İrfan Burulday: Türkiyelileşme ve Kürdistan’da Ulusal Siyasetin Tasfiyesi

Türkiyelileşme ve Kürdistan’da Ulusal Siyasetin Tasfiyesi

Kuşkusuz Kürdistan meselesinin çözümü için Türkiye’nin demokratikleşmesi vurgusu önemlidir. Ancak bu önemliliği “Türkiye milleti” ve “Türkiyelileşme” ile aynı paralelde düşünmek yanlıştır.

İrfan Burulday

09.04.2015, Per | 09:54

Türkiyelileşme ve Kürdistan’da Ulusal Siyasetin Tasfiyesi
Makaleyi Paylaş
Gündemimizin önemli konularından biri Kürd siyasetini kişiselleştirici, dışlayıcı ve indirgemeci yaklaşımlardan sakınarak tartışmaktır. Dolayısıyla günümüz Kürd siyasetinin bütün problemlerini bugün ile sınırlı tutarak bir değerlendirme ve analiz yaparsak haksızlık etmiş oluruz. Şunu kabul etmeliyiz ki, Kürd siyasetinin ortaya koyduğu siyasal ve ulusal muhayyile ele alınırken, içinde bulunduğu politik konjonktörün ve uluslararası siyasal gelişmelerin de dikkate alınması zorunludur. Bu nedenle Kürd siyasetine ilişkin sağlıklı, analitik ve vicdani bir değerlendirme anlaşılması için daha uygun bir zemin oluşturur. Kuşkusuz bu yapılmaya çalışılırken karşılaşılan en büyük problem ise siyasetin kişiselleştirici ve indirgemeci bir çerçeveye sokulmaya çalışılmasıdır. Bunun neticesi olarak ulusal siyasete uygun, kapsamlı ve yapısal gerçekler üzerinde durulamamaktadır. Bizim bu çalışmada izlediğimiz de Kürd siyasetini kişiselleştirici, dışlayıcı ve indirgemeci bir üsluptan sakınarak analiz etmeye ve anlamaya çalışmaktır.

Günümüz Kürd siyasetinin son derece ciddi sorunlarının olduğu da bir gerçek. Örneğin Kürd siyaseti bugüne değin mücadele öncesi ve sonrası nasıl bir siyasal düzen, yani yönetim modeli konusunda entelektüel bir tartışma yapamamıştır. Son birkaç yıldır yapılan tartışmalar ise Kürd politik aklın zihni ve entelektüel çabası sonucunda oluşan tartışmalar olmayıp, egemen düzenin ileri sürdüğü ve kendi politik geleceğine ve devlet tahayyülüne ilişkin bir tartışmanın doğurduğu sebep ve sonuçlardan kaynaklıdır.

Diğer bir deyişle, Kürd siyaseti kendi geleceğini siyasetin merkezine taşıyıp tartışmak yerine, kendisine biçilen kısır rol çerçevesinde ve sistem içinde nasıl kalınabilirliğin tartışmasını yürütmektedir. Bu sebeple de siyasal düşüncesini sistemin şekillenmesi çerçevesinde konumlandırmaktadır. Oysa Kürd siyaseti bugün legal siyaset yürüten bir dinamiğe sahip olmakla beraber Kürdistan’da güçlü bir kitle desteğine sahiptir. Haliyle siyasal özerklik, federalizm ve süreç içinde bağımsızlığı bile tartışabilme gücüne sahiptir. Bu konuda Kürd siyasetinin bazı çekincelerinin ve kaygılarının olduğu da yabana atılmamalıdır. Ama her nedense Kürd siyaseti bu çekince ve kaygılarını daha somut ifadelerle Kürdlerle paylaşmak yerine, devletin siyasal geleneğinden devşirdiği bazı kavram ve söylemlerle bastırmaya çalışmakta ve açıkça buna dönük siyasi bir amacının olmadığını, olamayacağını ifade ederek kitlesini buna ikna etmeye çabalamaktadır. Kürd siyaseti bu konuda kendisine yöneltilen eleştirileri haksız, yersiz ve düşmanca eleştiriler olarak görmektedir. Basit bir gerçeğin altını çizmek gerekirse; Kürd siyaseti toplumun beklentilerini dikkate almamakta ve kendi örgütsel tahayyülünü topluma dayatmaya çalışmaktadır.
Kuşkusuz siyaset somut söylemler, politikalar ve amaçlar üzerinden yürümekle beraber, toplumsal ve stratejik çıkarlar üzerinden şekillenir. Dolayısıyla Kürd siyaseti yürüttüğü siyasal çizginin, mücadelenin nerede, nasıl ve ne tür sonuçlar doğuracağı ve nasıl sonuçlanacağı konusunda ya önemli bir kafa karışıklığı yaşmakta veya sürecin nereye evrileceğini iyi hesap eden bir yol izlemektedir. Gelişmelere bakıldığında her ikisinin de mümkün olabileceğini söyleyebilmeyi istesek bile, Kürd siyasetinin tutum ve davranışları dikkate alındığında ciddi bir kafa karışıklığı yaşadığını gösterir. Yetkililerce üst üste yapılan açıklamalar, verilen beyanatlar ve karşılıklı atışmalar, hatta medyaya yansıyan röportajlar bu söylemimizi doğrulamaktadır. Zira halkların kardeşliği, ümmetin beraberliği adına verilen bir mücadele söylemi; ortak vatan, İslami kardeşlik, demokratik yurttaşlık, Türkiyelileşme vs. gibi ifadelerin siyasette somut bir karşılığının olmadığını görüyoruz. Bu anlam dünyası üzerinden sürdürülen siyasi ve kültürel faaliyet, körleşmeye yol açabildiği gibi zihinsel kaymalara ve düşünsel sapmalara da yol açabilir. Bir noktadan sonra dezavantajlı durumlar, avantajlar üzerinden okunma alışkanlığı başlar. Halbuki siyaseti sürdürmenin en önemli yanı, “avantajları avantajlar; dezavantajları ise dezavantajlı” durumlar üzerinden okuyabilmektir. Maalesef Kürd siyaseti bu konuda net bir anlayışa ve öngörüye sahip değil.

