Mesut Baştürk: ABD, Kürdistan'dan çıkar mı?

ABD, Kürdistan'dan çıkar mı?

YPG, Güney Kürdistan Hükümeti’nin yanlışlarından ve deneyimlerinden ders çıkarmalıdır. ABD sonsuza kadar bölgede kalmayacaktır. Hızla her alanda kurumsallaşmalıdır. Demokratik değerlere bağlılık, mali, idari, hukuksal ve yapısal reformları çok hızlı bir şekilde yapmalıdır.

Mesut Baştürk

16.03.2019, Cts | 09:59

ABD, Kürdistan'dan çıkar mı?
Makaleyi Paylaş

ABD Başkanı Trump, “Suriye’de IŞİD bitti. Biz de en kısa zamanda Suriye’den çekiliyoruz” diyerek tartışmanın fitilini ateşledi.

Tartışma birdenbire ABD’den Avrupa’ya, Ortadoğu’dan Rusya’ya ve Çin’e uzandı.

Ortadoğu’da ise Kürtler, Türkler, Araplar ve Farsları kapsıyor.

Sorular çok. ABD, Suriye’den çekilir mi? Çekilrse ne olur? Boşluğu kim dolduracak?

ABD çekilirse kim, ne hamle yapabilir?

Sahadaki aktörlerin pozisyonları sürekli değişebiliyor.

Dengeler birdenbire değişiyor. En avantajlı grup birdenbire en dezavantajlı hale gelebiliyor.

En dezavantajlı grup birdenbire en avantajlı grupa dönüşüyor.

ABD’nin çekilme kararına Türkler sevindi. Kürtler üzüldü.

Ama çok kısa bir sürede ABD’den gelen açıklamalara bu defa Türkler üzüldü. Kürtler çok sevindi.

Ortadoğu’da en avantajlı olan ABD, dünyanın güçlü ekonomisi ve üstün askerî teknolojisi ile sahada gelişmelere yön verebiliyor.

Rusya, İran, Türkiye, Suriye cihadçılar bloğu kendi aralarında çok sorunlu, her birinin amacı, gelecek beklentileri çok farklı. Bakmayın sürekli olarak kendi aralarındaki toplantılara. Aralarında çelişkiler çok fazla.

ABD, koalisyon ortakları ve Kürtler ise kendi içinde uyumlu.

Batılı ülkeler ile Kürtlerin çıkarları ortak.

Kürtler bulundukları her yerde kendilerini güvenceye alacak bir statü amaçlıyor. Bunu yapabilmenin yolunun da ABD gibi güçlü bir müttefiğe ihtiyacı olduğunu biliyor ve görüyor.

Güney Kürdistan’da ve Rojava’da bunu gördü ve ilişkilerini geliştirdi. Müttefik oldu. Diğer parçalarda da bunun yaşanması kaçınılmaz olacaktır.

Kürtler geçmiş deneyimleri ile bölge ülkelerine güvenmenin sonunun hüsran olduğunu gördü ve görüyor.

Batılılar da Ortadoğu’da demokratik değerlere, seküler yaşama yakın tek halkın Kürtler olduğunu gördüler.

ABD de eski ABD değil.

Tamam çıkarlar belirleyicidir. Ama her şeyi çıkar üstüne inşa ederseniz sonunda kaybedebilirsiniz.

Vietnam, Afganistan en somut örnekler olabilir. Bir yerde başarılı olmak istiyorsanız oradaki yerel unsurlarla iyi ve güven verici ilişkiler kurmak zorundasınız.

Günümüzdeki ilişkilerde artık karşılıklı güven belirleyici oluyor.

ABD’nin, Türkiye ile NATO’daki birlikteliği, milyarlarca dolarlık askerî ve ekonomik ticaret hacmine rağmen, Türkiye’nin “YPG’yi bırak, Suriye’de birlikte hareket edelim” teklifine evet dememesinin altında çok daha büyük ekonomik çıkarlar yoktur.

Ama ABD de bölgede kendisinin güvenebileceği ve de en önemlisi kendisine güvenen bir millettin olmasını tercih ediyor.

Gerçi böyle bir araştırma yapılmadı ama bugün dünyada bir araştırma yapılırsa ABD’ye en çok sempatiyle bakan halkın Kürtler olması sürpriz olmaz.

Buna karşılık Türklerde şu an ABD karşıtlığı tavan yapmıştır.

Türklerin Ruslardan alacağı S-400’ler Türkiye’nin, ABD ve NATO arasında büyük kırılganlıklar yaratacaktır. Türkiye’nin hem ABD’yi hem Rusya’yı aynı anda idare etme stratejisinin sonuna gelindi.

