Aziz Yağan: Medeni Ölüm, Alternatif Model, Fahriye Adsay

Medeni Ölüm, Alternatif Model, Fahriye Adsay

Gece ve gündüz kesilmeyen silah ve bombalama sesleri aylarca sürdü, herkesi etkiledi. Hendeklerin yol açtığı çatışma sesleri öğrenci, öğretmen ve geri kalan herkesin motivasyonunu bozdu, psikolojiyi alt üst etti. O hendeklerde binlerce insanımız birkaç ay içinde yok oldu.

Aziz Yağan

26.09.2016, Pts | 23:38

Medeni Ölüm, Alternatif Model, Fahriye Adsay
Makaleyi Paylaş

Birinin mesleğinden men edilmesini ve ömür boyu sürecek problemlere maruz bırakılmasını 2006 yılında AİHM, “medeni ölüm” olarak adlandırdı.

29 Aralık 2015’te bir kısım öğretmen şehirlerde süren çatışmaların sona erdirilmesi amacıyla bir günlük iş bıraktı. Boykota katılanların tümünün savunması mayıs ayına dek alınmış. Aslında kapsamlı ve yıllarca geriye dönük bir inceleme yapılmış. 

Sonuçta, 11.250 öğretmen şimdilik açığa alındı. Soruşturma tamamlanıncaya dek, bu öğretmenler işe gidemiyor, maaşlarınınsa üçte ikisi veriliyor. Yakında, ‘eğitim, sağlık ve belediyede’ çalışan 40 bin kişinin açığa alınmaksızın kamudan doğrudan “ihraç” edileceği belirtiliyor. Medeni ölüm’e terk edileceklere ilave 40 bin kişi ve ailesi! O da şimdilik!

Öğretmenler OHAL ve KHK ile değil, Milli Eğitim Bakanlığı’nın talimatı ile işten uzaklaştırıldı. Yani darbe girişimi olmasaydı da işten uzaklaştırmalar yaşanacakmış. Muhtemeldir ki, darbe girişimi işten uzaklaştırma tarihinin ertelenmesine yol açmış. 

Açığa alınan öğretmenler arasında sendika üyesi olmayanlar da var. Bu nedenle, açığa alınanların belirli bir sendika üyesi olduğunun propagandası doğru değil. Boykota katılan herkes açığa alınmış.

Fahriye Adsay da Diyarbakır’da İngilizce öğretmenliği yaparken ilkin açığa, ardından da dün sabah evinden gözaltına alındı. Fahriye Adsay bir sendikaya üye değildir, ideolojik, kalıpsal bir bakışı yoktur, şiddet uygulayanlara açıktan karşıdır. Adsay, ODTÜ Tarih bölümünden mezundur ve iki kez yüksek lisans yapmıştır. “Yezidi Kadınlar: Kültürel Sınırların Edilgen Taşıyıcılar” ismiyle 2014 yılında araştırmasını kitaplaştırmıştır. Türkçe ve İngilizceden 11 kitabı tek başına çevirirken, 4 kitabın çeviri ekibinde yer almıştır. Adsay, Zarema adlı derginin sahibi ve editörüdür; dilimiz ve dilimize tercüme üzerine yoğun çalışmalar yapan, toplumumuz ve sorunları üzerine kafa yoran bir yazardır. 

Son mağduriyetin nedeni: Hendekler! 

Sokaklara hendek kazmak suçtu. Ekonomimizi, konutlarımızı, tarihi eserlerimizi, eğitim sürecimizi, sosyal dokumuzu, psikolojimizi çökertti. Yürüyüşlere ve basın açıklamalarına sürekli çağırılmasına rağmen, insanlarımız hendekler yoluyla başlatılan sürece destek vermedi, kararlı bir duruş sergiledi.

Gece ve gündüz kesilmeyen silah ve bombalama sesleri aylarca sürdü, herkesi etkiledi. Hendeklerin yol açtığı çatışma sesleri öğrenci, öğretmen ve geri kalan herkesin motivasyonunu bozdu, psikolojiyi alt üst etti. O hendeklerde binlerce insanımız birkaç ay içinde yok oldu. 

Açığa alınan öğretmenler de o dönem aynı duruşu sergiledi ve destek çağrılarına kayıtsız kaldı. Yanlış olduğu en başından beri ifade edilen hendeklerin yol açtığı yıkımı bir şekilde durdurmak isteyen iyi niyetli ve samimi insanlarımız bu boykota katıldı. Devlet ise, bu boykotu ve boykota katılımı “çatışmaların durdurulması amaçlı samimi, tarafsız bir talep” değil, “hendek kazanlara destek” olarak algıladı ve buna uygun davranıyor. Halbuki, mesele bu kadar net, bu kadar keskin değildir.

Hendeklerse insanlarımızı her açıdan mağdur etti. Bu mağduriyetin büyüklüğü ve korkunçluğu kamu çalışanlarını harekete geçirdi ve bu yanlış harekete geçiş de nihayetinde, kamu çalışanlarımızı mağdur etti. 

