Esma Akbalık: Siyahların Yaşamı Önemlidir, Kürdlerin Yaşamı Önemlidir!

Siyahların Yaşamı Önemlidir, Kürdlerin Yaşamı Önemlidir!

Bu çok insani bir soru, örnek beğenmediğiniz Amerika'lı Beyazların, Siyahilara uygulanan anti ırkçı duruşlarıdır. Amerika'da ötekileşen, Siyah, Türkiye'de ise ötekileştirilen Kürdlerdir. ABD'de Beyaz ırkçılığına Karşı, Beyaz Amerika'lıların Yükselen Direnişi yayılarak devam ediyor!

Esma Akbalık

08.06.2020, Pts | 09:36

Siyahların Yaşamı Önemlidir, Kürdlerin Yaşamı Önemlidir!
Makaleyi Paylaş

 ABD’nin başkenti Washington Başkanı Muriel Bowser, Beyaz Saray’a çıkan 16’ncı caddenin ortatasına ve girişine ‘Siyahların Yaşamı Önemlidir’ (Black Lives Matter) sloganını yazdırdı.

Kürdlerin Yaşamı Önemlidir  diyebilecek yürekli bir türk var mı? Sorusunu sormadan geçemiyorum. ABD'de olduğu gibi, kendi  devletlerinin ırkçı anti Kürd şövenist politikasına karşı, Kürdün Yaşamı Önemlidir diyecek, bilinçli ve yürekli  türkler var mı?

Bu çok insani bir soru, örnek beğenmediğiniz Amerika'lı Beyazların, Siyahilara uygulanan anti ırkçı duruşlarıdır. Amerika'da ötekileşen, Siyah, Türkiye'de ise ötekileştirilen Kürdlerdir. ABD'de Beyaz ırkçılığına Karşı, Beyaz Amerika'lıların Yükselen Direnişi yayılarak devam ediyor!

 

«Nefes Alamıyorum» George Floyd'un son sözü, Beyaz Amerika'lıların direniş sloganı oldu. ABD’nin Minnesota eyaletinde Siyahi George Floyd’un 25 Mayıs’ta polis şiddeti sonucu hayatını kaybetmesi ülke genelinde, Beyazların öfke patlamsına neden oldu. ABD'deki protestoların önceliği anti Siyahi ırkçı  devlet politikasına dur demek için, sosyal  adaletsizlik, artan kutuplaşmaya karşı büyük bir İsyandır. ABD'de Siyahlara yönelik ırçılık devletin sistematik olarak uyguladığı politikadır. Ikinci sınıf vadandaşı haklarına bile sahip olamamıştır. Renginden dolayı, her türlü haksızlığa ve şiddete mahkumdur. Cezaevleri Siyahilar doludur, toplumun en yoksul kesimi onlardır. Haksızlığa ugradığını söylemek için itiraz edecek olsa, hemen, hırsızlık, uyuşturucu, kriminel suçlamasıyla yıllarca bedel öderler. ABD'de her zaman Siyahlar, öldürülüyordu, ama öldürülen Siyah olduğu için yaşamı önemli değildi. Böyle bir devlet ve millet aklı vardı
Bu defa adalet uyandı. Beyazların zulümüne, cinayetine Beyaz Amerika'lılar karşı çıkarak, var olan ırkçı politikayı sarsarak, polislerin yargılanmasını, ve Siyahların Yaşamı Önemlidir diyerek tüm insanlığa ders verdiler. Buna,humanist olmak, özgür birey olmak denir.

Neden? Çünkü Beyaz, Beyazın ırkçılığını kabul etmiyerek bir kırılma noktası olmuştur. Üstün ırk, milliyetçilik birinci sınıf, imtiyazlı olmayı redederek, bilinç sıçraması gerçekleşmiştir.  Bununla kalmıyor eylemleriyle, devlete geri adım atmasını sağlıyor. Toplumda kendisiyle bir yüzleşme ve hesaplaşma sınavı vermektedir.

Irkçılığa karşı çıkan Beyazlar, hangi ideoloji, hangi lider veya parti öncülüğnde meydanlara aktılar?

Burda temel mesele bilinçli insan, özgür birey olmak, kendine yapılmsını istemediğini, başkasına yapılmasına karşı çıkmaktır. Yaşam evrensel temel haktır. Adalet terazisinde, hiçbir renk, ırk, dil, inanç, cinsiyet farkı yoktur. Yaşam Önemlidir.

