İrfan Burulday: Vesayetçi Zihniyetin Kürd Siyasetine Etkileri

Vesayetçi Zihniyetin Kürd Siyasetine Etkileri

Kuzey Kürd siyasetine ilişkin yapılan bazı araştırmalarda ve görüldüğü kadarıyla yerel uygulamalarda; “demokratik özerkliğin” inşası gerekçesiyle siyasi, sosyal ve hatta ekonomik alana müdahale eden vesayete dayalı bir yönetim mekanizmasının işlevsel.

İrfan Burulday

17.09.2014, Çar | 18:50

Vesayetçi Zihniyetin Kürd Siyasetine Etkileri
Makaleyi Paylaş
Kuzey Kürd siyasetine ilişkin yapılan bazı araştırmalarda ve görüldüğü kadarıyla yerel uygulamalarda; “demokratik özerkliğin” inşası gerekçesiyle siyasi, sosyal ve hatta ekonomik alana müdahale eden vesayete dayalı bir yönetim mekanizmasının işlevsellik kazandığı öne çıkmaktadır. Haliyle sözkonusu bu mekanizmanın Kuzey Kürd siyasetinde önemli bir soruna dönüşerek vesayete dayalı bir algı ile hareket edeceği yönünde bazı uygulamalar var. Kürd siyasallaşması üzerine kurulan bu baskı, sivil, demokratik ve şeffaflık temeline dayalı siyasetin geleceğini tehlikeye sokmakta ve Kürd politik aklın toplum ile kurduğu temsiliyet yetkisini hiçe saymaktadır. Hatta bundan daha vahim olanı Kürdleri sosyo-politik düzeyde toplumsal bölünmeye doğru sürüklemektedir.

Sivil siyasete müdahale sözkonusu vesayetçi rejimlerde olduğu gibi ordu-siyaset ilişkisini çağrıştırmaktadır. Zira PKK gerek alenen ve gerekse de zımnen Kürdistan’ın askeri gücü, ordusu olduğuna inanarak strateji yürütmekte ve konum belirlemektedir. Bu durumda PKK’nin sivil siyasete, seçilmişlere ve yöneticilere yönelik uygulamaları, yaklaşımları, baskı ve belirleyiciliği toplum iradesine müdahale anlamına gelmez mi?

PKK gelinen noktada iki şeyden biri (ordu veya siyasi parti) olmak yerine, iki tarafta da olmaya karar vermiş gibi bir izlenim bırakmaktadır. Halbuki genel kabul PKK’nin siyasi bir parti değil, askeri bir güç olduğu yönündedir. Hatta PKK’nin bizzat kendisi bile kendini askeri bir güç veya ordu olarak görmektedir. Diğer bir deyişle PKK sivil siyaset ile kurduğu otoriter, baskıcı ilişkiyi gözden geçirmelidir. Bu hem kendisi açısından hem de Kuzey Kürd siyasetinin geleceği açısından önemli bir eşiktir. Kuzey Kürdistan’da ulusal-milli sivil siyasetin işlevsellik kazanması açısından bu son derece mühim bir meseledir. Öte taraftan PKK kendini Kürd siyasetinin koruyucusu olarak görmektedir. Sözkonusu bu koruyuculuk algısı ister istemez gerek kendi denetimindeki siyasal hareketin ve gerekse de bağımsız Kürd siyaseti üzerindeki vesayetini artırmakta ve sivil siyasetin düzenleyicisi hükmünü pekiştirmektedir.
Gelecekte Kürd demokrasisi açısından bu ciddi bir krize dönüşebilir. Zira bu durumda sivil siyasetin askeri bir güç tarafından denetlenmesine ve ayar verilmesine kapı aralayan bir vesayetçi algı ortaya çıkar. Nitekim dünyanın hiçbir yerinde askeri güçler milli iradeyi temsil etmez. Askeri güçler ancak sivil siyasetin denetiminde oluşturulan bir hukuki mekanizmanın içinde yer edinirler. Dolayısıyla siyasetin belirleyicileri askerler değil, sivil siyasettir.

