İsmail Beşikci: Xwebûn

Xwebûn

Xwebûn Gazetesi, 29 Aralık 2019’da çıktı. Haftalık gazete. Xwebûn’un Kürdlerin düşün hayatında çok büyük rolü olacağını düşünüyorum. Kürdlerin dünyayı algılamalarında, Türklerle, Araplarla, Farslarla ilişkilerinde kendi konumlarının bilincine varmalarında, kendi olmalarında, Xwebûn’un büyük rolü olacaktır.

İsmail Beşikci

16.01.2020, Per | 00:11

Xwebûn
Makaleyi Paylaş

12 Mart Rejimi’nde, 19 Haziran 1971 günü, Ankara’da, Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde gözaltına alındım. Hakkımda gıyabi tutuklama kararı olduğunu bildirdiler. O akşam Diyarbakır’a götürüldüm. Kısa bir süre Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nde tutulduktan sonra,  Sıkıyönetim Askeri Tutukevi’ne götürüldüm. Diyarbakır Askeri Tutukevi’nde, Devrimci Doğu Kültür Ocakları’ndan ve Türkiye İşçi Partisi’nden arkadaşlar vardı. 

Birkaç gün sonra gözaltı koğuşuna kalabalık bir grup getirildi. Arkadaşlar, bu grubun, Siirt, Şırnak’tan getirilmiş olduğunu söylüyorlardı. Grub içinde köylülerin, toprak ağalarının, aşiret reislerinin, şeyhlerin olduğunu da söylüyorlardı. Şırnak’dan  getirilen bu gruba çok yoğun işkence yapıldığı da hemen belli oluyordu. Çoğu rahat yürüyemiyor, rahat konuşamıyordu. Arkadaşlar, bu grubun, Kürdistan Demokrat Partisi mensupları olduklarını, Mela Mustafa Barzani’ye yardım ettiklerini söylüyorlardı.

O günlerde ‘Patron-ağa devleti’, Türk solunun çok önemli bir sloganıydı. ‘Türkiye’yi kapitalist burjuvalar ve feodal ağalar birlikte yönetiyor’ şeklinde bir slogan daha  vardı. Bu iki slogan, 1960’ların sonlarında, 1970’lerde çok  kullanılan bir slogandı. Bu sloganları Kürd devrimcileri de kullanır olmuşlardı.

Şırnak’tan getirilen grup içinde Hurşit Ağa diye anılan bir arkadaş vardı. Hurşit Onuk. Hurşit Ağa sorgu sırasında çok işkence görmüştü. Hurşit Ağa bunu anlatmazdı ama köylüleri, Hurşit Ağa’nın çok işkence gördüğünü anlatırlardı. Günlerce ayaklarından tavana asılmış şekilde tutulduğu anlatılırdı. Ayakları tavanda, başı yerde… Bunlara rağmen Hurşit Ağa fazla konuşmamış. Kimseyi ele vermemek, bir bakıma da aşiretin ve ağalığın şeref, onur gibi değerleriyle ilgilidir. 

‘Patron-ağa devleti’ sloganının ağa tarafı elbette, Hurşit Ağa gibi kişilerdi. ‘Türkiye’yi kapitalist burjuvalar ve feodal ağalar birlikte yönetiyor’ sloganının feodal ağa tarafı da, Hurşit Ağa gibi kişilerdi. Onlar da Kürdlüklerinden dolayı işkence görüyorlardı. İşbirlikçi ağların, aşiret reislerinin, şeyhlerin yanında, Hurşit Ağa gibi  kişilerin sayısı şüphesiz azdır. Buna rağmen bu sloganlar ve Kürdistan’da filen yaşananlar, insanın zihninde çok önemli bir soru işareti yaratıyordu. Sıkıyönetim  Tutukevinde, o günlerden sonra, bu çelişkiyi kendimce sorgulardım. Hurşit Ağa çok önemli bir kişilikti.

