Mehmet Kobal: Cenevre 2 ye Kürd'ler Neden Çağrılmadı ?

Cenevre 2 ye Kürd'ler Neden Çağrılmadı ?

ABD- Rusya ve AB devletleri aylar önce planladıkları Cenevre 2 konferansı Suriye dışişleri bakanı Veli Muhalim başkanlığındaki heyet ile Ahmet el Cabra başkanlığındaki (SMDK) muhalefetle, 24 ocak 2014 tarihinde Montrö'de toplandı. Cenevre'de devam .

Mehmet Kobal

08.02.2014, Cts | 09:01

Cenevre 2 ye Kürd'ler Neden Çağrılmadı ?
Makaleyi Paylaş
ABD- Rusya ve AB devletleri aylar önce planladıkları Cenevre 2 konferansı Suriye dışişleri bakanı Veli Muhalim başkanlığındaki heyet ile Ahmet el Cabra başkanlığındaki (SMDK) muhalefetle, 24 ocak 2014 tarihinde Montrö'de toplandı. Cenevre'de devam edilen konferansın katılımcıları arasında İslam İşbirliği Teşkilatı, Arap Birliği ile birlikte kırka yakın devlet temsilcisi katıldı. Üç yıldır sürdürülen, tavşana kaç taziye tut savaşı uzlaşı yoluyla durdurulması konuşuldu. Dolayısıyla yedi gün süren konferansta somut bir sonuç açıklanmayınca, 10 şubat 2014 de devam edileceği belirtildi.

Erbil'de 24 aralık'ta yapılan toplantıda PYD ile Suriye Kürd ulusal Konseyi (ENKS) Kürd'lerin ayrı bir heyet olarak Cenevre 2 ye katılma kararı alınmıştı. Fakat alınan karar uygulanmamıştı! İddiaya göre ABD Şam büyükelçisi Robert Ford PYD eşbaşkanı Salih Müslüm'e 'Cenevre'ye davet edilseniz bile kürd meselesini açmayacaksınız telkini ve Ruslar'ın, Salih Müslüm'e 15 aralık'ta 'Kürd meselesini şimdi göndeme getirmeyin sonraki toplantılara bırakalım' biçiminde ABD ile aynı kararı paylaşması Kürd'lerin yararına olabilecek bir senaryo gibi görünmüyor.

Güneybatı Kürdistan sahasında etkin bir güç olan PYD, YPG çatısı altında örgütlenen kalabalık bir Kürd nufusun izlenen yanlış lokal siyasetler sonucu uluslararası temsilinin gerçekleşmemesinin hiç bir mazereti kabul edilemez. Esasen Kürd'lerin statü elde etmesine hizmet etmeyen 'demokratik özerklik' konsepti, ulusal kurtuluşun nasıl temsil edilemeyeceğinin siyaseti olmuştur.

Kürd'lerin varlık sebebi ve Ulusal devlet hakkının ıskalanmadan konuşulması bir insan hakkı olduğu kadar, Kürd Milletin kendi kaderini, kendisinin tayin etme hakkına'da saygı ifadesidir. Biliyoruz ki, Dünya'nn herhangi bir coğrafyasında yaşanan sömürgeci, sömürge ilişkisi ve ulusal sosyal savaşları emperyalist devletlerden ve ortak organizasyonları olan BM'den bağımsız yaşanmıyor.

Bu çıkarlar çatışmasından kaynaklı işgal ve savaşların diplomasi, muzakere yoluyla barış siyasetine evrilmesi-de onlarsız gerçekleşme şansı bulunmuyor. Dolayısıyla devletler arası diplomasi ve müzakere masasında yoksanız millet olarakta yok sayılıyorsunuz. Kürd'ler ulus niteliğine ve kahramanca uzun mücadele ve devrimci isyanlar tarihine rağmen asırlarca yok sayıldı. Bu anlamda karşıtların tarihsel pozisyonu ve neye göre konumlanacaklarını muzakere masasında görmek, alıncak tedbir ve davranış modelleri için tayin edici olacaktır.

