İsmail Beşikci: IŞİD’in Zuhuru

IŞİD’in Zuhuru

IŞİD’in Suriye’de ve Irak’ta güçlenmesi Kürd/Kürdistan sorunuyla yakından ilişkilidir.

İsmail Beşikci

14.10.2014, Sal | 20:39

IŞİD’in  Zuhuru
Makaleyi Paylaş
IŞİD’in Suriye’de ve Irak’ta güçlenmesi Kürd/Kürdistan sorunuyla yakından ilişkilidir. Şu iki sorunun sorulması ve bu sorulara makul cevaplar aranması önemlidir.

IŞİD kimlerle savaşmaktadır, savaş gücünü kimlere karşı kullanmaktadır. IŞİD’e karşı kimler savaşmaktadır?

Bu iki soru, IŞİD’in Suriye’deki ve Irak’taki işlevini ortaya koyacaktır.

IŞİD, Suriye’de ve Irak’ta ortaya çıktığından beri Kürdlerle savaşmaktadır. IŞİD, Araplarla, Şii Araplarla veya başka halklarla bir savaşa tutuşmamıştır.

IŞİD’e karşı savaşanlar da Kürdlerdir. Bugün, dünyada, IŞİD’e karşı savaş konusunda, ABD öncülüğünde bir koalisyon kurulmuştur. IŞİD’in Batı demokrasileri için de dünya için de tehlike oluşturduğu hesaplanmaktadır. Bu koalisyonda 40 devletin yer aldığı vurgulanmaktaydı. Daha sonra, 120’ye kadar yükseldiği söylendi. Ama gerek Irak’ta, gerek Suriye’de IŞİD’e karşı savaşanlar sadece Kürdlerdir. Savaş zaten Kürdistan’da cereyan etmektedir. ABD’nin, Fransa’nın bombardımanları, Irak’ın bu bombardımanlarda zaman zaman yer alması, şüphesiz önemlidir. Ayrıca, Güney Kürdistan’da peşmergeye silah yardımım yapılması da önemlidir ama, karada, IŞİD’e karşı savaşanlar sadece Kürdlerdir. IŞİD Kürdlere karşı yürüttüğü savaşta yalnız değildir, çevredeki Sünni Araplardan da çok yoğun, kapsamlı destek almaktadır. Gerek Irak’ta, gerek Suriye’de, Kürdler, IŞİD’le birlikte hareket eden, komşuları Sünni Araplarını da saldırılarıyla karşılaşmaktadır. Bu Sünni Araplar, yıllarca, beraber yaşadıkları komşuları Kürdlere IŞİD’le birlikte saldırmakta, komşuları Kürdlerin evlerinin, eşyalarının yağmalanmasına, evlerinin, ahırlarının, ambarlarının yakılmasına katılmaktadır.

IŞİD’in, Irak’ta, Güney Kürdistan’da Kürddlere saldırısı, Kürdistan’ın, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin bağımsızlığının konuşulduğu, referandum hazırlıklarının yapıldığı bir zamana rastlamaktadır. Bu, IŞİD’in arkasındaki güçlerin, IŞİD’e destek veren güçlerin, bu süreci engellemeye, Kürdlerin/Kürdistan’ın bağımsızlığının önünü kesmeye çalıştıkları anlamına gelmektedir.

Bu devletler hangileridir? Türkiye, Suudi Arabistan, Katar gibi devletlerin IŞİD’e maddi ve manevi olarak yardım ettikleri vurgulanmaktadır. Kanımca, Suudi Arabistan ve Katar’ın yanında Türkiye’nin yardımı çok daha belirleyicidir. Gerek Irak’ta, gerek Suriye’de, bazı alanlarda IŞİD’e komşu olan Türkiye’dir. Dünyanın çeşitli ülkelerinden, IŞİD’e katılmalar olmaktadır. Bunlar, İstanbul, Ankara gibi merkezlerde toplanıp Hatay, Gaziantep, Urfa gibi alanlarda, sınırlardan kolayca geçerek IŞİD’e ulaşmaktadır. Sınırlardan kolaylıkla geçişlerin sağlanması, şüphesiz önemlidir. Ayrıca lojistik sağlanması, silah araç ve gereçlerinin sağlanması konularında da Türkiye’nin önemli bir rolü olduğu görülmektedir.

