İrfan Burulday: Kürd Siyaseti Üzerine: İdealistler ve Realistler - 1

Kürd Siyaseti Üzerine: İdealistler ve Realistler - 1

Şüphesiz Kürdistan ulusal mücadelesinin yükselen en temel politik ve siyasal söylemi bağımsızlıktır. Bu söylem, ona, bulunduğu coğrafyada demos’la kratos arasındaki bağlantıya binaen nasıl bir siyasal, sosyal, temsiliyet ve meşruiyet varsayımına dayanılarak muayyen bir düzen içinde yaşayabileceğini gösterir.

İrfan Burulday

04.07.2015, Cts | 13:29

Kürd Siyaseti Üzerine: İdealistler ve Realistler - 1
Makaleyi Paylaş
Bağımsızlık teorisi siyasal kültürün yanı sıra, güncel politik dil ve söylemi de merkezine alır. Zira politik dil ve söylem, içerdiği kavramlar, kullandığı imgeler ve tanımlar gibi dizgesel dizimler üzerinden şekillenen semboller ve ona yüklenen anlamlarla toplumsal dolaşımını gerçekleştirir. Dolayısıyla, politik ve siyasal kültürü merkeze alan ulusal hareketler, politik söylemin yanı sıra bu söylemi var kılan sosyal ve kültürel çevrede olan biteni de dikkate almak durumundadır.

Kuşkusuz ne dinler, mezhepler, inançlar ve ne de modern ideolojiler sosyal ve tarihsel bağlamından kopuk değerlendirilemezler. Politik dil dediğimiz şey salt kavramlarla sınırlı değildir elbette. Örneğin fiziksel bir davranış veya yaşanan bir olay ve olgu karşısında ortaya konulan pozitif-negatif reaksiyoner bir tutum, politik dilin kapsamı içinde yer alabilir. Bunun yanısıra millet-ulus millileşme, milli ekonomi sivilizasyon, cemaat, ideolojik ve ulusal semboller (bayraklar, mitler, efsaneler, gerçek yaşamlar ) bile politik dil kapsamına girer.

Diğer bir deyişle politik dil ve politik söylem geniş spektrumlu özelliklere sahiptir de denilebilir. Örneğin bir ulusal bayrağı, o ulus için sembolik değeri üzerinden tanımlamak mümkündür. Kuşkusuz tüm bunlar politik dil, söylem ve siyasal mücadelenin bir başka yönüdür. Böylelikle hızlı değişen bir toplum olan Kürdler açısından politik dil ve söylem, sözkonusu değişimi kuşatmış olmakla birlikte hem iç dinamikler ve hem de dış dinamikler konusunda ulusal bir kimlik kazanmış olur. Haliyle siyasal süreç kendine özgü bir siyasal kimlik yaratmış olacaktır.

Şüphesiz Kürdistan ulusal mücadelesinin yükselen en temel politik ve siyasal söylemi bağımsızlıktır. Bu söylem, ona, bulunduğu coğrafyada demos’la kratos arasındaki bağlantıya binaen nasıl bir siyasal, sosyal, temsiliyet ve meşruiyet varsayımına dayanılarak muayyen bir düzen içinde yaşayabileceğini gösterir.

Öyleyse önümüzde cevaplamamız geren soru bağımsızlık düşüncesinin siyaset sahnesindeki karşılığı ve bu düşüncenin güncel sorunlara çözümler konusundaki yaklaşımı ve Kürd siyasasının bu konuya bakışıdır. Gerçekten bu bir ütopya mı? Kimine göre bu düşünce büyük ölçüde yetersiz ve hayalperest idealizmle sınırlı kalmakta ve realizm vurgusunun çok uzağındadır. Daha somut bir düzleme inildiğinde Kürd politik aklın kullandığı politik dil ve söylemin toplumsal düzeyde nasıl bir karşılığı var? Türkiyelileşmeyi, demokratik özerkliği, devletsizliği savunanların kendilerini realist olarak tanımladıkları ve bağımsızlığı savunanları ise hayal kuran, ütopik ve siyasal zeminde karşılıksız, kifayetsiz olarak gördükleri idealistler şeklinde tanımladıkları bir durum sözkonusu.