Kürd'ler, uzun sömürge tarihinden dolayı ABD, Rusya ve AB'nin Cenevre 2 Kararını, Suriye'nin ikinci Lozan'ına dönüşeceği endişesiyle izliyorlar. Ne yazıktırki bugün Suriye ve Irak'ta devam eden etnik ve mezhep savaşları, keza Türkiye ve İran'da yaşanan katliam ve idamların temeli 1919-1920 yıllarında atılmıştı. Kürdistan, Türk, Arap ve Acem devletleri arasında bölüştürüldü ve parçalandı. Aşiret ve ailelerin mayınlı tarla ve dikenli tellerle ayrıştırıldığı bu trajedi halen devam ediyor.

Kürd'lere reva görülen katliamlar, işgal ve sömürgeci politikalara rağmen ikinci dünya savaşının bitiminde (1945) Kürdistan Cumhuriyeti (1946) Kurulmuştu. Kürdistan Mehabat Cumhuriyet yönetimi ve Cumhurbaşkanı Qazi Muhammed ve yoldaşlarıyla el sıkışan, dostluk sözü veren SSCB yönetimi sözünü tutmamıştı. Kürdleri ekonomik, stratejik çıkarları için İran totaliter molla rejimine peşkeş çeken Sovyetler Birliği yönetimi, Kürd Cumhuriyetin yıkılması ve liderlerin asılmasına ortak olmuştu.

Kürd'ler'in statüsüzlükle cezalandırılması ve sonrasının lejyonerliği Türk, Pers ve Arap devlet rejimlerine bırakılması asırlık bir sömürgeci plan olarak yürütüldü. Aynı dili konuşan, aynı dini benimseyen onlarca totaliter Arap dikta devletlerin kurdurulması ve korunması keza günümüzde yaşanan etnik ve mezhepsel çatışmanın mevcut karakol devletleri düzeyinde cepheleşmesi Ortadoğu zengin kaynakların yeniden bölüşümüyle yakınen alakalı planın bir devamı olarak sürdürülüyor.

Hayvan haklarını korumakla bilinen AB devlet yönetimleri Kürdlerin kitlesel kırılmalarına ve her dört parçada yaşanan onlarca katliam ve jenosidlere ortak olmaları söz konusu plandan farklı görünmuyor. Çünkü Türkiye, Irak, İran ve Suriye sömürgeci devletlerine verilen askeri yardım ve kimyasal silahlar kürd'lere karşı kullanıldı. Böylelikle Fransa ve İngiltere hükümetleri Kürd'lere yüz yıla mal olan bir zulum ve kötülüğe önderlik ettiler.

ABD hükümetleri ise Kürdistan ulusal Kurtuluş mücadelesine ve liderlerinden Mustafa Barzani'ye Sovyetler Birliğiyle yaşanan politik ilişkilerden dolayı düşmanca davranmıştı. Sonraki yıllardaysa 1972 bölge devlet yönetimlerine ekonomik, politik çıkarlarını kabul ettirmek için Kürdlere yardım vaatleriyle ilişki kurmuştu. Fakat verilen yardım sözleri santajdan öteye gitmemişti. Çünkü Kürd'lere yardım sözü Türk, Pers ve Arap bölge devletlerini ABD'nin birer karakolu olmaktan çıkarmamak için kullanmıştı.

«Kürd'ler Ortadoğu'da Kanayan Yara Olarak Kalmalı» sözü ABD Başkan danışmanı Henry Kssingere aittir. Keza Beyaz Saray, baba Bush döneminden de Kürd'lere verdiği sözü tutmamıştı. Oğul Bush'un iktidar dönemindeyse Sadam'ın Baas rejimi yıkılması gereken bir tehlike haline getirilmişti. ABD ve AB devlet yönetimleri Saddam'ı yeterince kullanmışlardı. Düşürülmesi kalmasından daha kârlı olacaktı.

