Hüseyin Akıncı: Rüstem’le Nazlı’nın Hikâyesi

Rüstem’le Nazlı’nın Hikâyesi

1990 yılıydı.

Hüseyin Akıncı

18.04.2014, Cum | 09:23

Rüstem’le Nazlı’nın Hikâyesi
Makaleyi Paylaş
1990 yılıydı. On beş bilemedin on altı yaşlarındaydım. Köyümüzün doğal yapısından kaynaklanan köy kavgalarının dışında daha büyük kavgaların başladığını duymaya başlamıştık. Kaldı ki bu kavga, dağları, nehirleri, tel örgüleri ve mayınları dahi aşıp koca bir memleketi sardığını çıplak gözlerimizle tanığı olmaya başlamıştık. Nazlı benden birkaç yaş benden büyük olan ablamdı. Adı kadar nazlı ve uzun boyluydu. Kırk tane örülü kezisi vardı onun. Bu kadar alımlı ve güzel oluşuna kahroluyor, acılar içinde kıvranıyordum. Bir delikanlı olarak gençlerin ona yönelen bakışlarına tahammül edemiyordum. Ben uzamış boyuma rağmen, ama yaşama doğru dürüst anlam veremeyen, evin şımarık delikanlısı olmaya devam ediyordum. Onun için de alımlı bacıma yönelen bakışlara tahammülüm yoktu. Erkeklerin biçimlendirdiği yaşamın kahrolası geleneklerin etkiyle Nazlı bacımın sevme ve sevilme hakkının olduğu bilincini daha yakalayamamıştım.

Sevme ve sevdalı olma bir kızın hakkı olabilirdi ama bacıma tanımam söz konusu bile değildi. Onur, gurur ve namus kavramı babamın namus değer yargılarının yerini almış yepyeni bir yetişme delikanlısıydım. Yani babasının yolunda yürüyen oğluydum. Bu anlayış bende yavaş yavaş kemikleşiyordu âdeta. Çünkü babam ve atalarımın namus yargısı kadın ile erkek ilişkisine indirgenmişti. Ben de onların yeni yetişme varisi durumundaydım. Böylece gerekli namus kavramı ve erdemler değil de egemen erkek geleneksel namus yargılarının bekçiliğini yapma görevini kendime biçmiştim. Bundandır ki, kardeş sevgisini mayınlamış, Nazlı bacımla yıldızım hiç barışamazdı. Köyümüzün yeni yetişme delikanlılarının Nazlı bacıma olan bakışları ise namus bekçiliğine dört ele sarılmamı daha da kamçılıyordu.

Nazlı bacım ise namus değer yargılarını önemsemeyen bir davranış ile sevdalanmış, bunu da açıkça belli ediyordu. Ama bir Leyla Kasım, bir Berivan ya da Mizgin'in sevdasına sevdalandığını bilmiyordum. Sevdalısına kaçıp kavuşacağı günler öncesiydi, “Gel deli dolu kardeşim ve namusumun bekçisi!” diye yanına çağırdı beni. Gözünü göz mekiklerime kilitleyerek “Bak deli dolu kardeşim, sevdama kaçıyorum ben” dedi. Boğazım kurumuş dişlerim birbirine kilitlenmiş, saçlarım diken diken olmuş, damarlarım ise donmuş, taş kesilmişti.

Omzuma atılmış elinin sıcaklığı bir ananın sıcaklığına çok benziyordu. Diğer eliyle porikli saçımı okşayıp taradı. İnce ve narin dudaklarıyla anlımın ortasına bir öpücük koyarak, “Demek benim deli dolu kardeşim Nazlı bacısının sevdasını anlayamamış” diye konuşmaya başladı. “Demek ki, deli dolu kardeşim Nazlı bacısının yüreğinde yanan volkanların basit bir sevda olduğunu sanmış. Demek deli dolu kardeşim Nazlı bacısının namusuna leke süreceğini anlamış. Demek benim deli dolu kardeşim Nazlı bacısının aile kavramıyla oluşan namus yargısını evrensel namus yargısıyla yer değiştirmesi için uğraştığını anlamamış. Demek ki porikli kardeşim kadının namusunu beş paralıklarla pazarlayan karanlık odakların tanrısal pazarlarından alıp, evrensel değerlerin, özgürlüklerin özgür bahçesinde özgürlüğün baş tacı yapmaya çalıştığımı anlamamış. Demek ki deli dolu kardeşim aile namusuna leke sürmekten daha çok aile namusunu kurtarmaya yeminli olduğumu kavrayamamış. Bak deli dolu kardeşim, gözümün içine bak” Dediği gibi gözümün içine baktı. Sonra da: “ Evet, evet özgürlüklere ve özgürlüğüme sevdalıyım ve sevdam için ne tür bir bedel ödemem gerekiyorsa elbette ki öderim. Ama başınızı öne eğecek klasik bir özgürleşmeye, kaçkınlığın peşinde de olmayacağım bilmelisin.“ dedi.