Öyleyse Kürd siyasal ve politik sahnesinin geniş spektrumlu bir fotoğrafını çekerek işe koyulabiliriz. Bu aynı şekilde bize, Kürdistan’da ulusal mücadelenin hangi dinamikler üzerinden yürütüldüğünü ve bir siyasal gerçeklik olarak nasıl bir perspektife sahip olduğunu da gösterir. Diğer bir deyişle gerçekçiler (realistler) ile gerçekçilik karşıtı gibi gösterilen (idealistler) taraflar arasında yaşanan derin bir çatışmanın anlaşılmasını da sağlamış olur. Şimdiden söylemiş olayım; realistler ile idealistler arasındaki tartışma önemli de olsa uzlaştırılabilir bir düzeydedir. Bu çalışmayı yapmamızın bir diğer amacı da buydu zaten. Şu kısa alıntıyla görüşümüzü teyit ettirelim: “Politika gerçekçi olmalıdır; politika idealist olmalıdır: İşte, birbirlerini bütünlediklerinde doğru, birbirlerinden ayrıldıklarında yanlış olan ilke” Böyle de olsa Kimine göre siyaset ya idealist, ya da realist olmalıdır.

Yukarıda alıntıladığımız düşünceden hareketle Kürdistan’da iki ana akıma ayrılan, ama kavramsallaştırılamadığı içinde bir türlü anlaşılamayan, yani, siyaset bilimi-politik bilim çerçevesinde konumlanmadığı için de neye karşılık geldiği bilinmeyen tarihsel bir dönem var. İster “Kürd sorunu” denilsin ister Kürdistan sorunu denilsin, Kürd siyasetinin ilgi duyduğu, olmazsa olmazı kabul ettiği, uğruna savaşların yaşandığı ve henüz çözüme kavuşturulmamış bir mesele var. O halde, en azından şimdilik Kürd ulusal mücadelesinin iki ana akım siyasal akıl tarafından yürütüldüğünü söyleyebiliriz; idealistler ve realistler. Öncelikle birbirinden ayrıştırıp, sonradan birleştirme yani uzlaştırma yoluna gideceğiz. Zira İdealistler, realpolitik davranmadıkları; ütopist, hayalperest oldukları varsayılarak realistler tarafından eleştirilmekte, realistler de, sonsuz bir diyalektiğe ve neden sonuç ilişkisine sürüklendikleri faraziyesiyle idealistlerce eleştirilmektedir. Sanırım buraya kadar ve bundan sonra işleyeceğimiz konunun muhtevası tam olarak anlaşılmıştır. Zira burada bir diğer amacımız Kürd siyasetinin bizatihi ontolojik yapısını ve yürütücülerinin nasıl bir denklem doğrultusunda hareket ettiklerinin bilinmesi ve sınıflandırılmasıdır.
Aksi halde yapısal, teorik bir tartışma yerine, ucu açık, anlamsız ve egemen devletlerin siyaset sosyolojisine ve hatta stratejisine uygun bir antagonizma içinde cebelleşip duracağız. Bir diğer amacımız ise bu tartışmaların bilimsel olmayan zeminlerde tartışılmasının önüne geçmektir. Dolayısıyla bizden sonraki genç kuşağın bu tip çalışmalarda nereden başlaması gerektiği konusuna da bir açıklık getirmiş olacağız.

Bu sebeple de yer yer tekrara düşmemizi hoş karşılamanızı ümit ediyoruz. Adı konulmamış bir tartışma var ve biz de bu adı konulmamış tartışmaya bir nebzede olsa somut bir açıklık getirmiş olacağız. Zira okumalarımızı sadece milliyetçilik, anti-milliyetçilik, İslamcılık, sekülerlik, modernizm, post-modernizm ve ulusçuluk üzerinden sürdüremeyiz. Biz daha derinlere inerek tartışmaları ana mecrasına taşıyıp siyaset felsefesine iliği duyan genç kuşak Kürd araştırmacılara bir koridor açmaya çalışacağız.

Farklılaşma mı, kutuplaşma mı?

Zaman zaman da dile getirdiğimiz gibi, Kürdistan coğrafyası çok dilli, çok lehçeli, çok dinli, çok mezhepli, çok inançlı ve çoğulcu bir etnisiteye sahiptir. Kısacası Kürdistan bu coğrafyada yaşayan tüm heterojen toplumların, milletlerin veya ulusların ülkesidir. Haliyle Kürdistan homojen değil, heterojen bir bütünlüğe sahiptir.

Kuşkusuz bu farklılıklar bir kutuplaşma olarak addedilmemelidir, zira kutuplaşma ile farklılaşma hem anlam-mana olarak, hem de işlevsel-fonksiyonel olarak birbirinden farklı iki kavramdır. Gerek idealistler ve gerekse de realistler bu konuda hemfikirdirler.
Öte taraftan Kürdistan’da sosyal çevre, politik doku, kültürel kodlar ve sosyal sınıflar (sivil grupsal örgütlenmeler) bunu gösteriyor.

