İsmail Beşikci: Mehmet Elbistan

Mehmet Elbistan

Qocolar, Sineminli Aşiretinin üyeleri. Yirminci yüzyılın başları. Aşiret aslında, göçebe, Alevi bir Kürd aşireti. Sineminli Aşireti, Maraş Pazarcık’tan Hatay Hassa’ya kadar yayılıyor.

İsmail Beşikci

10.08.2020, Pts | 10:17

Mehmet Elbistan
Makaleyi Paylaş

Komkar kurucularından Mehmet Elbistan hakkında bir kitap yayımlandı. Komkar’ın, Almanya’da faaliyet yürüten bir işçi derneği olduğu biliniyor. Kitap Doğan Ceren  (d.1959) tarafından hazırlanmış. Kitap, Doğan Ceren’in Mehmet Elbistanla yaptığı uzun bir söyleşiyi içeriyor. Kitapta, Mehmet Elbistan’ı tanıyanların ve dostlarının, kendisi hakkında düşünceleri de yer alıyor. Kitabın tam adı şöyle:

Doğan Ceren, Yorulmaz Bir Düş Yolcusu Mehmet Elbistan, Deng Yayınları, Haziran 2020, İstanbul

Kitapta, 20. yüzyılın başlarında, Maraş, Hatay, Halep alanlarıyla, buralarda yaşayan, Kürd, Arap, Ermeni halkların birbirleriyle ilişkileriyle ilgili önemli bilgiler var.

1934 doğumlu Mehmet Elbistan her anlatımında, babası Qoco ile, dedesi Qoco ile ilgili bilgiler veriyor.

‘Dede Qoco Ağa, Pazarcık’ta (Maraş) fakir bir aile çocuğu olarak doğuyor. Baba Qoco daha çocukken, kısrağına yüklediği bir yük buğday ile, Elbistan’dan Kabaağaç bölgesindeki köylerine gelmiş. Kısrak, yükselen nehir suyundan geçerken, kısrağın ipini beline bağlıyor. Suyun derin olan kısımlarına geldiğinde düşüyor. Kısrak bunu kıyıya kadar çekiyor ama, bu arada boğulup ölüyor.  Daha sonra köylüler cesedini buluyorlar. Tanıyan olmayınca, orada gömüyorlar ve mezarına da  ‘kimsesizin mezarı’ diyorlar.  Ailesi aylar sonra öldüğünden haberdar oluyor. Ama gidip kemiklerini de getiremiyorlar’ (s. 127)

Dedenin adı Qoco Ağa.  Oğlunun, yani Mehmet Elbistan’ın babasını adı da Qoco. Qoco’nun erkek çocuklarının, çocuklarından birinin adı da Qoco.

Yukarıdaki anlatım, ailenin damatlarından, Ali Karaoba’ya ait.

16 Haziran 2003 tarihli Milliyet Gazetesi’nde, ‘Tarihe 1000 canlı tanık/18 başlığıyla bir yazı yayımlanıyor. Bu yazıda, Mehmet Elbistan’ın abisi Dr. Qoco Elbistan, ailesinin geçmişini anlatıyor. Dr. Qoco Elbistan konuşmasında şunu özellikle vurguluyor: ‘ … Oğlumu adı da Qoco.  Yani, dedem, babam, ben ve oğlum. Hepimizin ismi de Qoco.  İsterim ki oğlum da çocuğunun adını Qoco koysun’(s. 107)

Qocolar, Sineminli Aşiretinin üyeleri.  Yirminci yüzyılın başları. Aşiret aslında, göçebe, Alevi bir Kürd aşireti.  Sineminli Aşireti, Maraş Pazarcık’tan Hatay Hassa’ya kadar  yayılıyor.

Babası suda boğunca oğlu Qoco’yu nenesi büyütüyor. Aile 1900’lerin başında  Maraş Pazarcık’tan Hatay’a göçüyor. Kırıkhan’a yakın bir alana yerleşiyor. Yirminci yüzyılın ilk çeyreği. Birinci Dünya Savaşı sonları.  Qoco Ağa, Fransızlarla mücadeleye katılıyor. Bölge Fransız yönetimi altına girince, Fransızlarla ilişki geliştiriyor. Bu süreç içinde, Fransız yöneticilerin dikkatini çekiyor. Becerikli, cin gibi bir adam. Fransızlar, belirli bir bölgenin sorumluğunu  Qoco  Ağa’ya veriyor.

