Sağ’a Kaymalı Siz hala Türkiyelileştiremediklerimizden misiniz? Kürt İmparatorlukları 4- Mitanniler Kürt İmparatorlukları... Urartular (Dağların Efendileri) 'Ekmek soğan' ( Nan-u Pivaz) ve Kürdistan Kürt imparatorlukları 2 : Asur İmparatorluğu (İmparatorlukları) Kürt İmparatorlukları 1- Hattilerin ülkesi (Hititler) Halep ordaysa Piramitler de Batman'dadır! Kürdistan Piramitleri, Mısır uygarlığının Kürdistan kökeni ve Kutsal Kase efsanesi Kerkük’ten Efrin’e Efrin’den İdlib’e.. Kimi kime şikayet edeceksin! Kerkük Feminizm Fırsatçıları Beyrut Irak Seçimlerinin 'Belirleyici' Unsuru Kürtler Olacaktır Aşk Bizi Tüketirken Arı kovanına çomak sokmak … Ya Devlet Başa, Ya Kuzgun Leşe! Yunan Medeniyetinin Kökeni Kürt Medeniyetidir Tarih Kürdistan’dan Başlar!. . Peşmerge Generali Şerefani 'Bağımsızlık Referandumunda Tarafız' Arapların Çöküşü Seyyah, filozof, entelektüel, hümanist Mardin’li peygamber Mani ve Manicilik dini Kürt peygamberi Zerdüşt ve Zerdüşlük Kürdistan’ın gizemleri ve Kutsal emanetler Bağımsızlık için referandum gerekli midir? Kürdün Ateşle İmtihanı (Referandumlarla) Kürdistan’a Sefer Olur Zafer Olmaz !... Soylu, Efsanevi bir Lider ve Oğlu Kürtlerin İmajı Ne Olmalıdır? Kehanetler ve Kürdistan Savaşları Kürdistan’ın Lanetleri !.. Başkomutan Barzani General Şerefani: Ortadoğu barışının anahtarı, Kurdistan’ın özgürleşmesidir Yıldızın Parladığı An ‘Kürdistan Genişlerken’ Sürgün!... Vurun Kürt Uşağı Namus Günüdür!.. Kürdistan için İftar (Bağımsızlık) Vakti Pax Kürdistan'a (Kürdistan Barışı) Ne Şam’ın Şekeri Ne de Arabın Yüzü!.. Kaçın Kürtler Geliyor!.. Özgür Kürdistan’da Bağımsızlık Savaşı Kürdistan Sendromu (2) Kürdistan Sendromu (1) Türkiyelileşmek mi Kürdistanlılaşmak mı? Bütün sorun burada Bağımsızlık Yolunda Başkan Barzani’nin Elini Güçlendirelim Dağ Dağa Kavuşmaz Ama Kürdistanlılar Her Dağda Newroz Ateşi Yakar Merhaba Kürdistan Kampanyası Kürdistan’a borç ödeme zamanı Birimiz Dördümüz, Dördümüz Birimiz Kampanyası Koruyucu Vatan Kürdistan De Facto Kürdistan Kürtlerle Türkler Arasındaki Aşılamaz Farklar (Duvarlar) Bağımsız Kürdistan’ın Yaşama Şansı Var mıdır? Kürdistan Bağımsızlık Bildirgesi İleri Karakol mu? Özgürlüklerin Toprağı mı? Dünyada 'Mülteciler' Kürdistan’da 'Mülksüzteciler' Kürdistan Peşcepheleri (Peşmergeleri) Kürd-Çar-Stan Diplomasi Dehası Başkan Barzani ArmeKürdistan Tarih Tekerrürden İbarettir! Doğu Cephesi'nde Değişen Bir Şey Yok! PeşKurdistan Savunma Gücünden Kürdistan’ı Kurma Gücüne Doğru 'PEŞMERGE' Cepheler ve Cephe Gerisi Savaşları - 3 Cepheler ve Cephe Gerisi Savaşları - 2 Cepheler ve Cephe Gerisi Savaşları - 1 Mezra Kürdistan (MezoKurdiya) Kürdistan Emin Ellerde Vasiyet…Vasiyet…Vasiyet!.. Hayalden Gerçeğe Dönüşen KURDISTAN Kürt Sorunundan Kürdistan Davasına mı? Kürd Sorunu Sil Baştan Kardeşlik Yapay, Ölümler Gerçek Türkler Neden Çıldırdı? Kurd-1-stan Kürtleri Ölümcül Kardeşlik Masalı Haydi Hep Birlikte Haddimizi Aşalım! Çözüm Süreci Çökmüştür! Bağımsız Kürdistan Kapıdadır Kürdistan'ı hep birlikte inşa etmeliyiz Kardeşlik edebiyatını geçiniz KURD-BİR-STAN mümkün mü? Ortadoğu'nun 'Kürdistan' Doğum Sancısı Hewler, Yüreğimin Başkenti Ben ve Ülkem Bağımsız Kürdistan'a Doğru Birlik Olmanın Neresindeyiz Konuşamayan, Yalnızlığa İtilen Kadınlar Halklar; Habil ve Kabil'den bu yana ''Kardeş'' Olamadılar. Kalbimizdeki Kürdistan dilimize neden bu kadar uzak? Güney'in Yükselen Bağımsızlık Mücadelesi Engellenemez Kürd Kadınının Eşi Görülmemiş Kahramanlığı Durun Siz Kardeşsiniz Varlığımız Yüce Türk Varlığına Armağan Olamadı Kürdlerle Türkler Kardeş Olmak İstiyor mu? Hayır, Kardeş Falan Değiliz! Hani Kardeştik? Taklit Hayatlar UNESCO Kürdleri Koruma Altına Alsın.. Acilen! Kürdistan Devletleşecek! Ne Olacak Bu Halimiz? Kürtlerin Genetik Yapısını Bozuyorlar!... Her şey yerli yerindeydi, ama bütün canlılar ölmüştü - Halepçe Kürdistan ve Birlik Sorunu Sahte Feministler Kürd Kadını Efsaneleşirken Dünyanın Koruyucu Tabakası Peşmergeler Peşmerge Onurumuz ve Özgürlüğümüzdür Halkımız Ulusal Kongre İstiyor Kürd Halkı Devletleşme Yolunda Kurnaz Türkler ve Aptal Kürtler Kürdler Devletleşmek Zorunda Neden Uluslaşamıyoruz?
x