Siyasetin 'Yeni Öznesi' Olarak 'Çokluk'

Siyaset pratik gibi düşünce de üretir

İrfan Burulday

08.11.2018 | 17:27

Siyasetin 'Yeni Öznesi' Olarak 'Çokluk'
Makaleyi Paylaş

Siyasete yönelik herhangi bir faaliyetin geleneğinden veya tarihi köklerinden bağımsız olarak düşünülmesi mümkün değildir.

Siyaset açısından, meselelerin esasındaki devamlılığı ifade eden siyasal deneyim bunu çarpıcı biçimde özetler.

Bununla birlikte bizzat bir siyasal mücadelede heterojenlik söz konusu ise özetle orada çok renkli bir tablo ortaya çıkar. Siyaset evrimsel bir sürece karşılık gelir ve kendinden önceki politik deneyimi örnek alarak yoluna devam eder. Bu durumda geri çekilmenin veya deneyimi ısklamanın politik bir tutum olmadığını belirtelim.

Ancak hâl böyleyken siyaset doğal bir şekilde fiil üreten bir bünyenin kabul imkânları doğrultusunda belirlenir. Siyasetin temel sorunu başlangıcın nasıl yapılacağına dair beklentidir, zira bir işe başlamak o işi bitirmenin yarısıdır. Kendinde olmadığı söylenen ama gerçekte kendinde bulunan olay ve olgunun açılımı her zaman mümkün… Siyasette de böylesi bir pozisyon olası; siyasetin toplumsal kökenlerini bilmek ve buna uygun bir dil geliştirmek politikacının yanı sıra aydınların görevidir. Kök bilinmiyorsa yeni bir politik hafıza için evrensel örneklemelerden elbette istifade edilebilir.

Siyaset fiil üretmekle kalmaz aynı zamanda fikir/düşünce üreten bir özelliğe sahiptir. Düşünce üretemeyen bir siyaset toplumsal desteğini kaybeder. Bu her zaman böyle olmuştur. Bazı istisnaların olmasına bakıldığında ise perde arkasında otoriter bir şiddettin unsurları görülür.

Siyasi hareketler hedeflerine ulaşmak için çaba gösterirler; başarılı ya da başarısız olmanın sonuçları mümkün. Fakat özeleştiri yolu açık olduğu sürece siyasetin kendini yenileme imkânı olur.

Kuşkusuz siyasetin toplum nezdinde genel bir kapsama alanı olduğu gibi, kendini sınırlandırma gibi bir yanının olduğu da unutulmamalıdır. Bu durumda kendini monist olarak tanımlama eyleminden uzak tutmalıdır.

Yerel değerler gibi evrensel değerleri de merkeze alan siyaset daha geniş tabanlı politikalar üretme şansına sahip. Yerelin merkezileştirilmesi ulusal düzeyde faaliyet yürüten hareketler açısından önemlidir. Homojen yani, tek uluslu toplumda siyasetin yereli ve merkezi gibi iki politik ayrım yapılamaz; bu siyasetin doğasına aykırıdır. Ancak heterojen yani, birden çok ulusun yer aldığı toplumlarda siyasetin yüzü monist değil, çokluk üzerinden tanımlanır. Zira kurucu güç tekliklerin çokluğu babında ele alınır.

Kant’ın Aydınlanma nedir? Kısa çalışmasında ele aldığı gibi “İnsanın kendi kendisini vesayete maruz bırakmaktan kurtulmasıdır. Vesayet bir insanın bir başka insanın nezareti olmaksızın kendi idrak kabiliyetini kullanmama iktidarsızlığıdır. Bu vesayet, vesayetin sebebi akıldan mahrumiyetten değil, aklı bir başkasının nezareti olmadan kullanma cesaretinin yokluğunda, insanın kendi kendisini maruz bıraktığı bir vesayettir”, “Kendi aklını kullanma cesaretini göster”  

Siyasette temsiliyet esastır. Herhangi bir siyasi parti siyasal desteğini aldığı toplumu temsil etme yetkisine sahiptir; verilen bu iradi desteği en güzel bir şekilde kullanma yetkisini elinde bulundurur. Siyaset felsefesinde buna yetki devri denilir.