Mehmet Elbistan’ın babası Qoco Ağa,  Okuma-yazma bilmiyor.  Fakat önemli tecrübeleri var. Her zaman Kürdçe konuşan, Kürd milli kıyafetleriyle dolaşan bir kişi. Kürd olduğunu bilen, Kürd hak ve özgürlüklerini savunan, Kürdistan’ın güneyindeki mücadelelere de ilgi duyan bir kişi.

Mehmet Elbistan 1934’de, Hatay, Kırıkhan taraflarındaki bir alanda doğuyor. Qoco Ağanın üç erkek, altı kızı oluyor. Hepsini de okutmaya gayret ediyor. Erkek çocuklardan Dr. Qoco Elbistan, Av. Sıtkı Elbistan 1959’daki 49’lar davasında yer alan iki kardeş. Sıtkı Elbistan, Mehmet Elbistan’dan iki yaş küçük.  Dr. Qoco Elbistan 4 yaş büyük. Dr. Qoco Elbistan 1930 doğumlu

Veteriner Dr. Nuri Dersimi, 1938’de Dersim’i, Türkiye’yi terketmek zorunda kalıyor. Suriye’ye sığınıyor. Ve Celadet Bedirxan’dan Suriye’de mülteci olarak  kalması için yardımcı olmasını istiyor. Türk hükümeti, anında Fransız yönetimiyle ilişki kurarak Nuri Dersimi’nin Türkiye’ye iadesini istiyor. Celadet Bedirxan, bu durumda, takibat altında olduğundan, Nuri Dersimi’ye yardımcı olamayacağını  söylüyor. Ama, Qoco Ağa’nın kendisine yardımcı olabileceğini de vurguluyor. Qoca Ağa’yla ilişki kurmasını sağlıyor. Öyle oluyor. Nuri Dersimi uzun süre Qoca Ağa’ya birlikte alıyor. O zamanlar Qoca Ağa’nın Fransız yönetimi üzerinde önemli bir etkisi varmış. (s.115 vd.)

Fransız yönetimim, Qoca Ağa ve ailesinin Fransa’ya yerleşmesini de istemiş. Qoca Ağa’ya, ‘sizin kara çadır, karakeçi, odun, kömür işinin sonu yok. Kestiğiniz ormanları hayvanlarınız bitiriyor’ diyorlarmış. Fransa’da sizi istediğinin bir alana yerleştiririz. Fransa’yla Almanya arasında dağlık bir bölge var. İsterseniz oraya da yerleştiririz.’ diyorlarmış. (s. 21, 24) Ama Qoco Ağa hep kendi bölgelerinde kalmış.

Mehmet Elbistan, yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde, Hatay, Kırıkhan yöresiyle ilgili çok dikkat çekici bilgiler veriyor.  Şehir nüfusunun % 60-70’ini Ermenilerin oluşturduğunu, şehirde üç kilisenin olduğunu söylemektedir. (s.18) Komuşmanın başka bir yerinde de  şehir nüfusunun % 90’a yakın bölümünü Ermenilerin oluşturduğunu ifade etmektedir.  (s.24)

1915 Ermeni soykırımı döneminde, bu yöreye fazla dokunulmadığını da vurgulamaktadır.  Hatay’ın 29  Haziran 1939 Türkiye’ye katılmasından ve 1942-1944 Varlık Vergisi uygulamalarından sonra  Ermenilerin çok büyük bir kısmı oradan ayrıldı. Hatay’ın Türkiye’ye katılması süreci 5 Temmuz 1938’de başlamıştı.

Mehmet Elbistan yurtsever bir Kürd.  Her zaman zorda kalan Kürdleri bulmuş, onlara yardım etmeye çalışmış bir kişi. Her zaman, Küdlerin, Kürdistan’ın çıkarlarını korumaya, yükseltmeye çalışmış bir Kürd. Görüştüğü, tanıştığı Kürdlere, çocuklara küçük ebad Kürd bayrağı vermesi, Mehmet Elbistan’ın önemli bir fobisi. Çantasında her zaman, Kürd bayrağı bulundurarak dolaşıyor.

Sanat Enstitüsü Makine bölümünde eğitim görmüş bir kişi. Her işe girmiş-çıkmış bir Kürd. 9 yıl orduda astsubay olarak çalışmış. Ordudan ayrıldıktan sonra ziraat işleriyle uğraşmış, daha sonra Kanada’ya gitmiş,  Alaska’da iş makinaları kullanmış, tamir yapmış bir teknik eleman.