Bu tarz bir siyasetin yürütülmesinde Kürdlerin çıkarı nedir sorusunu sorarak başlayalım:
Kürdistan meselesine ilişkin yapılan tanımlamalar, bu eksende ortaya çıkan siyasi partiler, meselenin çözümüne ilişkin ileri sürülen söylem biçimleri ve çözüm önerilerini tartışmak zorundayız. Bu çözüm önerilerinin iç ve dış kamuoyunda nasıl bir şekilde algılandığı ve bu algının gerek uluslararası piyasalarda ve gerek siyasal terminolojide karşılığının nasıl olduğunu da iyi analiz etmeliyiz. Ortadoğu’da yaşanan gelişmeleri bunun dışında düşünemeyeceğimiz de belirtmek gerekir. Çok açık bir biçimde söylemek gerekirse, Kürd siyasetine göre sorun bir toprak, coğrafya veya self-determinasyon (kendi kendini yönetme) sorunu değil, sistemin anti demokratik uygulamalarından, totaliter ve otoriter kurumsal yapısından kaynaklıdır. Öyleyse Kürdistan meselesi bir yönüyle Türkiye devletinin bir demokratikleşme sorunudur. “Türkiye’nin demokratikleşmesi veya Demokratik Cumhuriyet” gibi ifadeler ne anlama gelir doğrusu Kürd siyasetinde bunun enine boyuna işlenmiş bir karşılığı yoktur. Kürd siyaseti ile Türk politik aklın bu kavramlara yüklediği anlamlar ya benzerdir ya da birbirine taban tabana zıttır.

Kuşkusuz Türkiye gibi katı otoriter ve tekçi bir devletin demokratikleşmesi, yani Batı tipi demokrasiye uygun adımlar atması! Kürdler açısından elbette önemlidir. Bu gelişmeler ve hatta “demokratik paketler, açılımlar” Türkiye’de yeni bir anayasa ve bu eksende yeni bir paradigmanın tartışılmasını sağlamış görünüyor. İki bin yılından itibaren Türkiye’de iktidarın el değiştirmesiyle başlayan bu süreç, Kürd siyasetini de etkisi altına alarak gündemi ve hatta “Kürd sorunu”nun seyrini değiştirmiştir. Bu durumda Kürdlerin kültürel kimliklerinden kaynaklı toplumsal gelenekleri yaşamaları ile Türkiyelilik kimliği arasında herhangi bir çelişkinin olmadığı anlamı çıkar. Fransa bu konuda Avrupa’da tek ülkedir. Zira Fransa devleti, üniter yapısını koruyarak diğer etnik ve ulusal kimlikleri Fransız kavramına entegre etmeyi başarabilmiş tek üniter devlettir. Türkiye devletinin bu tür konularda Fransa’yı rol model aldığını da biliyoruz. Zira Türkiye tıpkı Fransa gibi üniter devlet anlayışına ve toprak bütünlüğüne zarar vermeden Kürdistan meselesini bölgesel bazı farklılıklarla çözmeye çalışıyor.