PKK’nin siyaseti denetleyen bir mühendisliğe soyunması kısmi toplumsal meşruiyetini daha da zor bir duruma sokar ve toplum üzerindeki baskılarını arttırır. Bu sebeple PKK, siyaseti dizayn eden değil, siyasetin sonuçlarına uyum gösteren bir tavır ve koordinasyon içinde hareket edebilir. Şayet PKK Kürdistan’da kendisinin oluşturduğu defakto bir siyasal ve hukuki mekanizmanın işlevselliğinden sözediyorsa ki ediyor, bu durumda siyasetin önünü açıcı bir strateji izleme yoluna gitmelidir. Böylelikle sivil siyasetin ve seçilmiş yöneticilerin daha çok iş yapması ve toplum ile bütünleşmesi sağlanabilir. Aksi halde PKK sadece bir korku duvarı olarak varlığını sürdürmek zorunda kalacak ve AKP gibi Türk partilerinin Kürdistan’da daha çok temsiliyet kazanmasının yolunu açmış olacaktır. Genel seçimlerde AKP’nin neredeyse Kürdistan’da birinci parti olarak temsiliyet kazanması da bunun apaçık göstergesidir. Devlet ile sürdürülen görüşmelere dikkat edilirse daha çok PKK’nin geleceği üzerine odaklanmış bir yol haritasının izlendiği eğiliminin olduğu görünüyor. PKK ve lideri açısından bu görüşmelerde elbette haklılık payı vardır. Ancak Türk devletinin yürüttüğü siyaset gözönüne alındığında, Kürd siyasetine yönelik vesayetçi bir dayatmanın gözden kaçmadığı görülür. PKK kendi geleceğine ilişkin sözhakkına sahip olsa da bunu Kürd siyasetine dönük bir vesayete dönüştürmemelidir. Diğer taraftan yerel yönetimler konusundaki baskılama yaklaşımından vazgeçmelidir; ancak bu durumda hem kendi geleceğini hem de Kürd siyasetinin demokratikleşmesinin önünü açabilir. Dolayısıyla Kürdistan’da konumlanan ulusal siyasetin geleceğini dikkate almalıdır.

PKK kendisini bir statünün muhatabı hükmünde konumlandırıyorsa bugünlere taşıdığı siyasal mekanizma üzerindeki baskıcı otoritesinden vazgeçmeli ve Kürdistan’da siyasi temsiliyete sahip güçlerin demokratik çoğulculuk ekseninde örgütlenmesine destek olmalı ve sorunların giderilmesine katkı sunabilecek bir pozisyon içinde olmalıdır. Diğer taraftan PKK’nin bu paradokstan çıkabilmesi için demokratik normların derinleşip yaygınlaşması, toplumsal-ulusal sorunların çözümü açısından Kürd siyasetine alan açması gerekir. Aksi halde AKP’nin yürüttüğü pragmatist ulusal siyasetin vesayeti altında kalarak ciddi bir sorun ile karşı karşıya kalacak.

Siyasetin illegal oluşumlar üzerinden baskılanması

Vesayet meselesi seçilmiş siyaset üzerine kurulan baskı ile oluşan bir sorundur. Dikkat edilirse PKK bu konuda çiftbaşlı bir politika izlemektedir. Bir yandan demokratik siyasetten bahsederken, diğer taraftan ise sözkonusu bu siyaseti askeri kimliğiyle baskılamakta ve dizayn etmektedir. Legal siyasetin yanında illegal bir siyaset yürütmesi PKK açısından büyük bir çelişkidir. Daha doğrusu illegal oluşumlarla baskılanan bir siyaset tarzı yürütmekte ve seçilmişlerin daha aktif ve donanımlı bir siyasal mücadele sürdürmesini engellemektedir. Bu durumda PKK, siyaseti dizayn eden, terbiye eden değil, onun periferisinde ve onun söylemiyle faaliyet yürüten Kürdistan’ın düzenli bir ordusu hükmünde konumlanabilir. Elbette bunun daha sağlıklı yürümesi için de siyasetin dışına çekilmelidir. Örneğin “çözüm süreci”nde insiyatifi siyasi aktörler üzerinden sürdürerek bu işe başlayabilir. Ne yazık ki görüldüğü kadarıyla PKK zaman zaman Kürd siyasetinin kendisini dışlayacağı korkusuyla hareket etmekte ve bu bahaneyle siyaset zeminini güvenlikçi tedbirlerle tedib etme yoluna gitmektedir.
PKK’nin legalize olmak gibi bir probleminin olmadığını biliyoruz. Bu çapta bir örgütün böylesi bir derdi olmaz. Ancak yetkililerce yapılan bazı açıklamalara bakıldığında böyle bir kaygı taşıdığı görülmekte. Bu nedenle PKK’nin kendi denetiminde olan siyasal partiye ne kadar güvendiği sorunu çıkar ortaya. PKK gerçekten kendisinin inşa ettiği ve beslediği siyasal yapıya karşı bir güvensizliği mi var? Böylesi bir güvensizliği sözkonusu değilse sivil siyasetin yürütebileceği ve hatta inşa edebileceği alanları sahibine teslim etme yoluna gitmelidir. Bana kalırsa PKK, Kürd siyasetinin daha çoğulcu bir zeminde mücadele yürütmesini sağlama noktasında önemli ensturmanlara sahiptir. Bu ensturmanları siyasetin hizmetine sunarak bir ilki gerçekleştirebilir. Dolayısıyla Kürd siyasetinde düşünceye dayalı siyasal bir devrimi gerçekleştirmiş olur.