Mehmet Elbistan, Celadet Ali Bedirxan’ın,  ‘Türkiye Cumhuriyeti Reisicumhuru Gazi Mustafa Kemal Hazretleri’ne’  isimli kitabının basılmasında ve dağıtımında çok büyük rol oynuyor. (s. 42)

Aynı şekilde Dr. Nuri Dersimi’nin Hatıratım isimli kitabının  basılmasında ve dağıtımında da büyük rolü var. (s.115)  Bu iki kitabın basılmasında ve dağıtımında Mehmet Bayrak’ın  yardımlarını her zaman vurguluyor. Kürdistan Tarihinde Dersim kitabının, birer ikişer getirip dağıtılmasında da  Mehmet Elbistan’ın büyük gayreti var. Kitapta bunlarla ilgili mektuplar, belgeler vardır.

2017 yılında, Almanya’da faaliyet yürüten İnsan Hakları grupları, dünyada, baskı altında olan  çeşitli halklarla ilgili olarak 50 ağaç dikmiş. Bu ağaçların ikisi Kürdlere verilmiş.

2018 yılında, Ahmet Kani ve Celal Temel hocalarla yaptığımız Almanya gezisinde, Nürnberg’de, Mehmet Elbistan’ı da ziyaret etmiştik. Bize, 2017 de dikilen Barış Ağacı’nı ve Newroz Ağacı’ nı da göstermişti.

Bu ziyarette, çok istememize rağmen, Nürnberg duruşmalarının yapıldığı binayı, salonu görememiştik.

Mehmet Elbistan, 1947 ve sonrasında Faik Bucak’ın,  Hatay’da hakim olmasından da söz ediyor. Bu sırada, Mela Mustafa Barzani önderliğindeki Kürd hareketi için yardım toplanmasından , ailesinin bu konudaki çabalarından söz ediyor. (s.40)

Almanya’daki bir toplantıda, Faik Bucak’ın kızı Zozan Bucakla karşılaşmasını da anlatıyor. (s. 41)

Mehmet Elbistan, Hak-Par-PSK ayrışması konusunda, ‘bu saf ve temiz Kürdistan mücadelesi verenlerin hayallerini yıktı’ demektedir. (s.92)

Mehmet Elbistan’ın, Duhok ve Nürnberg şehirlerinin, kardeş şehir yapma gibi bir  projesi de vardır. Bu konuda ciddi bir çaba içindedir. (s. 93-94)

49’lar Davası

49’lar davası olarak bilinen   davada yer alan iki Kürd, Mehmet Elbistan’ın kardeşleridir. Dr. Qoco Elbistan kendisinden büyük, Av. Sıtkı Elbistan ise kendisinden küçük kardeşidir.  Dr. Qoco tutuklu, Av. Sıtkı tutuksuzdur. Mehmet Elbistan 49’lar davası ile ilgili olarak önemli açıklamalar yapmaktadır. (s. 97-120)  Qoco Ağa ve Mehmet Elbistan  bu dava ile, tutuklularla yakından ilgilenir.

Aslika Qadir…

Mehmet Elbistanla ilgili görüş açıklananlardan bir Aslika Qadir’dir (s. 159-161) Aslika Qadir’in Almanya’da yaşayan Kürdlerle ilgili bazı düşünceleri  dikkate değer düşüncelerdir.

Aslika Qadir, 1945’de, Ermenistan’da Kürd köyü Elegez’de  doğmuş.   Ezidi bir Kürd’dür. Dengbejdir. Meryem Han gibi, Ayşe Şan gibi bir Kürd sanatçıdır. Ailesinden gelen baskılarla, Erivan Radyosu ile yaşadığı anlaşmazlık nedeniyle  sanatını icra etmekle güçlük çeker. 1982 de eşi vefat edince iki çocuğuyla birlikte Almanya’ya sığınır. Almanya, Aslika Qadir’i Nürnberg taraflarında bir mülteci kampına yerleştirir.

Mehmet Elbistan, bu durumu öğrenince, gidip kendisini kampta bulur. Komkar’a gelip gitmesini sağlar. Kısa zamanda, Almanya’da oturma izin almasında yardımcı olur. O dönemde mülteciler kamptan 30 km. kadar uzaklaşabilirlermiş.

