Kenan Fani Doğan: Kürtlerin demirbaş müttefiki de yoktur, ahde vefa mükellefiyeti de yoktur.

Kürtlerin demirbaş müttefiki de yoktur, ahde vefa mükellefiyeti de yoktur.

Türkiye'de gerek güvenlik gerekse siyasi istikrara etkiyen en önemli ve kalıcı sorun Kürdistan sorunu olduğuna göre; güçlü iktidar vazeden her önerme Kürtler üzerinde kapsayıcı otorite kurmayı buyurmaktadır. Bu kapsayıcı otoritenin tarih boyunca ask.

Kenan Fani Doğan

19.12.2013, Per | 20:45

Kürtlerin demirbaş müttefiki de yoktur, ahde vefa mükellefiyeti de yoktur.
Makaleyi Paylaş
Türkiye'de gerek güvenlik gerekse siyasi istikrara etkiyen en önemli ve kalıcı sorun Kürdistan sorunu olduğuna göre; güçlü iktidar vazeden her önerme Kürtler üzerinde kapsayıcı otorite kurmayı buyurmaktadır. Bu kapsayıcı otoritenin tarih boyunca askeri yöntemlerle sağlandığı gerçeği hatırlandığında güçlü bir iktidarın Kürtlerin yaşamında ancak ki toplu öldürmeler ve tehcirle tesis edilebildiği görülür. Bu açıdan bakıldığında güçlü iktidarlara payanda olmanın herhangi bir Kürt partisini sömürgeci hegemonyanın yerel uzantısı haline getireceğini kabul etmek gerekecektir.

Sömürgeciler ittifaklarını tanzim ederken mazlum millet aksiyonları içerisinde zayıf olanı güçlüye tercih ederler. Zayıf olan başkaca bir dayanağı olmadığı için sömürgeci erki kendi varlık nedeni ittihaz ettiği ölçüde sömürgeci hegemonyanın bileşeni haline gelir. Bin yılların bu klasik taktiği Kürtlerin bugünkü siyasetinde düşmekten kaçınamadıkları bir zaaf olarak bir çok bakımdan eleştiri konusu yapılmaktadır. Eleştirilerde haklılık vardır, çünkü Kürtler kullanabildikleri hak ve hürriyetlerin sınırını bir milim genişletebilme şansına kavuşmak şöyle dursun, "Kürdistan" sözcüğünü zikretmenin dışında elli yıl önce kullanabildikleri hakların da gerisinde bir konumu kabullenmeye icbar edilmiştir. Halkın yaşam koşulları daha da ağırlaşmış durumdadır. Halk yığınlarının % 50'si açlık sınırının altında ve toplam kitlesinin % 20'sine varan 5 milyon insanı tehcir koşullarında yaşayan Kürtlerin yaşam koşullarının alabildiğince ağırlaşması Kürt partilerinin güçlü olan iktidarların hizmetine girmesinin yarattığı bir sonuçtur.

İç sömürge olması dolayısıyla her siyasi iktidarın, iktidar etme biçimine etkiyen her ideolojik dalgalanmanın, her yasal düzenlemenin Kürdistan'a etkiyeceği düşünüldüğünde kürtlerin kendi ittifak anlayışlarını tersine çevirmekle kalmayıp her durumda işlevsel olabilecek bir elastikiyet kazandırmaları kaçınılmaz görünmektedir. Bu bağlamda Kürtlerin demirbaş müttefikleri olmayacağı gibi ahde vefa mükellefiyetleri de yoktur. Bu türden bir vefa borcu sadece egemen ulusun demokratları için bağlayıcı niteliktedir.

Kürtler ancakki zayıf olanın iktidar olmasına ve iktidarda kalmasına ilkeli bir tarzda, taraflarca mutabık kalınmış talepler karşılığında ve de tüm detayları halka açıklanarak tasvibi sağlanmış pazarlıklarla destek sunmayı akıl edebildiklerinde hak ve hürriyetlerinin sınırlarını tedricen genişletme imkanına kavuşurlar. Kuşkusuz bu yol kürtleri kurtuluşa götürmez, ancak devletin çatısı altında sömürge olarak devam etmeyi stratejik erek olarak önüne koymuş kürt siyasi gruplarının siyasi mantığı kendi içinde bir tutarlılık arzetsin isteniyorsa izlenecek yol budur.

Türkiye'de kimin iktidarda kalıp kimin kalmayacağı sorunundan önce kürtlerin kendi önlerine koymaları gereken; her iktidar değişimine kürtlerin hangi zaviyeden baktıkları, türk iktidar gruplarını nasıl değerlendirdikleri, ittifaklarını belirleyecek genel bir anlayışın mevcut olup olmadığıdır.

Bu genel nazariye itibarıyla zayıf olanın sömürgecilerin en kanlı ve inkarcı kesimleri olması halinde dahi ittifak edilmesi gerektiği sonucuna varılmasın. İktidara çıkana başından itibaren ilkeli pazarlıkla destek, vaadine uymadığı anda ise diğer gruplarla iktidardan indirmek dayatması temelinde baskıyı elden bırakmayarak kürt taleplerinin istirdadına yönelmek kürt legal politikasında uygulanma zemini bulmak zorundadır. Kürt partileri salt bir türk partisinin yada iktidarın kuyruğuna yapışmaktan kurtulmadıkça, ulusal amaçlara göre şekillenmiş bir kürt politikasının varlığından bahsetmek mümkün hale gelmeyeceği gibi, günümüzde görüldüğü haliyle kürt partilerinin her hangi bir kazanım yaratmaları da imkan dahiline girmeyecektir.

Kürtler, Gezi rüzgarını arkalarına alabilmiş olsaydılar, mevcut siyasi güçleri ve hareketlilikleriyle arkasında kitle olmayan her biri marjinalleşmiş kafatsaçı ve komplocu aksiyonların Gezi'ye egemen hale gelmesini engellemekle kalmaz, bugün AKP iktidarına "taleplerimi karşılamazsan indiririm" diyebilecek konumu kendilerine sağlamış olurlardı. Bunun yerine MİT müsteşarının satranç tahtasındaki piyonlarından biri olmayı yeğlediler. En güçlü olanın daha güçsüz olanlara karşı zayıf ve mazlum konumdaki müttefiki olmayı seçmenin yarın AKP iktidarı hesaplaşmasını bitirip yerini sağlamlaştırdığında, pekişen devlet gücünün kürtlere siyaseten nasıl yansıyacağını kestirebilmek için kahin olmaya gerek yok. Kürtler için parçalı iktidarlar, koalisyonlar tek parti iktidarlarından hayırlıdır. En büyük kürt kayıpları sömürgeci iktidarların güçlü ve siyasi bakımdan yekpare oldukları dönemlerde verilmiştir. Kürtlerin gözetmesi gereken olgu bu olmalıdır. Yoksa Türkiye'de kimin iktidar olacağının kürtlerin yaşamında fazlaca bir değişlik yaratacağını kimse ummasın. Kürtlerin yaşam koşulları ancak kürtlerin akıllıca hesaplanmış birlikleri ve siyasi hamleleri aracılığıyla iyileştirilebilir. Kürtler kendi iç zaaflarına daha çok dikkat sarfederek en müsait ortamlarda bile hangi fırsatları kaçırdıklarına yada kaçırabileceklerine daha çok ehemmiyet atfetmelidirler.
Kenan Fani Doğan
Bu makale toplam: 5780 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:09:05:31
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad
x