Şeyh Sait ve Bir Amcamın Duyguları

Dün köklerimin tarihsel sürecinde tarihsel bir gündü. Mazlum bir halkın sahsında Şeyh SAİT ve arkadaşlarının idam ediliş tarihiydi; köklerinin ahenk taşlarına yabancılaşanlara ya da yabancılaştıranlara kafam bozuluyor.

Hüseyin Akıncı

29.06.2015 | 19:01

Şeyh Sait ve Bir Amcamın Duyguları
Makaleyi Paylaş
Otuz Haziran günüydü… Duygu dünyam beni duygusal denizlerin dibine gömecek kadar yoğunlaşmıştı. Akşama doğruydu, güneş gün bitimin hazırlığındaydı ve evrenin prensesi olan güneş batışa yönelerek yaşattığı yaşama el sallar gibi başka bir zamanda, başka bir doğuşa gülümsüyor gibiydi.

Duygularım ise depreşmiş evrenin nazlısına dahi bakacak gibi değildi, göz kirpiklerim akan gözyaşıma set olmaktan aciz kalmıştı. Hafif esen rüzgârın sesi benimle sohbet etmek istiyormuşçasına beni çağırıyor. Kulağıma ha bire bir şeyler söylemek istiyor gibi. Ve her ne kadar rüzgârların arkasına takılan biri olmasam da bu kez rüzgârın sesine kulak vererek kendimi dışarıya atıp insan ve arabaların seslerinden uzaklaşmıştım.

Saçları kırlaşmış, hafif sakallı, aksak yürüyen yaşlı bir amca ağacın altındaki taşa oturmuş ağacın dallarıyla sohbet ediyor gibi duruşu dikkatimi çekmişti. Ara sırada sohbeti kesip bastonunun ucuyla toprağı çimdikliyordu. Kim bilir belki de toprağa gömülen asırların, sırların ya da bu kadar da yeter diye gömdürülen doğruları arayıp çıkarmak istiyordu. Ya da altında oturduğu ağacın toprağa saldığı kök damarlarını bulup kendi kökünün tarihi damarlarını hayal ederek duygular dünyasına yelkenleri açmak istiyordu.

Ağacın gövdesi ile başlayıp dalları ile sohbeti ise gövdesinden kuvvet alarak yeni dalcıklar üreten ana dallara nasihat eder bir edası vardı ya da aman ha aman ana gövdeni hesaba katmadan başınızı fazla havaya kaldırmayın rüzgârlar alır savurur demek istiyor gibiydi.

Daldan dala konan kuşlara bakışı ve gülümseyişi ise yaşlı amcanın kendi yaşam hatlarını bir film seyrediyor gibiydi. Sızlayan aksak dizini okşarken, aksak olmasına sebep olan nedenlere kafası takılıyordu.

Elleri ile beyazlaşmış saçlarına dokunuşu ise yaşanmış tarihi süreçlerin tanığısınız, der gibiydi. Ya da duygusal özlemlere yenik düştünüz, diye sitem ediyordu. Uzaklara hüzünlü bakışı ise geçmiş zamanın hatalarını yargılıyor gibiydi. Ya da uzağı daha da uzaklaştıranlara beddua ediyordu.

Sağını solunu hafiften süzmesi ise olup bitenlerden haberdar olmak istiyor gibiydi, ya da çözüm ile açılımlar hakkında beyin jimnastiği yapıyordu. Bastonuyla toprağa sert vuruşu ise yanlış üreten yanlışlara müdahale etmek istiyor gibiydi ya da yanlışların analizini yapan anayı Star Anaya şikâyet etmek istiyordu.

Yaşlı amca gerek vücut dili ile gerekse vücut hareketleri ile yalın dilden daha net bir şeyler anlatıyordu ya da onu öyle anlamak istediğim için ben böyle anlıyordum. Yaşlı amcanın duruşundan bir ara kopup kendimi yoklamıştım. Kendime gelmiş duygusal dünyamdan çıkmış, hayatın acı ve tatlı yaşamına dönmüştüm.

