Mehmet Kobal: Musul Kimin Yurdu ?

Musul Kimin Yurdu ?

Kürdistan ulusal kurtuluş bilinci ile mücadele eden büyük devrimci Kürd lider Mustafa BARZANİ, bu nedenle Kerkük'süz, Musul'süz bir Kürdistan'ın eksik bir Kürdistan olacağından hareketle bu bölgeyi içermeyen anlaşmaları kabul etmemişti.

Mehmet Kobal

28.10.2016, Cum | 11:46 [ Güncellenme: 28.10.2016, Cum | 12:07 ]

Musul Kimin Yurdu ?
Makaleyi Paylaş

Evvela Kürdistan'ı Türkiye, İran, Irak, Suriye rejimleri arasında paylaştıran Batılı devletler, bir daha Kürdlere bu kötülüğü yapmamalıdır. Kürd milleti bu dört sömürgeci rejimlerin eliyle çok büyük acılar ve katliamlar yaşadı. Enfal Hareketi’nde 200.000’ binden fazla Kürd katledildi. 1988 yılında, II. Dünya Savaşı sonrası en büyük kimyasal katliam ve toplu göç Kürdlere uygulandı. Kürdler; Türkiye ve İran rejimlerin katliamından da mutlaka kurtarılmalıdır.

Gelelim Musul'a, Kürdçe ismi ile Mûsil, Cezireden, Dicle Nehri kıyısında, Ninova şehrinin batısında Irak'ın doğusuna dayanan bir Kürdistan bölgesidir. Musul, antik çağdan sonra Hıristiyanlığın yanında, İslam inancınada uzun yıllar merkez olur. Musul'da; Ezidi, Kakai, Şii, Şabek ve Sünni Kürd çoğunluğun yanında, Asuri, Keldani, Yahudi, Yakubi, Ermeni, Türkmen ve Araplar uzun yıllar iç içe yaşar. 

Musul'un tarihsel hikayesi, Kürdistan'ın bütün bölgeleri ve nufusu gibi işgalden işgale el değiştirmiş ve sömürgeci devletlerin resmi tarihçileri tarafından çarpıtılarak anlatılmıştır. Musul'un son yarım asırlık tarihi, özellikle 1970-1977-1990 sürecine bakılırsa, coğrafyası ve gövdesi ile kimin yurdu olduğu anlaşılacaktır.

Özellikle Baas rejimi iktidarında, yaşanan toplu Kürd katliamlarının yanında, Kerkük ve Musul'un Kürd çoğunluğuna etnik arındırma uygulanır. Kalanların çoğu ise Arap çöllerine bir bilinmezliğe yollanır. Çünkü Baas rejimi, Musul-Kerkük bölgesini pilot bölge politikasıyla Güney Kürdistan'ı nefesiz bırakma planı yapmıştı.

Kürdistan ulusal kurtuluş bilinci ile mücadele eden büyük devrimci Kürd lider Mustafa BARZANİ, bu nedenle Kerkük'süz, Musul'süz bir Kürdistan'ın eksik bir Kürdistan olacağından hareketle bu bölgeyi içermeyen anlaşmaları kabul etmemişti. Musul, işgalci Baas rejimin düşmesinden sonra Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile Irak Federal Cumhuriyeti arasında belirsiz bir statü ve tartışmalı bir bölge olarak kaldı.

Musul, (Irak Şam İslam devleti) IŞİD'in saldırısı ile Irak ordusu tarafından terk edilir. IŞİD tarafında işgal edilen Musul, coğrafik olarakta üç taraftan Kürdistan'a bağlılığın yanında, Kürdistan ulusal Kuvvetleri olan Peşmerge tarafından her üç cephedende kuşatılılır. Ancak  Bağdat ile Erbil arasında tartışmalı bölge statüsünde olması nedeni ile Peşmerge, koalisyon güçleriyle birlikte yapılan son operasyon gününe kadar müdahalede bulunmaz.

Bu nedenle Musul, Ortadoğu’nun Kürdistan bölgesinde yer alması ve Kürdistan'ın dört devlet tarafından paylaşılması sebebiyle uzun yıllar statüsüz kalmıştır. Musul, bütün göçertme, asimilasyon, katliamlara rağmen Kürdistan coğrafyasında bulunması, Kürd nufus, kültür dokusunun yanında çok çeşitli kültür ve medeniyetlerin buluştuğu bir bölge olmuştur. İnsanlık tarihinin ilk yazılı belgeleri bu bölgede ortaya çıkarılmış, insanların kalabalıktan teşkilâtlı topluma geçişte oluşturdukları bilgiler ilk olarak yine bu bölgede meydana geldiği belirtilir.