Esasen Baas rejimin kendileri için tehlikeli duruma gelmesi, gözden çıkarılması Kürd'ler ve Şii'ler içinde kaçırılmaması gereken bir fırsat kabilinde değerlendirilmişti. Dolayısıyla Kürdistan Federe Devleti söz konusu fırsatın bir sonucu olarak doğdu. Bu nedenle Güney Batı Kürdistan özgülünde gelişmelere hazırlıklı olmak ve Kürdistan ulusal kurtuluş siyasetini uluslar arası platformlarda birlik içinde temsil etmek ve konformist tutumlardan sıyırılmak önemlidir.

Ortadoğu'da elli milyon'dan fazla olan Kürd Milletin Federasyon, Bağımsız devlet hakkı ortak bir kararla savunulmzsa, Bağımsız Kürd heyeti olarak katılımın ne önemi olabilir ? Güney batı Kürdistan Bölgesinin, iki Kürd temsilci ile Arap muhalefeti şemsiyesi altında katılımını eleştirmeden önce denetimindeki büyük güce rağmen, küçük düşünme, yanlış yönetme ve dışındaki Kürd gruplara olan tahammulsüzlüğnü sorgulaman gerekmiyor mu?

Açıktırki, bağımsız Kürd heyetin çağrılmamasının başarısızlığı dağı taşı demokratik özerklikle çağıran PKK, PYD yonetimin belirsiz politikası ve Kürdistan Federe Bölgesindeki parti yöneticilerin Türkiye ve İran'dan tam olarak bağımsız olmayan siyasetleridir. Kürd parti yöneticileri söz konusu politikalardan dolayı kendilerini sorgulayacaklarına birbirlerini suçlamaları ve özellikle PYD yönetimin belediye, muhtarlık gibi idari alt birimlerle Kürdün Kürde propagandasıyla geçiştirilmesi tarihi bir sorumsuzluktur.

Herkes bilirki, Kanton bölgeleri Federasyon, Konfederasyon hukukuyla yönetilen devlet yönetimlerin kararıyla oluşturuluyor. Ayrıca PKK, PYD yönetimlerin Güney Batı Kürdistan özgürlüğünü genel Suriye meselesi içind bir ayrıntı biçiminde değerlendirmesi-de oldukça sorunlu bir siyasettir. Sanki dünya kamuoyundan izole edilmek, terörist görünmek için mücadele ediliyor.

Küçük olsun benim olsun zihniyeti ne yazıktır ki yüz yıldır parçalı hale getirilerek yönetilen Kürdistan'ın bütününü etkileyecek bölgesel ve küresel tehlikeleri algılayamamadır.

Güney batı Kürdistan'ın kitlesel partilerinden olan PYD'nin Kürdistan ulusal birliğine hizmet etmeyen politikayla hareket etme lüksü bulunmuyor. PYD yönetimi Suriye BAAS rejimin birliğini Kürd'lerin birliğinden daha önemli bulduğu tezi doğrulanmamalıdır.
Güney Batı Kürdistan'ı, Federasyon statüsüne hazırlama yerine “toplumsal sözleşme, kantonal meclis' gibi uçuk, içi boş propagandalarla yaşanan fırsatların berhava edilmesi, niyet ne olursa olsun Güney Batı Kürdistan'ın ulusal özgürlüğünü karartma politikasıdır. İşgal, ilhak ve sömürgeci politikalarla parçalanmış sömürgeleştirilmiş Kürdistan Ulusal Kurtuluşu gerçekleşmeden hangi devletlerin yasal, yürütme, yargı ve hukuk denetimiyle kantonlar oluşturuluyor ?