Dün Türkiye’de siyasetin yönünü belirleyen laik Kemalistlerin yerini Neo-Osmanlıcı İslamcı güçler ele geçirmiş oldu ve Kürd siyaseti, sözkonusu iktidar öncesi kullandığı siyasal söylemlerini daha sıkça tekrar etmeye başladı. Kürd siyaseti, yukarıda söylediğimiz gibi “Türkiye’nin demokratikleşmesi”ni ve Türkiye devletinin üniter-ulusal yapısına halel getirilmeden sürdürülen bir süreci, Kürd meselesinin çözümü noktasında önemli görüyordu. Türk aydınların doksanlı yıllarda dile getirdiği ve uzunca bir süre tartıştığı “İkinci Cumhuriyet” tezi, Kürd siyaset terminolojisine “demokratik cumhuriyet” şeklinde tercüme edilmiş ve demokratik ulus diye de kenarına bir not iliştirilmiş oldu. Elbette her kavram tezi önemlidir. Ancak Kürd siyasetinin bu tezlerden, kavramlardan neyi anladığı, neyi amaçladığı henüz somut bir hale getirilmemiştir. Siyasal zeminde Kürdistan meselesi, Kürd sorunu şeklini almış ve ulusal haklar vatandaşlık haklarına indirgenmiştir. Bağımsızlıktan vazgeçtiğini, ulus devleti çöpe attığını söyleyen ve ulus devletler dönemi bitmiştir diyen bir siyasi anlayışın hâkim olduğu bir hava estirilmeye gayret edilmiştir. Nitekim böyle de olmuştur.

Kürd siyasetinin legal düzeyde siyasal bir mücadele yürütebilmesi için elbette siyasetin normalleşmesi ve Türkiye’de anayasal ve hukuki bazı düzenlemelerin yapılması gerekir. Hatta Kürd siyasetinin Türkiye devletinin demokratikleşmesinde önemli bir güç olduğunu da inkâr etmiyoruz. Ancak Kürd politik aklını kendi değimiyle doktrinel değişime yöneltici nedenleri siyasal, sosyal ve uluslararası değişim ile ilişkilendirmeyi de doğru bulmuyorum. Ama Türkiye devletinin böyle bir paradigmal değişime ihtiyacı var. Ancak bu değişimi, Kürdleri üniter devlete sıkı sıkıya bağladıktan sonra gerçekleştirecektir. Bugünkü siyasal gelişmeler, çözüme ilişkin çabalar de bu noktada yoğunlaşmaktadır
Türkiyelileşme ve Kürdistan’da ulusal siyasetin diskalifiye edilmesi Kürd siyasetinin olmazsa olmaz dediği ve bir ucubeye dönüşen Türkiyelileşme, her ne kadar siyasal durumu ifade eden bir hâl gibi görünse de, kültürel duruma da işaret eden bir anlama gelir. Türklerin yaşadıkları yerlere Türkiye denir kısacası. Bunu bir başka etnik ve ulusal kimlik ile değerlendirmek yanlıştır. Kürd siyasetine göre Türkiye, Kürdleri de içine alan siyasal kimliğe karşılık gelir. İşgal düzenin de istediği bir tanımdır bu, zira bazı Türk aydınlara göre Türkiyelileşme iddiası, Kürd siyasetinin, kendisini Türk siyasal düzenine onaylatma çabasından başka bir şey değildir. Kürd siyasetine göre Türkiyelileşme vurgusu aslında doktrinel anlamda değişim ve dönüşümü merkeze alan bir vurgudur. Yani, ayrılıkçı ve statü talep eden bir hareket olarak kalmak yerine, mevcut üniter düzeni benimseyen, ancak hukuki ve anayasal bazı konularda demokratik dönüşümü de gerçekleştirmek isteyen bir harekete dönüşmesidir. Bu durumda siyasetin Kürd kimliğinden bahsetmek mümkün mü? Görece siyaset meydanında bazı çatışmaların yaşanması ise Kürd siyaseti ile iktidar arasındaki doktrinel farklılıktan kaynaklanmaktadır. Türk politik akla göre Türkiye’de Kürd siyasetinin de dâhili olduğu muhalif bir sol ve İslamcı kesim olacaksa, bu sol ve İslamcıların devletin üniter yapısını ve toprak bütünlüğünü koruyacak bir pozisyonda olmalıdır.

Sonuç olarak; Kürd siyasetinin ileri sürdüğü tez olan Türkiye demokratikleştikçe ve Kürdler Türkiyelileştikçe Kürdistan sorunu çözülür mantığıdır. Kürd politik akıl, Kürdlerin kendi iç dinamikleriyle özgürleşemeyeceğini ve özgürleşmesi için de muhakkak Türkiye milleti doktriniyle örtüşen Türkiyelileşme ve demokratikleşmeyle eş güdümlü bir çalışma içerisinde olmaları gerektiğine inanıyor. Kısaca, Kürdlerin özgürlüğünü kazanabilmeleri için Türkiyelilik testinden geçmeleri gerekir.