Avrupa devletlerin Musul-Kerkük ilgisi, 19. yüzyıl ortalarında başlar. Birinci dünya savaşından önce Osmanlı hakimiyetindeki Musul ve çevresi petrol sebebiyle, İngiltere, Fransa, Almanya arasında rekabet konusu olur. Bölge, 1916 tarihli Sykes-Picot  Anlaşması ile Fransa'ya bırakılır. Nisan 1920 San Remo Konferansında Fransa, kendisini Orta-Doğu'daki menfaatlerini desteklemesi sebebiyle, Musul bölgesini İngiltere'ye bırakır.

İngiltere, Mondros Mütarekesi ve bölgedeki Hristiyanların güvenliği bahanesi ile Musul'un kendilerine terk edilmesini ister. Osmanlı 6. Ordusu emri yerine getirerek Musul'u boşalttır. Musul 15 Kasım 1918 tarihinde İngiliz ordusu tarafından işgal edilir. İngiliz askerleri hiçbir direnişle karşılaşmadan Musul'u Osmanlı işgalcilerinden geri alırlar.

Musul-Kerkük, dünya atlasında fizik olarak Kürdistan coğrafyasındadır. Musul bütün tarihi boyunca işgalden işgale el değiştirmiş ve coğrafik bütünlüğü, dokusu ve sosyolojisi ile yönetilememiş bir Kürdistan parçasıdır. Musul, uzun yıllar Osmanlı işgalinde kalır. Mondros Mütarekesinden sonra İngilizler tarafından işgal edilir. Musul, Mütarekeden sonra işgal edildiği için Misaki-Milli sınırları içerisinde gösterilir.

Fakat dönemin Misaki-Milli kavramı Kürd-Türk cumhuriyetini içeren bir kavramdan Türk ırkçı esasına çevrileceğini bilen İngiltere, Tek ayak üstünde kalacak Türkiye'ye isteklerini kabul ettirmede zorlanmayacaktı. Bu nedenle zengin Petrol kaynaklarına sahip Musul'u vermez. Dolayısıyla Musul Meselesi Lozan'da çözümlenemez. Uzun süre anlaşmazlık konusu olduktan sonra 1926 'da İngilizlerin mandası olan Irak sınırları içinde bırakılır.

Milli-Misaki'nin, Kürd-Türk cumhuriyetini baz alacağını belirten Mustafa Kemal, Ocak-1923’de Musul bizim için çok önemlidir.' ''Birincisi, Musul’da sınırsız servet oluşturan petrol kaynakları vardır. İkincisi, onun kadar önemli olan Kürtlük sorunudur. İngilizler orda bir Kürt Hükümeti kurmak istiyorlar. Bunu yaparlarsa, bu düşünce bizim sınırlarımız içindeki Kürtlere de yayılır. Buna engel olmak için sınırı güneyden geçirmek gerekir.” der.

Kürdleri İngilizlerle işbirliği içinde gösteren Mustafa Kemal, İngiliz ve Fransızlarla her türlü iş birliği içindeydi. Mustafa Kemal'in anti emperyalist görüntüsü Kürdleri İngilizlere saldırtma taktiğidir. Çünkü sınırların çizimi mandacı devletlerin inisiyatifinde kendilerine kabul ettirilmişti. Dolayısıyla Mustafa Kemal'in, anti emperyalist gösterilmesi Türk resmi tarihin bir palavrasıdır. Zaten bütün bir Türk tarihi emperyalistlerle iş birliği tarihidir. Türkiye'nin Yunanistan'dan başka bir devletle ciddi bir savaşı yaşanmamış olması bunun en açık kanıtıdır. 

Konu ile bağlantısından dolayı Şeyh Mahmut Berzenci örneği çok çarpıcıdır. Babası Şeyh Said, amcası Şeyh Ehmed ve 50 adamıyla birlikte 1913 yılında Osmanlı İmparatorluğu tarafında yakalanıp öldürülen Şeyh Mahmut Berzenci, Birinci Dünya Savaşı yıllarında bağımsız Kürd devleti kurma girişiminde bulunur. 23 Mayıs 1919 yılında İngiliz işgaline karşı isyan başlatarak kendi hükümetini kurar.