Ancak her iki ana akım da Kürdistan’ın sahip olduğu bu potansiyeli; gerek politika sahnesinde, gerekse de sosyal sahada nasıl değerlendireceği ve ne şekilde konumlandıracağı konusunda yetersiz. İdealistlerin bu konuda somut bir siyasal düzen yani bağımsızlık talebi olsa da, problem, bu farklılıkları amaçladıkları somut siyasal düzen çatısında nasıl konumlandıracaklarıdır. Siyaset sahnesinde politika yürüten bazı Kürd İslami hareketler örnek verilebilir. Realistlerin ise somut siyasal düzeni nerede aradıkları ve nasıl bir somut siyasal düzeni arzuladıkları henüz net değil. Zira onlara göre bu tip durumların gerçekleştirilmesi için somut bir devlet düzenine (bağımsız Kürdistan) ihtiyaç yoktur. Oysa ileri sürdükleri paradigma aslında sistematik bir devlet düzenine işaret ediyor. Ancak onlar ısrarla bunun Türkiyelileşme ve yerel yönetimler yöntemiyle çözülebilirliğini vurgulamakta ve bağımsızlık yanlılarını da ütopyacı olarak görmekteler.
Halbuki Arap Baharı’yla başlayan süreç, Kürdleri defakto bir devlet durumuna yükseltmiştir. Bu konuda realpolitik davranmayan aslında realistlerin bizatihi kendileridir.

Çıkış noktası olarak ortak bir ideal yaratmak

Yukarıda belirttiğimiz gibi bu çalışmadaki amaç, ister realistler olsun, isterse de idealistler olsun, olgu ve olması gerekeni merkeze alarak ortak bir ideal yani bütünleşme veya uzlaşı sağlamaktır. Zira her iki ana akım da Kürdlerin geleceğini merkeze alan bir politik söylem ve politik dil kullanmak zorundadır. Haliyle yüzlerini dönecekleri toplum Kürdistanlılar ve siyasal, ekonomik programlarını hayata geçirebilecekleri coğrafya ise Kürdistandır. Burada öne çıkan ise doğruluk derecesinde kuşku duyulmayan yegâne şey Kürdlerin kendi coğrafyalarında siyasal düzenlerini kurmalarıdır. Uluslararası ve günümüz gerçekleri ile uyumlu, pragmatik, idealist ve realist bir ulusal politikayı savunarak işe başlayabiliriz. Kuşkusuz idealistler ve realistlerin süjesi toplumdur. Öyleyse topluma rağmen somut bir siyaset yapılamayacağına göre, toplumun milli-ulusal değerleri ve tarihsel kökleriyle uyumlu bir siyasetin yürütülmesi pekâlâ mümkündür.

Ortak bir ideal yaratmak sözünden ne anlıyoruz? Aslına bakılırsa İdealin ortaklığı veya ortaklığın ideali kavramı her türlü tartışmaya açıktır. Elbette bundan kastımız metafizik ve ideolojik idealler değildir. Biz ne din idealizminin ve ne de ideolojik ideallerin mutlaklaştırılması ve siyasanın öznesi veya aracı olarak ele alınması taraftarı değiliz. Sonrası absürd tartışmaların yapılmaması için de öncelikle şunu da belirtelim; kuşkusuz din ve ideolojiler kendilerini merkeze alarak ortak paydalar oluşturabilecek yetkinliktedirler.

Ancak bizim konumuz bu olmadığında üzerinde durmayı gereksiz görüyoruz. Ama her ikisini de cem (kuşatabilecek) edebilecek, bir ortak payda belirlemeliyiz. Açıkçası ben bu paydanın devlet-bağımsızlık idealizmi olabileceğini düşünüyorum. Yani sözkonusu tüm bu parçaları bütünleştirerek bir araya getirebilecek tek gücün bağımsız bir devlet mekanizması olabileceği yönünde bir kanaate sahibim.

Zira idealistlere göre devlet, ideallerin ve gerçeklerin bir araya getirilmesiyle oluşur. Yani toplumun ve bireylerin ortak idealleri siyasal somut bir düzen ekseninde bütünleştirilebilir. Yukarıda Kürd realistlerin siyasal bir düzeni talep ettiğini söylemiştik. Ancak bu düzenin nasıl bir somut şeye karşılık geldiği konusundaki yaklaşımları ise tamamen muğlak.
Oysa Batı’da realistler son derece devlete, onun işlevselliğine, etki alanına ve vazgeçilmezliğine vurgu yaparken, Kürd reaistler ise realpolitik veya sözde demokrasi adına onu çöpe atmaktalar.

Şüphesiz devleti ortaya çıkaran, onu belirleyen bir takım temel özelliklerin olduğu söylenebilir. Bunlar arasında en çok öne çıkan özellikler ise egemenlik, meşruiyet, coğrafya, kamusallık ve hükmetme özellikleridir. Haliyle bu düşünce hem idealistleri ve hem de reailistleri kapsamaktadır. Tabi nasıl bir devlet? Sorusu ise konumuzun dışındadır. Zira bizim amacımız İdealistler ile realistleri uzlaştıracak bir düzen mekanizmasının ortaya konulmasıdır. Realistlerin bu konuda idealistlerle ortaklığı ise kaçınılmazdır ve Ortadoğu’daki yangın alarmı da buna işaret ediyor.