Ağustos 2018’de Moskova’da Kürd Konferansı gerçekleşti. Konferansa, Hejare Şamil’in davet üzerine, İBV mütevelli Heyeti’nden İbrahim Gürbüzle ben de katılmıştım.  Bu ziyarette değerli sanatçı Aslika Qadir’le de tanışmıştık. Şarkılarını  da  biliyorum. Abdüsselam Akıncı TRT Kürdi’de çalışırken  kendisiyle röportaj yapmıştı.

Dünyanın çeşitli ülkelerinden, Kürd Konferansı’na  katılım olmuştu. Konferansa katılanlar, Mele Mustafa Barzani’nin  1953’den sonra, Moskova’da kaldığı evi de ziyaret etmişti. Moskova içindeki bu geziye, Aslika Qadir ve arkadaşları da katılmıştı.

Aslika Qadir, Almanya’da yaşayan, Komkar’a gelip giden Kürdlerin, kendi aralarına Türkçe konuştuğunu söylemektedir. Kürdçeyi bilenlerin de Türkçe  konuştuğunu söylemektedir. PSK kurucu ve yöneticilerinin de, diğer dernek kurucu ve yöneticilerinin de kendi aralarında Türkçe  konuştuğunu ifade etmektedir. Kürdlerin bu tutumunu yadırgadığını belirtir.  Aslika Qadir,  Mehmet Elbistan’ın, Suriye Kürdlerinden olan ve çok iyi Kürdçe konuşan eşi rahmetli Jale Elbistan’ın da  Türkçe konuşmaya başladığını görünce şaşırıp kaldığını  vurgulamaktadır. Aslika Qadir’in bu gözleminin çok dikkate değer olduğunu belirtmek gerekiyor.

Bugünlerde, Kürd diplomasisi lafı çok duyuluyor. ‘Kürdler diplomasiyi geliştirmelidir…’ gibi sözler sarfediliyor. İnsan bu tutum karşısında şöyle düşünüyor:  Eğer, bu diplomasinin dili de Türkçe’yse, yani Kürdler, Avrupalı siyaset adamlarına, Kürd/Kürdistan sorunlarını Türkçe anlatıyorlarsa, Türkçe’den batı dillerine tercüme yapılıyorsa,  bu diplomasinin hiçbir kıymetinin, değerinin olmadığı bilinmelidir. Batılı siyaset adamları, devlet adamları, bunu Kürdlerin yüzüne söylemeyebilir. Ama Kürdler adına söylenenleri kulak ardı edecekleri açıktır. Şöyle düşünürler: ‘Türkiye’de, Kürdlere, Kürd diline baskı olduğu için Kürdçe konuşmuyorsunuz. Bunu  anlamak mümkün. Ama Avrupa ortamında, neden kendi dilinizle değil de size baskı yapan devletin diliyle konuşuyorsunuz?’ ’Herşeyi öğreniyorsunuz, neden kendi dilinizi öğrenmiyorsunuz?’

Dil, sadece konuşma, haberleşme aracı değildir. Egemenlik dille üretilir. Türk siyasal sistemine, istediğiniz kadar muhalefet edin, eğer Türkçe konuşuyorsanız, her zaman Türk egemenlik sistemi içindesiniz demektir. Buysa, Kürd/Kürdistan taleplerinizde ısrarlı ve ciddi olmadığınız anlamına gelir.

Diplomasinin dili Almanca, Fransızca, İngilizce, İspanyolca, İtalyanca gibi dillerse, bunu birinciye göre daha etkili olduğu söylenebilir.  Ama en etkili Kürd diplomasisi, Kürd diliyle yapılan diplomasidir. Kürdçe konuşmaların ilgili dillere tercümesi… Çat-pat Kürdçe de olsa, bu diplomasi çok daha sağlıklı ve geliştirici olacaktır.

Kitabın Hazırlanması

Avustralya’da Sidney’de yaşayan, Dersimli, değerli Kürd Rıza Çolpan,  Mehmet Elbistan’ı yakından tanıyan bir kişidir. Sık sık Mehmet Elbistan’a  anılarını yazmasını salık vermektedir.  Mehmet Elbistan ise, ‘ben yazmayı beceremem’ demektedir.

Bunun üzerine Rıza Çolpan, ‘Sen yazmayı beceremiyorsan, bu işi yapan uzman bir arkadaş var. Sen anlat, o yazar’ der. Kim diye sorulunca da Doğan Ceren’in adını verir.