Yaşlı amcanın yaşamı veya yaşatılan bir yaşamın canlı tanığı değil mi diye düşünmemle selam verip yani başında oturuverdim. Başını iki elinin arasından havaya kaldırıp sevecen bir gülümsemeyle selam verip bastonunun ucu ile toprağı tekrar çimdiklemeye başladı. Ama ben niyetimi bozmuş her saç telinin altında tarihi süreçlerinin gizli olduğunu düşündüğüm bu amca ile sohbet edecektim.

‘’Hayırdır amca bastonunla toprakla kavga eder gibisin’’ dedim, ‘’bakışlarınla da derinlikli bir özlemin çok uzağındasın gibi.Ağaca bakarak gülümseyişin kendi köklerinin tarihi yollarında gezinti yapıyormuş gibisin. Ayağının tabanı ile toprağı rendelemeye çalışman yaramazları ayıklayıp atıyor gibisin. Başını iki elinin arasına almanı geçmiş ile gelecek köprünün ayaklarının yerini düşünüyor gibisin.

’’ Arka arkaya sıraladığım Soruların hemen arkasından yaşlı amca derin bir nefes alarak göz mimiklerini göz mimiklerime dikti: ‘’Bak yeğenim’’ diye söze başladı. ‘’Dün köklerimin tarihsel sürecinde tarihsel bir gündü. Mazlum bir halkın sahsında Şeyh SAİT ve arkadaşlarının idam ediliş tarihiydi; köklerinin ahenk taşlarına yabancılaşanlara ya da yabancılaştıranlara kafam bozuluyor. Sanki damarlarımda dolaşan kanım yavaşlıyor. Yani anlayacağın yeğenim bir dilim varsaydı da konuşsaydım ama ne yaparsın dillerimizi kilitleyen o kadar sorunlarımız var ki haydi boş ver diyorsun, sonrasında da kendinle savaşıp duruyorsun.

İnanır mısın yeğenim kanadı kırık nazlı güvercinim olmasaydı alır başımı giderdim. Şu görülmeyen uzaklara, güvercinim narindir zariftir ve çok nazlıdır, geçenlerde neslini devam ettiren binbir görünümlü ahtapotların saldırısına uğradı. Allah'tan bir kanadı kırık kurtuldu ve ben hep kendimi suçladım, kendimi yedim bitirdim. çünkü kapıyı açık bırakmıştım. Yoksa gitmek istemez miydim ana kokulu anamın mezarına ya da onurun prensi olan kardeşimin kabrine? İstemez miydim gideyim kadı Muhammed Mustafa Barzani, Şeyh Mahmut’u ve Seyit Rızanın mezarına gitmeyi ve bu kahır dolu gözyaşlarımla mezarlarını süsleyerek onlara hayat vermeyi? Ama gidemiyorum işte, kanadı kırık nazlımı bırakamıyorum.’’ ‘’Gözlerimin derinliklerinde saklı tutulan kahramanların kahramanlıklarına olan bağımlılığımı bırakamadığım gibi anlayacağın yeğenim bir ulusal davanın davetçisiyiz diyeceğiz. Diğer tarafta da bu dava için inanılması güç kahramanlıklar yapanları yıllar yılı unutmakla kalmayıp bu mazlum halkın evlatlarının gözünde uzak tutmaya caba göstereceğiz, ama başkalarının kahramanlarına methiyeler düzeceğiz, onun için bu yaşlı yüreğim artık dayanmıyor.