IŞİD’in Suriye’deki ve Irak’daki zuhuru, Kürd/Kürdistan sorunuyla yakından ilgilidir. Yakındoğu’da, Ortadoğu’da, Kürdleri, Kürdistan’ı müşterek olarak denetleyen devletlerin, Kürdlerin önünü kesmeye çalışmaları anlaşılır bir süreçtir.

IŞİD, İslam devletini ille de Kürdistan toprakları üzerinde kurmaya çalışmaktadır. Bu bakımdan, Yakındoğu’da, Ortadoğu’da, Kürdleri/Kürdistan’ı müşterek olarak denetleyen devletlerin IŞİD’i maddi ve manevi olarak destekledikleri söylenebilir. Türkiye’nin desteği çok açıktır, yoğundur. İran, Irak merkezi hükümeti, Suriye hükümeti, IŞİD’le çatışmalı görünüyorlarsa da, el altından destek verdikleri de ileri sürülebilir. Suriye’de ve IraK’ta, Arap milliyetçiliğinin, Kürdistan topraklarını, Arap toprağı saydığı da bilinmektedir. Genel olarak Arap devletlerinin, Arap Birliği’nin de bu anlayışta olduğu bilinen bir gerçekliktir. Örneğini Suriye’de Baas yönetimine karşı mücadele eden Özgür Suriye Ordusu’nun da, Kürdleri baskılamaya çalıştıkları bilinen bir durumdur. Türkiye’nin Özgür Suriye Ordusu’nu bu koşullar altında örgütlemeye, desteklemeye çalıştığı biliniyor. Nitekim, Türkiye’de, Antalya’da, İstanbul’da düzenlenen toplantılara Kürdler, Kürd örgütleri davet edilmemişti. Türkiye’nin, el Nusra, el Kaide, IŞİD gibi İslami örgütlere destek vermesinin önemli nedeni Beşar Esed’in yönetimden uzaklaştırılmasıydı. Türkiye’nin ikinci bir çabası daha vardı. Suriye’deki olayların gelişim sürecinde, Kürdlerin, herhangi bir kazanım elde edememesi, Türkiye’nin, önemle, özenle gözettiği bir durumdu.

IŞİD’in Yakındoğu’da, Ortadoğu’da, özellikle, Irak ve Suriye’de zuhuru, Kürd/Kürdistan sorunuyla, Kürdlerin, Kürdistan’ın, bölünmesi, parçalanması ve paylaşılması sorunuyla çok yakından ilgilidir. Bağımsız Kürd devletinin, Kürdistan’ın oluşumunu engellemek önemli olmaktadır.

Güney Kürdistan’da peşmerge, Haziran 2014 ortalarında yaşadığı paniği, dağınıklığı atlatmıştır, Toparlanmıştır. Peşmerge, artık, Kürdistan’dan koparılan alanlar üzerinde, işgal altında tutulan Kürdistan toprakları üzerinde daha etkindir. Çeşitli alanlara, IŞİD’i püskürttüğü, püskürteceği açıkça görülmektedir. ABD’nin, Fransa’nın bombardımanları, Irak’ın ve bazı Batı ülkelerinin de bu bombardımanları zaman zaman katılması, birçok devletin, silah, lojistik yardımı, peşmergeyi daha dinamik, daha muharip bir güç haline getirmektedir. Bugün Güney Kürdistan’da, bağımsız Kürdistan düşüncesi daha yoğun ve kapsamlı bir şekilde gündeme gelmektedir. IŞİD’in saldırıları ters tepmiştir. Bu konuda, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin tutumu, peşmergenin direnci, fedakarlığı elbette belirleyici olmuştur.

Güneybatı Kürdistan’da, Kürdistana Rojava’da, Kobani’de, PYD’nin, HPG’nin direnci, fedakarlığı, sadece Kürdler için değil, insanlık için de büyük bir gururdur. Tarih, Kürdleri, kendi içlerinde barışa davet etmektedir. Kendi içlerinde barışı kuramayan, bunun bilincinde olmayan Kürdlerin, Kürdleri, Kürdistan’ı baskı altında tutan devletlerle barış araması etkili olmayacaktır. Kobani’nin etrafının IŞİD birlikleri ve IŞİD’ci Araplar tarafından, kuşatıldığı, bir tarafının da Türk ordusu tarafından sarıldığı görülmektedir. O zaman, Kürdlerin, önce kendi işlerinde barışı kurmaları bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır.

