Mehmet Kobal: İran Rejimi Her Saniye Suç İşliyor

İran Rejimi Her Saniye Suç İşliyor

Hiç bir kural tanımayan, içindeki etnik patlamaları ve yaşanacak coğrafik parçaların kopuşunu Ortadoğu’ya hakim olma stratejisiyle dengelemeye çalışan İran Molla cumhuriyetin yayılmasını barajlayacak seçenek Kürdlerin bağımsızlığıdır.

Mehmet Kobal

09.04.2015, Per | 11:59

İran Rejimi Her Saniye Suç İşliyor
Makaleyi Paylaş
İran molla cumhuriyeti azınlık Şii yönetimiyle bütün etnisite ve dini azınlıkları zor kullanarak yönetiyor. Tecavüzcülerini öldüren kadınları idam ettiren, ulusal demokratik hakları için mücadele eden Kürd ve Belucinleri insanlık dışı yöntemlerle katleden bu karanlık katiller rejimi her saniye suç isliyor. Hiç bir insan hakkının olmadığı İran'da insanların idam edilmediği gün yok gibidir. ABD, AB yönetimleri ve bütün dünya kamuoyun bu vahşeti sessizlik içinde izlemesi dehşet vericidir.

Hapishaneleri işkence merkezleri haline getiren İran Şii yönetimi IŞİD cellatlarından daha az tehlikeli değildir. Her gün onlarca savunmasız insanı katleden ve milyonları korkutarak yöneten bir rejimin hiç bir meşruiyeti kalmamıştır. Türk ve Arap devletleri aynı gerici, faşist niteliklerinden dolayı İran rejimin çağ dışı uygulamalarını görmezden geliyorlar. Her gün en vahşi yöntemlerle darağacına çekilen Kürdler, Belucinler ve dini inançlarından dolayı daha ağır baskı altında bulunan Yarsan Kürdleri en dikkat çekenleri durumundalar.

Yüzde yirmi Acem azınlığına sahip İran İslam faşizmi, IŞİD, El-kaide vb. Sünni İslam terör örgütlerin Ortadoğu’ya yayılmasını fırsat bilerek başta Dogu Kürdistan Kürdleri olmak üzere çoğunluğun üzerinde sınırsız diktatörlüğü yoğunlaştırmış ve ayni zamanda ABD, AB yönetimlerin baskılarından da bir biçimde muaf kalmayı şimdilik başarmıştır. Ayrıca Şii milislerden oluşturduğu örgütleri her türlü silahla donatarak Irak, Suriye, Lübnan, Yemen, Bahreyn vs. alanlarda vekalet savaşın sınırlarını genişletmiştir.

Bağdat ve Şam'ın bugünkü yönetimleri İran Şii Cumhuriyetin birer kantonu haline getirilmişler. İran işgalci devletin Ortadoğu politikası Irak ve Suriye üzerinde genişleyerek özellikle Suudi Arabistan ve Türkiye'nin Ortadoğu’da yayılma planlarını engellemiştir. Bu tarihsel rekabet mevcut yönetimlere bağlı örgütler, (IŞİD, El-Kaide, El nusra, Hizbullah, Husiler) özgülünde Şii Sunni çatışması biçiminde tehlikeli bir yayılma içine girmiştir.

Huri, melek takıntılı psikopatlardan ithal edilen uluslararası kelle kesicilerinden bir ordu oluşturmayı hedefleyen bölge devletleri ABD ve AB yönetimlerin de olurunu alınca bütün islamist terör merkezlerine ihale çıkardılar. Bir bütün olarak Ortadoğu’ya barış, demokrasiyi hedeflemeyen ve sadece Beşar Esad rejimin devrilmesi özgülünde başlatılan kontrolü savaş kısa sürede çok merkezli bir hal alarak kontrolden çıkmış ve her devletin kendi başına denetimlerindeki örgütler üzerinde hakimiyet sağlama rekabetine dönüştü.

Doğal olarak Türk, Acem ve Arapların işgalinde bütünüyle kurtarılamayan Kürdistan coğrafyası ve Kürdler bu savaşta en ağır etkilenen taraf olmuştur. Kürdistan Başkanı Sayın Mesud Barzani'nin bağımsız devlet çağrısı bütün Kürdlerde karşılık bulması sömürgeci bölge devletleriyle işbirlikçilerini harekete geçirmiştir.