Bilindiği gibi modern siyaset felsefesinde bu siyasi akımlar reailizm ve idealizm başlığıyla kategorize edilmektedir. Biz de bu kategorilerin Kürd siyasetine indirgenmesi durumunda nasıl bir tartışmanın ortaya çıkacağı, nelerin konuşulabileceği ve nasıl sonuçlar elde edilebileceği yönü üzerinde durmaya çalıştık. “Söz konusu taraflar her ne kadar birbirinden farklı bir yapı sergiliyor olsalar da temelde, maddi gerçeklik her ne olursa olsun sahip oldukları idealler çerçevesinde siyaset yapıyor, fikir üretiyorlar. Siyaset yapma süreçlerine somut gerçeklikler, son derece sınırlı düzeyde etki etmektedir.”

Kürdlerin geleceği konusunda her iki tarafında kaygılarını, endişelerini biliyoruz. Hatta sorunun ileriye gidildikçe daha da derinleşeceği malûm. Ne yapılırsa yapılsın somut gerçeklik olan Kürdlerin devletsizliği uzakta tutulamaz. Bu konuda realistlerin idealistlere ihtiyacı olduğu gibi, idealistlerin de realistlere ihtiyacı var. Bunu da bir sonraki çalışmamıza bırakalım.
Bu makale toplam: 7030 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:08:30:45
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

İrfan Burulday

Yazarın Önceki Yazıları

Siyasetin 'Yeni Öznesi' Olarak 'Çokluk' Kürd Siyaseti”nin Sığlığı Ulusal Birlik, Ortak Tutum ve Kürd Siyasal Aklı Siyasal ve İdari Özerklik Bağlamında Çözüm Tartışmaları İç Yapısal Sorunlar, “Tarihin Tekerrürü” ve İstenmeyen Sonuçlar Devlet ve Ulus-Toplum Olarak Kürdler Politik Kriz ve Özyönetim Praksisi Yeni Ortadoğu’da Varolmak Statü Arayışında Siyasal Modeller ve Tıkanıklığın Derinleşmesi (I) Bağımsızlık Teorisine Dönüş Ulusal Mücadele Kavşağında Yeni Lozan ve Geleceğimiz İçimizdeki Osmanlı ve İçselleştirdiğimiz “Türkiyelileşme” Türkiyelileşme ve Kürdistan’da Ulusal Siyasetin Tasfiyesi Kısa-Orta-Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği –III Kürdistan’da Politik Birlik ve Çoğulcu İradenin Teşekkülü Siyaset Dışı Pirimitif Unsurlar ve Kürd Siyasetinin Geleceği Kısa-Orta-Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği –II Kürdistan’da Siyasetin Türbülansı Ulusal Mücadelede Kavramlar, Hukuk ve Çelişkiler “Çözüm Süreci” ve Kürdistan Realitesinin Depolitizasyonu IŞİD İle Savaş Kürdleri Bağımsızlığa Taşıyacak mı? Kısa- Orta - Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği -1 Vesayetçi Zihniyetin Kürd Siyasetine Etkileri Azadi: İnsiyatiften Harekete AZADİ Siyasallaşmaya Hazırlanıyor! Statükocu Seküler Siyasetin Açmazı ve AZADİ Hareketi Varlık Nedenimiz, Yeni Kuşaklar ve Siyasi Amacımız Gelmekte Olan Ulusal Birlik ve Kürd Siyasal Aklın Çıkmazları Çarmıhtan Bağımsızlığa Kürdler Savrulma mı, Demokratikleşme mi? Kürd Aydını Üzerine Türk Politik Kültürde Kürdler Teb’a mıdır, Ulus-Toplum mudur? Bir Siyasal Prototip Olarak “Türkiyelileşme” Türkiye'de Sendikalist Örgütlenmenin Çirkin Yüzü Kavramlar Neyi Temsil Eder? Demogojinin İflası ve Politik Aklın Bunalımı Kürd Siyasetinin Açmazları Mitleşen “Türkiyelileşme” ve Araçsallaşan Kürdistan Türk Demokrasisinde Kökkazıcılık Dindar Kürdlerde Dini, Demokratik ve Kürdistani Söylem (IV) Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir ( III ) Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir ( II ) Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir (I Jeopolitik Dalgalanma ve Kürt Siyaseti Millileşmek İçin Devleti Savunmak Ulusal Birlik, Ortak Tutum ve Kürt Siyasal Aklı Bölünmüş Benlik ve Tarih Bilinci Arasında Kürdlük
x