Çetin Çeko: Güney ve Kuzey’de ‘Kürdistani’ kavramı

Güney ve Kuzey’de ‘Kürdistani’ kavramı

Çok uluslu devletlerde egemen ulusun diğer ulusal kimliklerle eşitlenme çabasında devreye giren kimlik ortak kimliktir. Ortak, kolektif kimliğin içi adil ve eşitlikçi bir biçimde doldurulmamışsa, azınlık kimlikler ortak kimliği ve onun ulusal sembollerini ret eder ve çatışırlar. Bu nedenle sözde ve göstermelik bir ortak kimlik, sorunun çözümü değildir.

Çetin Çeko

14.04.2017, Cum | 19:15

Güney ve Kuzey’de ‘Kürdistani’ kavramı
Makaleyi Paylaş

"Kürdistani" kavramı, Güney Kürdistan siyasi literatüründen Kuzey Kürdistanlı siyasal güç, çevre ve kadroların literatürüne “Kürdistani duruş”, “Kürdistani tavır”, "Kürdistani parti (ler)", "Kürdistani güçler" ve benzer sıfatlar eklenerek giren bir kavram.

Güney Kürdistanlı siyasal güçler, “Kürdistani” kavramını başlangıçta politik ve kültürel değerlerin yerel ifadesi anlamında kullandıysalar da, sonradan bu kavram daha öznel bir tanımlamaya evrildi. Tanımlamanın günümüzdeki içeriği, Kürdistan’da yaşayan yerleşik Arap, Türkmen, Asuri, Süryani kadim halkların kolektif, ortak “Kürdistanlı“ kimliğini tanımlarken ifade edilmektedir.

 “Kürdistani” kavramının Güney Kürdistan siyasi literatüründe bugünkü anlamıyla yer alması Kürdistan'ın statü kazanma süreçleriyle paraleldir. Bu süreçleri 1960 -1975 otonomi, 1990 - 2005 federe yapı ve sonrası bağımsızlık sürecine gidiş şeklinde ayrılabiliriz.

“Kürdistani” tanımlaması Kürdistan’ın siyasi sınırlarının belirlenmesi ve Kürdistan'dan koparılan bölgeler problemiyle birebir ilintilidir. Çünkü kavramın içeriği bu bölgelerde yaşayan Kürtler dışındaki halkların ulusal ve demokratik haklarına Kürdistan yönetimi ile siyasal güçlerin bakış ve yaklaşımlarını açıklar.

Şu ana kadar Irak Merkezi Kükümetleri ile Kürdistan Bölgesi Yönetimleri arasında çöken bütün anlaşmaların temelinde Kürdistan’dan koparılan bölgeler sorunu vardır. Gelmiş geçmiş Irak Merkezi Hükümetleri’nin özellikle şoven Baas rejiminin Kürdistan’ın demografik yapısını bozarak Kürtleri ve Türkmenleri Araplaştırma ve yerlerinden göç ettirme politiklarına karşı duruşta “Kürdistani” kavramının belirleyiciliği vardır.

11 Mart 1970 Otonomi Anlaşması ile 2005 Irak Anayasası’nda koparılan bölgelerin statüsünün belirlenmesinde demokratik temayüller açısından çok önemli bir değişikliğe gidildiğini görürüz.

1970 Otonomi Anlaşması’nda bu bölgelerin Kürdistan otonom yönetimine bağlanıp bağlanmaması, nüfus sayımına gidilerek karar verilecekti. 2005 Irak Anayasası’nda yer alan meşhur 140. madde ise, söz konusu bölgeler için 2007 sonuna kadar referanduma gidilmesi kararı vardı. Bağdat her iki kararı da uygulamadı.

Kuşkusuz nüfus sayımı ile referandum arasında halk iradesinin demokratik yollardan tecellisi açısından çok önemli farklar vardır. Kürdistan yönetiminin “Kürdistani” kavramının içini demokratik ögelerle doldurmasında bu önemli bir ayrıntıdır.

Çünkü bu bölgeler Kürtler ağırlıklı olmakla beraber çok kimliklidir. Söz konusu bölgelerde Kürtler dışında yaşayan Araplar, Türkmenler ve Asurilerin Kürdistan federe yönetiminde mi, yoksa Bağdat merkezi yönetimi bünyesinde mi kalmak istediklerinin bilinmesinde otonomi anlaşmasında önerilen nüfus sayımı yerine, iradenin demokratik yollardan tercihi açısından referandum yöntemi önerilmiştir.