Kürd/Kürdistan konusunda temeldeki olgu, Kürdlerin, Kürdistan’ın bölünmesi, parçalanması, paylaşılması ve Kürdlerin bağımsız devlet kurma haklarının gasbedilmesidir. 1920’lerde, Milletler Cemiyeti döneminde yaşanan bu süreç, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Birleşmiş Milletler döneminde de, aynen sürdürülmüştür. Yakındoğu’da, Ortadoğu’da, Milletler Cemiyeti döneminde kurulan statüko, Kürdlere, Kürdistan’a bir statü vermemiştir. Birleşmiş Milletler de, Kürdlere, Kürdistan’a statü vermeyen bu statükoyu aynen korumuştur. Ama, Kürdler, genel olarak, bölünmenin, parçalanmanın, paylaşılmanın ve bunların yarattığı sorunların bilincinde değildir. Bu sürecin günümüze yansıyan en önemli sonucu, parçacı siyasetlerin, örgütsel çıkarların, genel Kürdistan çıkarlarının, ulusal çıkarların önüne geçmiş olmasıdır. Mücadele sırasında, darda kalmış Kürdlerin bu durumundan sevinç duyulması, bu bilincin sadece eksik değil, aynı zamanda, yaralı bir bilinç olduğunu da gösterir.

Kürdler,üç-dört aylık süre içinde, Şengal’de, Celewle’de, Kobani’de, ağır sorunlarla karşı karşıya kalmışlardır. Bunların üstesinden gelmenin tek yolu, bölünme, parçalanma, paylaşılma ve bunların yarattığı sorunlar konusunda bilince ulaşmaktır. Bu bilince ulaşanlar, öbür parçalardaki Kürdlere karşı daha sıcak ilişkiler geliştirir, bu da ulusal çıkarlar temelinde bir anlayışın gelişmesini sağlar.

“Çözüm süreci”nin nasıl geliştiğinin irdelenmesi de önemlidir. Eylül 2014 de, Diyarbakır, Yüksekova ve Cizre’de, Kürd halkının inisiyatifiyle Kürdçe eğitim verecek okullar açılmıştı. Devlet okulları çok acele olarak kapattı ve mühürledi. Halk mühürleri sökerek okulları tekrar eğitime açtı. Devlet yine kapattı ve mühürledi. Açma, kapama ve mühürleme iki üç kere devam etti. “Çözüm süreci hakkında bilgi verecek önemli bir olgu budur. Kürd diliyle eğitim istenmiyor, Kürdler, paralı özel okullara yönlendiriliyor. Anadilinde eğitim hakkı hiçe sayılıyor. Bu, asimilasyonun ısrarla sürdürülmesinden başka bir şey değildir.

Devletin, hükümetin, Kürdlerle savaşan IŞİD’e yardım etmesi, “çözüm süreci” nde yaşanan önemli gelişmelerden biridir. “Kobani düştü-düşecek”i “IŞİD neyse PKK/KCK de odur” lafları da “çözüm süreci”nde söylenmiş laflardır. Görüşmelerde, tarafların eşit şekilde temsil edilmedikleri dikkat çekmektedir. Bunlar, ”çözüm süreci” nin sağlıklı yürümediğini anlatır.

“Kürdler devlet aramasınlar, Kürdlerin devleti vardır. Kürdlerin devleti Türk devletidir” sözü de bu süreçde söylenmiştir. 12 EKİM 2014 tarihli İngiliz Telegraph Gazetesinde, Türk Başbakanı’nın bu gürüşünü nakzeden bir haber yer almaktaydı. Gazetede, “Genç Kürd kadınları IŞİD’le savaşırken, Türk askerleri kenarda duruyor, savaşı seyrediyor” şeklinde bir haber vardı.

Bütün bunlara rağmen, görüşmelerin sürdürülmesi, ulusal taleplerin, statünün, ısrara dile getirilmesi, şeffaf olmaya özen gösterilmesi önemli olmalıdır.

