İrfan Burulday: Bir Siyasal Prototip Olarak “Türkiyelileşme”

Bir Siyasal Prototip Olarak “Türkiyelileşme”

Nasıl tanımlanırsa tanımlansın yapısal ve biçimsel anlamıyla her kavram-kavramsallaştırma neşet ettiği siyasi ve toplumsal konjonktürün izlerini taşır. Zira düşünce sekansı bir şeyi tanımladığınızda o şey tanımlanan şeyin kendisidir.

İrfan Burulday

16.05.2014, Cum | 22:22

Bir Siyasal Prototip Olarak “Türkiyelileşme”
Makaleyi Paylaş
Nasıl tanımlanırsa tanımlansın yapısal ve biçimsel anlamıyla her kavram-kavramsallaştırma neşet ettiği siyasi ve toplumsal konjonktürün izlerini taşır. Zira düşünce sekansı bir şeyi tanımladığınızda o şey tanımlanan şeyin kendisidir. Bir şeyi tanımlamak demek, o şeyin nasıl üretildiği, niçin üretildiği ve nasıl bir konstrant taşıdığını biliyor olmak gerekir. Dolayısıyla kavramsallaştırmalardan, tanımlardan ve önermelerden anlaşılan şey, nominal yani soyut şeyler değildir. Örneğin kendi bağlamından koparılan bir kavramın somut bir karşılığı yoktur. Çünkü yanlış bir tanım zaten tanım olarak görülmez.
Eğer kavramsallaştırma salt bilimin-düşüncenin ürünü değil de toplumsal olayların, toplumsal siyasal konjonktürün etkisini taşıyan bir zihnin-aklın ürünü ise, doğal olarak o kavramlar neşet ettiği toplumsal dokuyla uzlaşır ve o toplumun değişim ve dönüşümüyle doğrudan ilişkilendirilir. Zira kavramlar aynı şekilde ideolojik anlamlar taşır ve bu ideolojiler toplumsal gelişimle aynı paralelde bir hareket gücüne sahip olur.

Diğer bir deyişle, kavramlar, aynı zamanda ideolojik, kültürel ve toplumsal dönüşüm araçları olarak da kullanılabilir. Dolayısıyla bazı kavramlar hem yerel hem de evrensel bir fonksiyona sahiptir. Bu kavramlar düşüncenin dönüşümü için kullanılabilir bir nitelik taşır. Kürdistan meselesinin çözümü için “Türkiyelileşme” kavramı bilimsel bir kavramsallaştırma değil, o toplumun (Türkiye) sosyal, siyasal, kültürel ve konjonktürel dokusuyla doğrudan ilişkilidir. O halde “Türkiyelileşme”, Kürdler adına gerek zihni ve gerekse de siyasal nitelikte bir dönüşüm aracı değildir; aksine siyasal ve kültürel düzeyde bir asimilasyon, alinasyon ve hatta homojenleştirme aracıdır.

Zira “Türkiyelileşme”, Kürdleri, kendi ulusal kimliğiyle içine alan bir tanım değildir, olsa olsa Kürdlüğün âline edilmiş bir vasıfla Türkiyeliliğin içine hapsedilmesidir. Öte taraftan “Türkiyelileşme”yi tek ucu hareketli bir daire olarak düşünürsek, karşımıza sürekli kendisini yenileyen ve yeniledikçe de diğer ucunu pasifize eden bir faaliyet meydana gelmiş olur. Dolayısıyla burada Türkiyelilik, hareketle hareketsizliğin aynı olduğu bir nokta olarak algılanmaktadır. Halbuki bu noktada hareketli (aktif) olan Türkiye, hareketsiz (pasif) olan ise Kürdistan’dır. Nitekim kendinize ait olmayan bir kavramsallaştırma ve mekân çerçevesinde faaliyet yürütmeniz olanaksızdır; zira burada toplumsal, siyasal özne siz değilsiniz. Toplumu siyasal özne yapan en pratik nokta ise siyasal alan olarak tezahür etmesidir. Dolayısıyla toplum siyasal alanın öznesidir. Onu politikleştiren ve siyasal yönetime katan da bu özneliğidir. Kürd Siyaseti kavramlaştırması da bu toplumun varlığıyla mümkündür.

Öyleyse “Türkiyelileşme” bir düşünce sekansı olarak egemen devletin kimliğini yansıtan ve onu özneleştiren hiyerarşik bir prototip projedir. Bazı kimseler bunu coğrafi ve siyasi bir uzlaşı şeklinde sunmakta ve karşılıklı iki halkın muayyen bir demokratik sözleşme etrafında birleşmesiyle oluştuğuna işaret etmekte ve yine bunu, Kürdler ve Türklerin siyasal birliği adı altında lanse etmektedir. Yani birbirini meşrulaştıran ve birbirine tutarlılık kazandıran iki heterojen unsurun birbirine bağlanmasından doğan bir algı olarak yansıtılmaktadır. Oysa zannedildiği gibi Türkiye devleti, Kürdleri ayrı bir ulus ve Kürdistan’ı da ayrı bir coğrafya olarak görmez. Aksine, Kürdleri Türk vatandaş (anayasal), Kürdistan’ı da kendi toprak bütünlüğü olarak görür.