Bu 21 çağın yeni ve modern direniş cephesi, yeni bir anlayış ve farklı bir yöntemle, başta ABD olmak üzere tüm dünyanın çağdışı, devlet politikalarına başkaldırıdır. 

Irkçılık, asırlardır var, fakat modern çag haydutları bunu ne kadar gizlemeye çalışsada, devletlerin sistemli bir politikası olarak süregelmiştir. Renk, ırk, dil, cinsiyet, inanaç, sınıf, kültür vs. vs. Çoğaltılabilir.

 

ABD Başkanı Donald Trump olayların arkasında aşırı sol gruplardan Antifa’nın olduğunu öne sürdü ve grubu “terör örgütü olarak ilan edeceğini” söyledi.

Son bir haftada ABD’de yaşananlar ve Trump’ın izlediği politika ile Türkiye’de yaşananlar kıyaslandığında Trump ve Erdoğan’ın ayni yoldan gittiği görülüyor. Çünkü her ikisinin kullandığı argumanlar ayni milliyetçilik, din ve devlet şiddeti kullanmaktadır.

Hatırlayalım, Erdoğan 7 Haziran seçimlerinden önce Batman’daki bir mitingde elindeki Kürtçe Kur’an’ı sallayarak halktan oy istemişti. Din faktörünü  öne çıkararak, yeni bir  keşifmiş gibi  sunarak Kürdleri kandıracağını sanmıştı. Oysa kürdlerden en ağır yenilgiyi bu dönem almıştı.

 

 Aynısını Trump da göstericilerin saldırısına uğradığı öne sürülen kilisenin önünde elinde İncil’le poz verdi.

Amerika'daki Kilise yetkilileri Trump'ı uyararak endişelerini dile getirerek, ırkçılığa ve şiddete son verilmesini istediler.

Günlerdir meydanlara döklen Beyaz Amerikalı isyancılar Nefes alamıyoruz diyerek devletin,  şiddetine karşı meşru savunmalar yaparak karşılık verdiler.

Polisler göstericilerin önünde diz çökerek, öldürülen George Floyd anısına saygı duruşuna geçtiler. Beyaz Amerikalılar, «Siyahların Yaşamı Önemlidir» diyerek bir ilke imza attılar.

 

Irkçılığa karşı isyan etmek meşrudur.

ABD'yi sarsan, dünyayı etkileyen bu gelişmeler  Korona virüsünden sonra gündeme bomba gibi düştü. Dünyanın birçok ülkesinde anti ırkçı gösteriler yayılarak devam ediyor.

Beyazlar baş kaldırmasaydı, Siyahlar hergün sokaklarda protesto yapsaydı, ki yapıyorlardi ama hiç bir kiymeti yoktu. Çünkü Siyahların yaşamı Önemli olmadığından, sözlerinin, istem ve talelerinin bir karşılığı yoktu.

Durum bugün tersine dönd, çünkü «üstün» ırkın bireyleri sokağa çıkınca herşey farklı bir biçim ve anlam kazandı. Devlet burda ayni yöntemi kullanamaz, kullansa bile başarılı olamaz.

ABD’nin başkenti Washington Başkanı Muriel Bowser, Beyaz Saray’a çıkan 16’ncı caddenin ortasına ve girişine ‘Siyahların Yaşamı Önemlidir’ (Black Lives Matter) sloganını yazdırdı.

 

Dunya Liderleri farkli tepkiler verdiler, TC. Reisi Erdoğan, «Amerika'da polis şiddeti var, takipçisi olacağız» diyerek parmakla gösteriyor. Bu şu anlama geliyor, bakın ırkçılar, şiddet uygulayanlar, adaletsiz olanlar onlardır. Buna karşı çıkarak kendini onların arkasına gizlemeye çalışarak, biz ırkçı ve faşist değiliz, demek istiyor. Oysa 20 yaşındaki Bariş Çakan, 30 Mayıs 2020'de Ankara'da Kürdçe müzik dinlediği için üç türk ırkçı tarafından kalbinden bıçaklanarak kateledildi. Ve katiller haklı görülerek elini kolunu salayarak dolaşıyorlar. Türk Reis, ırkçılığını gizlemek için başka ırkçıları suçlayarak kendini korumaya çalışıyor.

