İsmail Beşikci: Adaylar…

Adaylar…

Burada, eleştirilmesi gerekenler, birinci planda Kürdlerdir. Ama Türk soluna da bir eleştiri yöneltmek gerekir. Kendi öz çıkarı için, kendi örgütsel çıkarı için, Kürdlere hamallık yaptırmak etik bir tutum değildir. Bunu, solun, ülkenin, halkın genel çıkarı diye meşrulaştırmaya çalışmak da sağlıklı bir tutum değildir.

İsmail Beşikci

23.05.2018, Çar | 09:49 [ Güncellenme: 24.05.2018, Per | 01:40 ]

Adaylar…
Makaleyi Paylaş

Bülent  Tekin’in, 22 Mayıs 2018 günü internette  yer alan, ‘HDP Üzerine!’ başlıklı yazısını okudum.  Yazıda, HDP yönetiminin, adayları antidemokratik bir tutumla  belirlediği dile getiriliyordu.

Şu şekilde bir soru soralım.  Adaylar merkez yoklaması ile değil de, Önseçimle  belirlenmiş olsaydı nasıl bir sonuç elde edilirdi. Örneğin, Şırnak, Mardin, Diyarbakır, Siirt, Van, Iğdır, Batman, Muş   gibi illerde,  İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Mersin gibi illerde,  Önseçim yapılsaydı, adaylar bu şekilde belirlenmiş olsaydı, nasıl bir sonuç elde edilirdi? Sonuçlar şüphesiz çok farklı olurdu.  

Halkın yönetime katılımı böyle olur.  Demokratik yönetimin gereği de budur.  Çünkü böyle olduğu zaman, herhangi bir seçim çevresinde, aday olmak isteyenler kendilerini açıklayacaklar, Önseçim’e katılanlar da  bu adaylar arasında kendi tercihini yapacaklar, liste bu şekilde oluşacak… Burada merkezin belirleyiciliği şüphesiz çok azdır. Esas belirleyici olan halktır.  Halkın sürece katılımı ancak bu şekilde gelişebilir. Partiler, böylesine demokratik bir süreci neden işletmiyor?  Muhalefet partileri en çok demokrasiden söz ediyorlar, Demokrasiyi getireceğiz diyorlar, hedefimiz demokrasidir,  diyorlar… Ama böyle bir Önseçim sürecini de başlatmıyorlar. Merkez yoklamasının demokratik bir süreç olmadığını elbette biliyorlar. AKP, MHP, BBP böyle bir süreci işletmiyor.  Ama, CHP, İyi Parti SP, HDP, gibi muhalefet partileri de böyle bir sürecin  başlaması için bir giricimde bulunmuyor.

Bugün AKP demokratik olmamakla, tek adam yönetimi olmakla eleştiriliyor? Öbür siyasal partiler farklı mı?  Siyasal partilerin Önseçim gibi demokratik bir sürece başvurmamaları parti merkezlerindeki bürokrasiyi çok  güçlendirmiştir. Bu güç karşısında halkın yönetimdeki etkisi  ise sıfıra yakındır.  Bu sadece AKP ‘de böyle değildir,  bütün siyasal partilerde durum budur. Partilerin kongrelerine 300 kişinin, 3000 kişinin, 30 bin kişinin,  katılımıyla, 300 bin kişinin katılım arasında  ciddi bir fark yoktur.  300 bin kişinin kongreye katılması nicelik bakımından şüphesiz önemlidir, ama fazla katılım, nitelik bakımından  bir farklılık yaratmamaktadır.  Az katılımda da fazla katılımda da halkın yönetime katılması hiçe yakındır.

Mücahit Bilici’nin, ürettiği ve kullandığı, Hamal Kürd şeklinde bir kavramı var. Mücahit  Bilici hocanın bu konuda bir kitabı da var. (Hamal Kürd, Avesta Yayınları, 2017) Bu kavramı kullanarak, bugünkü adaylık sürecin şu şekilde değerlendirmek mümkündür. Birkısım Kürdlerin yaptığı hamallıktır.  Türk solunu TBMM’ye taşıma hamallığı…  Bazı arkadaşlar da şöyle söyledi: Hamallık, örneğin İstanbul’da, Osmanlı’nın son dönemlerinden   beri, Kürdlerin  yaptığı çok önemli bir iştir. İkinci Meşrutiyet döneminde İstanbul’daki Kürd hamallar örgütlüydü.  Bugünse, taşınan yükün içeriği ve işin rengi biraz değişmiş…