“Evet, içim volkanlar gibi yanıyor ama yanan volkanın Nazlı bacının kişisel ihtirasın volkanı değildir be deli dolu kardeşim! Beni bir gün anlayacaksın ve özgürlüklere sevdamın karşısında sen de sevdalanacaksın be porikli kardeşim! Kim bilir belki de gün gelir anlaşılmazları anlaşılırlarla çözer ve kavrarsın. Ve o zaman da uzaklardan dahi olsak hayalinle koşup koşup boynuma sarılarak anlımın tam da ortasında ‘iyi ki varsın’ diyerek Nazlı bacını içtenlikle öpeceksin. Ve hemen arkasından da böyle bir Nazlı bacının olduğu için başın dik porikli yandaşların arasında gezinip esas namusun, esas onur ve gururun anlamını anlayıp anlatacaksın. Ve Nazlı bacını andıkça esas anlamlı namusun kutsal denizlerine kulaç atar durursun. Ve eğer gün gelir buluşamazsak mezarımı bulmaya ve kendini bana anlatmaya çalışmalısın. Ben seni huzurlu bir sessizlikle dinleyeceğim ve yerin yedi kat altında bile olsam seni duyacağımı unutma emi! Yani anlayacağın sevdalarımla volkan gibi olan yüreğimdeki kadınsal özgürlüklerimi ayaklar altına alanlarla kavga etmeye yolcuyum ve özgürlüklerimle yoğrulan özlemlerime olan bağlılığımı, sadakatimi kanıtlamaya yeminliyim be, deli dolu kardeşim.”

“Evet, evet sevdamı küçük görenlere ne kadar yanıldıklarını göstermeye çalışmalıyım, sana ve senin gibilere özgürlüklere olan sevdanın gerçeğinin ne tür bir yücelik taşıdığını bedel ödemişliğimle öğretmeliyim. Ve en önemlisi nedir bilir misin benim deli dolu kardeşim? Uçan kuşlara kur üstüne kur yapmak için özgürlüklere ve özgürlüğüme havalanmalıyım. Mem ile Zin’in sevdasını bir avuç toprakla kutsamak için, Dervişê Evdî ile Edîlê’nin mezarlarından kalkıp sevdamı kıskanmalarını sağlamak için. Ve en önemlisi Mustafa Barzani, Şeyh Said ve Seyit Rıza’nın şahsında binlerce şehidin önünde saygıyla eğilerek ‘Kürdistan’ın özgürleşmiş Kürt kadınıyım’ diyerek huzurlarına çıkmalıyım. Evet deli dolu porikli kardeşim, özgürlüklerimle özlemleşen sevdamın sevdalısına koşar adımlarla koşuyorum. Özgürlük sevdasının görkemli bilinciyle, yaşamımı özgürlüğün yaşamıyla birleştirerek el ele tutuşup aha şu Bagoklardan Zagroslara, Xecê ile Siyabend’in ‘Sipanê Xelatê’sine ve her karış ana toprağında esas sevdaların türküsünü söyleyerek. Kürdistan’ın özgür kadınına selam göndermek için. Yıldızların her bir köşesine Kürdistan kadınının özgürlüklere olan aşkını, özlemlerine olan sevdasını yazdırmak için.”

Yağmurlu ve fırtınalı bir geceydi. Yağmurun tane tane damlaları altında rüzgâr Nazlı’yı alıp götürmüştü. Nazlı sevdasına koşar adımlarla koşmuş gitmişti. Çok sevdiği anasını ve saygıda kusur etmediği babasını “sana emanet ediyorum” diye not bırakmıştı. Notun altında “porikini iyi tara” diye ikaz etmişti. Nazlı’nın gidişi köyümüzün otuz köyün ötesindeki köylerde dahi duyulmuş, konuşulmaya başlanmıştı.