Geçtiğimiz haftalarda Kerkük İl Meclisi'nin onayı ile resmi dairelere Irak bayrağının yanına Kürdistan bayrağının asılması kararı ve Kürdistan Bölgesi’ne bağlanma isteğiyle başlayan tartışmalar yaşandı.

Bu tartışmalar Güney Kürdistanlı güçlerin "Kürdistani" kavramanı hangi manada ifade ettiklerini daha da netleştirdi. Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesud Barzani, 23 Eylül 2005'de Duhok Edebiyat Festivali'nde yaptığı konuşmada, “Kerkük'ün kimliği Kürdistani’dir" diyerek, “Kürdistani” kimliğin kolektif bir kimlik, Kerkük’ün de rafine bir Kürt şehri değil, Kürtler ağırlıklı Kürdistan şehri olduğunu vurgulamıştı.

 “Kürdistani“ kavramı Mayıs 1988’de Kürt Sosyalist Partisi (PASOK), Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB), Irak Komünist Partisi (IKP), Kürdistan Demokratik Halk Partisi (KDHP), Kürdistan Sosyalist Partisi (KSP) ve Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) tarafından kurulan Kürdistani Cephe isminde de karşımıza çıkmaktadır.

Dikkat edilirse bu cephenin bileşenlerinden biri de IKP’dir. IKP’nin Kürdistan seksiyonu Kürdistani Cephe’ye katılmıştır. Tarihsel süreç içinde IKP, kadro ağırlıklı Kürtler, lojistik olarak da Kürdistan’da mevzilenmiş olsa bile, IKP’nin isminden de anlaşılacağı üzere bir Kürt siyasal hareketi olduğu sonucunu doğurmaz. Buna karşın IKP, Kürdistani Cephe’nin bir bileşeni olarak Kürt değil ama Kürdistan’da bulunan Kürdistanlı bir güç sıfatıyla cepheye katılmıştır.

Artık günümüz Güney Kürdistanı’nda "Kürdistani" kavramı açık ve net bir şekilde ortak kimliği ifade eden bir tanımlamadır. Nasıl ki çok uluslu devletlerde "İspanyol", "Britanyalı", “Iraklı” sıfatları ortak kimliği vurguluyorsa, "Kürdistani" kavramı da Güney Kürdistan’da egemen ulus Kürtlerin yanı sıra, Araplar, Türkmenler, Asuriler, Süryaniler ve Ermenilerin tümünü ifade eden ortak kimlik sıfatlandırmasıdır.

Çok uluslu devletlerde egemen ulusun diğer ulusal kimliklerle eşitlenme çabasında devreye giren kimlik ortak kimliktir. Ortak, kolektif kimliğin içi adil ve eşitlikçi bir biçimde doldurulmamışsa, azınlık kimlikler ortak kimliği ve onun ulusal sembollerini ret eder ve çatışırlar. Bu nedenle sözde ve göstermelik bir ortak kimlik, sorunun çözümü değildir.

Örneğin Katalanlar ve Basklar İspanyol, Korsikalılar Fransız, Kuzey İrlandalılar Britanya ortak kimlikleriyle kendilerini tanımlamaktan itina ile kaçınırlar. Ulusal sorunlarda yaşanan pratikler göstermiştir ki, halklar özgür veya birlikte yaşadıkları diğer halklarla eşit hak ve sorumluluklara sahip olmadan, halkların kardeşliği de idealist anlamda hayata geçmemektedir.

Güney Kürdistan’ın federe yapısında azınlık kimliklerin parlamento, eğitim, basın, ruhani kurum ve birimlerde temsil hakları, milli kurum olan peşmerge bünyesinde Arap peşmerge birliklerinin inşası, “Kürdistani” kimliğin çoğulcu formatta içinin doldurulmaya çalışıldığı önemli adımlardır. Güney Kürdistan’ın olası bağımsızlığı ardından azınlık kimliklerin kendilerini nasıl ifade edecekleri bu açıdan oldukça önemlidir.

 Kuzey siyasi literatüründe “Kürdistani” kavramı

Kuzey Kürdistan’da "Kürdistani" kavramı PKK dışındaki muhafazakar ve İslami çevrelerden sosyalistlere detayda farklı anlamlar yüklense de ana meali; Kürtlerin ulusal demokratik haklarının elde edilmesi ve Kürdistan’ın diğer parçalarındaki kazanımların korunup ilerletilmesinde ulus ve ülke perspektifinden Kürdistan sorununa yaklaşım biçiminde ifade edebiliriz.