Birkısım Kürdler buna enternasyonalizm  diyor.  Bunun enternasyonalizmle bir ilişkisi yoktur.  Enternasyonalizm kendini bilmekle başlar. Kendinden olanı dışlıyorsan, bunun altında  kamuoyuna açıklanmayan bir hesabın da varsa, ama Türk soluna, Türk sol örgütlerine  alabildiğine açıksan, buradan enternasyonalizm çıkmaz.  Kendi dışındaki Kürdlere bilinçli olarak kapalıysan, ama,  Afrikalıları, Latin Amerikalıları, Türkiye’nin, Yakındoğu’nun,  Ortadoğu’nun, dünyanın emekçilerini vs.  partiye yığsan da, buradan enternasyonalizm çıkmaz.

HDP listelerinde   şunu görüyoruz.  Türk soluna, Türk örgütlerine mensup bazı siyasetçiler, bazı illerin listelerinde liste başında veya seçilebilecek sıralarda  yer alıyor.

Baskın seçim, 24 Haziran  olarak açıklandıktan sonra, HDP, kendi dışındaki Kürd siyasal partileriyle seçim ittifakı görüşmeleri yaptı. Bu çok olumlu bir gelişmeydi. Bu görüşmeler maalesef, başarısızlıkla sonuçlandı. Buradan da şunu görüyoruz.  HDP,  bu Kürd siyasal partilere mensup siyasetçileri, değil kendi listesine aday göstermek, onların sözüne bile açıklanan seçim deklarasyonunda yer vermek istemedi. Bu söz elbette bazı Kürdi, Kürdistani ilkeler içeriyordu.

HDP’nin Türk sol siyasal partileriyle, Türk sol örgütleriyle ittifak araması yanlış bir tutum değildir.  Ama şuna da dikkat etmek gerekir.  Bu sol siyasal partiler, örgütler vs. İstanbul’da, Ankara’da İzmir’de,  Adana’da, Mersin’de, Diyarbakır’da, Batman’da, Van ‘da vs.  kendi öz örgütleriyle seçime girseler  ne kadar oy toplayabilirler? Bunun iç açıcı bir rakam olamayacağı bilinmektedir. Birinci hedefi emekçiler olan bu siyasal partiler, bu geniş yığınlardan neden oy alamıyorlar? Bu emekçi yığınlar, bu arada Aleviler, neden kendilerine hitap eden bu siyasal partilere değil de, AKP, MHP, CHP gibi düzen partilerine   oy veriyorlar. Bunu incelemek de önemli olmalıdır.

Burada, eleştirilmesi gerekenler, birinci planda Kürdlerdir.  Ama Türk soluna da bir eleştiri yöneltmek gerekir.  Kendi öz çıkarı için,  kendi örgütsel çıkarı için, Kürdlere  hamallık yaptırmak etik  bir tutum değildir.  Bunu,  solun, ülkenin, halkın genel çıkarı diye  meşrulaştırmaya çalışmak da sağlıklı bir tutum değildir.

Burada, temel sorunu dikkatlerden uzak tutmamak gerekir. Kürd sorunu herşeyden önce Kürdi, Kürdistani bir sorundur. Şunca mücadeleye rağmen,  şunca fedakar ve vefakar mücadeleye rağmen, bunca çok ağır bedellere rağmen,  Kürdler, hala, Kürd dilini, anadillerini bir kabul ettiremediler… Kürd dili, devlet tarafından,  yargı tarafından, örneğin, TBMM tarafından  hala anlaşılamayan, bilinmeyen bir dil olarak  geçiyor.   Halbuki,  örneğin İsrail’de, baskıcı, zulümkar diye sık sık suçlanan İsrail’de, Arapça, 1948’den beri, yani İsrail’in kurulmasından beri, İbranice yanında ikinci resmi dildir.

Anadil konusunda, HDP’ye de kısaca bakmak gerekir.  Bugün, TBMM’deki Kürdlerin kaçı Kürdçe’yi konuşabiliyor, okuyabiliyor, yazabiliyor, bunun yüzdesi nedir?  Bundan çok  daha önemli olan soru şudur. Bu milletvekillerinin çocuklarının kaçı Kürdçe biliyor? Elde edilecek rakamlar, iç açıcı mıdır?