İngiliz Hava Kuvvetleri Süleymaniye'de dahil bölge ve çevresini havada bombardıman altına alır. Teslim olmayan Berzenci Küvetleri ile İngilizler arasında yaşanan şiddetli çatışmalar sonrası bölge tamamı ile İngilizlerin işgaline girer. Temmuz 1924 yılında Mezopotamya İngiliz mandasına bağlandıktan sonra 1926'da kurup yönettikleri Irak hükümetine bırakılır.

Görüldüğü gibi emperyalist politikalara karşı çıkan ve ilk İngiliz uçakların bombardımanlarına uğrayan Kürdlerdir. Dört parçada gelişen ve bütün ulusal başkaldırıları, sömürgeci bölge devletleri ile ortak bastırılan Kürd Milletidir. Bu nedenden dolayı yüz yıl boyunca devletsizlikle cezalandırılan ve dört barbar islamist yönetim arasında bölüştürülen Kürdlerdir. Ama anti emperyalist gösterilen ise dönemin kukla yönetimleri olur.

Osmanlı işgalinden, İngiltere mandası Irak işgaline geçen, Musul-Kerkük bölgesi, tarihte birbirinden farklı işgalci yönetimlere ev sahipliği yapsa bile coğrafik olarak Kürdistan ve insan dokusu bakımında hep Kürd kaldı. Tarihte Yukarı Cezire olarak nitelendirilen bu bölge ve şehirler, Kürdistan’ın doğal coğrafyasıdır. Mezopotamya bölgesi, coğrafik ve nufus olarak Türkiye'ye yabancıdır. Mustafa Kemal'inde belirtiği gibi, Musul ve Kerkük ile tek ilişkileri petroldür ve Kürdlerin devletleşmesini engellemektir.

''Ünlü coğrafya bilgini Prof. Besim Derkot, bu gerçekliği şöyle vurgulamaktadır: “Musul havalisi, gerek engebeli tabiatı, gerekse iklimi ile, arazisi alüvyon birikmesinden meydana gelmiş, yağışları yetersiz ve tabii bitkiler alemi bakımından yarı-çöl durumunda bulunan Irak’tan pek farklı olduğu gibi, nüfusunun yapısı ve yaşayış tarzı ile de daha çok Diyarbekir bölgesine benzemektedir.''

Birinci Dünya Savaşı sonlarına kadar, Batının coğrafya eserlerinde genellikle Irak’tan ayrı olarak Yukarı Elcezire bölgesi içinde sayılıyordu.” Yani Ortadoğu sömürgeci devletlerin resmi, ısmarlama tarihçilerinin dışında, hiç bir araştırmacının belgesinde Musul, Kürdistan coğrafyası dışında gösterilmiyor. Zaten kendi diktasını kabul etmeyen herkesi türlü komplolarla ortada kaldıran, Cumhuriyeti bir gecede ilan eden ve Kürdlerin devletleşeceği korkusuyla yaşayan Mustafa Kemal yönetimin tarih anlayışına kürek çekmek akla ziyandır.

Mustafa Kemal başarısını Kürdlerin başarısızlığı üzerine bina etmişti. Kürdleri yanlarına almazlarsa tek ayak üzerinde ve hiç bir şeyi başaramayacaklarını çok iyi bildiği için Kürd politikasını riyakârlık üzerine örmüştü. Bu ihanetten bihaber Kürd milletvekillerinin naifçe Türk-Kürd birliğini savunmaları kellelerini bile kurtaramamıştı. İki yıl sonra idam edilen Bitlis Mebusu Yusuf Ziya Bey, aynı mecliste, ayakta alkışlanan konuşmasında; Musul vilayetin dışarıda kalmasının yaratacağı sorunlara dikkat çekmişti.

Çünkü BMM'nin TBMM olmayacağı algısı yaratılmıştı. M.Kemal'in, Kürdlerin devletleşeceği takıntısı ile kendini bütün işgalci devletlere pazarlama politikası yeterince kavranmamıştı. Tarih Kürdler'in, Türklerle eşit haklar temelinde mücadeleye ve Türkiye'nin ise Kürdlere karşı daimi ihanetine şahittir. Tarihte ders almayanlar için, tarih bir tekerrürden ibaret oluyor.