Yaşlanmanın ötesindeki merdivenlere yolunu çeviriyor, inanır mısın dünyanın öbür tarafına göç etmekten değil ama gözümün açık gitmesinden korkuyorum. Kırık kanadıyla arkamda bırakacağım nazlı bir güvercin ve bunca kahramanlık yapan kahramanlarımıza bıyık altı bir bakış ortadayken, onun için yüreğime ha biraz daha dayan diye yalvarıyor.’’ ‘’Bilmem duydun mu Şeyh SAİT darağacına giderken söylediklerini? ‘’Dünya yaşantımın sonu geldi. Ulusum için kurban edildiğimden pişman değilim. Yeter ki torunlarımız bizi siz düşmanlarımızın önünde mahcup etmesinler’’ demiş. Azadi Derneğinin kurucusu ve aynı zamanda ayaklanmanın siyasal önderi Halit Cibrani de darağacına giderken şöyle der: ‘’Karşınızda yalnız değilim, arkamda mazlum Kürt halkı var. Evet, bugün beni asarsınız ama yarın torunlarımızın da sizleri asacaklarından hiç kuşkum yoktur.’’ Şeyh Abdulkadir ise düşmanların gözüne bakarak; ‘Zaten sizler yakma ve yıkma konusunda büyük bir şöhrete sahipsiniz ama bilmelisiniz ki dehşetinizle şan ve şeref kazanamazsınız’’ der. Anlayacağın yeğenim Yusuf, Ziyalar, Doktor, Avukatlar gibi daha nice kahramanlar düşmanın kurduğu darağaçlarına başı dik onurluca yürüdüler.’’ ‘’Ama biz ne yapıyoruz? Bu yüce destansı kahramanların ulusal kurtuluş mücadelelerine kulp takmakla uğraşıyoruz. Daha da ileri giderek tavşana kaç tazıya yakala gibi ucuz basit söylemlerle başkalarının oyuncaklarıydılar gibi göstererek halkının gözünden düşürmeye gayret gösteriyoruz.

Yani anlayacağın yeğenim bu yapılanlar kanıma dokunuyor, dokundukça da tansiyonum havalara fırlıyor, kalbim ise güm güm ediyor. Yıllar yılı kendi kendime hep şunu sormuşumdur: ‘Neden kendi tarihimizden uzak, kendi geçmişimizden kopuk, kendi destansı destanlarımıza karşı mesafeli bir halk, bir gençlik yetiştirilmek isteniliyor’ diye. Evet, düşmanın bu yöndeki duruşunu anlamak mümkün ama bizden olanların bu yöndeki duruşlarını anlamak mümkün değil ve tam burada başlıyor ne içinler nedenler be yeğenim, bak yine geçti bir 29 Haziran sessiz sedasız sanki hiçbir iz bırakmamışçasına.’’ Yaşlı amca yüreğinin derinliklerinde hasara yol açan derinlikli yaralar, sitem dolu laflar dilini harekete geçirmişti. O kutsal ve kutsanmış ulusal değerlerin ideolojik argümanlara kurban edilişine içine sindiremiyordu. Düşmanların çokluğunu ve düşmanların binbir gizli ya da açık oyunların anlamını anlamlandırabiliyordu. Gel gelelim ki mazlum bir halkın ulusal söylemleri ile var olan kesimlerin ulusal değerlerini görmemezlikten gelinerek geçmiş ulusal mücadele süreçlerinin günah keçisi yapma çabalarına hiçbir anlam veremiyordu.

İşte bu anlamsızlık olacak ki yüreğini ve başındaki saçıyla kıyasıya savaştırdığı belli ediyordu, ama her zaman yüreğin zayıf düşmesi saçının da doğal renginden başka bir renge hızla gidişatını sağlıyordu. Kanadı kırık dediği nazlı güvercinin konumu ise içinde bulunduğu beyin ve bedensel çekişmelerin tuzu biberi olmuştu. Yaşlı amca ile ilgili düşündüklerimi kafamda geçirirken ‘’beni dinliyor musun yeğenim?’’ diyen sesiyle irkilmiş, tekrar konuştuklarına dönmüştüm. ‘’Biliyor musun yeğenim, hani deniliyor ya Şeyh SAİT ayaklanmasının arkasında şunun bunun parmağı vardır, ya da ulusal nitelikten daha çok dini motifliydi diyorlardı ya, bu neye benziyor biliyor musun en iyisi hiçbir şey söylememek.’’