Bugün, asimilasyonun, ,  bir halkın, dilinin, kültürünün ortadan kaldırtılmasının, bunu için, devlet terörü de dahil,  her türlü yöntemin uygulanmasının hiçbir insani yönü yoktur.  Cumhurbaşkanı’nın,  Başbakan olduğu sıralarda, Alman devletine, Almanya’da bu konuda  yaptığı hitap unutulmamalıdır. Bu sözlerden Kürdler de  bir mesaj alabilmelidir.

Aileler, kişiler, yerlerinden, yurtlarından, köylerinden, evlerinden-barklarından koparılıp uzak diyarlara savruldukları zaman, devlet için sorunun çok büyük bir kısmı zaten çözülmüş olmaktadır.  Üç nesil, dört nesil sonra asimilasyon gerçekleşme yoluna girer.

Bugün, evleri-köyleri yakılıp yıkılanların,  bundan dolayı, örneğin, Siirt’ten kalkıp Batı illerinden birinde sürgün yaşayan ailelerin, 30 yıl kadar sonra,  buralarda iş tutan çocukları, artık kendilerini Kürd görmeyecekler… ‘Dedem, babam, Kürdmüş…’ diyecekler.  ‘Evlerinin, köylerinin yakılıp yıkıldığı, bu bakımdan kalkıp buralara geldikleri söyleniyor…’ diyecekler… Evlerinin,  köylerinin neden yakılıp yıkıldığının bilincinde bile olmayacaklar… ‘Atalarımızın yurduymuş…’ vs. direk de evlerini, köylerini, Siirt’i hiç merak etmeyecekler…Onlar için, Kürd, sadece,  iş yerlerinde, örneğin inşaatlarında çalıştırdıkları,  aş için ,  ekmek için,  hala, Kürdistan’dan kopup gelen Kürd emekçiler olacak..,

Bu çok önemli sorunu yok sayıp, küçümseyip, hafifseyip Ortadoğu’yu kurtarmaya çalışırsan bir şey elde edemezsin…

Bu makale toplam: 26707 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:02:21:22
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