Devletin periferisinde yapılan görüşmeler baz alınarak oluşturulmaya çalışılan bir siyasal çizgi PKK’yi daha derin bir çıkmaza sürükler ve hatta mevcut kitlesel desteği kaybetmeye kadar götürür. Zira devlet, işine gelmeyen siyasetçiyi ve bu bağlamda yönetici diskalifiye etme yoluna giderek Kürd siyasetinin geleceği konusunda mutlak bir yetki edinme hakkına sahip olmuş olur.

Sonuç olarak:

Kuşkusuz Kürd siyasetinin çoğulcu, yenilikçi ve kısmen de gelenekçi bir siyasal düşünce ekseninde örgütlenmesi gerekir. Bu itibarla siyasetin revizyona ve siyasal temsiliyette daha çok sözhakkı almaya ihtiyacı var. Kısacası siyaset yelpazesinin daha geniş tutulması, farklılıkları bir arada tutabilme, çoğulcu siyasetin beslenmesi maharetini gösteren bir siyasi dalganın dinamikleştirilmesine ihtiyaç var. Zira merkezde olması gereken siyasal partiler ve hareketlerdir.

Öte taraftan silahı kendi içinde siyaset üstü bir güç şeklinde kullanarak yapılan belirlemeler führer vari bir yapı oluşturur.
Bu makale toplam: 7841 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:00:25:26
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

İrfan Burulday

Yazarın Önceki Yazıları

Siyasetin 'Yeni Öznesi' Olarak 'Çokluk' Kürd Siyaseti”nin Sığlığı Ulusal Birlik, Ortak Tutum ve Kürd Siyasal Aklı Siyasal ve İdari Özerklik Bağlamında Çözüm Tartışmaları İç Yapısal Sorunlar, “Tarihin Tekerrürü” ve İstenmeyen Sonuçlar Devlet ve Ulus-Toplum Olarak Kürdler Politik Kriz ve Özyönetim Praksisi Yeni Ortadoğu’da Varolmak Statü Arayışında Siyasal Modeller ve Tıkanıklığın Derinleşmesi (I) Kürd Siyaseti Üzerine: İdealistler ve Realistler - 1 Bağımsızlık Teorisine Dönüş Ulusal Mücadele Kavşağında Yeni Lozan ve Geleceğimiz İçimizdeki Osmanlı ve İçselleştirdiğimiz “Türkiyelileşme” Türkiyelileşme ve Kürdistan’da Ulusal Siyasetin Tasfiyesi Kısa-Orta-Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği –III Kürdistan’da Politik Birlik ve Çoğulcu İradenin Teşekkülü Siyaset Dışı Pirimitif Unsurlar ve Kürd Siyasetinin Geleceği Kısa-Orta-Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği –II Kürdistan’da Siyasetin Türbülansı Ulusal Mücadelede Kavramlar, Hukuk ve Çelişkiler “Çözüm Süreci” ve Kürdistan Realitesinin Depolitizasyonu IŞİD İle Savaş Kürdleri Bağımsızlığa Taşıyacak mı? Kısa- Orta - Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği -1 Azadi: İnsiyatiften Harekete AZADİ Siyasallaşmaya Hazırlanıyor! Statükocu Seküler Siyasetin Açmazı ve AZADİ Hareketi Varlık Nedenimiz, Yeni Kuşaklar ve Siyasi Amacımız Gelmekte Olan Ulusal Birlik ve Kürd Siyasal Aklın Çıkmazları Çarmıhtan Bağımsızlığa Kürdler Savrulma mı, Demokratikleşme mi? Kürd Aydını Üzerine Türk Politik Kültürde Kürdler Teb’a mıdır, Ulus-Toplum mudur? Bir Siyasal Prototip Olarak “Türkiyelileşme” Türkiye'de Sendikalist Örgütlenmenin Çirkin Yüzü Kavramlar Neyi Temsil Eder? Demogojinin İflası ve Politik Aklın Bunalımı Kürd Siyasetinin Açmazları Mitleşen “Türkiyelileşme” ve Araçsallaşan Kürdistan Türk Demokrasisinde Kökkazıcılık Dindar Kürdlerde Dini, Demokratik ve Kürdistani Söylem (IV) Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir ( III ) Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir ( II ) Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir (I Jeopolitik Dalgalanma ve Kürt Siyaseti Millileşmek İçin Devleti Savunmak Ulusal Birlik, Ortak Tutum ve Kürt Siyasal Aklı Bölünmüş Benlik ve Tarih Bilinci Arasında Kürdlük
x