Savunmasız mazlum kitleleri korkuyla yönetmeye alıştıran diktatör, gerici bölge devletleri IŞİD, El-Kaide, El nusra gibi Paravan İslamist terör çeteleri üzerinde mazlumları sindirme dolayısıyla Kürdleri bağımsız devlet kurma mücadelesinde vaz geçirmeyi planladılar. Tabii yeterli olmasa da hazırlıklı olan Kürdistan yurtsever güçleri sömürgeci ve işbirlikçilerin bu planını, birlikte mücadele ve gösterdikleri kararlı direnişlerle işlemez hale getirdiler.

Uluslararası desteği eskisi gibi bulamayan Ankara, Tahran, gerici faşist rejimleri demokrasi ve barışın güvencesi olan Kürdlerin bağımsız devlet kurmalarına engel çıkarıyorlar. Diktatör politikalarından dolayı insana önem vermeyen ve her geçen gün dünya ile daha çok kavgalı hale gelen Tahran, Ankara rejimleri yıkılmadıkça insanlar demokrasi, barış içinde bir arada yaşayamaz. Her halukârda işgal ettikleri Kuzey ve Doğu Kürdistan parçalarında kalıcı olmayacakları dolayısıyla Kürdleri yönetemeyecekleri Irak ve Suriye gerçeğinden anlayan Ankara, Tahran yönetimleri Şii, Sünni hegemonyasından kaynaklı tarihsel çelişkileri işgal, talan paranoyasıyla daha çok derinleşecek gibi görünüyor.

VEKALET SAVAŞI VE DENGELER.

Hiç bir kural tanımayan, içindeki etnik patlamaları ve yaşanacak coğrafik parçaların kopuşunu Ortadoğu’ya hakim olma stratejisiyle dengelemeye çalışan İran Molla cumhuriyetin yayılmasını barajlayacak seçenek Kürdlerin bağımsızlığıdır. İran rejimi bu nedenden dolayı devletleşme aşamasında bulunan Kürdistan Bölgesini içten yıkma faaliyetlerini bir hayli yoğunlaştırmıştır. Bağımsız Demokratik Kürdistan Cumhuriyetin ilanı halinde söz konusu diktatör, işgalci bölge devletleri baskı politikasıyla halkları yönetemeyeceklerini biliyorlar.

Birbirinden diktatör dört sömürgeci İslam devletin soykırım, asimilasyon ve kaçırtma politikaları ABD, Rusya ve AB yönetimleri tarafından yıllarca desteklenmesi bölge rejimleri için sömürge statüsüyle yönetme cüreti olmuştu. Bu totaliter rejimlerin Kürd siyasetçi, aydın ve halkını özel mülkiyetleri gibi yüz yıllarca manipüle etmeleri Kürd toplumunda bir travma yaratmıştır.

İslamist Sünni terör örgütleri Kürdlerden daha güvenilir bulan Türk sömürgeci sistemi, Beşar Esat rejimini tez elde devirerek İran'ın bölgeyi domine etme stratejisini engellemek istemişti. Ancak mevcut planından başarılı olamayan Erdoğan hükümeti çokça savunduğu müslüman kardeşlerin yenilgisi kesinleşince, düşman ilan ettiği Sisi hükümetiyle Suudi Arabistan önderliğindeki Arap koalisyonuna katılmak zorunda kalmıştır. Yalnızlığını benzerleriyle paylaşan bir diğer benzeriyle Kürdleri oyalayan Erdoğan, mevcut niteliğiyle Kürd ulusal meselesini sürüncemede bırakmaktan başka bir işlev görmeyecektir.

Acem, Türk ve Arap rejimleri Ortadoğu’da birden çok paravan örgütler üzerinde bir vekalet savaşı yürütüyorlar. Örgüt ve partilerin önder kadrolarını ajanlaştırarak askeri ve ekonomik imkânlar karşılığında kullanmayı çıkarlarına daha uygun bulmuşlardır. Sömürgeci rejimler bağımsız gelişen hareketleri amacından saptırarak yayılma emelleri için manipüle ediyorlar. Özellikle İran molla rejimi benzer yöntemlerle Kürdistan bölgesini istikrarsızlastırmak için çok yoğun bir çaba içindedir. Bütün bir Ortadoğu için ciddi bir tehlike ve tehdit durumuna gelen İran sömürgeci sistemi Kürd ulusal özgürlüğün dört parçada pratik olarak bütünleşmesinden son derece rahatsızdır.