Kanton yönetimi ulusal özgürlüğünü kazanmış ileri burjuva ülkelerde uygulanan ve karışık veya birden çok etnisite ve kültürlerin birlikte, eşit yaşama adaptasyonudur. Sömürgeciliği iliğine kadar yaşayan, Uluslar arası pazar ve ilişkilerde milli kimliği ile temsil edilmeyen, hiç bir söz hakkı tanınmayan bütün ulusal, siyasal hakkı, hukuku gasp edilmiş Kürd Milletini kanton yönetimi çerçevesinde oyalamak traji komik bir durumdur. Hiç bir Kürd oluşumu, sömürgeci devletlerin tezlerine ortak olmak gibi tarihi bir suç işlememelidir. Kürd Milletin ulusal kurtuluş umutlarıyla oynamaya hiç kimsenin haddine değildir.

Güney Batı Kürdistan halkı, parti ve örgütleri Suriye'nin üç yıla yaklaşan savaşında Baas rejimi ile El kayde, Nusra, İŞİD benzeri ekstremist, terörist çetelerin iç iktidar savaşlarında taraf olmayarak Güney batı Kürdistan'ı kontrol altına alma ve bölgelerini savunma mücadelesi ulusal kurtuluşçu bir yoldur. Ancak Cenevre 2 konferansında ulusal birlik içinde ve bağımsız bir heyet olarak temsil edilmemeleri Kürd halkı için tedirgin edicidir.

Yeni Lozanlara kapı aralamamanın yolu Cenevre 2 ve sonrası irili ufaklı bütün uluslararası platformlarda ortak bir karar ve delegasyonla Kürdistan ulusal hareketi temsil edilmelidir. Güney batı Kürdistan'ın bütun parti, örgüt ve sivil kurumları ulusal kurtuluş temsilini dünya kamuoyun karşı çıkmayacağı ve BM'nin de kabul ettiği prensip ölçüleri çerçevesinde gerçekleştirmekle sorumludur.
Hiç bir ideoloji Kürd Ulusun kendi kaderinin kendisi tarafından tayin edilmesinden daha insani ve değerli değildir. Kürd'ler ulusal kurtuluş idealleri için fedakârlık yaptı, ağır bedeller ödedi. Kürdistan'ın bütün parçalarında jenosidden geçirildi. Bu nedenle sömürgeci rejimlerin yıkılması herkesten çok Kürdlerin menfaatinedir.

Bütün Kürd'ler iyi bilmelidir ki son yarım asırda büyük, küçük kurulan hiç bir devlet, dünya emperyalist sistemini bütünüyle karşısına alarak kurulmamıştır. Sömürge altında kurtulan bütün uluslar bir veya bir kaç devletle politik, ekonomik çıkar ortaklığını referans alarak kurtulmuşlar. Ulusal iradeleriyle devletleşen bir çok toplum, milli kaynaklarını, pazarını kontrol altına aldıktan sonra insanların refah düzeyinde ve kalkınmada bir sıçrama yaşamıştır.

Hiç süphesiz emperyal güçler, sömürge altı milletlerin ayrılıp ayrı devlet kurma hakkını büyük ekonomik, politik çıkarları paralelinde kararlaştırır. Yeni ekonomik kaynaklar, politik menfaatler stratejik hedeflere hizmet ediyorsa keza könjöktürel gelişmelere uyarlı planlara uygunsa yeterince kullanılmış bir iktidarı diğerine feda ederek kitleler için şaşırtıcı insan hakları manevrasıyla müdahale de bulunur.
Bu özelliğinden dolayı sömürgecilikten kurtulma mücadelesi veren milletleri, partnerleriyle birlikte oluşturdukları BM'nin şemsiyesi altında müdahale edip etmeyececeği analiz eder ve çıkarlarına uygun bir politika ile devletleşme arzularına bir ölçüde yardımcı olmuşlardır. Dıyarbakır kadar nufusu olmayan Kosova, Besyüz bin nufusu olan Katar, Dokuzyüz bin nufusu olan Bahreyn, Luksenburg, gibi onlarca küçük toplulukları isteyince devletleştirmişlerdir.