Siyasetin “Yeni Öznesi“ Olarak “Çokluk”

Çokluğun ontolojik yapısını çözümlemek bakımından en uygun filozoflardan biri şüphesiz Leibniz’dir. Leibniz 17.yy.’ın meşhur töz sorunu çerçevesinde Descartes ve Spinoza’yı takiben düşünmeyi sürdürmüştür. “Var olmak için kendisinden başka bir şeye ihtiyaç duymayan”, “kendi kendisinin nedeni olan”, “kendisi aracılığıyla tasarlanan şey” Descartes düşüncesinde töz Tanrı (sonsuz töz) ile ruh ve maddedir (sonlu töz); Spinoza Tanrı ya da ayın anlama gelen Doğa’yı mutlak töz olarak belirlemiş ve Descartes’in sonlu tözlerini tek ve sonsuz tözün öz nitelikleri olarak ele alınmıştır. Leibniz ise evreni monad olarak adlandırdığı sonsuz sayıda basit tözden yola çıkarak belirler. Her birer individuum ( biricik tek şey) olan monadlar etkin, tasarımlayan kuvvetlerdir ve tasarımın konusu ise evrendir. Sahip oldukları evren tasarımın açık ve seçikliğine göre monadlar arasında sonsuzca farklılık vardır. Modern bazı filozofların çokluğa dair düşünceleri Leibniz’in monadlarına ilişkin bir durum arzeder. Çokluk’un temel argümanlarına bakıldığında bu durum daha da açıklayıcı şeyler ifade eder.

“Her biri birer individuum olan ve “etkin kuvvet” olarak tanımlanan monadlar basit, yalın, parçasız ve sonsuz sayıdadır ; Bir’e indirgenemeyen Çokluk sonsuz-tekilliklerden oluşur . Her bir monad sahip olduğu olanağı etkin hale getirme yönünde sürekli bir eğilime sahiptir ; Çokluğu ifade eden posse devamlı mümkün olana ve farklılığa açık, hiç kapanmayan bir varolma halidir; çokluğun eti saf potansiyel ya da biçimlenmemiş yaşam gücüdür . Monadların pencereleri yoktur, dolayısıyla birbirlerini etkileyemezler ; dış manüplasyona kapalı olan Çokluk sadece içkin bir kuvvet uyarınca devinir . Her bir monad aynı şeyi tasarlar, tasarımın konusu evrendir ; Çokluk ortak payda temelinde hareket eder, ortak payda yeni küresel düzendir . Her bir monadın hep aynı şeyi tasarımlaması aralarında bir bağlantı olduğunu düşündürtür ; Merkezden bağımsız olmakla birlikte tek bir ruhla hareket ediyor gibi görünen çokluğun ortak paydada buluşması, onlar arasında bir ilişki olduğunu düşündürtür”

Günümüz siyaset felsefesinde giderek daha fazla tartışılan konulardan biri “siyasetin yeni öznesi olarak Çokluk”tur.

 “Çokluk” teklik’lerin karşıtı değil, teklik’lerin/ayrı ayrı ulusların kendi ulusal, sosyal, siyasal kimliklerini ve farklılıklarını koruyarak ortak bir siyasal düzen içerisinde bir arada mümkün oluşlarını vurgular. “Bu vurgu, otonomi çerçevesinde belirlenen günümüz siyasi düşüncesi bakımından önemlidir” Siyaset yapma biçiminin ve siyasetin kavramlarının dönüştüğü günümüzde “çokluk”un yanı sıra “öznellik üretimi”, “self-determinasyon” , “otonomi” gibi kavramlar yeni bir toplum kurucu aktör olarak öne çıkar. Bu dönüşümün, günümüz siyasette temsil krizine yol açtığını söylemek yanlış olmasa gerek.

“Çokluk” kalabalık, kitle, sürü anlamına gelmediği gibi, yaratıcı olmayan ve sadece manüplasyonla devinen kalabalıklardan oluşan kitle anlamına da gelmez. Oysa Çokluk kendi kendini devindiren, yaratıcı ve aktif tekilk’lerden oluşur”

“ Diğer yandan çoğunlukta herkes, halk, ulus ve sınıfta farklılıkları bir özdeşliğe-homojenliğe indirgeyen bir birlik söz konusudur; oysa Çokluk indirgenemez bir çoğulluktur, onu meydana getiren tekil farklılıklar aynılık ve özdeşlik formunda düzleştirilemez” Yani, “Çokluk” ortak paydaya sahip teklik’lerden oluşur; ortak payda ise her ulusun otonom bir kimlikle kendini varkılmasıdır. Çokluk eksenli demokrasilerde de bu olmazsa olmazdır.

“Son yıllarda neredeyse tüm dünyada gelişen olayları temsil krizinden kopuk değerlendirmek eksik bir girişim olacaktır” Siyasette temsil meselesine kısaca bakılacak olursa, konunun Kürdleri yakından ilgilendirdiğini belirtmemiz gerek.

Eşitlikler ve farklılıklar açısından bakıldığında ise, Kürdlerin bu konuda daha da büyük bir sorun yaşadıkları görülür. Kürd meselesine çözüm olarak ileri sürülen yaklaşımlar ne özneler/uluslar arası bir ilişki ve ne de otonom bir yapıya sahip. Bir halk/ulus için egemenlik ve özgürlük, kendi geleceklerini başkalarının müdahalesinden özgür ve bağımsız olarak organize edebilme talebidir. Burada Çokluk teorisine ihtiyaç hasıl olur.