Türkiye; Herhangi bir Kürd hareketin dostluk ve ulusal çıkarları için farklı bir devletle ilişkisini, kendileri için büyük bir tehlike telaki etmesi Kürdlerin devletleşeceği korkusudur. Erdoğan hükümetinin Cerablus işgali ve elinde gelse Musul'u da dahil etme isteği çok net bir Kürd nefretidir. Bu nedenle bütün devletlerle Kürd karşıtlığı politikayı temel alıyorlar. Türkmenleri uzun zaman görmezden gelen Türkiye, Saddam sonrası Kürdlerin statü hakkı gündeme gelince Türkmen krizine tutulur.

ABD'yi Elnusra ile aynı masada buluşturma çabasında olan ve Kürdlere karşı savaş sözünü aldığı bütün İslamist terör çeteleriyle işbirliğinden imtina etmeyen Türk hükümeti siyasi olarak bitmiştir. Kürdlerin ulusal, siyasal statü hakkını kabul etmeyen ve her defasında Kürdlere ihanet eden, arkada vuran sömürgeci bölge devletleri, artık eskisi gibi Kürdleri din fenomeni ve kirli menfaatleri için kullanamamanın derin bunalımını yaşıyorlar. Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Cerablus işgali ve 'Musul masasında olacağız' histerisi, Türkiye işgali altında olan Kuzey Kürdistan'ı elinde tutma ve koalisyon güçlerine karşı pazarlama planıdır.

Bütün dert Kürdlerin statü sahibi olmasını engellemektir. Şu sıralar altı yıldır aynı şeyi Suriye için yapıyorlar.!  Dünya'nın en tehlikeli islamist terör örgütleri ile işbirliği yaparak Kürdlere saldırıyorlar. Daha iki hafta önce 19 Ekim 2016 Batı Kürdistan'ın Afrin, Bab çevresini kara'da ve havada bombalayarak iki yüz Batı Kürdistanlı direnişçiyi katlettiğini sevinçle belirtiyorlar.

Bakın; Türkiye'nin İran’daki Türkmen, Azerilerine ilişkin hiç bir talebi var mı?  Ama şayet kendileri İran’dan önce abas yolcu olmazlarsa, aynı politikayı İran'daki Kürd karşıtlığı için kullanacakları kesindir. Görülen o ki Türkiye'nin Kürd düşmanlığı köklü bir değişime uğramazsa, en az üç dört parçaya bölünmesi uzun zaman almayacaktır. Kürdistan'ı Kürdler yönetmesin, ama kim yönetirse yönetsin politikası Türkiye'yi  Suriyeleştirecektir. 

Musul'da İngiltere lehine, 5OO,OOO sterlin karşılığında çekilen Türkiye halen bu utancını açıktan kamuoyu ile paylaşamıyor.  Dönemin AKP dışişleri bakanı Yaşar Yakış bu tarihi gerçeği belirti diye, dışişleri bakanlığından azledilmişti. Ve daha sonra AKP üyeliğinden bile atılmıştı.

Musul neden Kürdistan'dır?

Musul bölgesi, Milatan önceki yıllarda, içinde yer aldığı Mezopotamya’da bir çok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. ''Asur ve Babil uygarlıkları, Asur Devleti, İranlılar, Büyük İskender, Sasaniler, Abbasi, Mervan, Hemdan, Selçuklular, Eyyubiler, Karakoyunlular'' ve Safevilerin eline geçtikten sonra Çaldıran Savaşıyla, Yavuz Sultan Selim tarafından işgal edilerek.  (1517) Osmanlı idaresine geçer.

Osmanlı, İran'a karşı Kürd bölgelerini güvenlik sınırı haline getirmek ve Kürdistan'ın bağımsızlık girişimlerini beylik ve emirlik karşılığında boşa çıkarmak için İdris-i Bitlis'yi, ikna amacı ile bölgeye yolladığı rivayet edilir.

Şemseddin Sami, Abbası Halifeliğinden sonraki kozmopolit yönetim değişikliklerini şöyle değerlendirir. «Selahaddin-i Eyyubi Mısır’da devlete nail olup, kendisi ve çocukları Şam, Halep, Hicaz ve Yemen’de hüküm sürdükleri ve evlatlarıyla akrabalarının yönetimi altında birçok seçkin hükümetler kurdukları zaman bile hüküm ve nufuzları dışında kalmış idi.” Bu süreçte Musul, Mervani Kürtlerinin merkezi şehirlerinden biridir''.