Rıza Çolpan, daha sonra da Doğan Ceren’i arayarak,  Osman Aydın’ın anılarını kaleme aldığı gibi, Mehmet Elbistan’ın anılarını da yazmasını talep eder. (s. 121)

Doğan Ceren, Mehmet Elbistanla uzun bir söyleşi gerçekleştirir. Daha sonra da , Mehmet Elbistan’ı tanıyan, Mehmet Elbistanla ilişkileri olan  24 kişiyle görüşmeler yapar. Bu görüşmelerde, bu kişilerin Mehmet Elbistanla ilgili düşüncelerini kaydeder. Bu arada, bu anlatılarla, görüşmelerle ilgili mektupları, benzer belgeleri toparlayarak  dosyaya eklenmesini sağlar. Dosyada geniş bir fotoğraf albümüne de yer verir.

Bu makale toplam: 5717 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:23:09:49
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

İsmail Beşikci

Yazarın Önceki Yazıları

Bir AİHM Başkanı Halepçe arşivlerinin yakılması ve KDP’ye saldırı Devran İskan Tolun Woodrow Wilson Harf Devrimi’nin Kürdler İçin Anlamı Kürtler, Şehir Şehirlileşme ‘Kürt Çalışmaları…’ Zini Gediği Katliamı Kürd Tarihini Kürdlerin Yazması… ‘Kürtlerin Kürt Olmama Hakkı’ II ’Kürtlerin Kürt Olmama Hakkı’ Değinmeler-2 Irkçılık Üzerine Seyid Ahmed Cebari Şengal, Afrin Mustafa Selîmî Kemalizm ve Kürd Ulusal Sorunu Orhan Kotan’ın Şiiri Leylan - II Kürt Meselesiyle İlgili Bir Projen Var mı? Leylan Xwebûn Orta Karadeniz’de Etnisite İlişkileri Alevilik Üzerine… Güvenli Bölge Duvarımızı Yapamadık… Doktor Said Alevilik ve Tarihi Bitlis ve Ahalisi 1916 Kürd Tehciri Bir Diplomatın Anıları Xızır Nasıl Ali Oldu? Kürd Tarihi Üzerine Gözlemler Adıyla Çağırmak Kürdistan’ın Güneyinde Soykırım Kürdlerin Tarihi Milliyetçilik Üzerine Hong Kong, Kürdistan ‘Kürtlerle Türkler’ Ortadoğu’da Devletlerin Kurulması Abdurrahman Qassemlu’nun Katledilmesinin 30. Yıldönümü Üniversitenin Bilim Anlayışında Temel Sorunlar Cumhuriyet, 19 Mayıs 2019 'Özgürlük İçin Sanat' Helsinki’de Sosyal Forum Teknoloji, Bilim, Eğitim Milletler Cemiyeti Döneminde Kürdler/Kürdistan Hewler - Duhok - Zaho Bir Tartışma Üzerine… Dönemin Romanları Eleştirilerin İzinde Rêya Heqîyê (Alevilik) ABD Ziyareti - IV ABD Ziyareti - III ABD Ziyareti - II ABD Ziyareti - I Berlin’de Dersim 37-38 Paneli Başur’da Siyaset Duhok-Hewlêr Gezisi Kürdçe Yasaklarının İşlevi ‘Aleviliğin Doğuşu’ II ‘Kimliksiz Çığlıklar’ Türkiye’de Adalet Arayışları 'Aleviliğin Doğuşu' Kürdlere Soykırım… Moskova’da Kürd Konferansı Cevat Geray’a Sevgi… Bilim Ahlakı Mahallenin Arkadaşları Selahattin Demirtaş’ın Şarkısı Canip Yıldırım Kütüphanesi Devşirmeler ve Devletsizler Dağ Kavmi - II Adaylar… Dağ Kavmi -I Geleceğini Belirleme Hakkı ve Kürdler Farhad Daftary, Şiilik Alevilik Şiizm ‘Türklük Sözleşmesi’ Timure Halil Hakkında … Düşmanlarını Sevindiren Bir Halk… Celal Talabani... Kürdler Zoru Başardı… Bağımsızlık... Güvenlik... Domino Etkisi Referandum-Bağımsızlık Tartışmaları Danimarka Seyahati Sekesûr’da Kürd-Alevi Soykırımı İnsanlık Araştırmaları Merkezi Fahriye Adsay’ın