İrfan Burulday: Statükocu Seküler Siyasetin Açmazı ve AZADİ Hareketi

Statükocu Seküler Siyasetin Açmazı ve AZADİ Hareketi

Siyasette başarı uzun soluklu olmaktan geçer diye bir söz vardır.

İrfan Burulday

25.08.2014, Pts | 15:34

Statükocu Seküler Siyasetin Açmazı ve AZADİ Hareketi
Makaleyi Paylaş
Siyasette başarı uzun soluklu olmaktan geçer diye bir söz vardır. Bir düşünceyi ve onun taşıyıcısını anlamlı kılan şey kitleleri harekete geçirmek, temsil edilen toplumun ruh dünyasında yer edinmek ve gönlünü kazanmaktır.

Kişilerden ziyade, toplumsal karşılığı olan siyasi hareketler her daim kalıcı olmuştur. Siyasi bir yapılanmanın kitleleri harekete geçirmesinin iki ana dinamiği vardır: Siyasi temsiliyet ve onlara temsil yetkisini veren halk kitlesi. Kitlenin içinden gelen siyasi düşünceler ve toplumsal idealizmin savunucusu hareketlerin en önemli yönü, toplumun ideallerini savunmak ve onların amaçları doğrultusunda hareket ederek sorunlarını çözmektir. Dolayısıyla siyasi parti ve hareketler kendi serüvenlerini, hayallerini ve ideallerini değil, toplumun ideallerini gözetmek zorundadırlar. Demokratikleşmeyi, çoğulculuğu özümseyen ve insanlara güven aşılayan bir siyasi hareket, zora dayalı militarist ve vesayetçi bir politika yürütmesi durumunda statükocu ve tekçi bir strateji izlemiş olur.

Kürdistan’da siyaset ekseni gelecek on yıl içinde üç ana blok üzerinden dönmeye başlayacak. Her ne kadar çok sayıda siyasi parti, hareket olsa da, siyasetin yürüyeceği eksen Müslüman- muhafazakâr demokratlar, sol demokratlar ve statüko yanlısı görünen seküler sol şeklinde üç ana akıma kayıyor. Henüz çok erken olsa da Müslüman demokratlar ile ılımlı sol demokratların kesişecekleri birçok noktada buluşma ihtimali yüksek görünüyor. Seküler sol partinin geldiği nokta dikkate alındığında ise, Türk devletinin statükocu siyasi partileriyle ortak bir havzada birleşerek “Türkiyelileşme” ekseninde siyaset yürütecek gibi görünüyor.

Gelecek on yıl zarfında siyaset sahnesi sözkonusu ana akım politik aktörlere ev sahipliği yapacak. Yeniden inşa ve Kürdistan’a self-determinasyon misyonuyla siyaset sahnesinde yerini alacak olan Müslüman demokratlar ve sol ılımlı demokratların toplumsal dönüşüm dinamiklerini iyi okumaları, reelpolitik ve moral politik gibi önemli değerleri uzlaştırmaları halinde gözle görülür bir mesafe katedecekleri ihtimaller arasında. Herkesin bildiği gibi Kürdistan’da siyaset ve onun ensturmanları kırılgan ve kaygan bir zemine sahip. Bu kırılganlık ve kayganlık sadece gündelik hayatı değil, aynı zamanda siyasetin akışını da ciddi bir belirsizliğe sürüklemekte.

Örneğin toplumsal değişimin önemli bir parçasını oluşturan orta sınıf iş dünyası halen Kürd siyasetinin dışında ve sol siyasetin baskıcı tavırlarından rahatsız. Değişen sosyo-ekonomik koşullar ve beklentiler çerçevesinde ekonomik faaliyeti gibi siyasi tercihi de daralan bu sınıf, Kürdistan’da örgütlü siyasi partiler yerine, Türk devletinin de merkez sağ siyasetine hakîm olan siyasi partiyi desteklemektedir.