Anam, Nazlı’nın hasretinden biraz daha kamburlaşmıştı. Babam ise boyuma posuma bakar bakar bir şeyler anlatmak ister gibiydi. Ama yine de içinden beni Nazlı bacısına sahip çıkmayan biri olarak içinden geçirdiği besbelliydi. Uzun günler daha uzuyor, sanki birer ay kadar uzuyordu. Geçen zaman süreci benim için özlem ve merak deryasına dönüşmüştü. Nazlı bacım sevdasına varmış mıdır? Sevdalısı ona kucak açıp bağrına basmış mıdır? Hayalimle bulut oldum, kuş oldum, kelebek oldum, kartal oldum dağların doruklarında onu gözlemeye çıktım ama Nazlı’nın özgürlük bahçesine hiç ama hiç rastlayamadım. Kim bilir belki de İlahların ayetleriyle oluşan karanlık duvarlarla örülen setler mani olmuştu görmeme.

Aylar inatçıydı, özlem tanınmaz dengesizliğin içindeydi ve bana emanet ettiklerine sahip çıkmakla meşguldüm. Anısına, sevdasına ve emanetine saygı duymak benim en vazgeçilmez tutkularım olmuştu artık. 1996 senesiydi, meleklerin Stara tanrıçası ile Ana toprak anlaşmışlardı. Nazlı bacımın en nazlısı en kutsalı ve bana emanet ettiği Anasını benden alıp yanlarına çağırmışlardı. Şaşkın ve çaresizdim. Stara ananın istemini ve ana toprağın özgür kadın anamıza olan özlemi geri çevirmek olmazdı. Ana tanrıça ile ana toprağın istem ve özlemlerine boyun eğmiştim. Nazlı bacımın bana emanet etiği Anamızı esas anaların anası olan toprak anaya uğurlamıştım. Nafile gözyaşları ile duyguların içinde boğulmuştum. Nazlı bacıma göndermek için bir not yazmıştım, güvercinlerin kraliçesine diz çökmüş yalvarıp yakarmıştım. İklimler değişmiş, kışlar sertleşmişti. Yıldırım çakmaları çoğalmış yer yer toprak kaymaları olmuştu. Nazlı bacımın emanetine sahip çıkacak kudretim kalmamıştı. Onun için de hıncımı porikime dökmüştüm. Artık pörikimi kesmiş, köyümüzün namı şanı belli olmayan Hucrike ziyaretine çıkmıştım. Yıldızlara el sallayan Bakok Dağına uzun uzun bakıp yeminimi etmiş, Nazlı bacımın sevdası önünde engel olan taşları kayaları kırmaya karar vermiştim.
Bir şafak vaktiydi. Kuşlar, kelebekler beni kuşatıp yiğitlerin dergâhına, Mazlumların okuluna atmışlardı. İki bin yılının Mart ayıydı, saat beş civarlarıydı. Birdenbire yüreğim daralmış, küçülmüştü. Ciğerimin nefes alışı durmuş, çalışmaz olmuştu sanki. Beynim ise olur olmaz hayallere kapılmış, dizlerim titremeye başlamıştı. Civardaki kuşlar kanatlanıyor, uçuşup uçuşup ağıtlar yakıyor gibiydi. Kış olmasına rağmen toprak ana yarıla yarıla birine ”haydi gel gel!” diye kucak acıyor havasındaydı. Yıldızlar hüzünlüydü, gökyüzü karalara bürünmüş, güneş ise utancından olsa gerek kayıplara kayıt olmuştu. Bulutlar damlacıklarıyla ana toprağın tanrılarına ayetler yollama telaşına girmişti. Rüzgâr ise ayetler eşliğinde ilahiler söylemeye başlamıştı. Karanlık aydınlığa meydan okuyup “aha ben geliyorum” diyordu. Sisli havanın puştları ve onursuzları namaza kalkmış “bin şükürler olsun” diye dua ediyorlardı. Onurlu halayın halaycıları geçmişten geleceğe bakıyorlardı. Beyazlara bürünmüş melekler gökyüzünün azmanından kafile kafile iniyor, ellerinde Stara ananın yazılı emirnamesi ile bir evladı alıp şahadetin köşklerine yerleştirmek hazırlığı içindeydiler.

