Mehmet Kobal: Hdp'in Barış Mitingine Ankara'dan Bomba !

Hdp'in Barış Mitingine Ankara'dan Bomba !

Sanki daha dün Şırnak ta öldürülen, panzerin arkasına bağlanarak sürüklenen Kürd genci ve Varto'da öldürüldükten sonra çıplak, parçalanmış bedeni teşir edilen Kürd kızı, keza Diyabekir’de infaz edilen dört Kürd gencinden birinin kafasını gövdesinden koparan özel timleri görevlendirmemiş gibiler.! Sanki Cizre, Silopi Varto, Yüksekova gibi birçok şehrin harabeye çevrildiği, Dağları, toprakları ağır bombardıman altında olan ülkenin Cumhurbaşkanı, Başbakanı, yöneticileri değilmiş gibi konuşuyorlar...

Mehmet Kobal

11.10.2015, Paz | 14:34

Hdp'in Barış Mitingine Ankara'dan Bomba !
Makaleyi Paylaş

AKP'nin çözüm mizanseni kitlesel katliamlarla sürdürülüyor. HDP mitinglerinin bombalanması devlet işidir. Türk istihbarat birimleri ve özel timleri bu işin içindedir. Üç günlük yas ilan edilmesi hükümeti temize çıkarma, iç işleri bakanın istifasını engelleme asıl suçluları gizleme operasyonudur. Ankara ve onlarca şehirde HDP merkezini ateşe verenler, Kürdleri, devrimcileri, linç edenler, ev ve işyerlerini talan edenlerle Ankara mitingini bombalayanlar aynı merkez tarafından yönetiliyorlar. HDP'in 10/10/2015 Ankara barış mitinginde yaşanan bombalamada, HDP Kriz masasına göre 128 kişi yaşamını yitirdi. 516 kişinin yaralandığı belirtildi.

Bu vahşet ve can pazarı demokrasiden nasiplenmiş bir ülkede yaşansaydı halk ayaklanırdı, Toplu ayaklanma, isyan yaşanırdı, hükümet istifasıyla sonuçlanırdı. Türkiye «Allah u ekber» tekbirleriyle saldıranların elindedir. İzlenen kitlesel şiddet politikasıyla İran öncelenmiştir, hatta unutturulmuştur. IŞİD ve benzer İslamist terör örgütlerin, katil sürülerinin işaret edilmesi teferruattır. Son iki ayda bir savaş hali yaşanıyor (Doğu-Güney Doğu) olarak tabir edilen Kürdistan bölgesi jitem, özel tim, olağanüstü hallerle yönetiliyor.

Dün Türk cumhurbaşkanı, Erdoğan, Başbakan Davutoğlu'nu dehşet içinde dinliyordum. Davutoğlu Maraş'ta seçim propagandası yapıyordu. Barış Adalet, hukuk kardeşlik, insanlık sevgisi ve ne kadar yabancı oldukları kavram varsa kullanıyorlardı. Sanki kanlı pazara dönüşen Türkiye değil, İsveç'ten söz ediyorlardı. Son olarak HDP Ankara mitinginde yaşanan katliamı değerlendiren Davutoğlu olanlarla alay edercesine Köy korucularına, polislere baş sağlığı diliyordu. Ve bir daha HDP Genel başkanı Selahattin Demirtaş'ı, Kürdleri suçladı, tehdit etti. Bir gün sonra Diyarbekir ve Suruç usulu bombalama Ankara farkıyla gerçekleştirildi. Tam bir can pazarı yaşanıyordu. Kürdlere verilen mesaj şu oluyor; nerde olursanız olun hiç bir güvenliğiniz olmayacaktır.

Sanki daha dün Şırnak ta öldürülen, panzerin arkasına bağlanarak sürüklenen Kürd genci ve Varto'da öldürüldükten sonra çıplak, parçalanmış bedeni teşir edilen Kürd kızı, keza Diyabekir’de infaz edilen dört Kürd gencinden birinin kafasını gövdesinden koparan özel timleri görevlendirmemiş gibiler.! Sanki Cizre, Silopi Varto, Yüksekova gibi birçok şehrin harabeye çevrildiği, Dağları, toprakları ağır bombardıman altında olan ülkenin Cumhurbaşkanı, Başbakanı, yöneticileri değilmiş gibi konuşuyorlar...