Bilindiği üzere Türk sömürgeci hükümeti AKP eski ortağı Beşar Esad yönetimini kendine benzeyen Sünni İslamist çetelerle kısa zamanda yıkmayı ve Rojava Kürdistan'ın sınırlarını ideolojik benzerleriyle kontrol altına almayı planlamıştı. Şayet amacına ulaşsaydı mevcut islamist terör çeteleriyle Gerilla kuvvetleri ve bütün kürd ulusal direniş hareketlerini tasfiye etmeye çalışacaktı. Türk, Suudi Arabistan, Katar gibi bölge devletlerin ev sahipliğinde maaş bağlanarak ve her türlü silahla donatılarak bir araya getirilen birçok islamist terör grubu ve örgütlerinden zorlama bir muhalefet çıkarma planı uygulanmıştı.

Federal Kürdistan'ın resmi olarak ilan edilmemiş devlet yapısı son yirmi yılda eğitim, demokrasi ekonomi, siyaset ve diplomasi alanında kendini asırlık bölge devletlerinden daha iyi kalkındırması Kürd düşmanların planlarını işlemez hale getirmiş ve farklı arayışlara sevk etmiştir. Aslında Türkler ve Acemler işgal ettikleri Kürdistan'ın Kuzey ve Doğu parçalarında kürdlerle federasyon olma karşılığında her şeye hazır hale gelmişler.

Fakat haspel kadar kendini lider seçtirmişlerin problemli milli siyasi duruşlarından dolayı söz konusu sömürgeci rejimlere karşı istenilen düzey ve etkide bir ulusal siyaset savunulamadı. Aslında Kürdler her bakımda kendilerini ifade edebilecek imkânlara kavuşmuştur. Ancak Kürd ulusal taleplerini bireysel, ideolojik çıkar hesabıyla tanınmaz hale getirilmesine fazlasıyla ilgisiz kalınması, zamanında müdahale edilmemesi ciddi fırsatların kaçırılmasına neden olmuştur. Ulusal kurtuluş davası birilerin keyfince kullanacağı bir şantaj aracı haline getirilme politikalarına arka çıkılmamalıdır. Kürdistan'ın bağımsızlık siyasetine karşı çıkanların halen savunuluyor olması insanın mantık ölçülerine oturmuyor.

Sömürgeci sisteme yarayan siyasetler savunulmamalıdır. Ezen ulusu üstün görme, çözüm bekleme psikolojisiyle mücadele edilemez. TC yöneticileri değişir ama zihniyeti değişmez. Çünkü ezici çoğunluğu ırkçılık eğitimiyle zehirlenmiştir. Bu nedenle Kürdler adına siyaset yapanlar konuşmadan önce yaşanan alt üst oluşları doğru okumalı ve iyi düşünmelidir.

Sömürgeleştirilmiş Kürdistan'ın bağımsızlığına, devletleşme hakkına karşı çıkan siyasetçi ve parti yöneticileri güvensizdir, şüphelidir. Rojava Kürdistan'ın ulusal bağımsızlık için harikulade direnişine rağmen bağımsızlık, devletleşme amacından saptırılması, tanınmaz hale getirilmesi böyle bir şeydir. Görülen o ki,Türk, Acem, Arap manipülasyonu bazı Kürd parti yöneticileri üzerınde bir hayli etkili omuştur. Güney Kürdistan parti yöneticileri içinde durum çok parlak değildir. Ne yazık ki, sömürgeci İran rejimi ile stratejik ilişkilerinden söz eden YNK yöneticileri var.

İran Kürdistan'ı yarı açık bir cezaevi gibi yöneten ve her gün Kürd devrimcilerini gruplar halinde idam eden Kürd düşmanı ve dünyada tecrit yaşayan çağ dışı bir rejimle stratejik ilişki kurmak bir marifet değildir. İran Kürdistan Demokrat Partisi (İKDP) lideri Dr. Abdurahman Kasemlo, Dr. Şerefkendi ve bir çok önder kadrolarını vahşice katleden bu çağ dışı molla yönetimiyle kurulacak ilişkiler Kürdlere sadece zarar verir. Sömürgeci bölge devletleriyle neyin karşılığında kurulduğu karanlık olan ilişkiler kürdlerin bağımsızlığını sabote etmiştir.

Kürd halkı, siyasi duruşları problemli olan kişi ve parti yöneticilerine tavır almalıdır. Peşmergenin milli ordu statüsüyle organize edilmemesi ciddi problemdir. Güney Kürdistan dünya devletleriyle ilişkileri, gelişen alt yapısı ve uzun bir ulusal savaş tecrübesiyle önemli bir askeri güç olarak kabul edilen Peşmerge ordusuyla fiilen devletleşmiştir. Bu fiili konumun resmi devlet statüsüne taşınamaması düşündürücüdür. Bağımsız Kürdistan devletinin ilanı için objektif, subjektif koşullar son derece olgun olmasına rağmen bu denli geciktirilmesinin başka türlü izahatı mümkün görünmüyor.