Nazlı bacım ise kelebeklerle, ağustos böceklerine bir kaç mısra yazmış, “bu benim sevdamdır, uğruna sevdalandığım özgürlük sevdamı deli doluya anlatın” diye eklemişti. Nazlı bacımın sevdasını almış beyin hücrelerimin döşeli köşküne yerleştirmiştim; yüreğimin tam ortasında bir mezar kazdırmış ciğerimin bir parçasıyla mezar taşını yapmıştım.

Bıyıklarımın her kılından bir çiçek türü ekmiş beybunlara, sosınlara, nergislere, reyhanlara çok önem vermiştim. Damarlarımda dolaşan kırmızı kanla her tarafını sulayarak sevdalının sevdasıyla mayalanmış bir bardak kırmızı şarap içerek mest olmuş gibi bu yüce sevdaya ben de sevdalanmıştım. Diyarlara dağları aşındırmış, sevdalıların sevdasıyla halaya kalkmıştım. Yüreğimin ta ortasında Nazlı bacım için kazdığım mezarın yanı başında kendim için de bir mezar kazmıştım.

HÜSEYİN AKINCI
Bu makale toplam: 12284 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:23:36:57
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

Hüseyin Akıncı

1959 yılı Mardin ili Nusaybin ilçesi doğumlu, lise mezunu yazarımız Hüseyin Akıncı, iki kız çocuk sahibi ve duldur.