Irak ve Suriye’de Arapların ABD karşıtlığı bilinen bir gerçek.

İran’da ise ABD karşıtlığının ötesinde düşmanlık ve nefretin boyutları da bir gerçek.

Yaşanan bu reel gerçekliği ABD’liler ve Batılı ülkeler iyi biliyorlar.

ABD ve Avrupalılar, Ortadoğu’daki enerji kaynaklarını kontrol etmede ve cihadçı tehlikeye karşı koymada güvenilir müttefiğin Kürtler olduğunu gördüler.

Askerî üslerini Kürdistan toprakları üzerinde inşa ediyorlar. ABD’lilerin bölgede kalmaları Kürtler açısından da yaşam sigortasıdır.

Peki ABD, Suriye’den çıkar mı?

Çıkmaz.

Aslında ABD, Suriye’den çıkacağız hamlesi ile sahada aktif olan bütün oyuncuların bir sonraki hamlesini öğrendi.

Türkiye’nin cihadçılarla birlikte gücünün gittiği yere kadar gidebileceğini, Türkiye’nin ve cihadçıların saldırıları sonucu Kürtlerin büyük bir yıkımla karşı karşıya kalacağını gördü.

Suriye rejiminin alan genişleteceğini, İran’ın nüfuz alanını artıracağını, Rusya’nın Suriye’deki askerî ve ekonomik gücünü daha da artıracağını, cihadçı grupların daha da güçleneceğini, dünyanın dört bir tarafındaki İslami cihadçılar için bir çekim merkezi olacağını ve de Batı dünyası için tehdit olmayı sürdüreceğini gördü.

ABD’nin Suriye’de asker sayısı değişebilir. Gelişmelere göre fazlalaşır veya azalabilir. Ama asla çıkmaz. Askerî üstleri kapatmaz.

ABD’nin güvenli bölge formülü hamlesi de sahadaki aktörlerin farklı hamlelerini gündeme getirdi.

Türkiye’nin güvenli bölgeyi kendi denetiminde görmek istemesine Rusya ve İran da karşı.

Türkiye’nin yapacağı hamleler ise yerel seçim sonuçlarına göre değişebilir.

AKP seçimlerde başarılı olursa otoriter yapı daha da güçlenir. Hiçbir muhalefete izin verilmez. Baskı ve korku topluma egemen olur.

Toplumda ırkçı ve şoven İslami duygular ile Kürt karşıtı politikalar içte ve dışta tavan yapar. Kürt partilerinin siyaset yapma şansı kalmaz. Ekonomik krizler daha da derinleşir. Ekonomik sorunları çözemeyence dışarıya yönelir.

Suriye’de kalıcı olmaya çalışır.

Fırat’ın doğusuna girmek için her türlü çılgınlığı göze alabilir.

Ama seçimlerde başarısız olursa eli zayıflayabilir. İçte ve dışta her istedigini yapamaz.

Mevcut yönetim bunu çok iyi biliyor. Bu nedenle toplumu bölünme, terör ve beka ile korkutarak seçimlerde başarılı olmaya çalışıyor.

ABD’nin Suriye’de kalmasının gerekçesi olan IŞİD’in yakın ve orta gelecekte bitmesi ise mümkün değil.

Askerî olarak yenilen, toprak kaybeden, devleti yıkılan IŞİD’in Sünni İslam’ın sorunları çözülmeden bitmesi söz konusu değildir.

IŞİD yalnızca Suriye’de değil, dünyada Müslümanların yaşadığı her yerde vardır.

İslam dünyasının 1500 yıldır çözülemeyen sorunların çözümü için çok daha uzun bir süreci yaşayacağı bilinmelidir.

YPG’nin başarısındaki önemli etken Batılı ülkelerin müttefiği olarak kendisini meşrulaştırmasıdır.

YPG yaşanan bu süreçte, özellikle meşruiyetine zarar getirecek ilişkilerden kaçınmalıdır.

YPG’nin ABD ve Batılı ülkelerle ilişkileri yalnızca sömürgeci ülkeleri değil, bazı örgütleri de rahatsız ettiği bilinen bir gerçektir.

YPG de Güney Kürdistan Hükümeti’nin yanlışlarından ve deneyimlerinden ders çıkarmalıdır.

ABD sonsuza kadar bölgede kalmayacaktır.

Hızla her alanda kurumsallaşmalıdır. Demokratik değerlere bağlılık, mali, idari, hukuksal ve yapısal reformları çok hızlı bir şekilde yapmalıdır.

Bu makale toplam: 6254 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:01:06:07
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad
x