Peki, bunu ulus-üstü bir devlet yapılanması olarak görmek mümkün mü? Doğrusunu söylemek gerekirse hiçbir devlet ulus-üstü bir demokratik düzen ekseninde kurulmaz. Ancak bazı hukuki açılımlar, temel hak ve özgürlükler konusunda yasal düzenlemeler yapar. Bu yasal düzenlemeler, o devleti ulusların devleti haline getirmez. Hukuk devleti bile olsa, bu düzen algısı değişmez. Zira devletlerin, hukuk devleti şeklinde tanımlanmaları ulusal kimliğinin olmadığı/olmayacağı anlamına gelmemektedir. Daha doğrusu hukuku devletin bir kimliği olarak görmek kanaatimce yanlıştır. Hukuk ancak var olan veya olması gerekeni düzenleme yetkisine sahiptir.

Dolayısıyla kavramsallaştırmalar toplumun sosyo-kültürel ve siyasi kimliğine göre şekillenir. “Türkiyelileşme” terimi üstüne inşa edilen her söylem, düşünce, hareket ve idari yapılanma, günümüzde, Kürd ulusal mücadelesini belirsizliğe sürüklemektir. Bu terim tam olarak hangi rasyonaliteden kaynaklanmaktadır sorusuna yönelik ciddi bir muhataplık yaratmamıştır. Türkiye’nin demokratikleşmesi zaman zaman söylediğimiz gibi önemlidir. Ancak ben şimdilik bahsedilen bu demokratikleşmenin politik bir âlinasyon aracı biçiminde yürütüldüğü kanaatindeyim. Kürdler gerek siyasi, gerek sosyal ve gerekse de yönetimsel olarak prototip Türkiyelileşmenin ve yine prototip demokratikleşmenin neresinde sorusu hala muğlak.
Bu makale toplam: 10232 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:00:27:08
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

İrfan Burulday

Yazarın Önceki Yazıları

Siyasetin 'Yeni Öznesi' Olarak 'Çokluk' Kürd Siyaseti”nin Sığlığı Ulusal Birlik, Ortak Tutum ve Kürd Siyasal Aklı Siyasal ve İdari Özerklik Bağlamında Çözüm Tartışmaları İç Yapısal Sorunlar, “Tarihin Tekerrürü” ve İstenmeyen Sonuçlar Devlet ve Ulus-Toplum Olarak Kürdler Politik Kriz ve Özyönetim Praksisi Yeni Ortadoğu’da Varolmak Statü Arayışında Siyasal Modeller ve Tıkanıklığın Derinleşmesi (I) Kürd Siyaseti Üzerine: İdealistler ve Realistler - 1 Bağımsızlık Teorisine Dönüş Ulusal Mücadele Kavşağında Yeni Lozan ve Geleceğimiz İçimizdeki Osmanlı ve İçselleştirdiğimiz “Türkiyelileşme” Türkiyelileşme ve Kürdistan’da Ulusal Siyasetin Tasfiyesi Kısa-Orta-Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği –III Kürdistan’da Politik Birlik ve Çoğulcu İradenin Teşekkülü Siyaset Dışı Pirimitif Unsurlar ve Kürd Siyasetinin Geleceği Kısa-Orta-Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği –II Kürdistan’da Siyasetin Türbülansı Ulusal Mücadelede Kavramlar, Hukuk ve Çelişkiler “Çözüm Süreci” ve Kürdistan Realitesinin Depolitizasyonu IŞİD İle Savaş Kürdleri Bağımsızlığa Taşıyacak mı? Kısa- Orta - Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği -1 Vesayetçi Zihniyetin Kürd Siyasetine Etkileri Azadi: İnsiyatiften Harekete AZADİ Siyasallaşmaya Hazırlanıyor! Statükocu Seküler Siyasetin Açmazı ve AZADİ Hareketi Varlık Nedenimiz, Yeni Kuşaklar ve Siyasi Amacımız Gelmekte Olan Ulusal Birlik ve Kürd Siyasal Aklın Çıkmazları Çarmıhtan Bağımsızlığa Kürdler Savrulma mı, Demokratikleşme mi? Kürd Aydını Üzerine Türk Politik Kültürde Kürdler Teb’a mıdır, Ulus-Toplum mudur? Türkiye'de Sendikalist Örgütlenmenin Çirkin Yüzü Kavramlar Neyi Temsil Eder? Demogojinin İflası ve Politik Aklın Bunalımı Kürd Siyasetinin Açmazları Mitleşen “Türkiyelileşme” ve Araçsallaşan Kürdistan Türk Demokrasisinde Kökkazıcılık Dindar Kürdlerde Dini, Demokratik ve Kürdistani Söylem (IV) Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir ( III ) Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir ( II ) Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir (I Jeopolitik Dalgalanma ve Kürt Siyaseti Millileşmek İçin Devleti Savunmak Ulusal Birlik, Ortak Tutum ve Kürt Siyasal Aklı Bölünmüş Benlik ve Tarih Bilinci Arasında Kürdlük
x