Bugün Yakındoğu’da, Ortadoğu’da, siyasal ve toplumsal yapılarda büyük sarsıntılar yaşanmaktadır. Artık, Irak diye bir devlet yoktur. Suriye diye bir devlet de yoktur. Her iki devlet de kendi egemenlik alanlarında artık egemen değildir. Her iki devletin de, devlet topraklarının önemli bir kısmında artık hükmü yoktur. Sykes – Picot düzeni iflas etmiştir. Milletler Cemiyeti’nin 1920’lerde kurduğu statüko çökmüştür.

Kanımca, Birinci Dünya Savaşı sonrası, Kürdler açısından yeniden yaşanacaktır. O zaman dönemin iki emperyal devletinin ve Yakındoğu’nun ve Ortadoğu’nun iki köklü devletinin istekleri ve politikaları belirleyici ve yönlendirici olmuştu. Bu istekler ve politikalar, Kürdleri, Kürdistanı statüsüz bırakmıştı. Kürdler, Kürdistan sömürge bile olamamıştı. İnkar, imha birlikte, köleleştirme birlikte yürütülüyordu. Günümüzde, Birinci Dünya Savaşı sonrası, Kürdler açısından, Kürdlerin istekleri ve iradeleri doğrultusunda yeniden yaşanacaktır. Bağımsız Kürdistan yakındır. Bu süreçde, bölgenin yerli halkları, kadim halkları, Ermenilerin, Süryanilerin, Ezidi Kürdlerin, Reya Heq ve Kakai inancının istekleri daha görünür bir şekilde gündeme gelecektir.

Bu makale toplam: 16036 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:23:14:44
2 Yorum
Nerina Azad