Yaşlı amca içindeki birikimleri ortaya çıkarırken gecenin karanlığı iyice bastırmıştı, sivrisineklerin saldırısı ise ‘haydi yeter bu günlük, evinizin yolunu tutun artık!’ der gibiydi. Ama her nedense yaşlı amcaya ‘yeter geç oldu, kalkalım’ demek içimden gelmiyordu. Açıkçası ‘saygısızlık olur’ diye düşünüyordum, ama amca anlamış olmalı ki ‘’kalk gidelim yeğen zaten başını yeterince ağrıttım’’ demesi ile ayaklandık. Amcayı evimin balkonuna çaya davet ederek ayrıldım oradan. Bakalım amcanın gelişi nasıl bir şöhret atmosferini doğurur. Siyasal ve ulusal olumsuzlukların yarattığı yaralardan mı yoksa evrensel değerlerin en yüce harikası olan aşklardan mı? Ama ne olursa olsun bu amca ile sohbet etmek beni rahatlatacak.
Bu makale toplam: 6083 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:15:56:32
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

Hüseyin Akıncı

1959 yılı Mardin ili Nusaybin ilçesi doğumlu, lise mezunu yazarımız Hüseyin Akıncı, iki kız çocuk sahibi ve duldur.

Yazarın Önceki Yazıları

'Sen Bilmez Ben Bilirim'le Kürtlerin Hikayesı Devam Ediyor! Toplumun Tüm Kesimleriyle Barışık Adaylara İhtiyaç Var Beklentilere Cevap Vermek Siyasetin İşidir Geçici Çıkarlara Odaklı Göstermelik Manevraların Sonu Yok! Geçmiş Dün, Gelecek Yarının Aynası Olmalıdır Abdullah Öcalan’ın tasviye ediliş kararı kime, ne kazandırdı? Kürtlerin Ortak Akılda Buluşma Genetiği mi Bozuk? Düne Açıklık Getirmesen Gelecek Yarına Sözün Olmaz Apê Musa'nın Anısına Güncelleme Yaklaşan Yerel Seçimlere Dikkat? 'Kürt Partisiyim' ayıplama sendromu aşılmalıdır İlkesel duruşlar faili meçhule kurban mı ediliyor? Çarçur edenlerle buluşmama umuduyla Yeni Öngörülerle Deneyim Kazanmış Demirtaş'a İhtiyaç Var Seçimle Akla gelen birliğin getirisi olmaz Dünün Mazlumu bugünün Zalimi mi oluyor? Samimi Özeleştiri olmadan Birlik maya tutmaz! Karmaşıklaşan yanlışlara can simidi mi aranıyor? Felaketin en büyüğü aklı selimin raydan çıkmasıdır! Kuzey Kürtlerinin hak arayışında silahın rolü anlamsızlaşıyor mu? Aydın olmak, yanlışları eleştirmemek değildir Efrin hikayesi, hendekle devam eden Kerkük'ün devamıdır Genel doğrulara sırt çevirmekle bir yere varılmaz Şeyhmuz Akıncı'nın anısına Öcalan konuşmadıkça soru işaretlerinin sonu gelmez Yanlışı Mertce Eleştirecek Kürt Aydınlara İhtiyaç Var! Mutabakat Kararı Hdp'yi Bitirme Mutabakatı Mı? Kürt Halkına Yazık Eden Madalyonun Bir Diğer Yüzü de Vardır İllâ da 'Ben Doğruyum' Diyenlerle Nasıl Başa Çıkarız? Onun Çıkarına Bunun Yanlışına Kurban Edilen Kürtler! Kim ne derse desin Selahattin Demirtaş'a sahip çıkılmalı! Sırrı Süreyya Önder HDP'dir, HDP de Sırrı Süreyya Önder’dir! Yorgunum be Ana! Bilen Biliyor