Neden? çünkü Türkiye'de milli bir ırkçılık ve anti Kürd bir devlet politikası sistemli olarak savunulmakta ve devlet şiddeti uygulanmaktadır.

Bu ibret verici utanmaz açıklamalardan sonra birde, Kanada Başbakanı Justin Trudeau'nun  özelleştiri içeren mesajına bakın.

Trump’a nasıl bir mesaj vermek istersiniz?’ diye sorulan Kanada Başbakanı, 21 saniye sessiz kaldı!

Ve devamında ise çarpıcı açıklamalarda bulundu,

 “Hepimiz ABD’de olup bitenleri korku içinde izliyoruz,İnsanları bir araya getirmenin zamanıdır. İlerlemelere rağmen adaletsizliğin devam ettiğini öğrenmenin zamanı” diyen  Trudeau, ABD’de yaşananlar hakkında başka bir yorum yapmayarak Kanada’da da sistematik ırkçılığın devam ettiğini söyleyerek sözlerine devam etti: “Aynı zamanda biz Kanadalılar olarak, zorluklarımız olduğunun farkına varma zamanı.”

Başka bir muhabirin, Trump’ın sözleri ve eylemleri hakkında daha fazla yorum istemesi üzerine ise Trudeau, “Kanada başbakanı olarak görevim Kanadalıları ayağa kaldırmak” dedi.

İşte olaylara bakış, yaklaşım ve anlayış çerçevesi herşeyi oryaya sermektedir. Gerçekleri hasıraltı eden ırkçı, otoriter, İslamo- faşist mafya Reisi Erdoğan ile Kanada Başbakanı Trudeau arasında temel  fark budur.

Biri ülkesini, milletini ieri taşımak için yanlış politikalarını eleştirerek, sosyal adalet ve çağdaş hukuk anlayışını cesurca savunarak yapılması gereken görev ve sorumluluklarını söylerken. Hukuk ve adaletin olmadığı, insan temel hak ve özgürlükleri ayak altına alanan Türkiye kendilerinde hiçbir sorun olmadığını, yaşamı toz pempe göstemeye çalışmaktadır. Totaliter dikta rejimlerinde «hiç» sorun olmaz. Konuşmanın yasak olduğu bir yerde, sorunları dile getirmek suçtur. Bu iklimde savaşa hayrr demek suç, barışı savunmak suç, Kürdün yaşamı Önemlidir demek en büyük suçtur.

Türkiyenin manzarası budur.

 

Türkıye Cumhuriyeti devleti, TC. başkani Erdoğan, ve milleti islamcsı, solcusu, ülkücü-ulusalcısı hepsi ırkçı kürdlere nefret ve ölüm kusuyor

Türkiye'de  Kürd olmanın, kürdçe konuşmanın bedeli ölümdür.

 

Anadilini konuştuğu için, kürdçe müzik dinlediği için öldürülen kaçıncı kürd oldu?

Siz hiç kendi anadilinizi konuştuğunuz için öldürüldünüz mü?

Siz hiç kendi anadilinizde müzik dinlediğiniz için, bıçaklanarak aleni bir şekilde katledildiniz mi?

Siz hiç telefonda anadilinizle konuştuğunuz için linc edildiniz mi?

Cezaevleri Kürd dolu olan bir ülkede düşünce suç, kürdçe dili suç, Alevi inanci ve gayri müslim olmak suçtur. Bundan daha tehlikeli ırkçılık olabilir mi?

Ey, Beyaz Türkler siz ne zaman, Kürd'ün Yaşamı Önemlidir, şeklinde Ankara'nın caddelerine yazacaksınız?

Sizde adalet hiç uyanmayacak mı? Türkler ne zaman devletin ırkçılığına; adaletsizliğine karşı çıkarsa, işte o zaman sizde köle olmktan kurtulacaksınız. Aksine  ırkçılık yaparak Kürdleri öldürmek, linç etmek sizide bitirecektir.

Tekrarlıyorum her bireyin yaşamı önemlidir «Siyahlarin Yaşamı Önemlidir», Kürdün Yaşamı Önemlidir.

 

[email protected]

Bu makale toplam: 2661 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:21:12:09
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad
x