Musul çevresi, bu aşamada Bizans İmparatorları yakınında güçlü bir ordugah oluşturulmak üzere Irak’tan ayrılarak yeni kurulan Elcezire vilayetinin iki büyük ordugahından biri haline getirilir. Ordugahın diğeri ise, Harran’dır. Aynı zamanda Diyarbekir ve çevresi'de bu ordugahlara bağlanmıştır. Musul ve çevresi tarih boyunca değişik kozmopolit yönetimlerce yönetilmiş, ancak her halükarda Kürt halkı ve ülkesiyle bir bağlantı içerisinde olmuştur.

''1306/1890 tarihli Musul Vilayeti Salnamesi’nde; Musul vilayeti ahalisi Büyük bölümü Kürtlerden oluştuğu belirtilir. Tarihteki ilk Türkçe ansiklopedi kabul edilen Şemseddin Sami’nin Kamusül-Alam adlı eserinde; Musul, “Cezirenin kuzeydoğu bölümü ile güneydoğu bölümünden oluşan ve Dicle’nin iki yanında yer alan bir il” olarak nitelendirilir ve nüfusu O tarih itibarıyla henüz idari yapı değişmeden, Musul’da yaşayan Kürtlerin nüfusu 59.380’i Müslüman, 14.900’ü Yezidi olmak üzere toplam 74.280 olarak verilmektedir. Geriye kalan nüfus ise, Suryani, Arap, Keldani, Yakubi, İsraillilerden ve diğer mezheplerden oluşmaktadır.'' Aktaran araştırmacı-yazar Mehmet Bayrak,

Aynı eserde, Kerkük, “Kürdistanın Musul ilinde Şehrizor sancağının merkezi” olarak nitelendirilir ve “Halkının dörtte üçü Kürd, geriye kalanları da Arap, İsrailli, Keldani, Ermeni, Türkmen, vs.dir.”Ali Tevfik’in Memâlik-i Osmaniye Coğrafya Lugati’nde; “Musul'ün Elcezire bölgesinin kuzeyinde yer aldığı, doğuda İran’la ve kuzeyde Van, Bitlis ve Diyarbekir vilayetleri, batıda ise Zur mutasarrıflığı ile çevrili” olduğu belirtilir.

Geçmişte El-Cezire bölgesi olarak da nitelendirilen Güney Kürdistan ''18.yy’da merkezi Osmanlı imparatorluğun zayıflaması ile bölge 1725’de Kürt Baban ailesi ile birlikte Kürd beylik ve emirliklerin denetimine girer. 1830’larda Kürd beyliklerine yeniden savaş ilan edilir ve yerlerine merkezden atamalar yapılır.

Musul, 1834’te tekrar merkeze bağlanır. Son olarak Süleymaniye merkezli Baban hakimiyetine son verilmesiyle 1850’de tamamlanır.'' ''Lozan Antlaşması ve Kürt Sorunu I. Dünya Savaşı, emperyalist devletler arasında Ortadoğu ve Uzakdoğu eksenli sürdürülür.'' Osmanlı Devletin yenilgisi 30 Ekim 1918’dir. Bölge İngiliz işgaline geçer.

Bu fırsatı değerlendirmek isteyen Kürtlerin bir lider etrafında toplanma fikri ve bağımsızlığı tartışılır. Daha sonra İngiliz subayların gözetiminde kendi kendilerini yönetme fikri Kürdler arasında taktik olarak benimsenir. Aralık başında Geçici Yüksek Komiser Wilson Süleymaniye’ye gelir.

Bu süreçte Şeyh Mahmut Berzenci liderliğinde, Kürt aşiret reisleri ve beyleriyle, Süleymaniye merkezli bir Kürt Federasyonu kuruluyor. Fakat kısa bir süre sonra İngiltere, Berzenci'nin bağımsızlık hedefinden hareketle yeniden ona savaş açar. Bu savaş sonrasında 1924 Temmuz’unda Şeyh Mahmud Berzenci ve yedi bin kişilik taraftarı şehri terk etmek zorunda kalır.
Ocak 1925 te Musul inceleme komisyonu kurulur. Bu komisyon bölge için bir rapor hazırlar. Milletler Cemiyeti, 16 Aralık 1925’te, bu raporla “Musul'u, Irak’ın bir parçası olarak kabul eder. Böylece 5 Haziran 1926 tarihli Türkiye-İngiltere-Irak Anlaşmasıyla sorunun çözümü kesinleşmiş olur. ''Türkiye bu anlaşmayla kendisine verilen %10’luk hisseyi, 500.000 Sterlin karşılığında İngiltere’ye satar. İngiliz yazar ve tarihçi Toynbee, Eğer biz Türklere Kürtleri teslim edersek, onlar bize Musul’da petrol imtiyazını vereceklerdir” der.