ULUSAL SİYASET BOŞLUĞU.

Kürd liderleri üzerinde Kürdleri kandırmak, Kürd düşmanları için sadece bir saplantı değil daha kolay olduğu için pek çok defa aynı yöntemi kullanmış ve sonra da icabına bakmışlardır. Şimdi bu oyun PKK'nin programını değiştiren ve bir kaç defa başka bir şey yapan sonra KCK yapan sonra bir daha başa dönen ve bütün bu manevralarla özgürlük davasına zarar veren Abdullah Öcalan üzerinde sürdürülüyor. Bütün dileğim başarılmamasıdır. Ama eğer böyle devam ederse aklım aynı şeyi söylemiyor

Eğer şimdiye kadar PKK hereketinin akıbeti geçmiş Kürd hareketlerin akıbetine ve Öcalan'ında akıbeti geçmiş liderlerin akıbetine benzer sonuçlanmamışsa, PKK'nin geçmiş yapılardan çok farklı örgütlenme tarzı ve tabii politize olmuş halkın ve entelektüel, yurtsever kürdlerin ve Gerilla kuvvetlerin her türlü yanlış politikalara karşın düzeltebilme sorumluluğuyla sahiplenmesidir. Abdullah Öcalan'ın söyleyeceklerini önemli hale getiren ve her defasında tepe üstü düşüşünü hayatları pahasına kaldırıp ayakları üzerine diken bu anlayış sınıra dayanmıştır artık.

Şayet Öcalan şimdiye kadar yaptığı gibi devam ederse ilk planda Gerilla düzeyinde olmazsa'da Halk nezdinde çok ciddi bir karşı çıkış yaşanacaktır. Bir seçim esnasında veya her hangi bir durumda yaşanacak ağır şokun tahribatları beklenirse geç kalınmış olacaktır. Ulusal kurtuluşun savunulan yanlış politikalarla anılması ve her şey benim egosu Kürdlere kazandırmıyor.

Özellikle KCK, HDP yönetimine esir politikaya secde etmesi işgalci rejimle uzlaşmak için siyasi seviyeyi alabildiğine düşürmesi mevcut devletlerin uzatmalara oynama ve şantaj politikalarına sarılmayı getirmiştir. Elbette Türk ve İran yöneticileri insanlaşana kadar Kürd milletini elde edecekleri siyasetçi, parti yöneticileri üzerinde yönetme ve ulusal birliğini engelleme planlarını sürdürecekler. Kuzey Kürdistan'ın başkenti Amed'de Kürdistan bayrağına saldırmak ve Kürdleri birbirine düşürmek, düşman etmek böyle bir plandır. Bir Türk faşisti her hangi bir Kürd şehrinde Kürdistan bayrağına saldırma cüretini gösteremez...

Diyarbekir'de İşgalin sembolü olan Türk bayrağını direkte indiren Kürd gencini polise teslim edenler ayni şehirde Kürdistan bayrağının taşınmasına müdahalede bulunmaları ağır bir ironidir. Kürdlerin içine her kademede sızdırmak, Kürd milli duruşa sahip olanları düşürmek, bir biçimde devre dışı bırakmak ve imha etmek sömürgeci gelenek olduğunu biliriz ama ne gariptır ki, aklımız pişmanlığın fayda etmediği zamandan önce davranmaz.

Sömürgecilik birçok biçim altında Kürdlere müdahalede bulunuyor. Kürd ve Kürdistanlilardan bi haber 'Peygamber sevdalıların' bir Türk şehri değil, Kuzey Kürdistan'ın başkenti, Amed de Kürd çocuklarını korkutan, ruhları gibi kara bayraklarla gövde gösterisi yapmaları çarpıcı bir müdahale ve son derece planlı bir provadır. Kürdistan'a yabancı bu ucube kalabalığın taşıdıkları kara bayraklar, döviz ve flamalarla Peygamber sevdalılarından çok sömürgeci sevdalıları anımsatmaları dikkatlerden kaçmamıştı.

Kürdistan'da on binlerce mahsun insan öldürüldü. Beş bin köy, mezra haritada silindi. Binlerce faili meçhul yaşandı. Bu yaman 'islamcılar' kimin tarafındaydı acaba? Hangi merkezden düğmeye basıldı.? Kürdistan'da çok mu ciddi bir İslami boşluk oluştu?