Eğer işten uzaklaştırma süreci, işten çıkarma ile sonuçlanırsa ve ihraç sayısı artarsa, ciddi bir toplumsal hasar daha almış olacağız. FETÖ üyesi Kürdler de işten atılmaya devam ediyor. Bu tür süreçlerin, bu süreçlere katılışların, sessiz kalışların toplumumuza maliyeti çok ağır oldu ve olmaya devam edecek. Kimi insanlarımız diğer ülkelere gitmenin yolunu arayacak, kimi buralarda kalmaya çalışacak. Kamu ya da özel kurumlarda bile olsa kendi mesleğinize devam edemeyecekseniz, size hangi işler kalır ki?

Bazı ilginç alternatif iş önerileri olmadı değil. Öğretmenlere “Göreve hiç dönmesinler!”, velilere de “Çocuklarını okula hiç göndermesinler!” diyen de oldu, bir öncekine benzer şekilde şu cümlelerle tavsiye veren (1) de: “Alternatif eğitim kurumları oluşturun! Bunu alternatif model bir fonla yapın! Çocuklarını okula göndermek zorunda hissetmeyen aileler de çocuklarını bu kurumlara gönderebilirler!” Ancak, evlerinde açığa alınan olmayanların (2) bu tür tavsiyeleri vermesi kolaydır. 

Toplumumuz bu tavsiyeleri ciddiye alıp, hayatın ve çağın gerçeklerine sırtını dönseydi; etüt merkezleri, özel okullar, devlet okulları, açık öğretim bölümleri terk edilirdi, etüt merkezleri ve özel okulların sayısı ve niteliği sürekli artmazdı, sınav birincileri bizden de çıkmazdı, Fahriye Adsay’larımız yetişmezdi. ‘Çocuklarınızı okula göndermeyin’ tavsiyesini doğru bulanlar, kendi çocuklarını okuldan tamamen almışlar mıdır? Bu tavsiyeyi doğru bulanlar; açığa alınmış, alınmamış bile olsalar, istifa edip ‘halkın evlerini’ okula dönüştürmekle mi meşguldürler? Ne kimse çocuklarını okuldan alsın, ne de işinden istifa etsin! Geleceğimizin parlaklığını eğitime olan ciddiyetimiz belirler.

Süreç, tüm mağduriyetlerin sebebi oldukları halde, hala ve hala mağduriyetleri kendi hanesine ‘kazanım’ olarak yazanların sürecidir. Sur’u şimdiki trajik haline getirtenler ve getirilirken destek verenler, sesini çıkarmayanlar; Sur’a giriş tekrar başlayınca Sur esnafından alış veriş yapılması için çağrıda bulunuyordu. İşte, ‘mağdur ettiğinizin, ettirdiğinizin mağduriyetinden de faydalanmak’ tam da budur. O günlerde hendekler Sur esnafını etkiliyordu. Şimdiden sonra ise; kamu personelinin yaşadığı, yaşayacağı mağduriyetin etkisini, belki de daha ağırını tüm Diyarbakır ve bölge esnafı, dolayısıyla herkes yaşayacaktır. 

Toplumunu, bireyini düşünen hangi sorumluluk sahibi kişi, sendika, siyasi yapılar böyle zararlara, felaketlere yol açacak çabalara girebilir ki? Verdiği zararların sorumluluğunu kabullenip geri çekilmez ki?

Bizler, artık ‘doğruya doğru, yanlışa yanlış’ deyip o yanlıştan uzak durma, yanlışı kendinden uzak tutma iradesini ve kararlılığını sergileyebilmeliyiz. Bunu yapmadıkça; yanlış olduğu baştan belli adımlarla yaratılan her felaket ve mağduriyet bir diğerini tetikleyecek ve bizler, mağduriyeti yaşamaya devam ederken, mağduriyetten beslenenler güçlenmeye devam edecektir. Mağduriyetlerin sahiplerini ve sebeplerini belirleyemediğimiz sürece, yeni ve daha şiddetli mağduriyetlere maruz kalacağız.

Toplumumuzun ve yaşam alanlarımızın çıkarlarına aykırı olan, bizi yerimizden eden, bizi hedef haline getiren, işimizden eden, derdi bizim kişisel ya da toplumsal sorunlarımızı çözme amaçlı olmayan, aksine bizi sürekli ağır ve içinden çıkılmaz sorunların içine yuvarlayan, şiddetten uzak durmayan her yaklaşımı reddetmeliyiz. “Yıkımlarla devam edelim” diyebilenlerin sayısı hızla azalırken, “Yıkımları devam ettirmeyiz” diyebilenlerin sayısı daha da hızlı artmalıdır. 

‘Yanlış, suç, yıkıcı, savurucu, yok edici olan ve bunlara yol açacak her şeyden uzak durma, uzağında tutma becerisi’ bilgi, öngörü ve tartışma yoluyla değil de, bu coğrafyada illa ‘tecrübe yoluyla’ sağlanabiliyorsa, yaşananlar iyi bir ders niteliğindedir.

Acımasızca ve yoğunca tartışmamız gereken asıl soru: “Silahlı ve silahsız şiddet bizi koruyor mu yoksa, mahvedip param parça mı ediyor?”