Kaynaklar :    

*Modern Kürd Tarihi. David McDowall

*Türkçe Ansiklopedi Kürdistan ve Kürtler. Şemseddin Sami, Çeviren: M. E. Bozarslan.)  *Ağa, Şeyh ve Devlet (Kürdistan’ın Sosyal ve Politik Örgütlenmesi), Martin Bruniessen. *Kürdistan Tarihi. M.Emin Zeki:

* Kürtler ve Ulusal-Demokratik Mücadeleleri, Mehmet Bayrak.

*Lozan Barış Konferansı/ Tutanaklar'i, aktaran arastirmaci, yazar Mehmet Bayrak. 

*Milletler Cemiyeti Belgelerinde Musul-Kerkük Sorunu ve Kürdistan’ın Paylaşımı.

*Prof. M.S.Lazarev: Emperyalizm ve Kürt Sorunu,  

*M. İzady:

*Devletlerarası sömürge Kürdistan. Dr. İsmail Beşikçi

*Kerkük Tarih, politika ve etnik yapı. Kemal Mazhar Ahmet
 

Bu makale toplam: 8756 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:08:49:10
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

Mehmet Kobal

Yazarın Önceki Yazıları

Siyasetin Sefaleti ve Açlık Grevleri Ütopya Nedir? Türkiye düşmansız yönetemez! Siyaset Niçin Yapılır ? ABD ve Rusya Ne Yapmak İstiyor? Sessizlik Savaş Malzemesidir ! Dünya Devletlerinin Kürdistan Hesabı ! Acem Diplomasisi ve Kerkük İşgali! Acem Kılıcı ! İran ve Türkiye'nin Çıkmazı! Yüzyıllık Sykes-Pkot Esareti ve Bağımsızlık Referandumu ! Neden Güvenli Bölge ? Türkiye Demokratikleşir mi? Kürdistan Hava Kuvvetleri ! Koalisyon Güçlerinin Ankara Ayarı ! Kürdler olmazsa Türkiye Ne Yapacak ? Şengal, Kürdlerin Birlik Sembolü Olmalıdır Ateşkes ve çözüm arayışı ! Ateşkes Hazırlığı Türk Kolonyalizmi ! Despotizm ! Cihata açılan kapı! Said'lerin Bağımsızlık Çağrısı ! Ortadoğu Jeopolitiği ve Cepheler Savaşı 11 ayda yedi bin insan öldüren AKP çözüm istiyor! Tarih nasıl çarpıtılır? Otoriteryanizm ve Kürd Sorunu Erdoğan'ın Türkiye'si Nereye Gidiyor? İşgalin Kendisi Terörizmdir! Sabrımızı Taşırmayın! Türkler Kürdlerin katili olmayı redetmelidir Son Altı Ayda Kaç Yüz Kürd Öldürüldü? Kürd Halkının Sesi, Tahir Elçi Susturuldu! Savaş siyaseti yönetemez! 'Nankör IŞİD' Operasyonu ve Kürdler Hdp'in Barış Mitingine Ankara'dan Bomba ! Kürtlere Karşı Etnik Bir Savaş Yürütülüyor 'Kürd Millet Mesajı' Doğru Okunmalıdır Kürd Milleti Bağımsızlığa Yürüyor İran Rejimi Her Saniye Suç İşliyor Kadına Bakış Nasıl Olmalı ? Dünyanın en güzel şeyi bağımsızlıktır. Tanrıları Nasıl Yarattık? Kuzey Kürdistan Kimin İşgali Altındadır? ''İslam'' Faşizmi Kuşatılmışlık Kürd Devletiyle Aşılacaktır ! Ulusal Kazanımlar Devletsız Korunamaz. Hamidiye Alayları (Bejikler) Rojava ve Ulusal Kimlik ! Siyasi Temsilin Anahtarı Ulusal Bağımsızlıktır. Cenevre 2 ye Kürd'ler Neden Çağrılmadı ? Kürdistan ve Önderlik Sorunu !
x