İsmail Beşikci

Yazarın Önceki Yazıları

Doktor Said Alevilik ve Tarihi Bitlis ve Ahalisi 1916 Kürd Tehciri Bir Diplomatın Anıları Xızır Nasıl Ali Oldu? Kürd Tarihi Üzerine Gözlemler Adıyla Çağırmak Kürdistan’ın Güneyinde Soykırım Kürdlerin Tarihi Milliyetçilik Üzerine Hong Kong, Kürdistan ‘Kürtlerle Türkler’ Ortadoğu’da Devletlerin Kurulması Abdurrahman Qassemlu’nun Katledilmesinin 30. Yıldönümü Üniversitenin Bilim Anlayışında Temel Sorunlar Cumhuriyet, 19 Mayıs 2019 'Özgürlük İçin Sanat' Helsinki’de Sosyal Forum Teknoloji, Bilim, Eğitim Milletler Cemiyeti Döneminde Kürdler/Kürdistan Hewler - Duhok - Zaho Bir Tartışma Üzerine… Dönemin Romanları Eleştirilerin İzinde Rêya Heqîyê (Alevilik) ABD Ziyareti - IV ABD Ziyareti - III ABD Ziyareti - II ABD Ziyareti - I Berlin’de Dersim 37-38 Paneli Başur’da Siyaset Duhok-Hewlêr Gezisi Kürdçe Yasaklarının İşlevi ‘Aleviliğin Doğuşu’ II ‘Kimliksiz Çığlıklar’ Türkiye’de Adalet Arayışları 'Aleviliğin Doğuşu' Kürdlere Soykırım… Moskova’da Kürd Konferansı Cevat Geray’a Sevgi… Bilim Ahlakı Mahallenin Arkadaşları Selahattin Demirtaş’ın Şarkısı Canip Yıldırım Kütüphanesi Devşirmeler ve Devletsizler Dağ Kavmi - II Dağ Kavmi -I Geleceğini Belirleme Hakkı ve Kürdler Farhad Daftary, Şiilik Alevilik Şiizm ‘Türklük Sözleşmesi’ Timure Halil Hakkında … Düşmanlarını Sevindiren Bir Halk… Celal Talabani... Kürdler Zoru Başardı… Bağımsızlık... Güvenlik... Domino Etkisi Referandum-Bağımsızlık Tartışmaları Danimarka Seyahati Sekesûr’da Kürd-Alevi Soykırımı İnsanlık Araştırmaları Merkezi Fahriye Adsay’ın Eleştirileri Üzerine… Bir Kürd... İki Kürd... Üç Kürd Yezda... Ermeniler, Kürdler… Yeni Bir KDP Kurma Çalışmaları Hasta Adam Avustralya Gezisi Hayatımdan Kesitler Birey Toplum İlişkileri Peşmergelik Yüce Bir Değerdir Kaderine Küsmek Kürd Halkının, Kürdistan’ın Başı Sağolsun… Kürdistan’ın Hayırlı Evladı Doktor Said Suriyeli Mülteciler Parlamento Milli Düşünce Sempozyumu Desmond Fernandes Kürtlerin Bulunduğu Ülkeler Bölünemez!... Kürtler Ne İstiyor? Eşkiya 28 Devlet Bağımsız Kürdistan’ı Tanımayacak... Devlet, İslam, Kürdler ve Darbe Pencinarîler II Pencinarîler I Azim... 'Afrika Edebiyatı' Üzerine… Yaresan (Ehl-i Hak) Rêya Heqîyê, Ezdan Zağros’un Ötesine… Süleymaniye Merkez Güvenlik Karargahı 'Peçar Tenkil Harekatı/1927' Üzerine Birkaç Söz İttifaklar Mahmut Yeşil’e Sevgi… Tunceli Kanunu, Getirdiği Esaslar ve Devletin Asimilasyon Planları Yakındoğu’nun İmhası ve Pontus Sorunu Keşiş’in Torunları Dersimli Ermeniler Anlıyorum Ama Konuşamıyorum 1128 Akademisyen Yaşar Kaya Alevilik... Elveda Güzel Vatanım Alevilerin Kitabı Uluslararası Barışı Kurma Çabaları, Kürdler/Kürdistan III Uluslararası Barışı Kurma Çabaları, Kürdler/Kürdistan II Uluslararası Barışı Kurma Çabaları, Kürdler/Kürdistan (I) Komkurd-An Nelson Mandela - Aziz Sancar Barış, Yüzleşme, Müzakere İBV Hewler Temsilciliği 558. Oturma Şengal’i Ziyaret Şengal TBMM Kürdlerde/Kürdistan’da Ana Sorun Özyönetim Üzerine... Norveç Seyahati Alaine Tuoraine’e Eleştiri Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde Yönetim Zaafları Güneşin Krallığı Keyakisar Barzani bir dönem daha görevde kalmalıdır Temel şart Kürdistan Ordusu! Girê Spî'nin Kurtarılması... Üniversitenin Ana Sorunu Mardin: Hüzünlü Kent Alevilik-Müslümanlık Osmanlılar ve Acemler Arasında Kürdler İslam’ın barış, huzur, adalet ve eşitlik anlayışı Kerbela’da son buldu Kürd Kültürü Neden Yağmalanıyor? Kürd Êzidîlerin Azizesi 'Begê' İki Olay Üzerine Düşünceler Barış ve Çözüm Süreci - III Eleştiriler Ev Jin û Mêrê bi Maskê Barış ve Çözüm Süreci - II Murat Bozlak’a sevgiler... Barış ve Çözüm Süreci… Rejim, İslamileşme, Kürdler/Kürdistan Alman Şarkiyatçı Dr. Friç Soykırımlar ve Devletsiz Halklar IŞİD’in Zuhuru Şeyh Ahmet, IŞİD Saldırıları ve Osman Baliç'in Katili Ulusların Kendi Geleceklerini Tayin Hakkı ve Kürdler/Kürdistan Bitlis Anıları, 1960’lı Yıllarda Bitlis’de Yaşam Uluslararası Bitlis Sempozyumu Barzaniler Değinmeler İfade Özgürlüğü ve ABD Türk Siyasal Kültürü Üzerine… Birleşik Krallık, Fransa, Kürdler/Kürdistan Anti-Kürd Uluslar arası Nizam Kürd/Kürdistan incelemelerinde temel soru... Ulus İnşa Sürecinde Dilin Rolü Mustafa Barzani'yi sevgiyle anıyoruz Düşün Hayatında ve Edebiyatta Kurumlaşmalar Yakındoğu’nun İmhası,1915 Ermeni Soykırımı ve Hrant Dink’in Katledilmesi Resmi İdeolojinin Temel Özelliği Roboski – Goyiler Türk-İslam Sentezi ve Kürd Sorunu Kürdistan sorunu her şeyden önce duruş sorunudur Barış
x