Kuşkusuz sadece bireyler değil, aynı şekilde toplumlar, uluslar da bu tarz bir gerçekliğe sahip ve bunu sadece bireyselliğe indirgeyerek toplum-ulus ve kimliği dışlamanın anlamı olmaz.

Entelektüel çevrelerdeki tartışmalar bu minvalde seyrederken gerçekte herhangi bir kimliğe bağlı olmadığını iddia eden ve aynı zamanda farklılıklara saygı gösterdiğini iddia eden sol, bu davranışlarıyla farklılıkları onaylayan bir tutum sergilemez.

Konunun günümüz siyasetiyle ilgisi

  • Kürdlerin kendi farklılıkları (ulusal kimlikleri) üzerinden kendilerini yeniden inşa etme imkânlarını sağlayacak ve ulusal siyasetin yanı sıra çokluk eksenli evrensel politikalar dillendirmeleri mümkün mü?
  • Temsiliyet başta olmak üzere Kürdlerin kurucu özne olabilecekleri yeni ve çok uluslu bir anayasada yönetim imkânı elde edebilirler mi?
  • Kürdler kültürel bir toplum düzeyinden kurucu siyasal özneye dönüşebilirler mi? Bu konuda siyasetin imkânları nelerdir?
  • Özne monist bir kimlik arzediyorsa Kürdler bunun neresinde konumlanacak?
  • Çokluk kapsamında siyasal bir tasavvur söz konusu ise Kürdler bu çokluğun neresinde olacak?
  • Çokluk içerisinde ortak payda vurgusunun sınırları nereye kadar?

 

 

Bu makale toplam: 1339 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:05:16:24
Etiketler: irfan brulday
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

İrfan Burulday

Yazarın Önceki Yazıları

Kürd Siyaseti”nin Sığlığı Ulusal Birlik, Ortak Tutum ve Kürd Siyasal Aklı Siyasal ve İdari Özerklik Bağlamında Çözüm Tartışmaları İç Yapısal Sorunlar, “Tarihin Tekerrürü” ve İstenmeyen Sonuçlar Devlet ve Ulus-Toplum Olarak Kürdler Politik Kriz ve Özyönetim Praksisi Yeni Ortadoğu’da Varolmak Statü Arayışında Siyasal Modeller ve Tıkanıklığın Derinleşmesi (I) Kürd Siyaseti Üzerine: İdealistler ve Realistler - 1 Bağımsızlık Teorisine Dönüş Ulusal Mücadele Kavşağında Yeni Lozan ve Geleceğimiz İçimizdeki Osmanlı ve İçselleştirdiğimiz “Türkiyelileşme” Türkiyelileşme ve Kürdistan’da Ulusal Siyasetin Tasfiyesi Kısa-Orta-Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği –III Kürdistan’da Politik Birlik ve Çoğulcu İradenin Teşekkülü Siyaset Dışı Pirimitif Unsurlar ve Kürd Siyasetinin Geleceği Kısa-Orta-Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği –II Kürdistan’da Siyasetin Türbülansı Ulusal Mücadelede Kavramlar, Hukuk ve Çelişkiler “Çözüm Süreci” ve Kürdistan Realitesinin Depolitizasyonu IŞİD İle Savaş Kürdleri Bağımsızlığa Taşıyacak mı? Kısa- Orta - Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği -1 Vesayetçi Zihniyetin Kürd Siyasetine Etkileri Azadi: İnsiyatiften Harekete AZADİ Siyasallaşmaya Hazırlanıyor! Statükocu Seküler Siyasetin Açmazı ve AZADİ Hareketi Varlık Nedenimiz, Yeni Kuşaklar ve Siyasi Amacımız Gelmekte Olan Ulusal Birlik ve Kürd Siyasal Aklın Çıkmazları Çarmıhtan Bağımsızlığa Kürdler Savrulma mı, Demokratikleşme mi? Kürd Aydını Üzerine Türk Politik Kültürde Kürdler Teb’a mıdır, Ulus-Toplum mudur? Bir Siyasal Prototip Olarak “Türkiyelileşme” Türkiye'de Sendikalist Örgütlenmenin Çirkin Yüzü Kavramlar Neyi Temsil Eder? Demogojinin İflası ve Politik Aklın Bunalımı Kürd Siyasetinin Açmazları Mitleşen “Türkiyelileşme” ve Araçsallaşan Kürdistan Türk Demokrasisinde Kökkazıcılık Dindar Kürdlerde Dini, Demokratik ve Kürdistani Söylem (IV) Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir ( III ) Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir ( II ) Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir (I Jeopolitik Dalgalanma ve Kürt Siyaseti Millileşmek İçin Devleti Savunmak Ulusal Birlik, Ortak Tutum ve Kürt Siyasal Aklı Bölünmüş Benlik ve Tarih Bilinci Arasında Kürdlük
x