Bilmiyen de Mercimek Zannediyor Kürdün Acısına Eyvalah! Filistin Yarasına Eyvah? Sen Ben Çekişmeli Mantıkla Birlik Olmaz! Günü Kendi Lehime Kurtarayımla Yarının Aktörü Ben Olayımla Olmaz! Kürt Leş Kargaları bu kadar çokken Kürtlere Bağımsızlık dar gelir! Yetersizlik, İhanetin Kapısını Açan Anahtardır! Kürtlerin Geleceğine Karşıt Rol Oynamak Ciddi Bir Risktir Kim Batarsa Batsın Ama Güney Kürt Halkı Özgür Olmasın! Yüzyılın Geleceğini Şovenist Duygulara Kurban Edilmemeli Sayın Cumhurbaşkanına Çağrımdır Herkesin Gözü Kulağı Kürtlere Çevrilmiş Barış Cümlesinin Anlamsızlaştığı Bir Coğrafyadayız! Ciddi ve Samimi Özeleştiriye İhtiyaç Var Görünüyor Güney Kürtlerinin 25 Eylül Doğrusuna Omuz Verelim Neden Başka Kürt Partisi Değilde PKK'yi konuşuyoruz Hep? Öcalan’ın Özel Ricasıyla İletilen Mesaj Taca mı Atıldı? 'Evrenle İnsanların Aptalıkları Sonsuzdur' der Einstain? Seni Kemirip Bitiren Kendi Yetmezliğine Odaklan Erdem ile Erdem'sizin Hikâyesi Bacağı Kolu Kopmuş Kürtlerden Kimin Haberi Var? Geleceğin Getirisi 'Asker ile Gerillanın' Cenazeleriyle Yarıştırılmaz! Mıho ile Memo'nun Hikayesi? Olan Biten Bu Felaketin Tümü Türkiye İçinmiş! Başıyla Sonu Belli Olmayanlarla Bir Yere Varılmaz! İnsanlığın Yarası Derindir Bu Coğrafya'da Kürtlerin Esas Düşmanı Kürtlerin Kendisidir! Bağışlayın Beni Lütfen! Anlayamadım! Şengal Bahanesinde Kardeş Kanı Kokusu Gençliğimizden Bugüne Değişen Birşey Yok Sorun Ciddidir ve Zamana Havale Etme Lüksü de Tükeniyor. Kürtlerin Kendi Mecrasında 'Hayır' ve 'Evet' O Kadar Sahipsizken! Kürtlerin En Öncelikli Görevi Şuna ya Da Buna Yem Olmamasıdır! Doksanlı sürecin mantıksal ruhiyatı 2016 yılında hortladı! 2017 Yılını Dünü Aratma Hazırlığında Gelişini Kutlamam! Teorik Saçmalıkların Ürünü Olan Pratiğin Acı Tarafı Örtülemiyor Artık Kürt Halkının Sessiz Kalışından Ders Çıkarılmalıdır Vatan Millet Sakarya İhalesine Çıkartılan Kürt Sorunu! Giderı Getirisinden Ağır Olan Her Savaşın Sonu Felakettir Karayılan Vesilesiyle Diğer Tüm Kürt Partilerine de Cevaptır Kardeşliğin İsmi ‘Yalan’ - Çözümün Soy İsmi ‘Kandırma’ Görüşmenin Ortaya Çıkardığı Şifreler İyi Okunmalı! Kürt Hareketi Popülist Kürt Siyasetçilerin Elinden Kurtulmalıdır Mübarek Bayram Bu Sene de Kürt Halkını Pas Geçti! Birlikten Öcü Gibi Kaçan Siyasi Kürtlerin Anlaşılmaz Korkusu! Oldu Bittilerle Yetmezliklerin Üstü Örtülmemelidir Darbe Girişimi Demokratikleşme Darbesine Dönüşmelidir Darbeye Sahip Çıkmanın Aması Yok? Mıho'nun Yetmezliğini Sorgulayacak Memo'nun Önü Açılmalıdır Hendek Savaşıyla Doğan Sonuçlar Baş Ağrıtmaya Adaydır Nusaybin'deki Özyönetim Artı Kardeşlik Sergisinin Açılışı Var!!! Modernizimi Amcaya Anlatacaktım! Eli Vicdanına Dokunmuş