İrfan Burulday: Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir ( III )

Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir ( III )

Bir Islahat Planı Olarak Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ve Türk devletinin beka problemi

Devlet için esas olan Türkiye’nin bütünlüğü ve bölünmezliğidir. Bu sebeple Türk siyasal akıl, Türkiye’nin siyasi ve “coğrafi” yani me.

İrfan Burulday

05.03.2014, Çar | 15:06

Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir ( III )
Makaleyi Paylaş
Bir Islahat Planı Olarak Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ve Türk devletinin beka problemi

Devlet için esas olan Türkiye’nin bütünlüğü ve bölünmezliğidir. Bu sebeple Türk siyasal akıl, Türkiye’nin siyasi ve “coğrafi” yani mevcut harita bütünlüğünü değişmez kabul eden, bölünmezliğini ontolojik olarak benimseyen ve bu siyasal düşünceye dost bir partner arayışında. Bu sebeple devletin zihinsel dünyasında Kürd meselesine ilişkin planının sacayağı iki esasa dayalıdır: Birincisi, içte asayiş ve “barış”ın sağlanması, ikincisi, dışta ve içte devletin temel bölünmezlik yasalarına saygıyı esas alan ve bu bağlamda onu olası dış müdahalelerden koruyan, kollayan bir siyasal güç… Bu partnerliğin öncelikli şartı, devletin bütünlüğü ve anayasal bölünmezliğini merkeze alan bir düşünceyi savunmasıdır.

Kuşkusuz bu güç, bugün itibarıyla söylersek; PKK-BDP gibi Kürd siyasetinde güçlü ana-akım hareketlerdir. MİT ile PKK lideri Abdullah Öcalan arasındaki görüşmeler genel itibarıyla bu çerçevedir. Bu hareketin âkil adamı kabul edilen Abdullah Öcalan’ın basına yansıyan açıklamalarına ve teorik bir çerçeve şeklinde sunulan çalışmalarına bakıldığında bu tespitimizin doğru olduğu anlaşılır. PKK liderinin yaptığı neredeyse tüm açıklamaların, yazışmaların ortak vurgusu, mevcut devletin bütünlüğü, bölünmezliği kapsamındadır. Dolayısıyla bu konuda öne çıkan ve yeni bir ıslahat planı ( bildiğiniz gibi Şark Islahat Planı asimilasyon, Türkleştirme, Türkiyelileştirme, demokratikleşme ve entegrsit bir amaca hizmet etmek için uygulamaya konulmuştu ) olarak tasarlanan “Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı” konusundaki ısrarcılığı, devletin egemenliğine ve bölünmez bütünlüğüne (Misak-ı Milli) yönelik her türlü teorik tartışmayı reddetme üzerine odaklıdır. Oysa bu şart, siyasal bölgecilik, kültürel bölgeselcilik, özerklikçi devlet modeli ve siyasal idari yapılar gibi özerklik, muhtariyet, otonom içerikli ve siyasal egemenliği paylaşıcı, adem-i merkeziyetçiliği özümseyen hiçbir anlam taşımaz. Kısaca Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı; devletin yönetiminde ve yine onun denetiminde belediyeler çatısı altında tevzi-i mezuniyet (yetki genişliği) olarak tanımlanabilir. Dolayısıyla bu projeyi adem-i merkeziyetçi bir siyasi-idari proje olarak algılamak yanlıştır.
Dönemin Osmanlı devleti gibi Türk devleti de özerklik veya özerkliğe yaklaşan her türlü yönetimsel örgütlenmeye karşıdır. Zira bir bölgeye özerklik vermek çok kez bunların er ya da geç Osmanlı’da olduğu gibi imparatorluktan kopmasıyla sonuçlanmıştı. Osmanlı’da bu tip özerk yapıların süreç içerisinde nasıl bağımsız devletlere dönüştüğünü biliyoruz.

Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı da ulus-devletlerin esnetilmesi ve idari, mali düzeyde bazı yetkilerin belediyelere tanınması için düzenlenmiştir. Belediyeler siyasi değil, idari yapılardır. Kürd siyasetinin böyle bir yapıda ısrarcı olmasının başka nedenleri olabilir ama açıklamalarda da gördüğümüz gibi esas neden “ontolojik devletin” bütünlüğünü ve bölünmezliğini korumaktır.

Bu açıklamayı yaptıktan sonra peki, neden Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı gibi bir soruya yeniden yanıt bulmaya çalışmanın şimdilik bir anlamı yoktur. Ama Avrupa Yerel Yönetimler Şartı ile ilgili daha doğrusu Türkiye’de belediyeler kanunu olarak da isimlendirilen bu mevzuatın tarihine kısaca göz atmakta bir fayda var.

Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı 15-10-1985 tarihinde imzaya açılmıştır. Türkiye anlaşmaya 21-11-1988 tarihinde imza koymuş ve anlaşma 09-12-1992 tarihinde bazı maddelerine çekincelerini koyarak onaylamış ve 01.04.1993 tarihinde yürürlüğe konulmuştur.
Türkiye bu sözleşmenin birçok maddesine çekincelerini koymuştur. Bu çekincelerin en önemli nedeni, süreç içinde Kürdlerin özerklik elde edebilme ihtimaliydi.

Bu sözleşme daha çok katı merkeziyetçiliğe sahip ulus-devletlerin esnetilmesi, etnik-yerel kültürlerin korunması, belediyelerin; sosyal, mali faaliyet alanlarının genişletilmesi ve yönetime katılımın sağlanması ile ilgilidir. Bu konu daha önceki çalışmalarımızda da belirttiğimiz gibi Jön Türkler öcülüğünde ve özellikle de Prens Sabahattin tarafından gündeme getirilmiştir. Bu projenin gündeme getirilmesinin en önemli nedeni parçalanmakta olan Osmanlı’nın bütünlüğünü korumak ve bölünmezliğini garantilemekti. Bunun bir siyasal özerklik olmadığını ayrıca belirtmek gerekir. Dolayısıyla bu sözleşmenin faaliyet alanı sıkışan merkezi yapının sorumluluğunu hafifletmektir. Kimileri ise merkezi yapı ile yerel-belediyeler arasındaki yazışmaların, iletişimin yeniden kurulması olarak tanımlamaktadır.

Kısacası görünen o ki, Türk devleti bu konuda mevcut üniter anayasaya, bölünmezlik paradigmasına ve ulusal mevzuatına uygun düşecek bazı hukuki düzenlemeler yapacak. Kürd siyasetinin en dinamik siyasi hareketi olan BDP’nin bu düzenlemelerin nicelik ve niteliğine ilişkin somut bir açıklaması olmadı. Örneğin BDP son günlerde “yerinden yönetim” sloganını öne çıkarmaktadır. Yerinden yönetimden şayet Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nı kastediyorsa, bu gerek kendisi ve gerekse de Kürdler açısından ciddi bir sorun oluşturacak. Kürd siyasetinin böylesi bir durumdan statü adına bir paye çıkarmaya çalışmak yanlıştır. Öte taraftan Türkiye’nin neredeyse bütün maddelerine çekince koyduğu Özerklik Şartı’nın anayasal bir çerçeveye alınması olanaksız görülmektedir.
Türkiye devletinin üniter yapısı, bölünmezliği ve devlet egemenliğini tanıyan bu proje, yerel yönetimler bazında siyasal adem-i merkeziyetçiliğe yer vermez. Ulus-devlet kapsamında kollektif hakların paylaşımı söylemi ise sözkonusu bile olamaz. Kürtlerin müesses nizamın bir bileşeni olmasını amaçlayan bu projenin, Kürtlerin kendi iradeleriyle ve temsiliyet haklarına dayalı hukuksal ve anayasal bir özerklik olduğu yönünde açıklamalar gerçeği yansıtmamaktadır. Yasama, yürütme ve yargı gibi Kürtlere hiçbir hukuki zemin oluşturmayan bu projenin, stratejik bir geçiş süreci olarak algılanması ise yanılgıdır.

Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı uygulamasını ulusal mücadele yoluyla elde edilmiş bir hak olarak görmek, göstermek isteyen Kürt siyaseti, sözkonusu sistemin Türk devletinin öteden beri savunduğu ve iç güvenliği tehdit eder diye askıya aldığı bir uygulamadır. Bunun bir Kürt açılımı olduğuna inanmak ve Kürtlerin siyasal statüsüzlüklerine son verebilecek ya da en azından kısmi bir statü kazandırmak gibi önemli rolünün olduğunu kabullenmek doğru değildir.

Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir

Gelinen noktayı nazarı itibara aldığımızda, gerek Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ve gerekse de bu tipte merkeziyetçiliğe bağlı idari yapılar olsun, Kürdistan meselesine çözüm teşkil edebilecek hiçbir özellik taşımamaktadır. Kürdlerin devletleşmesi ve kendi topaklarında iktidar olarak özgürlüklerini kazanması, ya doğrudan bağımsız bir devlet ya da adem-i merkeziyetçiliği esas alan, birden çok siyasal merkeze sahip ve siyasal birliği önceleyen federasyona dayalı siyasal sistemi çözüm olarak benimsemeliler. Zira federasyonlarla üniter devletleri bir birinden ayıran temel ölçüt, siyasal merkeziyetçiliğin varlığı veya yokluğudur. Federasyonlar, birden çok siyasal merkeze sahip siyasal bir birlik olduğu için, çok-merkezilik ilkesine dayanır. Federal ve federe otoriteler olmak üzere, siyasal iktidar değişik siyasal varlıklar arasında bölünmüştür”

Bu anlamda Federalizm bir nevi egemenliğin, iktidarın paylaşımı esasına dayanır diyebiliriz. Yukarıda söylediğimiz gibi, Devlet için esas olan Türkiye’nin bütünlüğü ve bölünmezliğidir. Bu sebeple Türk siyasal akıl, Türkiye’nin siyasi ve “coğrafi” yani mevcut harita bütünlüğünü değişmez kabul eden, ve bölünmezliğini ontolojik olarak kabul eden ve bu siyasal düşünceye dost bir partner arayışında. Öte taraftan bu partnerin önceliği, devletin bütünlüğü ve anayasal bölünmezliğini ilke edinen bir planı savunma pozisyonunda olmasıdır.
Şurası çok açıktır ki; Kürdler için devletsizlik bir kriz ve boşluk halidir ve bu krizin sürmesi durumunda oluşacak zararı Kürdler görecektir.

[email protected]

Bu makale toplam: 7805 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:21:15:48
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

İrfan Burulday

Yazarın Önceki Yazıları

Siyasetin 'Yeni Öznesi' Olarak 'Çokluk' Kürd Siyaseti”nin Sığlığı Ulusal Birlik, Ortak Tutum ve Kürd Siyasal Aklı Siyasal ve İdari Özerklik Bağlamında Çözüm Tartışmaları İç Yapısal Sorunlar, “Tarihin Tekerrürü” ve İstenmeyen Sonuçlar Devlet ve Ulus-Toplum Olarak Kürdler Politik Kriz ve Özyönetim Praksisi Yeni Ortadoğu’da Varolmak Statü Arayışında Siyasal Modeller ve Tıkanıklığın Derinleşmesi (I) Kürd Siyaseti Üzerine: İdealistler ve Realistler - 1 Bağımsızlık Teorisine Dönüş Ulusal Mücadele Kavşağında Yeni Lozan ve Geleceğimiz İçimizdeki Osmanlı ve İçselleştirdiğimiz “Türkiyelileşme” Türkiyelileşme ve Kürdistan’da Ulusal Siyasetin Tasfiyesi Kısa-Orta-Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği –III Kürdistan’da Politik Birlik ve Çoğulcu İradenin Teşekkülü Siyaset Dışı Pirimitif Unsurlar ve Kürd Siyasetinin Geleceği Kısa-Orta-Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği –II Kürdistan’da Siyasetin Türbülansı Ulusal Mücadelede Kavramlar, Hukuk ve Çelişkiler “Çözüm Süreci” ve Kürdistan Realitesinin Depolitizasyonu IŞİD İle Savaş Kürdleri Bağımsızlığa Taşıyacak mı? Kısa- Orta - Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği -1 Vesayetçi Zihniyetin Kürd Siyasetine Etkileri Azadi: İnsiyatiften Harekete AZADİ Siyasallaşmaya Hazırlanıyor! Statükocu Seküler Siyasetin Açmazı ve AZADİ Hareketi Varlık Nedenimiz, Yeni Kuşaklar ve Siyasi Amacımız Gelmekte Olan Ulusal Birlik ve Kürd Siyasal Aklın Çıkmazları Çarmıhtan Bağımsızlığa Kürdler Savrulma mı, Demokratikleşme mi? Kürd Aydını Üzerine Türk Politik Kültürde Kürdler Teb’a mıdır, Ulus-Toplum mudur? Bir Siyasal Prototip Olarak “Türkiyelileşme” Türkiye'de Sendikalist Örgütlenmenin Çirkin Yüzü Kavramlar Neyi Temsil Eder? Demogojinin İflası ve Politik Aklın Bunalımı Kürd Siyasetinin Açmazları Mitleşen “Türkiyelileşme” ve Araçsallaşan Kürdistan Türk Demokrasisinde Kökkazıcılık Dindar Kürdlerde Dini, Demokratik ve Kürdistani Söylem (IV) Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir ( II ) Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir (I Jeopolitik Dalgalanma ve Kürt Siyaseti Millileşmek İçin Devleti Savunmak Ulusal Birlik, Ortak Tutum ve Kürt Siyasal Aklı Bölünmüş Benlik ve Tarih Bilinci Arasında Kürdlük
x