Ayrıca Güney Kürdistan siyasi güçlerinin birinci versiyonu diyeceğimiz politik ve kültürel değerlerin yerel ifadesi şeklinde de kullanılmaktadır. Bunun yanında çıktığı kaynak veya damar Kürdistanlı olan politik yapıların tanımlanmasında da belirtilir.

PKK, “Kürdistani” terimini kendi siyasi literatürü içinde sıklıkla olmasa da, Kürdistanlı politik güçler anlamında kullanmaktadır. Örneğin Murat Karayılan’ın geçtiğimiz aylarda IŞİD’in İstanbul’da gece kulübü Reina saldırısına ilişkin yaptığı açıklamada, "Bizim, Kürt ve Kürdistani hiçbir gücün bu saldırıyla ilgisi yoktur” açıklaması bu manada ifade edilmektedir.

Ayrıca sosyal medyada “Kürdistani” ve “Kurdi” kavramlarıyla egemenini eleştirmek için kendi tribününe slogan atan, farkında olmadan veya olarak kullandığı nefret söylemiyle egemenine benzeyen bir akımın varlığını da belirtmek gerekir. Bu kategori, kavramın yukarıda belirtilen politik ve sosyolojik anlamının içini boşaltıp, zedelemektedir.

Sonuç olarak “Kürdistani” kavramı Güney Kürdistan siyasi literatüründen Kuzey Kürdistan siyasi literatürüne girmiştir. Kuşkusuz farklı kaynaklardan sonrada literatüre giren kavramlar geldiği kaynaktaki anlamı tıpa tıp içermeleri düşünülemez.

Politik ve sosyal şartlara göre içeriğini yeniden yapılandırabilirler. Özellikle Kuzey Kürdistanlı çevrelerin “Kürdistani” kavramına yükledikleri mananın Güney Kürdistan’da da günümüzde aynı anlamda ifade edildiği algısı genelde egemen olsa da kavramın aynı mealde kullanılmadığını görüyoruz.

 

Bu makale toplam: 9367 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:05:32:19
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

Çetin Çeko

Yazarın Önceki Yazıları

Rojava Kürtleri, hem aranan hem de terk edilen aktör oldular 'Barış Koridoru' yazılır, işgal okunur Seçimin bir diğer kaybedeni Öcalan oldu! Olası Basra federasyonu ve Kürdistan’a etkisi Yabancı Gözüyle 'Kürdistanilik' Türkiye modeli güvenli bölge: Kuzuyu kurda emanet etmek ABD’nin Suriye siyasetinde Kürtler ve Türkiye Suriye, siyasi süreç ve Kürtlerin temsili Kürt seçmen davranışı ve 24 Haziran Geçmişi Hatırlamak Kurtuluşun Sırrıdır! Türkiye, Afrin’i almak değil, Diyarbakır'ı kaybetmekten korkuyor! Kürdistan için yeni bir nefes: Rusya! Kürdistan’a yaptırımlar bağımsızlık sürecini hızlandırabilir Referandum ve Kerkük travması Kürdistan’a yaptırımlar Erdoğan’ı iktidardan edebilir Bağdat ikinci kez Kürtlerden kaçıyor Güney Kürdistan bağımsızlık referandumu ve sonrası Federalizmi Irak’a Kürtler getirdi Uluslararası toplum ve Kürtler Kürtlerin sistemi etkileme ve kilitleme gücü Güney Kürdistan Bağımsızlık Referandumu ve Olasılıklar AKP ve KDP Kürtlerde ‘Hayır’ ve ‘Boykot’ Güney Kürdistan’ın bağımsızlığında iki örnek Türkiye’nin YPG ile dolaylı ateşkesi Kürtlerin Seçilmişleri Mebus Değil Mahpus Uluslararası toplum, müttefiklerinin Kürt kamburunu taşımak istemiyor Türkiye, Kürtler için yaptığı kafesin mahkûmu Türkiye’de darbe geleneğinin tarihsel kodları Rusya’nın 'Türkiye, IŞİD'i destekliyor' iddiası ne olacak? HDP, 23 Nisan 1920’yi savunacağına hesaplaşmalıdır AKP medyası Gülen Cemaati’nin asılsız bilgilerini Kürt sivil kurumlarına karşı kullanıyor Sri Lanka-Türkiye, Tamil Kaplanları-PKK benzerlikler ve farklılıklar Kürt sorunu ekseninde Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı Demokratik özerklik neden kalıcı çözüm olamaz?
x