Şimdi bu yöneticiler öldürdükleri çocukların ölü bedenleri kokmasın diye buzdolaplarında korumaya çalışan Kürd annelerinden oy isteyecekler.! Kürdistan topraklarında sömürgeci zorla yönetilen Kürd halkına acıların her türü yaşatıldı. En ağır acılar annelere, çocuklara çektirildi. İnsanlarımıza normal yaşamayı çok gören acı ve ölüme alıştırma utancıyla yöneten işgalciler kendi halklarını da katlediyor. Eşit haklar temelinde, demokrasi içinde bir arada yaşamaktan ödleri kopuyor. Çünkü ırkçı, asalak, talancı niteliklerinden dolayı kendilerine güvensizler. Birlikte yaşama kültürünü, hukukunu, tek millet, tek dil, tek bayrak ırkçılığının panzehiri görüyorlar.

Akılla değil duyularla hareket edenleri yönetmeye alışmışlar. Kitlesel şiddetle yönetmek bir beceri değildir. Zora başvurulmazsa Kürdleri yönetemezler. Kürdlerin katli sürekleştirildi, acılar, travmalar yaşatıldı. Şu sıralar inkâr ve asimilasyona uzun yıllar ortak olan ve AKP ile rant, iktidar paylaşımında rakip haline gelen Cematçi ve Kemalistlerin Alman papazın «'sesiz kalırsan sıra sanada gelecek' esprisini yüz yıl geride takip ederek, ama muhtevasını anlamaktan uzak tekrarlamaları bir ironidir. Tıpkı bilim teknik, din, devlet eğitim, demokrasi gibi Hristiyan batı dünyasını bin yıl geride takip eden İslam alemi gibi.

Aslında AKP mağdurların çoğalması Kürdlere uygulanan barbarlığı biraz daha görünür hale getirmiştir. Türk islam sentezi içinde Kürd dindarlarını eritmeyi hedefleyen ve bu kapsam içine girmeyen kürdlerin ölüm fetvasını veren dolayısıyla yıllarca Kürdlere beddua ederek günah işleyen Fetullah Gülen, Erdoğan, Davutoğlu felaketinden sonra Kürdlere bedua etmiyor artık. Kürdlere jenosid uygulayan Kemalist zihniyet AKP hükümetinin 13 yıllık iktidarında kendilerini aranır hale getirdiği var sayılarak Kürd meselesini barışçıl yöntemlerle çözmekten söz ediyorlar.

CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu «Kürd meselesinin barışçıl yollarla çözümü ancak CHP, nin müdahalesiyle» olacağını belirtmesi, Erdoğan AKP'sinin çıraklık aşamasını anımsatıyor. Çünkü CHP programında Kürdistan meselesine ilişkin bir çözüm formülü bulunmuyor. Gazeteci Enver Aysever, Türk işkal'ın adını koymazsada Kürdlere uygulanan insanlık dışı muameleyi bir iki resimle, 05/10/2015, 'Oltaya Takılanlar' programıyla halk tv.de görüntülenmesi sonrası işinde kovan ve Kürd meselesini devlet refleksiyle yorumlamayanları programa çıkarmayan zihniyetin AKP den ne farkı var? AKP'yi haklı olarak diktatörlükle teşir eden Kemalistler kendilerini hangi farkla ayrıştırdıklarını izah edemiyorlar.

Rahmetli R.T. Erdoğan'da Kürd meselesini barışçıl yollarla çözme propagandasını 8 yıl boyunca çok tekrarladı. Ama ne parti programına aldı, nede anayasal bir içerik kazandırdı. Erdoğan birikmiş diktatörlük hıncını 'Kürd meselesi bitmiştir' eforuyla açıklamıştı. Sonuç itibarıyla yeniden başlattığı savaşla Kuzey Kürdistan şehirleri ve bir çok yerleşimi nasıl harabeye çevirdiği görülüyor. Ankara katliamından da görüldüğü gibi kitleleri korkutarak şiddet uygulayarak, bedenleri parçalayarak yönetmek, insanları ruh hastalığına sevk etmek ülkeyi tımarhaneye çevirmek ancak bu kadar becerilir.

ABD liyakat madalyası sahibi Genelkurmay başkanı Hulusi Akar bile Kürdistan'a yığılan asker ve techizata şaşırmış olacak ki, yaşanan manzaranın Türk ordu işgalini gündemleştireceği, tartıştıracağı kaygısıyla R.T. Erdoğan'a çekincelerini illetmiş. Tank, top, ağır silahlarla Kürd şehir ve sokaklarına yığdırılan Türk ordusunun yerine polis ve jandarmanın görevlendirilmesi önerilmiş..!