Her Kürdistanlı oynanan bu oyunlara dikkat etmelidir. Kürdlerden her bakımda geri olan Türk, Arap ve Acemler bir daha Kürdleri yönetmelerine imkân vermemelidir. Sömürgecilerden köklü kurtulma mücadelesi ne pahasına olursa olsun sürdürülmelidir. Kürd halkı milli bağımsızlığına karsı duranlara öğretici bir ders vermelidir. Kuzey Kürdistan şehirlerinde bağımsızlık karşıtı vekiller desteklenmemelidir. Farklı karşı çıkış yöntemleriyle sürü olmadığını ve her şey karşılığında kendisi üzerine hesap yapılamayacağını göstermelidir.

Eğer öldürülen Kürdlerin cenaze eylemleri yenileriyle karşılanıyorsa ve ona rağmen Kürd devletleşmesi hedeflenmiyorsa ve her katliam sonrası bol sloganlı gösterilerle başa sarılıyorsa Kürdlere kayıp ettirme projesine ortak olunuyor demektir. Kürdler özgülünde ulus devlet olgusuna karşı çıkılması siyasi bitiştir. Öcalan'dan sonra kandil, BDP, HDP yöneticilerince tekrarlanması dikkat çekicidir. 'halkları temsil sıfatını kullanan PYD Lideri, Salih Müslüm'de 'ulus devlet dönemi bitmiştir' diye buyurdular. Dilendirdikleri deli saçması teori dünyanın hangi köşesinde uygulanmış acaba ?

Ölümüne direnen Kürd Milletin öncülüğüne soyunmuşsanız bütün ulusal öncüler gibi net olun. Her gün farklı bir şey söylemeyin artık. Ya Kürd bağımsızlığını savunun yada savunmayın. Sömürgeci ile sömürge ilişkisi nihai olarak kopuştur. Ağzının bir tarafıyla milli misaki diğer tarafıyla ulusal kongre savunuculuğu sömürgeci nizama hizmettir. Bol yürüyüş, bol sloganla Kürdün statüsü değişmiyor, sadece Kürd milli devrimci direnişin gazı alınıyor.

AKP' NİN AÇILIM DALEVERESİ.

Şunu defalarca belirtik, TC hükümetin «açılım» politikası yüzyıllık türk sömürgeciliğin fırsatlara oynama ve Kürdleri bir punduna getirme politikasıdır. Hiç bir ulusal hakkı olmayan Kürdler'e yeni çıkacak paket yasalar Parlamento’da geçse ne olur geçmezse ne olur. Bütün ulusal, bireysel haklarına sahip olan egemen ulus mensupların karşı çıkması anlaşılabilir bir durum.

Peki Kürd Milleti hangi hakkını kayıp edecek ? Alay konusu edilen dili mi? sokaklarda yaşanan linç mi? Her gün yaşanan öldürülmeler mi? Evleri başlarına yıkılarak şehir varoşlarına serpiştirilen, açlık, yoksulluk, işsizlik ve dilenci durumuna getirilen milyonlarca Kürdün statüsü daha mı kötü olacak?

Yaşanan linçleri görmezlikten gelen, haklı direnişleri katliamla bastırmayı yasalaştıran, sokak gösterileri, demokratik itirazları şiddetle yanıtlayan AKP hükümeti, Osmanlı yayılmacı İslamcılığın Türk işgalci yüzüdür. Bu gerçekleri neden kabul edip ona göre tutarlı bir siyaset savunulmuyor. Ellerinde rehin olan Abdullah Öcalan'ı bir daha yanıltacaklarını kaç defa belirtik. Apo'nun kendiside aldatıldığını ve tek taraflı görüşme koşulların bu şekilde devam etmesi halinde bir şeyin değişmeyeceğini belirtmedi mi? Peki bu dışardakiler neyin karşılığında kendileriyle bu kadar oynanmasına tahammül gösteriyorlar?

Kürdlerin bütün direnç damarları açılım demagojisi adı altında baskı altına alınmıştır. Kobané ablukasını protesto edenlerde görüldüğü gibi kitlesel şiddet fütursuzca uygulanmıştır. Alevi düşmanlığı çok daha alenice ve alaycı çalıştay «açılımı» Yavuz Sultan Selim köprüsüyle sürdürülmüştür. Türk Cumhuriyeti Kürd Alevilerini Bektaşilikle, Kürd Sünnilerini Türk İslam sentezi ile sakatlamıştır. Aleviliğin Sünni denetimle İslam’a devşirilmesi öteden beri, Osmanlıdan Türk sömürgeci sistemine uzanan bir devlet projesidir. Bu durum Türk ırkçılığın yayılmasına, saldırganlaşmasına hizmet etmiştir. Son otuz yılda devlet yanlısı 'devrimciler' türetildi. Devlet karşıtları saldırı hedefı haline getirilerek marjinalleştirildiler. Irkçı kodlarla zehirlenen Türk toplumu sivil polislerin yedek gücü haline gelmiş ve kendisi gibi düşünmeyenlere sokak serserileri misali şiddetle yönelmiştir.