Yazarın Önceki Yazıları

Saçı Beyazlaşan Hemo Amcayla Sohbet Ettim Şunun bunun sofrasında çarçur edilen mertliğin zamanı değil beyler! Seçimle gerginleşen söylemler geleceğin canına okuyor Geçmişin sancıları, günümüzde devam ediyor hala! Toplumsal Umutlar Buharlaşıyor! Keşke Kürt Halkı Bu Kadar Keşkelere Mahkûm Edilmeseydi! Belediye Başkanlık Adaylığı Kesinleşen Adaylara Başarılar Yerel Seçimler ve Kuzey Kürt Siyasetinin Açmazları Yeni Bir Yıla Girişle ne Değişebilir ki! Üstüne Alan Varsa Buyursun Alsın! Rüyalarla Keşkeler Gerceğe Dönüşseydi Keşke! 'Sen Bilmez Ben Bilirim'le Kürtlerin Hikayesı Devam Ediyor! Toplumun Tüm Kesimleriyle Barışık Adaylara İhtiyaç Var Beklentilere Cevap Vermek Siyasetin İşidir Geçici Çıkarlara Odaklı Göstermelik Manevraların Sonu Yok! Geçmiş Dün, Gelecek Yarının Aynası Olmalıdır Geçmiş Dün, Gelecek Yarının Aynası Olmalıdır Abdullah Öcalan’ın tasviye ediliş kararı kime, ne kazandırdı? Kürtlerin Ortak Akılda Buluşma Genetiği mi Bozuk? Düne Açıklık Getirmesen Gelecek Yarına Sözün Olmaz Apê Musa'nın Anısına Güncelleme Yaklaşan Yerel Seçimlere Dikkat? 'Kürt Partisiyim' ayıplama sendromu aşılmalıdır İlkesel duruşlar faili meçhule kurban mı ediliyor? Çarçur edenlerle buluşmama umuduyla Yeni Öngörülerle Deneyim Kazanmış Demirtaş'a İhtiyaç Var Seçimle Akla gelen birliğin getirisi olmaz Dünün Mazlumu bugünün Zalimi mi oluyor? Samimi Özeleştiri olmadan Birlik maya tutmaz! Karmaşıklaşan yanlışlara can simidi mi aranıyor? Felaketin en büyüğü aklı selimin raydan çıkmasıdır! Kuzey Kürtlerinin hak arayışında silahın rolü anlamsızlaşıyor mu? Aydın olmak, yanlışları eleştirmemek değildir Efrin hikayesi, hendekle devam eden Kerkük'ün devamıdır Genel doğrulara sırt çevirmekle bir yere varılmaz Şeyhmuz Akıncı'nın anısına Öcalan konuşmadıkça soru işaretlerinin sonu gelmez Yanlışı Mertce Eleştirecek Kürt Aydınlara İhtiyaç Var! Mutabakat Kararı Hdp'yi Bitirme Mutabakatı Mı? Kürt Halkına Yazık Eden Madalyonun Bir Diğer Yüzü de Vardır İllâ da 'Ben Doğruyum' Diyenlerle Nasıl Başa Çıkarız? Onun Çıkarına Bunun Yanlışına Kurban Edilen Kürtler! Kim ne derse desin Selahattin Demirtaş'a sahip çıkılmalı! Sırrı Süreyya Önder HDP'dir, HDP de Sırrı Süreyya Önder’dir! Yorgunum be Ana! Bilen Biliyor Bilmiyen de Mercimek Zannediyor Kürdün Acısına Eyvalah! Filistin Yarasına Eyvah? Sen Ben Çekişmeli Mantıkla Birlik Olmaz! Günü Kendi Lehime Kurtarayımla Yarının Aktörü Ben Olayımla Olmaz! Kürt Leş Kargaları bu kadar çokken Kürtlere Bağımsızlık dar gelir! Yetersizlik, İhanetin Kapısını Açan Anahtardır! Kürtlerin Geleceğine Karşıt Rol Oynamak Ciddi Bir Risktir Kim Batarsa Batsın Ama Güney Kürt Halkı Özgür Olmasın! Yüzyılın Geleceğini Şovenist Duygulara Kurban Edilmemeli Sayın Cumhurbaşkanına Çağrımdır Herkesin Gözü Kulağı Kürtlere Çevrilmiş Barış Cümlesinin Anlamsızlaştığı Bir Coğrafyadayız! Ciddi ve Samimi Özeleştiriye İhtiyaç Var Görünüyor Güney Kürtlerinin 25 Eylül Doğrusuna Omuz Verelim Neden Başka Kürt Partisi Değilde PKK'yi konuşuyoruz Hep? Öcalan’ın Özel Ricasıyla İletilen Mesaj Taca mı Atıldı? 