Sloganın ‘patron’ tarafına veya ‘kapitalist burjuvalar’ tarafına benzer bir muamelenin yapılmadığı şüphesizdir. Bunların bazıları bankalara da  sahiptir. Bankaların yayınevleri de vardır. Bu kesim, Türk diliyle, Türk kültürüyle, Türk sanatıyla  ilgili yayınlarıyla devletin, hükümetin gözdesi olmuşlardır. Öte yandan, işbirlikçi ağaların, aşiret reislerinin ve şeyhlerin de devlet politikalarını bölgede yaşama geçirmekten başka bir işlevi yoktur. Türkiye’nin yönetimine katıldıkları söylenemez.                                                                  

***

Koğuşta, zamanla, Hurşit Ağa’nın bir tutumunu farkettim. Hurşit Ağa, eğer bir Kürd öğrenci veya genç bir Kürd, kendisine Türkçe bir soru sorarsa veya kendisiyle Türkçe konuşurlarsa, ona cevap vermiyordu veya onunla konuşmuyordu. Türkçe biliyordu ama her zaman Kürdçe konuşuyordu. 

Bu tutumun nasıl yaşandığına bir gün ben de şahit olmuştum. Bir öğle vakti cezaevi arabasından, mahkemeden getirilen arkadaşlar çıktı. O sırada tutuklular havalandırmada volta atıyorlardı. Mahkemeden gelen arkadaşlardan biri, Hurşit Ağa’ya, Türkçe olarak, 

‘Hurşit Ağa yemek geldi mi?’  diye sordu.

Hurşit Ağa cevap vermedi.  Arkadaş o soruyu, Türkçe olarak  tekrar sordu. Hurşit Ağa yine cevap vermedi. Arkadaş, ‘beni adam yerine koymuyor, soruma cevap vermiyor… Feodal ağa ne olacak!’ diye homurdanmaya başladı. Bunun üzerine Hurşit Ağa o arkadaşın yanına gelerek ve Kürdçe olarak, şöyle dedi: 

‘Oğlum, sen neden kendi dilinle konuşmuyorsun?’ Arkadaş,

‘Kürdçe bilmiyorum, asimile olmuşum…’ dedi. Hurşit Ağa da ona şöyle demişti:

‘ Lenin, Stalin, devrim… Herbir şeyi öğrenmişsin, Marx ağzından düşmüyor, kendi ana dilini de öğren…’                                                                          

***

1973 Ocak  sonlarında, Kürdistan Demokrat Partisi iddianamesi açıklandı. İddianamede, Hurşit Ağa’nın, Kürdistan’ın güneyindeki Kürd Ulusal Kurtuluş Mücadelesi’yle, ilgilendiği, Mela Mustafa Barzani’nin  karargahına gidip geldiği, Kürdistan Demokrat Partisi’yle ilişki içinde olduğu anlatılıyordu. Maddi-manevi yardım ettiği vurgulanıyordu. Arkadaşlar, gizli olarak, birkaç kamyon buğday, gaz, tuz, şeker, kibrit, cizlaved ayakkabı, çorap vs. gönderdiğini anlatırlardı. (T-KDP İddianame,  30 Ocak 1973 Diyarbakır Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcılığı, s. 66-67)

***

O dönemde, ziyaretler açık görüş şeklinde yapılırdı. Ziyaretçilerle tutukluları dikenli telörgüler ayırırdı. Dikenli telörgülerin bir tarafında ziyaretçiler, bir tarafında da tutuklular bulunurdu. Herkes herkesin ziyaretçisiyle görüşebilirdi. Yukarıda sözünü etmeye çalıştığın genç arkadaşın ziyaretçisi çoktu. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar vs. herkes Türkçe konuşurdu. Hurşit Ağa’nın ziyaretçileri de çok olurdu. Çocuklar, kadınlar, yaşlılar çok ziyaretçisi olurdu. Bunların   hepsi ge Kürdçe konuşurlardı. 