Bunun temel nedeni Kürd politik aktörlerin bu sınıf-çevre ile kurduğu sağlıksız diyalog ve yine bu sınıfa karşı yapılan haksız baskı ve sindirmelerdir. Dahası Kürd siyasetinin katı siyasi ve örgütsel hatta kaprisli, çatışmacı tutumu bu sınıfın aktif ulusal siyasetin dışında kalmasına haklı bir gerekçe olmuştur.
Böylelikle siyasi, iktisadi dönüşümde kaldıraç görevi gören orta sınıf iş dünyası ve diğer unsurlar tercihini başka siyasi partileri desteklemekte kullanmıştır. Kendini dev aynasında gören Kürd siyasi hareketleri Kürdlerin geleceği açısından önemli olan bu siyasi dinamiği gözardı etmiş, güvenini kazanamamış ve üstüne üstlük toplum nazarında gözden düşürerek itibarsızlaştırmaya çalışmıştır. Kuşkusuz bu aşağılama, itibarsızlaştırma sadece orta sınıf iş dünyasına değil, aynı şekilde birçok kişi, aile, aşiret, aydın-entelektüel ve kurumlara da yönelmiştir. Dolayısıyla Kürd politik aklın siyasi geleceğini oluşturacak yenilikçi bu siyasi, toplumsal dinamikler köreltilmiş, şiddete maruz bırakılmış ve işlevsizleştirilmiştir.
****
Kabul edilsin veya edilmesin ana akım Kürd siyasal düşüncesi gibi Kürd siyasi partileri de yaşanan son gelişmelerle birlikte önemli bir kararın eşiğine gelmiş bulunmakta. Bir taraftan AKP iktidarı ile sürdürülen “barış süreci” ve öte taraftan Güney ve Güneybatı Kürdistan’da sürdürülen savaş ve buna rağmen ısrarla üzerinde durulan bağımsızlık hazırlıkları…

Dolayısıyla Kürdler Ortadoğu’da gittikçe genişleyen bir sorunlar ve fırsatlar silsilesi ile karşı karşıya. Ne var ki yukarıda söylediğimiz gibi Kürd politik akıl bu yaşananları sadece kendi parti penceresinden okumaya çalışıyor ve elini güçlendirebilecek siyasi, sosyal ve ekonomik unsurlardan olabildiğince uzak durmaya gayret ediyor.

Oysa gelinen bu noktada daha geniş ve katılımcı bir vizyonu zorunlu kılan sosyokültürel yapı dediğimiz halk kitleleri ve buna ekonomik altyapı temin edecek olan orta sınıf iş dünyasıyla barışçıl ve istikrarlı bir ilişki, diyalog sözkonusu sorunu minimum düzeye indirgeyebilir. Siyasal olarak eli güçlenmiş bir Kürd siyaseti daha kalıcı, etkin kararlar alabilir ve Kürdlerin geleceği konusunda söz sahibi olmuş olur. Zira amaç yeni, demokratik, toplumsal destek ve çoğulcu bir başarı elde etmek ise, bunu sadece seçime endekslemek ve siyasi seçim sonuçları üzerinden bireyci, partici, dayatmacı ve Türkiyelilik tandaslı politika yapmak doğru olmaz.

Kürdistan’da yenilikçi düşünce olarak AZADİ hareketi

Azadi hareketinin ortaya çıkmasıyla birlikte Kürd siyaseti yeni bir siyaset tarzına ve buna binaen yeni bir siyasal söyleme sahne oldu. Bu söylem biçemi son zamanlarda Kürd siyasetinin başat kavramı haline gelmeye başladı.