'Evrenle İnsanların Aptalıkları Sonsuzdur' der Einstain? Seni Kemirip Bitiren Kendi Yetmezliğine Odaklan Erdem ile Erdem'sizin Hikâyesi Bacağı Kolu Kopmuş Kürtlerden Kimin Haberi Var? Geleceğin Getirisi 'Asker ile Gerillanın' Cenazeleriyle Yarıştırılmaz! Mıho ile Memo'nun Hikayesi? Olan Biten Bu Felaketin Tümü Türkiye İçinmiş! Başıyla Sonu Belli Olmayanlarla Bir Yere Varılmaz! İnsanlığın Yarası Derindir Bu Coğrafya'da Kürtlerin Esas Düşmanı Kürtlerin Kendisidir! Bağışlayın Beni Lütfen! Anlayamadım! Şengal Bahanesinde Kardeş Kanı Kokusu Gençliğimizden Bugüne Değişen Birşey Yok Sorun Ciddidir ve Zamana Havale Etme Lüksü de Tükeniyor. Kürtlerin Kendi Mecrasında 'Hayır' ve 'Evet' O Kadar Sahipsizken! Kürtlerin En Öncelikli Görevi Şuna ya Da Buna Yem Olmamasıdır! Doksanlı sürecin mantıksal ruhiyatı 2016 yılında hortladı! 2017 Yılını Dünü Aratma Hazırlığında Gelişini Kutlamam! Teorik Saçmalıkların Ürünü Olan Pratiğin Acı Tarafı Örtülemiyor Artık Kürt Halkının Sessiz Kalışından Ders Çıkarılmalıdır Vatan Millet Sakarya İhalesine Çıkartılan Kürt Sorunu! Giderı Getirisinden Ağır Olan Her Savaşın Sonu Felakettir Karayılan Vesilesiyle Diğer Tüm Kürt Partilerine de Cevaptır Kardeşliğin İsmi ‘Yalan’ - Çözümün Soy İsmi ‘Kandırma’ Görüşmenin Ortaya Çıkardığı Şifreler İyi Okunmalı! Kürt Hareketi Popülist Kürt Siyasetçilerin Elinden Kurtulmalıdır Mübarek Bayram Bu Sene de Kürt Halkını Pas Geçti! Birlikten Öcü Gibi Kaçan Siyasi Kürtlerin Anlaşılmaz Korkusu! Oldu Bittilerle Yetmezliklerin Üstü Örtülmemelidir Darbe Girişimi Demokratikleşme Darbesine Dönüşmelidir Darbeye Sahip Çıkmanın Aması Yok? Mıho'nun Yetmezliğini Sorgulayacak Memo'nun Önü Açılmalıdır Hendek Savaşıyla Doğan Sonuçlar Baş Ağrıtmaya Adaydır Nusaybin'deki Özyönetim Artı Kardeşlik Sergisinin Açılışı Var!!! Modernizimi Amcaya Anlatacaktım! Eli Vicdanına Dokunmuş Mardinli İşadamlarına Çağrımdır! Halkın Sorgulama Duygusu Körleşmişse O Halk Bitmiş Demektir Mıho’yu Sorgulama Zamanı Gelmedi mi? Nusaybin Kan Ağlamaya Devam Ediyor Beyler! (2) Nusaybin’in Ölümünden Haberiniz Var mı Beyler! Bu Kanlı Savaşın Amacı Netleşmelidir Barış Sürecini Savaşa Dönüştüren Kriz Masası Eğri Oturalım, Doğru Konuşalım Yaşanan acılar gözyaşlarıyla değil, ders çıkarmakla önlenir Kendi Yanlışına Karşı Savaşmak da Bir Erdemdir Ulus-Devleti Ret Paradigması (2) Ulus Devlet Dönemi Bitmiştir Varsayımı!! Merak Etmeyin, Yeni Yıllarda da Değişen Bir Şey Olmaz! Kürtler Şu yada Bu Mezhebin Truva Atı Değildir Düşman Kürtlere Düşman, Kürtler Kendine Düşman Kürt Davasını Kime Emanet Etmiştik?! Samimiyet Başarının Temelidir Bir Sen Eksiktin Zaten Ters Orantılı Gelişmeler Bu Yorgun Coğrafyanın Kaderi mi? Tarihsel Fırsatlar Çarçur Etmeye Gelmez Türkiye'nin Türk Solculuğundan Mı Bahsettiniz? Apê Musa'nın Anısına TC Cumhurbaşkanı Sayın Tayyip Erdoğan'a Açık Mektup Vicdanı Olanın Söyleyecek Bir Sözü Olmalı! Parti aydını mı, Kürdistan aydını mı olunmalı? Kardeşlik mi, Düşmanlık mı? Lütfen Karar Verin! Leyla Zana Gibi Öncülere Öncelik Verilmelidir Kürt Davasının Gelecek Yüzyılını Okuyabilen Önderler Lazım Kürtler Toparlanmak Zorundadır Yaz Ehvalımızı Be Usta Kürtleri Yok Saymakla Demokrasiye Geçilemez! Şeyh Sait ve Bir Amcamın Duyguları Yaşanmış Tarihin Hikayesidir! Seni 'Senden Daha Çok' Sevmemize İzin Ver be Duran Abe! Ak Parti Karşıtı İttifak ve Siyasal Linç Eğilimi HÜDA-PAR’ka kanlı bir savaşa hayır, demokratik siyaset savaşına evet! Türkiye Usulü 'Demokratik' Bombalama? Ana Toprak ile Kürdistan'ın Evlenme Hikayesi - 2 Ana Toprak ile Kürdistan'ın Evlenme Hikayesi Siyasi Kürt Abelerimiz Nereye Bakıyor! Yada Yolculuk Nereye Rehavet Yanlışları Besler Doğruya 'Doğru Mantıkla' Yaklaşılmalıdır! Kendimizden Vazgeçecek Kadar Cömert Olmamız Gerekmiyor Türklerin Kürtlerle kurulan çiftliğinin akıbeti Türklerin Kürtlerle 'Mozaik Kardeşlik Sendromu' Devam Ediyor 8 Mart mı dediniz? PKK Adına Mücadelenin Özünü Kirletenlerin Sonu mu Geliyor? Dünyada Hiç Bir Halk Kendi Sömürgecisini Bu Kadar Sevmemiştir! 