O dönemde de ziyaretlerde Kürdçe konuşmak yasaktı. Dikenli telörgülerde, ziyaretçilerin tarafında askerler dururdu.  Askerler, sık sık Kürdçe konuşmanın yasak olduğunu hatırlatırlardı. Bu alana bazan askerlerin komutanları da gelir, Türkçeden başka dillerle konuşmanın yasak olduğunu ihtar ederdi. Bir ziyaret günü bir üsteğmen Kürdçe konuşmanın yasak olduğunu bağırıyordu. O zaman rahmetli Edip Karahan, Hurşit Ağa gibi bazı arkadaşlar, bu yasağa yine karşı çıkmışlardı.’ Anadille konuşmak, hava almak gibi, ekmek yemek gibi su içmek gibi doğal bir ihtiyaçtır. Siz bunları nasıl yasaklarsınız?’ demişlerdi.

Devrimci, Enternasyonalist Düşünce ve Pratiklerin İşlevi…                                                                 

Hurşit Ağa’nın, kendisiyle ve ailesiyle, çocuklarıyla birlikte her türlü baskı ve zulme karşı Kürd kalmayı başardığı söylenebilir.  Ama sözü edilen genç için bunu söyleyemeyiz. Devrimci düşünce ve pratikler, sol düşünce ve pratikler, enternasyonalist düşünce ve pratikler, antiemperyalist söylemleri, genci kendi olmaktan uzaklaştırmış. Gencin ailesinin de kendi olmaktan uzaklaşmış olduğu açıktır. 

Bu konuda çok önemli bir sorun vardır. Kendi olmayan bir kişi nasıl enternasyonalist olabiliyor? Kendi olmaması için çok yoğun baskılarla, zulümlerle karşı karşıya olan bir kişi,  bu baskıları vs. sorun yapmayıp ’ben enternasyonalistim!’ diyerek mücadeleden nasıl uzaklaşabiliyor? Bu koşullarda enternasyonalist olmanın temel koşulu önce kendi olmak değil midir? O zaman, bu koşullarda dile getirilen, ‘enternasyonalistim!’ söyleminin, ancak, kendinden kaçışı, zorlu mücadeleden kaçışı gizleyen bir işlevi vardır. 

Türklük Sözleşmesi

Bu noktada Barış Ünlü’yü hatırlamamak mümkün değil.  O dönemlerde, Kürd solcuları, Türk solunun çok ağır etkisi altındaydı. Devrimci Doğu Kültür Ocakları kurulmuştu ama bu etki yine de sürüyordu. Kürd solcuları, Türk solu tarafından  ‘milliyetçilik yapıyorsunuz …’ şeklinde suçlanmaktan çok korkarlardı. Kürdçe konuşmak milliyetçilikti. Kürdçe’yle ilgili haklar talep etmek milliyetçilikti. Ama Kürdçe’nin, Kürd kültürünün neden yasaklandığı hiç konuşulmuyordu.

Türk solcuları, doğal olarak Türkçe konuşuyorlardı. Ama Kürdlerin, Kürdçe konuşmalarından rahatsız oluyorlar, bunu kınıyorlar ve karşı çıkıyorlardı… Bu şüphesiz, Türklüğün kendilerine sağladığı bir imtiyazdı. Ama Türk solu bu imtiyazın bilincinde değildi. (Barış Ünlü, Türklük Sözleşmesi, Oluşumu, İşleyişi ve Krizi, Dipnot Yayınevi, 2018 Ankara

İdam Edilen, Sürgün Edilen Ağalar, Şeyhler, Aşiret Reisleri

Cumhuriyet’in ilk yıllarında,  Şeyh Said, Ağrı, Sason, Dersim gibi alanlardaki direnişlerden sonra, bazı  ağaların, aşiret reislerinin, şeyhlerin idam edildiği, bazılarının aileleriyle birlikte sürgün edildiği bilinmektedir. Bu süreç, genel olarak ‘direnişe katıldılar, idam edildiler, sürgün edildiler…’ şeklinde anlatılmaktadır. Biraz da küçümseyici bir dille, (o olsun’!) edasıyla  anlatılmaktadır. Ve kısaca söylenip geçilmektedir. Fakat, ağaların, aşiret reislerinin, şeyhlerin neden direnişe katıldıkları, neden idam edildikleri, sürgün edildikleri fazla irdelenmemiştir.