Artık etnik linçler türk siyasi partilerin lokallerinde planlanmaktadır. İzmir'de kürd genci cadde ortasında, polislerin gözleri önünde kafası taşlarla ezilerek öldürüldü. Antalya-kaş' da Kürdçe konuştu diye otuz kırk türk tarafından linç edilerek öldürülen Batmanlı Kürd genci, keza Kırklareli'de faşistler tarafından işkence edilerek öldürülen üniversite öğrencisi Ramazan Fırat gibi yüzlerce örnek sessizlik içinde geçiştirilmektedir.

Savunulan yanlış siyasetlerle Kürdler savunmasız bırakıldı. Adına «Barış süreci» denilen ateşkesle öne çıkan Kürd yurtseverlerin avı başlatıldı. Öldürülen bütün Kürdlerin ölü bedenleri sömürüldükten sonra planlı bir sessizlik içinde unutturulması size hiç mi bir şey anlatmıyor? Türkiye’de her şey sömürgeci ile sömürge ilişkisine göre tanzim edilmiştir. Öldürülen kürdler kesilen üç beş ağaç kadar itibar görmüyor Türk kamuoyunda.

TC’nin bütün hükümetleri gibi AKP hükümeti de silahlı direnişçiler bahanesine sığınarak Kürd ulusal haklarını gasp etmiştir. Bu alçakça politikaya karşı türk işgalci ordusunun Kürdistan'da çekilmesi siyaseti yapılmalıdır. Gerilla'nın silah bırakacağı tartışmasıyla Türk işgalin devamı isteniyor. Ulusal direnişçiler Kürd milletin kendi geleceğini belirlemesi, Türk işgalin sonlanması temelinde varlığını sürdürmelidir.

Türk sömürgeci sistem içinde CHP, AKP, MHP vb. düzen partilerin mevcut çürümüş cumhuriyeti koruma yarışında Türk egemenliğin zararına olan bir şey bulunmuyor. Bütün hedef kürdlerin kendi geleceğini belirleme mücadelesini engellemektir. Bu nedenle Kürd ulusal partileri kurulamıyor. Kurulan bütün partiler TC partisi olmaya zorlanıyor. Buda Türk ırkçılığı kışkırtıyor ve etnik linçlerin garantisi oluyor. Her şeyin Türk kimliğine hizmet için biçimlendirildiği ve bütün yasa kanunların bu hizmet temeli edimlendiği bir işgal sistemine karşı Kürd milli siyaseti ile mücadele edilmelidir.

TC için Ermeniler, Keldaniler ve diğer dini azınlıklar ciddi bir tehlike olmaktan çıkmışlar. Uygulanan ayırımcılık, asimilasyon, kaçırtma ve jenosid politikasıyla bahsi geçen halk azınlıkları savunma mekanizmalarından arındırdılar. Fakat söz konusu uygulamalarla Kürdler üzerinde istedikleri gibi başarılı olamadılar. Çünkü Kürd çoğunluğun yanında azınlık ve Kürdistan topraklarında işgalci Yabancı pozisyondalar.

Potansiyel bir tehlike olarak görülen Kürdler Kuzey Kürdistan ve Türkiye'nin çoğunluk şehirlerinde büyük ulus olma özelliğini koruması TC için saldırı hedefi olmuştur. Asırlara dayalı işgal, sömürgecilik ve köleleştirme politikası Kürdlerin özgürlük tutkusunu, direniş damarını yok edemedi. «Önderlik» fenomenin siyasi çapsızlığı bir paradoks oluştursa da, birleşik ulusal direnişin kitleselleşmesi bağımsız devlet aklıyla kendini yönetmeyi meşrulaştıracaktır.

AKP’nin Kürd çözümünde anladığı şey Türk İslam sentezin yedeğinde koşturmaktır. Kürd sorunu Türkler için çözüm boyutlu düşünme ve ulusal hak eşitliği temelinde barış içinde bir arada yaşama yerine günü birlik politikalarla kendilerine asimile etme aracı olmuştur. Kürd meselesı vatan bayrak hamasetiyle ırkçılığı yaygınlaştırmak, farklı inanç ve azınlıklara göz dağı vermek, birbirlerini iktidarda düşürmek ve kitleleri manipüle etmek için kullanılıyor.