68 Kuşağın Takibi Kusursuz Devam Ediyor Büyük Kardeş, Küçük Kardeş Yaklaşımıyla Olmaz Yerel Seçimle Oluşan Açmazlar, Genel Seçimle Kapatılmalıdır Kürt Halkının Teminatısınız Şehid Düşenlerin Partisi ve İdeolojisi KURDİSTAN'dır Artık İdeolojik Ütopyanın Ötesinde Göz Kırpan Bir Realitemiz Vardır Bu Rüya Gerçek Olsa Ne Oldu Ne Olmadı Değil Ne Olacağına Odaklanmalı Kürtler Büyük Düşünüp Büyük Kazanmalıdır Yine de ve İlle de BARIŞ Demekte Israr Edelim Ha bakkal Mıho'nun mantığı, ha Ankara'daki Kürt çözümünün mantığı IŞİD'le Ortaya Çıkan Çağrışımlara Karşı İyi Hazırlanma Gerekir Savaşın Doğurduğu Barış Çocuğunu Yaşatmalıyız Tarihin Kürtlere Sunduğu Şansa Kulak Verilmelidir Kürtlerin Ulusal Çıkarlarını Hedefleyen Akıl Acilen Devreye Girmelidir Kürdistani düşünce çok ciddi ve acil olarak yeni formatlara ihtiyaç duyuyor Ortadoğu Erdem Yoksunluğunda Bir Bayram Daha! Sorgulamaktan yoksunluğun sonu hayırlı olmaz Sıradan bir Kürt evladı neyi, nasıl düşünmelidir Sradan Bir Kürt Evladı Neyi, Nasıl Düşünmelidir? Önderler Muhteris Olursa, Kürdistan İşgalcilere Tutsak Kalır Tarihsel Dayatmalara Cevap Verilmelidir Halkını Savunmasız Bırakmanın Haklı Gerekçe Olamaz Kürt Halkının Önceliklerini, Partisel Önceliklerin Önüne Konmalıdır. Aman Peşmergeye Silah Verilmesin Diyebilir Mantığını Anlamak ta Zordur IŞİD Karanlığı Kürtlerin Düşünsel Dünyasını Aydınlatmalıdır Asya Kıtasını Taliban ve El-kaideyle, Ortadoğuyu da İşid'le mi Dizayn Edecekler Kürd Mücadelemizin İçine Eden Kumpasçılarımız Yok mu Dersiniz? Memonun ya da Mıhonun binek atı olmamak! Şeyh Sait ve Bir Amcanın Duyguları İşidle Ortaya Çıkan Çağrışımlara Karşı İyi Hazırlanmak Gerekir Savaşın Doğurduğu 'Barış' çocuğunu yaşatmalıyız! Yakınma Siyasetiyle Heba Edilen Yarım Asra Yakın Bir Süreç Kürtler arası kavganın temel getirisi ihanettir Kürt Ana Kadının Acılarından Başka Kutlanacak Neyi Varki? Kazanılan mevzileri terk ederek HDP'ye Katılmanın Amacı ne? Kürdistan'da 68 Kuşağından Günümüze! Beynimizi Çevreleyen Korku Dağları Değişimlere Direnen İdeal İnadımı Kürd Mücadelemizin İçine Eden Kumpasçılarımız Yok mu Dersiniz? Bedel ödemeyi Göze Alıp Özlemlerle Kucaklaşmaya Koşmak! Ferzende Arkadaşımla Şehirli Yaşama Merhaba Dem Halepçe'yi mi yazıp anlatacaktım? Tarih hataları affetmiş olsaydı, Kürtler çoktan Devlet olurdu Yanlışlıklarla Gölgelenen Doğrulara Sahip Çıkılmalı Artık Şehmus İnsan Ve Doğa Sevgisiyle Güzelleşmişti Ortamın mı yoksa doğruların mı aydını olmalı? Şeyh Said ve Bir Amcanın Duyguları Yakınma Siyasetiyle Heba Edilen Yarım Asra Yakın Bir Süreç Yerelde Sorumsuzluk Doğru İradeyi Ortaya Çıkarmaz Ulusal Kazanımlar Her Şeyin Üzerinde Olmalıdır Ha bakkal Mıho'nun Mantığı, Ha Ankara'daki Kürt çözümünün mantığı? Türk Aydının Rötuşları ve Türk Solcusu Olmanın Çeşitleri Geçmişimiz Geleceğimizin Aynasıdır ve Olmalıdır Derlerya? Kürt Mücadelemizin İçine Eden Kumpasçılarımız Yok mu Dersiniz? Yeni Yıla Düşüncede ve Pratikte Yenilenerek Girilmeli Laga Lugalarla Kürtlerin Özgürleşmesine Karşı Çıkmak Emperyalizme Karşı Ortak Mücadelenin Hazin Hikâyesidir Kürdün Ana Toprağında Leyla Zana’lar Çoğalmalıdır Demokrasi Teoride Kalıyor İçtenlikli Temennimiz ve Nerina Azad Sitesinden Beklentilerimiz
x