Kuşkusuz Kürdistan meselesinin çözümü için Türkiye’nin demokratikleşmesi vurgusu önemlidir. Ancak bu önemliliği “Türkiye milleti” ve “Türkiyelileşme” ile aynı paralelde düşünmek yanlıştır. Diğer taraftan Kürd siyasetine göre Türkiye milleti tezi gerçekleşirse, devlet kendiliğinden kurucu unsurlardan ve anayasal düzeyde (farklı ulusal kimliklerden) teşekkül etmiş kabul edilir. Hatta özne kimlik (Türklük) tikelden tümele doğru yer değiştirmiş olur ve böylelikle ulusal kimliklerin kolektivizmi gerçekleşmiş addedilir. “Kürd siyasetinde ise bunun adı demokratik ulus” olarak ifade edilmektedir.

Birçok yazımızda belirttiğimiz gibi tartışmamız gereken noktanın aslında hukukun kendisinin değil, devleti ve ona bu yasal kimliği kazandıran anayasanın merkeze alınarak tartışılması gerektiği yönündeydi. Dolayısıyla Kürd siyasetinin Türkiyelileşme ile ilgili öne sürdüğü tezi, farklılaşma ve ayrışma değil, eklemlenmedir. Zira bu çıkış statü yaratmaya uygun bir politik tavır alış değil, mevcut sistem içinde Türkiyelilik politikası üretmeye çalışmaktır.

Kürd siyasetin her defasında süsleyip ve farklı pozisyonlarla biz Kürdlere servis ettiği Türkiyelileşmenin bu denli gündeme gelmesi, bizi de ister istemez bu konuya ilişkin yazmaya itmektedir.
Bu makale toplam: 4856 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:12:23:45
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

İrfan Burulday

Yazarın Önceki Yazıları

Siyasetin 'Yeni Öznesi' Olarak 'Çokluk' Kürd Siyaseti”nin Sığlığı Ulusal Birlik, Ortak Tutum ve Kürd Siyasal Aklı Siyasal ve İdari Özerklik Bağlamında Çözüm Tartışmaları İç Yapısal Sorunlar, “Tarihin Tekerrürü” ve İstenmeyen Sonuçlar Devlet ve Ulus-Toplum Olarak Kürdler Politik Kriz ve Özyönetim Praksisi Yeni Ortadoğu’da Varolmak Statü Arayışında Siyasal Modeller ve Tıkanıklığın Derinleşmesi (I) Kürd Siyaseti Üzerine: İdealistler ve Realistler - 1 Bağımsızlık Teorisine Dönüş Ulusal Mücadele Kavşağında Yeni Lozan ve Geleceğimiz İçimizdeki Osmanlı ve İçselleştirdiğimiz “Türkiyelileşme” Kısa-Orta-Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği –III Kürdistan’da Politik Birlik ve Çoğulcu İradenin Teşekkülü Siyaset Dışı Pirimitif Unsurlar ve Kürd Siyasetinin Geleceği Kısa-Orta-Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği –II Kürdistan’da Siyasetin Türbülansı Ulusal Mücadelede Kavramlar, Hukuk ve Çelişkiler “Çözüm Süreci” ve Kürdistan Realitesinin Depolitizasyonu IŞİD İle Savaş Kürdleri Bağımsızlığa Taşıyacak mı? Kısa- Orta - Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği -1 Vesayetçi Zihniyetin Kürd Siyasetine Etkileri Azadi: İnsiyatiften Harekete AZADİ Siyasallaşmaya Hazırlanıyor! Statükocu Seküler Siyasetin Açmazı ve AZADİ Hareketi Varlık Nedenimiz, Yeni Kuşaklar ve Siyasi Amacımız Gelmekte Olan Ulusal Birlik ve Kürd Siyasal Aklın Çıkmazları Çarmıhtan Bağımsızlığa Kürdler Savrulma mı, Demokratikleşme mi? Kürd Aydını Üzerine Türk Politik Kültürde Kürdler Teb’a mıdır, Ulus-Toplum mudur? Bir Siyasal Prototip Olarak “Türkiyelileşme” Türkiye'de Sendikalist Örgütlenmenin Çirkin Yüzü Kavramlar Neyi Temsil Eder? Demogojinin İflası ve Politik Aklın Bunalımı Kürd Siyasetinin Açmazları Mitleşen “Türkiyelileşme” ve Araçsallaşan Kürdistan Türk Demokrasisinde Kökkazıcılık Dindar Kürdlerde Dini, Demokratik ve Kürdistani Söylem (IV) Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir ( III ) Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir ( II ) Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir (I Jeopolitik Dalgalanma ve Kürt Siyaseti Millileşmek İçin Devleti Savunmak Ulusal Birlik, Ortak Tutum ve Kürt Siyasal Aklı Bölünmüş Benlik ve Tarih Bilinci Arasında Kürdlük
x