Eleştirileri Üzerine… Bir Kürd... İki Kürd... Üç Kürd Yezda... Ermeniler, Kürdler… Yeni Bir KDP Kurma Çalışmaları Hasta Adam Avustralya Gezisi Hayatımdan Kesitler Birey Toplum İlişkileri Peşmergelik Yüce Bir Değerdir Kaderine Küsmek Kürd Halkının, Kürdistan’ın Başı Sağolsun… Kürdistan’ın Hayırlı Evladı Doktor Said Suriyeli Mülteciler Parlamento Milli Düşünce Sempozyumu Desmond Fernandes Kürtlerin Bulunduğu Ülkeler Bölünemez!... Kürtler Ne İstiyor? Eşkiya 28 Devlet Bağımsız Kürdistan’ı Tanımayacak... Devlet, İslam, Kürdler ve Darbe Pencinarîler II Pencinarîler I Azim... 'Afrika Edebiyatı' Üzerine… Yaresan (Ehl-i Hak) Rêya Heqîyê, Ezdan Zağros’un Ötesine… Süleymaniye Merkez Güvenlik Karargahı 'Peçar Tenkil Harekatı/1927' Üzerine Birkaç Söz İttifaklar Mahmut Yeşil’e Sevgi… Tunceli Kanunu, Getirdiği Esaslar ve Devletin Asimilasyon Planları Yakındoğu’nun İmhası ve Pontus Sorunu Keşiş’in Torunları Dersimli Ermeniler Anlıyorum Ama Konuşamıyorum 1128 Akademisyen Yaşar Kaya Alevilik... Elveda Güzel Vatanım Alevilerin Kitabı Uluslararası Barışı Kurma Çabaları, Kürdler/Kürdistan III Uluslararası Barışı Kurma Çabaları, Kürdler/Kürdistan II Uluslararası Barışı Kurma Çabaları, Kürdler/Kürdistan (I) Komkurd-An Nelson Mandela - Aziz Sancar Barış, Yüzleşme, Müzakere İBV Hewler Temsilciliği 558. Oturma Şengal’i Ziyaret Şengal TBMM Kürdlerde/Kürdistan’da Ana Sorun Özyönetim Üzerine... Norveç Seyahati Alaine Tuoraine’e Eleştiri Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde Yönetim Zaafları Güneşin Krallığı Keyakisar Barzani bir dönem daha görevde kalmalıdır Temel şart Kürdistan Ordusu! Girê Spî'nin Kurtarılması... Üniversitenin Ana Sorunu Mardin: Hüzünlü Kent Alevilik-Müslümanlık Osmanlılar ve Acemler Arasında Kürdler İslam’ın barış, huzur, adalet ve eşitlik anlayışı Kerbela’da son buldu Kürd Kültürü Neden Yağmalanıyor? Kürd Êzidîlerin Azizesi 'Begê' İki Olay Üzerine Düşünceler Barış ve Çözüm Süreci - III Eleştiriler Ev Jin û Mêrê bi Maskê Barış ve Çözüm Süreci - II Murat Bozlak’a sevgiler... Barış ve Çözüm Süreci… Rejim, İslamileşme, Kürdler/Kürdistan Alman Şarkiyatçı Dr. Friç Soykırımlar ve Devletsiz Halklar IŞİD’in Zuhuru Şeyh Ahmet, IŞİD Saldırıları ve Osman Baliç'in Katili Ulusların Kendi Geleceklerini Tayin Hakkı ve Kürdler/Kürdistan Bitlis Anıları, 1960’lı Yıllarda Bitlis’de Yaşam Uluslararası Bitlis Sempozyumu Barzaniler Değinmeler İfade Özgürlüğü ve ABD Türk Siyasal Kültürü Üzerine… Birleşik Krallık, Fransa, Kürdler/Kürdistan Anti-Kürd Uluslar arası Nizam Kürd/Kürdistan incelemelerinde temel soru... Ulus İnşa Sürecinde Dilin Rolü Mustafa Barzani'yi sevgiyle anıyoruz Düşün Hayatında ve Edebiyatta Kurumlaşmalar Yakındoğu’nun İmhası,1915 Ermeni Soykırımı ve Hrant Dink’in Katledilmesi Resmi İdeolojinin Temel Özelliği Roboski – Goyiler Türk-İslam Sentezi ve Kürd Sorunu Kürdistan sorunu her şeyden önce duruş sorunudur Barış
x