AKP hükümetinin Dersim jenosidini CHP katliamı olarak dilendirmesi, CHP'nin Roboski katliamıyla AKP’nin kendilerinden farksızlığını belirtmesi farklı kulvarlarda çözümsüzlükten, sömürgecilikten ısrar politikası oluyor. Roboski katliamın kamuoyuna mal olmuş en çok konuşulanı olmasına karşın hasıraltı edilmiştir. Son otuz yılda, bütün Dünya’nın gözleri önünde elli binin üzerinde Kürd öldürülmüştür. On binlerce yurtsever hapislerde çürütülmüştür. Kuzey Kürdistan'ın sömürge statüsü yirmi birinci yüzyıla taşırılmıştır.

Roboski'nın takipsizlikle sonuçlanması Türk cumhurbaşkanı, Başbakan ve Genelkurmay Başkan'ın milli mutabakat ve emir komuta zinciri içinde yargıya uygulatılmıştır. AKP ile devlet yönetiminde, rant kapışmasında arası açılan Gülen cemaatin medyası, istihbaratı bizim öteden beri belirtiğimizi MİT’in resmi bir belgesiyle Taraf yazarı Baransu üzerinde kamuoyuna servis edilmiştir.

Roboski katliamı sömürge ve sahipsiz bir ülkenin topraklarında yaşandığı için takipsizlikle sonuçlanmıştır. Ankara veya herhangi bir Türk şehrinde böyle bir bombalama yaşansaydı sonuç böyle olmayacaktı. Anlaşılan o ki, yabancı bir ülkenin savaş uçaklarınca bombalanan Kürdler ve otuz beş Kürd köylüsü savunmasız ve devletsiz bir milletin korunmazları olarak görülüyorlar.

Roboski'de Türk savaş uçaklarınca bombalanan 35 Kürd köylüsünün devleti olsaydı, onlar şu an yaşıyor olacaklardı. Son kırk yılda öldürülen on binlerce Kürd-de yaşıyor olacaktı. Yüzbinlerce Kürd yurtseveri yaralı ve sürgün olmayacaktı. Milyonlarca Kürd evini, malını, mülkünü terk etmeyecekti. Kuruluşundan beri Kürdistan'ı sömürgeci valilerle, olağanüstü yasalarla yöneten Türk devleti Roboski katliamını örtbas etmeyecekti.

Kürd siyasetinde yaşanan gerileme Paris suikastı ile olağan hale geldi. Çözüm adı altında Örgüte sızdırılan Türk istihbaratının işi olduğunu ilk gün belirtmiştim. Aman çözüm bozulmasın yaklaşımı yapılanları karşılıksız bırakmıştı. Yaptıranlar ortada olmasına rağmen farklı adreslerin işaret edilmesi düşündürücü bulunmuştu. Ankara organizeli olduğu Fransız, Alman savcılarda belirtmişti ama sonuç Değişmedi...

Paris cinayetine AKP, cemaat çatışması sonrası resmi katilleriyle açıklanmasından sonra bir mit belgesiyle tasdiklenmişti. MİT’in işi olduğunu MİT müsteşarı Hakan Fidan'da itiraf etti. Roboski katliamına emir komuta zinciri içinde yapıldığını kanıtlayan belgeler'de açıklanmıştı. Otuz beş Kürd TC’nin savaş uçaklarınca bir kaç saniye içinde param parça edildi ve unutturuldu!

AKP ve Gülen cemaati on iki yıl Türkiye ve Kuzey Kürdistan'ı yönettiler. Faşist Kemalist devletin bürokrasi, yargı, yürütme, Mit, emniyet, ordu, medya, ekonomi ve bütün ana yönetim birimlerini eşit olmasada paylaştılar. Kimin daha çok yöneteceği, karar sahibi olacağı meselesi çatışma nedeni oldu. Irkçılığa dayalı Kemalist Cumhuriyetin temeli korunarak Türk İslam cemaat koalisyon hükümetin kurulması sonrası iktidar kavgası Türk Sünni hayalini padişahlık macerasına çevirdi.