1923’den itibaren, işbirlikçi ağalar, şeyhler, aşiret reisleri devlet tarafından, baştacı edilirken, milletvekili tayin edilirlerken,  direnişe katılan ağalar, şeyhler, aşiret reisleri neden idam edildiler? Neden sürgünlere, gönderildiler, mecburi ikamete tabi tutuldular? Sürecin, şüphesiz Kürd milli haklarıyla ilgili bir yönü var. ‘İslamı savunuyorlardı, Halifeyi savunuyorlardı, şeriatı getirmek istiyorlardı vs.  söylemi, sorunun milli yönünü gizlemek anlamına gelmektedir. 

Ağalar, aşiret reisleri, şeyhler bir anlamda sürgün olmamak için direniyorlar. Sürgün yaşamamak için direnmek bir anlamda kendi kalmaya çalışmak demektir.  Sürgün edilen kişilerin, ailelerin, kendi kalmaları çok zordur. Bir kere, yerinden yurdumdan koparılıp ülkenin dört bir tarafına savruldun mu devlet için sorun büyük oranda çözülmüş olmaktadır. 

Ağalar, aşiret reisleri, şeyhlerle ilgili bir konuya daha değinmek gerekir kanısındayım. Ermeni, Asuri-Kildani, Süryani malları bölgede çok önemlidir. Kim bu yağmadan pay kapmışsa  zenginleşmiştir. Şeyh Said ve arkadaşlarının, İhsan Nuri Paşa ve çevresinin, Mala Aliye Yunus ve çevresinin, Sey Rıza’nın, Ermeni-Asuri Kildani, Süryani mallarından pay kaptıklarını, böyle bir sürece girdiklerini düşünmüyorum. Hatta tehcir, soykırım sürecinde zor durumdaki Ermenilere yardım ettikleri, kol kanat gerdikleri  de söylenebilir. Ama Devletle işbirliği yapan Kürd aşiret reislerinin, şeyhlerin, toprak ağalarının çok yoğun bir şekilde bu sürece girdikleri, devletin de onları teşvik ettiği söylenebilir. Bu görüşün, Kürdistan’ın çeşitli alanlarında test edilmesinde büyük yarar vardır. 

Bu bakımdan, ağaların, aşiret reislerinin, şeyhlerin neden idam edildikleri, neden sürgün edildikleri, sürgünlerde neler yaşadıkları da  irdelenmesi gereken konulardır. Devletle işbirliği içinde bulunan ağaların, aşiret reislerinin, şeyhlerin durumlarının irdelenmesi de önemlidir.  Yusuf Ziya Döger’in, Kürd Aşiretlerinde Alan Koruma çalışması (Sitav Yayınevi, Ekim 2019) bu bakımdan bu bakımdan önemlidir. Ayrıca bk. Ahmet Önal, Kürd Aşiretlerinde Alan Koruma, (nerinaazad, 26.12. 2019)

Hurşit Ağa’ya Sevgi

Bu yazı vesilesiyle Hurşit Ağa’yı sevgiyle anıyorum. Hurşit Ağa, işkencelerden dolayı, kalp rahatsızlığı yaşayan bir arkadaştı. İlaçlar kullanırdı. 1974 genel affında O da  tahliye oldu. Tahliyeden kısa bir süre sonra yaşamını yitirdi.