İsmail Beşikci

Yazarın Önceki Yazıları

Alevilik ve Tarihi Bitlis ve Ahalisi 1916 Kürd Tehciri Bir Diplomatın Anıları Xızır Nasıl Ali Oldu? Kürd Tarihi Üzerine Gözlemler Adıyla Çağırmak Kürdistan’ın Güneyinde Soykırım Kürdlerin Tarihi Milliyetçilik Üzerine Hong Kong, Kürdistan ‘Kürtlerle Türkler’ Ortadoğu’da Devletlerin Kurulması Abdurrahman Qassemlu’nun Katledilmesinin 30. Yıldönümü Üniversitenin Bilim Anlayışında Temel Sorunlar Cumhuriyet, 19 Mayıs 2019 'Özgürlük İçin Sanat' Helsinki’de Sosyal Forum Teknoloji, Bilim, Eğitim Milletler Cemiyeti Döneminde Kürdler/Kürdistan Hewler - Duhok - Zaho Bir Tartışma Üzerine… Dönemin Romanları Eleştirilerin İzinde Rêya Heqîyê (Alevilik) ABD Ziyareti - IV ABD Ziyareti - III ABD Ziyareti - II ABD Ziyareti - I Berlin’de Dersim 37-38 Paneli Başur’da Siyaset Duhok-Hewlêr Gezisi Kürdçe Yasaklarının İşlevi ‘Aleviliğin Doğuşu’ II ‘Kimliksiz Çığlıklar’ Türkiye’de Adalet Arayışları 'Aleviliğin Doğuşu' Kürdlere Soykırım… Moskova’da Kürd Konferansı Cevat Geray’a Sevgi… Bilim Ahlakı Mahallenin Arkadaşları Selahattin Demirtaş’ın Şarkısı Canip Yıldırım Kütüphanesi Devşirmeler ve Devletsizler Dağ Kavmi - II Adaylar… Dağ Kavmi -I Geleceğini Belirleme Hakkı ve Kürdler Farhad Daftary, Şiilik Alevilik Şiizm ‘Türklük Sözleşmesi’ Timure Halil Hakkında … Düşmanlarını Sevindiren Bir Halk… Celal Talabani... Kürdler Zoru Başardı… Bağımsızlık... Güvenlik... Domino Etkisi Referandum-Bağımsızlık Tartışmaları Danimarka Seyahati Sekesûr’da Kürd-Alevi Soykırımı İnsanlık Araştırmaları Merkezi Fahriye Adsay’ın Eleştirileri Üzerine… Bir Kürd... İki Kürd... Üç Kürd Yezda... Ermeniler, Kürdler… Yeni Bir KDP Kurma Çalışmaları Hasta Adam Avustralya Gezisi Hayatımdan Kesitler Birey Toplum İlişkileri Peşmergelik Yüce Bir Değerdir Kaderine Küsmek Kürd Halkının, Kürdistan’ın Başı Sağolsun… Kürdistan’ın Hayırlı Evladı Doktor Said Suriyeli Mülteciler Parlamento Milli Düşünce Sempozyumu Desmond Fernandes Kürtlerin Bulunduğu Ülkeler Bölünemez!... Kürtler Ne İstiyor? Eşkiya 28 Devlet Bağımsız Kürdistan’ı Tanımayacak... Devlet, İslam, Kürdler ve Darbe Pencinarîler II Pencinarîler I Azim... 'Afrika Edebiyatı' Üzerine… Yaresan (Ehl-i Hak) Rêya Heqîyê, Ezdan Zağros’un Ötesine… Süleymaniye Merkez Güvenlik Karargahı 'Peçar Tenkil Harekatı/1927' Üzerine Birkaç Söz İttifaklar Mahmut Yeşil’e Sevgi… Tunceli Kanunu, Getirdiği Esaslar ve Devletin Asimilasyon Planları Yakındoğu’nun İmhası ve Pontus Sorunu Keşiş’in Torunları Dersimli Ermeniler Anlıyorum Ama Konuşamıyorum 1128 Akademisyen Yaşar Kaya Alevilik... Elveda Güzel Vatanım Alevilerin Kitabı Uluslararası Barışı Kurma Çabaları, Kürdler/Kürdistan III Uluslararası Barışı Kurma Çabaları, Kürdler/Kürdistan II Uluslararası Barışı Kurma Çabaları, Kürdler/Kürdistan (I) Komkurd-An Nelson Mandela - Aziz Sancar Barış, Yüzleşme, Müzakere İBV Hewler Temsilciliği 558. Oturma Şengal’i Ziyaret Şengal TBMM Kürdlerde/Kürdistan’da Ana Sorun Özyönetim Üzerine... Norveç Seyahati Alaine Tuoraine’e Eleştiri Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde Yönetim Zaafları Güneşin Krallığı Keyakisar Barzani bir dönem daha görevde kalmalıdır Temel şart Kürdistan Ordusu! Girê Spî'nin Kurtarılması... Üniversitenin Ana Sorunu Mardin: Hüzünlü Kent Alevilik-Müslümanlık Osmanlılar ve Acemler Arasında Kürdler İslam’ın barış, huzur, adalet ve eşitlik anlayışı Kerbela’da son buldu Kürd Kültürü Neden Yağmalanıyor? Kürd Êzidîlerin Azizesi 'Begê' İki Olay Üzerine Düşünceler Barış ve Çözüm Süreci - III Eleştiriler Ev Jin û Mêrê bi Maskê Barış ve Çözüm Süreci - II Murat Bozlak’a sevgiler... Barış ve Çözüm Süreci… Rejim, İslamileşme, Kürdler/Kürdistan Alman Şarkiyatçı Dr. Friç Soykırımlar ve Devletsiz Halklar Şeyh Ahmet, IŞİD Saldırıları ve Osman Baliç'in Katili Ulusların Kendi Geleceklerini Tayin Hakkı ve Kürdler/Kürdistan Bitlis Anıları, 1960’lı Yıllarda Bitlis’de Yaşam Uluslararası Bitlis Sempozyumu Barzaniler Değinmeler İfade Özgürlüğü ve ABD Türk Siyasal Kültürü Üzerine… Birleşik Krallık, Fransa, Kürdler/Kürdistan Anti-Kürd Uluslar arası Nizam Kürd/Kürdistan incelemelerinde temel soru... Ulus İnşa Sürecinde Dilin Rolü Mustafa Barzani'yi sevgiyle anıyoruz Düşün Hayatında ve Edebiyatta Kurumlaşmalar Yakındoğu’nun İmhası,1915 Ermeni Soykırımı ve Hrant Dink’in Katledilmesi Resmi İdeolojinin Temel Özelliği Roboski – Goyiler Türk-İslam Sentezi ve Kürd Sorunu Kürdistan sorunu her şeyden önce duruş sorunudur Barış
x