 

(1)http://ozgurlukcudemokrasi.com/2016/09/22/demirtastan-aciga-alinan-egitimcilere-alternatif-model-yaratin/

(2)http://www.memurpostasi.com/A%C3%A7%C4%B1%C4%9Fa-Al%C4%B1nan-%C3%96%C4%9Fretmenler-haberleri.htm

Bu makale toplam: 5341 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:16:38:36
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

Aziz Yağan

Yazarın Önceki Yazıları

Kürd Temsiliyeti de Nesi? Ayrışalım (III) -Rojava Kahramanları- Ayrışalım (II) Ayrışalım SUSAMAM, rapçı Miraç, Kürd Yanılsaması Karşılıksız Aşığın Kürd Hali Kayyım Atamaları Kime Karşı: KürDlere mi, KürTlere mi, Halklara mı? İyaz bin Ganem’e karşı İlhan Diken!!! Bağlar Belediye Meclisi: Medeni Ölüm 160 TL İstanbul’da Seçmen ve Aday Uyumu Kürdler İçin de 'Her Şey Çok Güzel Olsun!' Selçuk Mızraklı, Zorbalık, Handan Ekici Cumartesi Anneleri ve Sivil Alan 24 Haziran’da ne yapmalıyız? HAMLE: Şuursuzluğa Karşı HAMLE: Ciddiyete Davet! Onur Ünlü’den ‘Gerçek Kesit: Manyak’ HAMLE: Yerel Seçimleri Kazanmak, ama Nasıl? Afrin’de Siviller Öldükçe Güçlenmek! HAMLE: Peki ama Hangi Partiyle? HAMLE: Reform için Yerel Seçimler Ferdinand: Daima kendiniz olun ve Tres’e ne olduğunu sormayın! Beden ve Ruh: Bağımsız Kişilikler Ali Kemal Çınar û Génco Kemal’in ‘Adalet’i ve Kürtler İşkenceciler Çocuklarını Sevebilir mi? İllegalite ve Kürdler Sesi kesilen taşlar ve onların arasında bir şair Sansüre Karşı ‘Zer’ Kürdler; Rejim Yanlıları ve Karşıtlarının Fedaisi mi! Geçmişle hesaplaşma, yarına köprü: Geçersiz oy Evet, Hayır, Boykot ve Kürdler için 4’üncü yol Biz O Hendekleri …! Ariel’den Arielle’ya: Küçük Deniz Kızı Türkiye, Almanya, Hollanda ve Nefret Söylemi Vank’ın Çocukları: Tarihsel Hakikat Mücadelesi Jale ve Mehmet Elbistan Vatandaş Anadilinde Konuş! Kürd Tarafı ve Post-Olgusal Siyaset Prensim, Ömrümün Kalanı Sensin! Derik Kaymakamına Sabotaj Ekşi Elmalar’a ilaveten PKK ile Nereye Doğru? Atatürk’ünü Arayan Ahmet Altan PKK Vekilleri Öldürmeyi Denedi mi! Yılmaz Erdoğan'ın Ekşi Elmalar'ı Kürdler Onursuz, Benliksiz, Haysiyetsiz mi! Kürdlerin Acılarıyla Alay! İki Ustadan Kısa Bir Film: Borrowed Time Kalandar Soğuğu: Bi Dur Be Adam! Sevimsiz Düşünüşler... Halay, Abdullah Keskin, Avesta Koşun Kürtler, Köşede Kurtlar Şeker Dağıtıyor! Mustafa Kemal'in İçimizdeki Askerleri Haksızlık: 'Madımak: Carina’nın Günlüğü' Küçük Prens Kor’u Kor Yakar Demirkubuz'un Bulantısını Gözardı Etmemek Gerek Kuzeyliler Kuzey’e Sabitlendi mi? Kaplumbağa Kabuğu İçindeki 'Yitik Kuşlar'! Heine, Faşizm ve Romansero-Bimini Kürdler ve Diğer Milletler Terörist Değildir Hendek Tatbikatı sayesinde Tanrı Türk'ü Koruyacak Yas Öyküsü Cizre’de Çıkış Yokmuş, Peki Kuzey’de Var mı? İttifakın İç’ten Olanı Hey Sevgilim!.. Yok Bişey Lanetli Olan Mekanlar Değil İnsanlar IŞİD Alevilere saldırır mı? İç Savaş Kılıftır Acildir! Tüm Kürdlerin Dikkatine! Çocuklarımızı Yedirten ÖzYönetim! Sahte Kül Kedisi Bal Kabağını Yolda Yer FİLİZ KORKMAZ’ın anısına İslami Bireylere Günahkar Diyarbakır Hay Way Zaman / Dersim'in Kayıp Kızları Asasız Musa / Musayê Bê Asa Hayastan Aynı Yıldızın Altında Sen Aydınlatırsın Geceyi Bir Dersim Hikayesi Halam Geldi Günahın Dokunuşu / A Touch Of Sin Fare sen aslında... Pieta / Acı – Aziz Yağan
x