AZADİ’nin kendine özgü bu siyasal tarzı üzerinde durarak konuyu açmaya çalışalım. Öncelikle şunu belirtmekte fayda var: AZADİ genç, dinamik, yenilikçi bir zihinsel altyapıya sahip olmakla birlikte siyasal geçmişi (siyasi parti deneyimi) olmayan bir harekettir. Bu yönüyle diğer siyasi partilere nazaran deneyimsiz bir harekettir denilebilir. Elbette bunun pozitif yönleri bulunmakla birlikte, negatif yönleri de vardır. Ama AZADİ’nin son zamanlarda Kürd siyasi partiler, gruplar ile kurduğu ilişkiler, diyalog ve konferanslarda gösterdiği aktif katılım ve söz alma, basına yansıyan bildiriler gibi durumlar göz önünde bulundurulursa son derece önemli bir değişim-dönüşüm eksenli bir siyasal hareket olduğu anlaşılır.
Çeperden gelen AZADİ, İslami-Kürdi duyarlılığı, Müslüman demokrat kimliği ve Kürd siyasi, sosyal hareketlerle kurduğu pozitif ilişki nedeniyle merkez siyasete (Kürdistan) talip aktif çoğulcu bir çalışma sergiliyor. Kürd ulusal mücadelesine zihnen ve fikren kattığı değişim-dönüşüm algısıyla öne çıkan AZADİ’nin diğer bir özelliği ise tüm olumsuz koşullara rağmen, toplumu yenilikçi bir söylem üzerinden okumasıdır. Çoğulculuğu ve katılımcılığı kuşatan bir değişim dinamiğine sahip olan AZADİ, eskinin cemaatçi birey ve toplum anlayışından sıyırılmak ve toplumsallaşarak toplumun sosyokültürel ve moral değerlerine uygun bir politik akıl ile hareket etmektedir.

Orta sınıf ve yanı sıra diğer dinamik unsurları da kucaklayıcı bir politika yürüterek bu güçlerin de siyaset sahnesine müdahil olmasını sağlamayı da amaçlayan AZADİ, bu konuda esnek ve demokratik bir tutum sergilemektedir. Bir yönüyle gelenekçi ve diğer yönüyle de yenilikçi bir siyasi yöntemi benimsemesi ona daha da aktif ve dinamik bir pozisyon biçmektedir.

Statükocu ve vesayetçi her türlü söylemden, eylemden uzak duran AZADİ, bu yönleriyle Kürdistan’da yeni bir siyasal düşüncenin de aynı zamanda savunucusudur. Daha steril bir siyaset anlayışına sahip AZADİ, sembollere, klasik değişmez idelere değil, kendini yenileyebilen ve herkesle, her samimi konuşmayı, tartışmayı yapabilen bir iç-dış dinamiğe sahiptir. Bu konuda AZADİ, dini ve demokratik söylemi ifadeden imtina etmeyeceğini ve bu dinamiklerin kendisi için önemli olduğunu da ayrıca vurgulamaktan kaçınmamıştır.

Yüzünü İslam dünyası gibi Batı dünyasına da çeviren bir siyasal hareket olan AZADİ, bu yönüyle de gerek İslam dünyası ve gerekse de Batı dünyasıyla siyasi, sosyal ekonomik ve kültürel ilişkilerin sürdürüleceği yönünde bir aklı esas almaktadır. Bu itibarla AZADİ, katı ideolojik düşüncelerden ve ideolojik realpolitik üzerinden siyasal bir düşünce yerine, yerel dinamiklerden beslenerek özgür, eşitlikçi ve adil bir düşünce kaynağından beslenmektedir.