Mardinli İşadamlarına Çağrımdır! Halkın Sorgulama Duygusu Körleşmişse O Halk Bitmiş Demektir Mıho’yu Sorgulama Zamanı Gelmedi mi? Nusaybin Kan Ağlamaya Devam Ediyor Beyler! (2) Nusaybin’in Ölümünden Haberiniz Var mı Beyler! Bu Kanlı Savaşın Amacı Netleşmelidir Barış Sürecini Savaşa Dönüştüren Kriz Masası Eğri Oturalım, Doğru Konuşalım Yaşanan acılar gözyaşlarıyla değil, ders çıkarmakla önlenir Kendi Yanlışına Karşı Savaşmak da Bir Erdemdir Ulus-Devleti Ret Paradigması (2) Ulus Devlet Dönemi Bitmiştir Varsayımı!! Merak Etmeyin, Yeni Yıllarda da Değişen Bir Şey Olmaz! Kürtler Şu yada Bu Mezhebin Truva Atı Değildir Düşman Kürtlere Düşman, Kürtler Kendine Düşman Kürt Davasını Kime Emanet Etmiştik?! Samimiyet Başarının Temelidir Bir Sen Eksiktin Zaten Ters Orantılı Gelişmeler Bu Yorgun Coğrafyanın Kaderi mi? Tarihsel Fırsatlar Çarçur Etmeye Gelmez Türkiye'nin Türk Solculuğundan Mı Bahsettiniz? Apê Musa'nın Anısına TC Cumhurbaşkanı Sayın Tayyip Erdoğan'a Açık Mektup Vicdanı Olanın Söyleyecek Bir Sözü Olmalı! Parti aydını mı, Kürdistan aydını mı olunmalı? Kardeşlik mi, Düşmanlık mı? Lütfen Karar Verin! Leyla Zana Gibi Öncülere Öncelik Verilmelidir Kürt Davasının Gelecek Yüzyılını Okuyabilen Önderler Lazım Kürtler Toparlanmak Zorundadır Yaz Ehvalımızı Be Usta Kürtleri Yok Saymakla Demokrasiye Geçilemez! Yaşanmış Tarihin Hikayesidir! Seni 'Senden Daha Çok' Sevmemize İzin Ver be Duran Abe! Ak Parti Karşıtı İttifak ve Siyasal Linç Eğilimi HÜDA-PAR’ka kanlı bir savaşa hayır, demokratik siyaset savaşına evet! Türkiye Usulü 'Demokratik' Bombalama? Ana Toprak ile Kürdistan'ın Evlenme Hikayesi - 2 Ana Toprak ile Kürdistan'ın Evlenme Hikayesi Siyasi Kürt Abelerimiz Nereye Bakıyor! Yada Yolculuk Nereye Rehavet Yanlışları Besler Doğruya 'Doğru Mantıkla' Yaklaşılmalıdır! Kendimizden Vazgeçecek Kadar Cömert Olmamız Gerekmiyor Türklerin Kürtlerle kurulan çiftliğinin akıbeti Türklerin Kürtlerle 'Mozaik Kardeşlik Sendromu' Devam Ediyor 8 Mart mı dediniz? PKK Adına Mücadelenin Özünü Kirletenlerin Sonu mu Geliyor? Dünyada Hiç Bir Halk Kendi Sömürgecisini Bu Kadar Sevmemiştir! 68 Kuşağın Takibi Kusursuz Devam Ediyor Büyük Kardeş, Küçük Kardeş Yaklaşımıyla Olmaz Yerel Seçimle Oluşan Açmazlar, Genel Seçimle Kapatılmalıdır Kürt Halkının Teminatısınız Şehid Düşenlerin Partisi ve İdeolojisi KURDİSTAN'dır Artık İdeolojik Ütopyanın Ötesinde Göz Kırpan Bir Realitemiz Vardır Bu Rüya Gerçek Olsa Ne Oldu Ne Olmadı Değil Ne Olacağına Odaklanmalı Kürtler Büyük Düşünüp Büyük Kazanmalıdır Yine de ve İlle de BARIŞ Demekte Israr Edelim Ha bakkal Mıho'nun mantığı, ha Ankara'daki Kürt çözümünün mantığı IŞİD'le Ortaya Çıkan Çağrışımlara Karşı İyi