Erdoğan'ın köşk'e taşınma teorisinin pratiği ikibin onbeş seçimleriyle yasalaştı. Bu padişahlık başkanlık sistemiyle kanunlaştırılmıştır. Erdoğan çok konuş boş konuş taktiği ile Kürdleri ulusal hedefinden vaz geçirmeyi, Gerillayı silahsızlandırmayı oda olmazsa başka bir manevrayla yedeğine alma planıyla hareket ediyor. Kürdler, Erdoğan'ın on dört yıla yaklaşan uygulamalarını dil eğitim yasağıda dahil baskı ve katliamlarla geçırdı.

Kuzey Kürdistan'ın Türk işgali altında kurtulma ve devletleşme programıyla bir statü talebinde bulunması engellendi. Türk yöneticilerin bu asırlık arzusu söz konusu hareketin lideri üzerinde kandil yönetimine kabul ettirilmesi Kürdistan ulusal kurtuluşu için bir siyasi yenilgi olmuştur. Aslında ulusal kurtuluşun ağırlığını taşıyamayan bir lider çekilmesini bilmelidir. Bu davranış düşürülmüş halinden daha kötü olmayacaktı.

Liderin yanlışlarını kabul etmiş görünen yurtsever taban bu nedenden dolayı yöneticilerine son derece öfkeli ancak düşmanın işine yarar endişesiyle ya konuşmuyor yada pasif tepki veriyor. Kürdistan ulusal kurtuluş savaşında yaşanan katliamlar, yapılan fedakârlıklar, maddi, manevi yardımların tek amacı işgal ve sömürge altında kurtulma, Bağımsız devletini kurma mücadelesidir. Kürdler kazanacaktır. Çünkü mevcut konjöktör hiç bir sömürgeci rejime yabancı olduğu bir ulusu şiddetle yönetme hakkı ve imkânı tanımıyor artık.

[email protected]
Bu makale toplam: 5580 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:18:25:51
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

Mehmet Kobal

Yazarın Önceki Yazıları

Siyasetin Sefaleti ve Açlık Grevleri Ütopya Nedir? Türkiye düşmansız yönetemez! Siyaset Niçin Yapılır ? ABD ve Rusya Ne Yapmak İstiyor? Sessizlik Savaş Malzemesidir ! Dünya Devletlerinin Kürdistan Hesabı ! Acem Diplomasisi ve Kerkük İşgali! Acem Kılıcı ! İran ve Türkiye'nin Çıkmazı! Yüzyıllık Sykes-Pkot Esareti ve Bağımsızlık Referandumu ! Neden Güvenli Bölge ? Türkiye Demokratikleşir mi? Kürdistan Hava Kuvvetleri ! Koalisyon Güçlerinin Ankara Ayarı ! Kürdler olmazsa Türkiye Ne Yapacak ? Şengal, Kürdlerin Birlik Sembolü Olmalıdır Ateşkes ve çözüm arayışı ! Ateşkes Hazırlığı Türk Kolonyalizmi ! Despotizm ! Cihata açılan kapı! Said'lerin Bağımsızlık Çağrısı ! Musul Kimin Yurdu ? Ortadoğu Jeopolitiği ve Cepheler Savaşı 11 ayda yedi bin insan öldüren AKP çözüm istiyor! Tarih nasıl çarpıtılır? Otoriteryanizm ve Kürd Sorunu Erdoğan'ın Türkiye'si Nereye Gidiyor? İşgalin Kendisi Terörizmdir! Sabrımızı Taşırmayın! Türkler Kürdlerin katili olmayı redetmelidir Son Altı Ayda Kaç Yüz Kürd Öldürüldü? Kürd Halkının Sesi, Tahir Elçi Susturuldu! Savaş siyaseti yönetemez! 'Nankör IŞİD' Operasyonu ve Kürdler Hdp'in Barış Mitingine Ankara'dan Bomba ! Kürtlere Karşı Etnik Bir Savaş Yürütülüyor 'Kürd Millet Mesajı' Doğru Okunmalıdır Kürd Milleti Bağımsızlığa Yürüyor Kadına Bakış Nasıl Olmalı ? Dünyanın en güzel şeyi bağımsızlıktır. Tanrıları Nasıl Yarattık? Kuzey Kürdistan Kimin İşgali Altındadır? ''İslam'' Faşizmi Kuşatılmışlık Kürd Devletiyle Aşılacaktır ! Ulusal Kazanımlar Devletsız Korunamaz. Hamidiye Alayları (Bejikler) Rojava ve Ulusal Kimlik ! Siyasi Temsilin Anahtarı Ulusal Bağımsızlıktır. Cenevre 2 ye Kürd'ler Neden Çağrılmadı ? Kürdistan ve Önderlik Sorunu !
x