Bu misyon üzerine siyasal bir anlayış geliştiren AZADİ, Kürdistan’ın geleceği konusunda homojen, bu geleceğin inşasında da çoğulcu ve heterojen bir diyalektiğe sahiptir. Dolayısıyla inşada birleştirici, uygulamada ise heterojen çoğulculuğu önemser. Öte yandan kendine benzemeyenleri ötekileştirme gibi tekçi ve totaliter bir anlayışı da kabul etmemektedir. Zira bu tip siyasal hareketlerin amacı insanları veya hareketleri kendine benzetme değil, kendi kulvarlarında yine kendi sosyal, dini ve mezhebi kimliklerini ihya ederek toplumsal katılıma dönüşmesini sağlamaktır. Bunun en temel özelliği ise siyasal, sosyal alanı anlamak, geniş tutmak ve siyasetin dışında kalan kitlenin katılımını gerçekleştirmektir. Eğer özgürlük ve adaletin hâkim olacağı bir gelecek tahayyülünüz varsa, ister yönetim dahilinde isterse de yönetim dışında kalan tüm unsurlara açık olmalısınız.
.
Bu makale toplam: 8320 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:23:50:57
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

İrfan Burulday

Yazarın Önceki Yazıları

Siyasetin 'Yeni Öznesi' Olarak 'Çokluk' Kürd Siyaseti”nin Sığlığı Ulusal Birlik, Ortak Tutum ve Kürd Siyasal Aklı Siyasal ve İdari Özerklik Bağlamında Çözüm Tartışmaları İç Yapısal Sorunlar, “Tarihin Tekerrürü” ve İstenmeyen Sonuçlar Devlet ve Ulus-Toplum Olarak Kürdler Politik Kriz ve Özyönetim Praksisi Yeni Ortadoğu’da Varolmak Statü Arayışında Siyasal Modeller ve Tıkanıklığın Derinleşmesi (I) Kürd Siyaseti Üzerine: İdealistler ve Realistler - 1 Bağımsızlık Teorisine Dönüş Ulusal Mücadele Kavşağında Yeni Lozan ve Geleceğimiz İçimizdeki Osmanlı ve İçselleştirdiğimiz “Türkiyelileşme” Türkiyelileşme ve Kürdistan’da Ulusal Siyasetin Tasfiyesi Kısa-Orta-Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği –III Kürdistan’da Politik Birlik ve Çoğulcu İradenin Teşekkülü Siyaset Dışı Pirimitif Unsurlar ve Kürd Siyasetinin Geleceği Kısa-Orta-Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği –II Kürdistan’da Siyasetin Türbülansı Ulusal Mücadelede Kavramlar, Hukuk ve Çelişkiler “Çözüm Süreci” ve Kürdistan Realitesinin Depolitizasyonu IŞİD İle Savaş Kürdleri Bağımsızlığa Taşıyacak mı? Kısa- Orta - Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği -1 Vesayetçi Zihniyetin Kürd Siyasetine Etkileri Azadi: İnsiyatiften Harekete AZADİ Siyasallaşmaya Hazırlanıyor! Varlık Nedenimiz, Yeni Kuşaklar ve Siyasi Amacımız Gelmekte Olan Ulusal Birlik ve Kürd Siyasal Aklın Çıkmazları Çarmıhtan Bağımsızlığa Kürdler Savrulma mı, Demokratikleşme mi? Kürd Aydını Üzerine Türk Politik Kültürde Kürdler Teb’a mıdır, Ulus-Toplum mudur? Bir Siyasal Prototip Olarak “Türkiyelileşme” Türkiye'de Sendikalist Örgütlenmenin Çirkin Yüzü Kavramlar Neyi Temsil Eder? Demogojinin İflası ve Politik Aklın Bunalımı Kürd Siyasetinin Açmazları Mitleşen “Türkiyelileşme” ve Araçsallaşan Kürdistan Türk Demokrasisinde Kökkazıcılık Dindar Kürdlerde Dini, Demokratik ve Kürdistani Söylem (IV) Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir ( III ) Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir ( II ) Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir (I Jeopolitik Dalgalanma ve Kürt Siyaseti Millileşmek İçin Devleti Savunmak Ulusal Birlik, Ortak Tutum ve Kürt Siyasal Aklı Bölünmüş Benlik ve Tarih Bilinci Arasında Kürdlük
x