Hazırlanma Gerekir Savaşın Doğurduğu Barış Çocuğunu Yaşatmalıyız Tarihin Kürtlere Sunduğu Şansa Kulak Verilmelidir Kürtlerin Ulusal Çıkarlarını Hedefleyen Akıl Acilen Devreye Girmelidir Kürdistani düşünce çok ciddi ve acil olarak yeni formatlara ihtiyaç duyuyor Ortadoğu Erdem Yoksunluğunda Bir Bayram Daha! Sorgulamaktan yoksunluğun sonu hayırlı olmaz Sıradan bir Kürt evladı neyi, nasıl düşünmelidir Sradan Bir Kürt Evladı Neyi, Nasıl Düşünmelidir? Önderler Muhteris Olursa, Kürdistan İşgalcilere Tutsak Kalır Tarihsel Dayatmalara Cevap Verilmelidir Halkını Savunmasız Bırakmanın Haklı Gerekçe Olamaz Kürt Halkının Önceliklerini, Partisel Önceliklerin Önüne Konmalıdır. Aman Peşmergeye Silah Verilmesin Diyebilir Mantığını Anlamak ta Zordur IŞİD Karanlığı Kürtlerin Düşünsel Dünyasını Aydınlatmalıdır Asya Kıtasını Taliban ve El-kaideyle, Ortadoğuyu da İşid'le mi Dizayn Edecekler Kürd Mücadelemizin İçine Eden Kumpasçılarımız Yok mu Dersiniz? Memonun ya da Mıhonun binek atı olmamak! Şeyh Sait ve Bir Amcanın Duyguları İşidle Ortaya Çıkan Çağrışımlara Karşı İyi Hazırlanmak Gerekir Savaşın Doğurduğu 'Barış' çocuğunu yaşatmalıyız! Yakınma Siyasetiyle Heba Edilen Yarım Asra Yakın Bir Süreç Kürtler arası kavganın temel getirisi ihanettir Kürt Ana Kadının Acılarından Başka Kutlanacak Neyi Varki? Kazanılan mevzileri terk ederek HDP'ye Katılmanın Amacı ne? Kürdistan'da 68 Kuşağından Günümüze! Beynimizi Çevreleyen Korku Dağları Rüstem’le Nazlı’nın Hikâyesi Değişimlere Direnen İdeal İnadımı Kürd Mücadelemizin İçine Eden Kumpasçılarımız Yok mu Dersiniz? Bedel ödemeyi Göze Alıp Özlemlerle Kucaklaşmaya Koşmak! Ferzende Arkadaşımla Şehirli Yaşama Merhaba Dem Halepçe'yi mi yazıp anlatacaktım? Tarih hataları affetmiş olsaydı, Kürtler çoktan Devlet olurdu Yanlışlıklarla Gölgelenen Doğrulara Sahip Çıkılmalı Artık Şehmus İnsan Ve Doğa Sevgisiyle Güzelleşmişti Ortamın mı yoksa doğruların mı aydını olmalı? Şeyh Said ve Bir Amcanın Duyguları Yakınma Siyasetiyle Heba Edilen Yarım Asra Yakın Bir Süreç Yerelde Sorumsuzluk Doğru İradeyi Ortaya Çıkarmaz Ulusal Kazanımlar Her Şeyin Üzerinde Olmalıdır Ha bakkal Mıho'nun Mantığı, Ha Ankara'daki Kürt çözümünün mantığı? Türk Aydının Rötuşları ve Türk Solcusu Olmanın Çeşitleri Geçmişimiz Geleceğimizin Aynasıdır ve Olmalıdır Derlerya? Kürt Mücadelemizin İçine Eden Kumpasçılarımız Yok mu Dersiniz? Yeni Yıla Düşüncede ve Pratikte Yenilenerek Girilmeli Laga Lugalarla Kürtlerin Özgürleşmesine Karşı Çıkmak Emperyalizme Karşı Ortak Mücadelenin Hazin Hikâyesidir Kürdün Ana Toprağında Leyla Zana’lar Çoğalmalıdır Demokrasi Teoride Kalıyor İçtenlikli Temennimiz ve Nerina Azad Sitesinden Beklentilerimiz
x