Bu makale toplam: 8403 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:16:23:50
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

İsmail Beşikci

Yazarın Önceki Yazıları

Bir AİHM Başkanı Halepçe arşivlerinin yakılması ve KDP’ye saldırı Devran İskan Tolun Woodrow Wilson Harf Devrimi’nin Kürdler İçin Anlamı Mehmet Elbistan Kürtler, Şehir Şehirlileşme ‘Kürt Çalışmaları…’ Zini Gediği Katliamı Kürd Tarihini Kürdlerin Yazması… ‘Kürtlerin Kürt Olmama Hakkı’ II ’Kürtlerin Kürt Olmama Hakkı’ Değinmeler-2 Irkçılık Üzerine Seyid Ahmed Cebari Şengal, Afrin Mustafa Selîmî Kemalizm ve Kürd Ulusal Sorunu Orhan Kotan’ın Şiiri Leylan - II Kürt Meselesiyle İlgili Bir Projen Var mı? Leylan Orta Karadeniz’de Etnisite İlişkileri Alevilik Üzerine… Güvenli Bölge Duvarımızı Yapamadık… Doktor Said Alevilik ve Tarihi Bitlis ve Ahalisi 1916 Kürd Tehciri Bir Diplomatın Anıları Xızır Nasıl Ali Oldu? Kürd Tarihi Üzerine Gözlemler Adıyla Çağırmak Kürdistan’ın Güneyinde Soykırım Kürdlerin Tarihi Milliyetçilik Üzerine Hong Kong, Kürdistan ‘Kürtlerle Türkler’ Ortadoğu’da Devletlerin Kurulması Abdurrahman Qassemlu’nun Katledilmesinin 30. Yıldönümü Üniversitenin Bilim Anlayışında Temel Sorunlar Cumhuriyet, 19 Mayıs 2019 'Özgürlük İçin Sanat' Helsinki’de Sosyal Forum Teknoloji, Bilim, Eğitim Milletler Cemiyeti Döneminde Kürdler/Kürdistan Hewler - Duhok - Zaho Bir Tartışma Üzerine… Dönemin Romanları Eleştirilerin İzinde Rêya Heqîyê (Alevilik) ABD Ziyareti - IV ABD Ziyareti - III ABD Ziyareti - II ABD Ziyareti - I Berlin’de Dersim 37-38 Paneli Başur’da Siyaset Duhok-Hewlêr Gezisi Kürdçe Yasaklarının İşlevi ‘Aleviliğin Doğuşu’ II ‘Kimliksiz Çığlıklar’ Türkiye’de Adalet Arayışları 'Aleviliğin Doğuşu' Kürdlere Soykırım… Moskova’da Kürd Konferansı Cevat Geray’a Sevgi… Bilim Ahlakı Mahallenin Arkadaşları Selahattin Demirtaş’ın Şarkısı Canip Yıldırım Kütüphanesi Devşirmeler ve Devletsizler Dağ Kavmi - II Adaylar… Dağ Kavmi -I Geleceğini Belirleme Hakkı ve Kürdler Farhad Daftary, Şiilik Alevilik Şiizm ‘Türklük Sözleşmesi’ Timure Halil Hakkında … Düşmanlarını Sevindiren Bir Halk… Celal Talabani... Kürdler Zoru Başardı… Bağımsızlık... Güvenlik... Domino Etkisi Referandum-Bağımsızlık Tartışmaları Danimarka Seyahati Sekesûr’da Kürd-Alevi Soykırımı İnsanlık Araştırmaları Merkezi Fahriye Adsay’ın Eleştirileri Üzerine… Bir Kürd... İki Kürd... Üç Kürd Yezda... Ermeniler, Kürdler… Yeni Bir KDP Kurma Çalışmaları Hasta Adam Avustralya Gezisi Hayatımdan Kesitler Birey Toplum İlişkileri Peşmergelik Yüce Bir Değerdir Kaderine Küsmek Kürd Halkının, Kürdistan’ın Başı Sağolsun… Kürdistan’ın Hayırlı Evladı Doktor Said Suriyeli Mülteciler Parlamento Milli Düşünce Sempozyumu Desmond Fernandes Kürtlerin Bulunduğu Ülkeler Bölünemez!... Kürtler Ne İstiyor? Eşkiya 28 Devlet Bağımsız Kürdistan’ı Tanımayacak... Devlet, İslam, Kürdler ve Darbe Pencinarîler II Pencinarîler I Azim... 