AKP'li «çözüm» mizanseni Kuzey Kürdistan'ı açık cezaevi haline getirdi. Artık Kürdler hastane gibi acil ihtiyaçlarını karşılamak için beyaz bayraklarla dışarıya çıkıyorlar. Şırnak'ta sağ yakalanan Lokman Birlik işkenceyle öldürülüp panzerin arkasına bağlanarak sürükleniyor. Diyarbekir'de öldürülen dört Kürd gencinden birinin kafası IŞİD yöntemiyle kesiliyor. Türk içişleri bakanı Altınok, Kürd coğrafyasını nasıl bombaladıklarını, Temmuz 2015 den, Ekim 2015'in ilk haftasına kadar iki binden fazla Kürdü katlettiklerini basın brifingiyle açıklıyor.

Erdoğan tek bayrak, tek ırk, tek vatan propagandasıyla Türk azınlığına başkanlığını kabul ettirmiş. Fakat bu retorikle Kürdlerin siyasi, demokratik kollektif hakları üzerinde çok ağır bir baskı, basınç oluşturmuştur. Bir asırlık türk sömürgeci sistemin kuşatması altında Kürdlere ölümlerden ölüm beğendiren diktatörlerden birinin Sultanlığını onaylatma zorunluğu geleneksel türk işgalin alışa gelen «efendi» köle politikası olarak kabul edilemez.

Manipulasyona dayalı, tek taraflı dilendirilen ve Kürd direnişçilerin uymak zorunda bırakıldığı 'çözüm sürecinde' Kürd tarafin rol oynaması ancak müzakereler için normal koşulları olduğunda söz konusu olabilirdi. Bu nedenle Öcalan'lı diyaloğun bir müzakere olmadığı ve kullanma amaçlı zaman kazanma olduğu dolayısıyla tek taraflı hiçe sayılarak ıspatlandı. Bundan sonrasının eskisi gibi olmaması için Kürd siyasetçilerin, gerilla komuta kademesinin daha sorumlu ve insiyatifli davranması önemlidir.

 [email protected]

Bu makale toplam: 5064 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:15:29:20
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

Mehmet Kobal

Yazarın Önceki Yazıları

Siyasetin Sefaleti ve Açlık Grevleri Ütopya Nedir? Türkiye düşmansız yönetemez! Siyaset Niçin Yapılır ? ABD ve Rusya Ne Yapmak İstiyor? Sessizlik Savaş Malzemesidir ! Dünya Devletlerinin Kürdistan Hesabı ! Acem Diplomasisi ve Kerkük İşgali! Acem Kılıcı ! İran ve Türkiye'nin Çıkmazı! Yüzyıllık Sykes-Pkot Esareti ve Bağımsızlık Referandumu ! Neden Güvenli Bölge ? Türkiye Demokratikleşir mi? Kürdistan Hava Kuvvetleri ! Koalisyon Güçlerinin Ankara Ayarı ! Kürdler olmazsa Türkiye Ne Yapacak ? Şengal, Kürdlerin Birlik Sembolü Olmalıdır Ateşkes ve çözüm arayışı ! Ateşkes Hazırlığı Türk Kolonyalizmi ! Despotizm ! Cihata açılan kapı! Said'lerin Bağımsızlık Çağrısı ! Musul Kimin Yurdu ? Ortadoğu Jeopolitiği ve Cepheler Savaşı 11 ayda yedi bin insan öldüren AKP çözüm istiyor! Tarih nasıl çarpıtılır? Otoriteryanizm ve Kürd Sorunu Erdoğan'ın Türkiye'si Nereye Gidiyor? İşgalin Kendisi Terörizmdir! Sabrımızı Taşırmayın! Türkler Kürdlerin katili olmayı redetmelidir Son Altı Ayda Kaç Yüz Kürd Öldürüldü? Kürd Halkının Sesi, Tahir Elçi Susturuldu! Savaş siyaseti yönetemez! 'Nankör IŞİD' Operasyonu ve Kürdler Kürtlere Karşı Etnik Bir Savaş Yürütülüyor 'Kürd Millet Mesajı' Doğru Okunmalıdır Kürd Milleti Bağımsızlığa Yürüyor İran Rejimi Her Saniye Suç İşliyor Kadına Bakış Nasıl Olmalı ? Dünyanın en güzel şeyi bağımsızlıktır. Tanrıları Nasıl Yarattık? Kuzey Kürdistan Kimin İşgali Altındadır? ''İslam'' Faşizmi Kuşatılmışlık Kürd Devletiyle Aşılacaktır ! Ulusal Kazanımlar Devletsız Korunamaz. Hamidiye Alayları (Bejikler) Rojava ve Ulusal Kimlik ! Siyasi Temsilin Anahtarı Ulusal Bağımsızlıktır. Cenevre 2 ye Kürd'ler Neden Çağrılmadı ? Kürdistan ve Önderlik Sorunu !
x