21.yy. Ortadoğudaki bütün diktatör rejimlerin bir biçimde devrileceği ve yerlerine ulusal, inançsal hak eşitlişine dayalı yeni yönetimlerin seçileceği bir yüz yıl olacağa benziyor. Milli değerleriyle yaşamak isteyen toplumlar, inançlar büyük devletlerin yardımıyla son yarım asırda onlarca yeni devlet kurdular. Kürdistan gibi parçalanmış ve sömürgeleştirilmiş bir çok coğrafya halkı milli devletini kurmuş ve ulusal özgürlüğüne kavuşmuştur.

Bu nedenle Güney batı Kürdistan halkı evrensel hak olan Federasyon veya Bağımsızlık statüsüyle kendini yönetme talebini BM'nin gündemine taşıma hukukuna sahiptir.

Kürdistan ulusal kurtuluşun tarihsel mirası, deneyimi ve milyonların emeğiyle son otuz beş yılda ağır bedeller karşılığında yürütülen mücadelenin karşılıgı kanton, özerklik lokalliği olmamalıdır. Onbinlerce Kürd gençleri Kürdistan ulusal bağımsızlığı için öldürüldüler. Kürd devletini istemiyoruz diyen bir ruhiyeti haliye terk edilmelidir.

[email protected]

07.02.2014



Bu makale toplam: 7977 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:00:13:21
2 Yorum
Nerina Azad

Mehmet Kobal

Yazarın Önceki Yazıları

Siyasetin Sefaleti ve Açlık Grevleri Ütopya Nedir? Türkiye düşmansız yönetemez! Siyaset Niçin Yapılır ? ABD ve Rusya Ne Yapmak İstiyor? Sessizlik Savaş Malzemesidir ! Dünya Devletlerinin Kürdistan Hesabı ! Acem Diplomasisi ve Kerkük İşgali! Acem Kılıcı ! İran ve Türkiye'nin Çıkmazı! Yüzyıllık Sykes-Pkot Esareti ve Bağımsızlık Referandumu ! Neden Güvenli Bölge ? Türkiye Demokratikleşir mi? Kürdistan Hava Kuvvetleri ! Koalisyon Güçlerinin Ankara Ayarı ! Kürdler olmazsa Türkiye Ne Yapacak ? Şengal, Kürdlerin Birlik Sembolü Olmalıdır Ateşkes ve çözüm arayışı ! Ateşkes Hazırlığı Türk Kolonyalizmi ! Despotizm ! Cihata açılan kapı! Said'lerin Bağımsızlık Çağrısı ! Musul Kimin Yurdu ? Ortadoğu Jeopolitiği ve Cepheler Savaşı 11 ayda yedi bin insan öldüren AKP çözüm istiyor! Tarih nasıl çarpıtılır? Otoriteryanizm ve Kürd Sorunu Erdoğan'ın Türkiye'si Nereye Gidiyor? İşgalin Kendisi Terörizmdir! Sabrımızı Taşırmayın! Türkler Kürdlerin katili olmayı redetmelidir Son Altı Ayda Kaç Yüz Kürd Öldürüldü? Kürd Halkının Sesi, Tahir Elçi Susturuldu! Savaş siyaseti yönetemez! 'Nankör IŞİD' Operasyonu ve Kürdler Hdp'in Barış Mitingine Ankara'dan Bomba ! Kürtlere Karşı Etnik Bir Savaş Yürütülüyor 'Kürd Millet Mesajı' Doğru Okunmalıdır Kürd Milleti Bağımsızlığa Yürüyor İran Rejimi Her Saniye Suç İşliyor Kadına Bakış Nasıl Olmalı ? Dünyanın en güzel şeyi bağımsızlıktır. Tanrıları Nasıl Yarattık? Kuzey Kürdistan Kimin İşgali Altındadır? ''İslam'' Faşizmi Kuşatılmışlık Kürd Devletiyle Aşılacaktır ! Ulusal Kazanımlar Devletsız Korunamaz. Hamidiye Alayları (Bejikler) Rojava ve Ulusal Kimlik ! Siyasi Temsilin Anahtarı Ulusal Bağımsızlıktır. Kürdistan ve Önderlik Sorunu !
x