'Afrika Edebiyatı' Üzerine… Yaresan (Ehl-i Hak) Rêya Heqîyê, Ezdan Zağros’un Ötesine… Süleymaniye Merkez Güvenlik Karargahı 'Peçar Tenkil Harekatı/1927' Üzerine Birkaç Söz İttifaklar Mahmut Yeşil’e Sevgi… Tunceli Kanunu, Getirdiği Esaslar ve Devletin Asimilasyon Planları Yakındoğu’nun İmhası ve Pontus Sorunu Keşiş’in Torunları Dersimli Ermeniler Anlıyorum Ama Konuşamıyorum 1128 Akademisyen Yaşar Kaya Alevilik... Elveda Güzel Vatanım Alevilerin Kitabı Uluslararası Barışı Kurma Çabaları, Kürdler/Kürdistan III Uluslararası Barışı Kurma Çabaları, Kürdler/Kürdistan II Uluslararası Barışı Kurma Çabaları, Kürdler/Kürdistan (I) Komkurd-An Nelson Mandela - Aziz Sancar Barış, Yüzleşme, Müzakere İBV Hewler Temsilciliği 558. Oturma Şengal’i Ziyaret Şengal TBMM Kürdlerde/Kürdistan’da Ana Sorun Özyönetim Üzerine... Norveç Seyahati Alaine Tuoraine’e Eleştiri Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde Yönetim Zaafları Güneşin Krallığı Keyakisar Barzani bir dönem daha görevde kalmalıdır Temel şart Kürdistan Ordusu! Girê Spî'nin Kurtarılması... Üniversitenin Ana Sorunu Mardin: Hüzünlü Kent Alevilik-Müslümanlık Osmanlılar ve Acemler Arasında Kürdler İslam’ın barış, huzur, adalet ve eşitlik anlayışı Kerbela’da son buldu Kürd Kültürü Neden Yağmalanıyor? Kürd Êzidîlerin Azizesi 'Begê' İki Olay Üzerine Düşünceler Barış ve Çözüm Süreci - III Eleştiriler Ev Jin û Mêrê bi Maskê Barış ve Çözüm Süreci - II Murat Bozlak’a sevgiler... Barış ve Çözüm Süreci… Rejim, İslamileşme, Kürdler/Kürdistan Alman Şarkiyatçı Dr. Friç Soykırımlar ve Devletsiz Halklar IŞİD’in Zuhuru Şeyh Ahmet, IŞİD Saldırıları ve Osman Baliç'in Katili Ulusların Kendi Geleceklerini Tayin Hakkı ve Kürdler/Kürdistan Bitlis Anıları, 1960’lı Yıllarda Bitlis’de Yaşam Uluslararası Bitlis Sempozyumu Barzaniler Değinmeler İfade Özgürlüğü ve ABD Türk Siyasal Kültürü Üzerine… Birleşik Krallık, Fransa, Kürdler/Kürdistan Anti-Kürd Uluslar arası Nizam Kürd/Kürdistan incelemelerinde temel soru... Ulus İnşa Sürecinde Dilin Rolü Mustafa Barzani'yi sevgiyle anıyoruz Düşün Hayatında ve Edebiyatta Kurumlaşmalar Yakındoğu’nun İmhası,1915 Ermeni Soykırımı ve Hrant Dink’in Katledilmesi Resmi İdeolojinin Temel Özelliği Roboski – Goyiler Türk-İslam Sentezi ve Kürd Sorunu Kürdistan sorunu her şeyden önce duruş sorunudur Barış
x