Aziz Yağan: Küçük Prens

Küçük Prens

Küçük Prens ile ilgili yazmak ne kadar da zor, güya kısacık bir kitap!

Aziz Yağan

10.05.2016, Sal | 22:12

Küçük Prens
Makaleyi Paylaş

11 yaşını aylar önce bitiren Henna geçen doğum gününde kitabı okuyup, çok güzel deyip anlatmaya başladığında onun kötü biri olmama, sorumluluk sahibi ve sorgulayıcı olma yolunda ciddi bir donanım daha kazandığını düşündüm.

“Onu size anlatmaya çalışmamın nedeni, onu unutmak istemiyor olmam.”

Antoine de Saint-Exupéry’nin ölümünden bir yıl önce yani 1943’te 43 yaşındayken yayımlattığı kitabı bir başyapıttır ve kitabı ‘büyümüşlerin’ de sıkıca sahiplendiği düşünülecek olursa, çocuk kitabı olarak değerlendirilemez. Çocukluğundaki kayıplarının çocukluğunu çalmasına izin vermemiş, ‘büyürken ve büyüdüğünde’ çocukluğuna, çocukkenliğine hissizleşmemiş, büyüdükçe büyüklere benzememiş, Ibert’e göre ise “çocukluğundan sürgün edilmişliğini” hiçbir zaman kabullenmemiş olan Exupéry’nin sergilediği bu duruşu biraz da yeryüzündekileri gökyüzünden izlemesine borçlu olabiliriz.

“Sevdiğiniz çiçek milyonlarca yıldızdan yalnız birinde bile bulunsa, yıldızlara bakmak mutluluğumuz için yeterlidir.”

Exupéry’nin metni, sizi yine kendisinin çizdiği resimlere yönlendirir; öyle ki, yazar sanki ‘Bu resimlere karşı dikkatli olmazsan, bu cümleleri boşuna okursun ve böylece bir çocuğu daha hayata döndüremem’ der gibidir. Kitapta da, filmde de resimleri okumayı, anlamayı, dikkatlice izlemeyi ve ‘ben de çizebilirim’ deyip denemeyi unutmayın.

“Senin gülünün diğerlerinden daha önemli olmasını sağlayan şey, ona ayırdığın vakittir.”

Psikoloji alanındaki yıldızlarını parlatmaya devam eden Fransızlar, bu parıldayışı filme de yansıtabilmiş. Aslında bu açıdan bu film bir ilk değil. Öncesinde, oldukça etkileyici psikolojik çözümlemelere ve çözümlere dayanan “Ters Yüz” adlı bir yapım var. Bu film bilinçaltı, anı, kişilik gelişimi, davranış, duygulanım üzerine tartışmaları somutlaştırarak evin içine, yemek masasına kadar sokuyor ve ‘insan’ı tartışmaya çocukları da açıkça davet ediyor.

“Eğer kelebekleri tanımak istiyorsak bir kaç tırtıla katlanmak gerekir.”

Küçük Prens filmi kitabın çoğu kısmını sesli okuyor ve kitapla yetinmiyor. Kitaptaki bazı bölümler filmde yer almıyor ve kanımca bu mazur görülemez. Annesinin istediği gibi yaşayan küçük kız, okuduğu öyküden ve yaşlı adamdan edindiği bakışla annesine düşman olmuyor, aksine büyükleri anlamaya çalışıyor yani onların tuhaflıklarını fark etmeye başlıyor.

"Sadece evcilleştirdiğiniz kişiyi anlayabilirsiniz."

Yaşlı adama küçük prensi getirebilmenin yani yaşlı adamdan görüp öğrendiklerini özümseyebilmenin tek yolu ise o gri dünyanın insanlarıyla tanışmaktan, onlarla doğrudan temastan ve onların elinden prensi çekip alabilmekten geçiyor. Filmin bu kısmı çocuklar için oldukça ağır ve sıkıcı olmalı. Bu nedenle film, çocuğu zorlayıcı akışa sahip olan ikinci yarısıyla Ters Yüz’e yaklaşıyor.

“İnsanlarda da düş kurabilme gücü hiç yokmuş. Ne söylerseniz onu tekrarlıyorlar.”

Film, sistemin anneyi ve kızını kendiliğinden çıkaran gücü karşısında direniş sergiliyor. Ancak bu direniş sistemi tamamen dışlamayı değil de, o sistemde kendine yaşamsal soluk aldırıcı bir kanalı da işaret ediyor. Daha bizden bir örnek vermek gerekirse; TEOG ya da LYS türü sınavlar ebeveynlerin çocuklarına karşı demokrat olmasını istemez. Her yıl onlarca öğrencinin sıfır yanlışla birinci olmaları, merkezi sınav sisteminin bunu nasıl da normalleştirdiğini, başardığını kanıtlar. Başarmak için gerekli yaşam tarzına, bakışına ve duygusuna sahip ve bunlarla uyumlu olmalısınız. Sistemi sorgulamak, hayıflanmak size sadece zaman kaybettirmez ayrıca iyi bir geleceksizliği de sunar! Yani filmin işlediği konu yabancısı olduğumuz değil, tam tersine tıpkısı. Filmde ağır, eleştirel ve yaratıcı düşünce istemeyen bir sistem sergileniyor. Sistem sizden ruhunuzu isterken, yapabileceğiniz en iyi şey onu kolay kolay teslim etmemek; tek başınıza kalsanız bile! Tıpkı filmdeki yaşlı adam gibi.

Bu kitabı sadece çocuğunuzun okumasını sağlamakla kalmayın, hele çocuğunuz için hiç okumayın; lütfen kendiniz için okuyun ve filmi de kendiniz için izleyin.

Uykularından uyandıramadığımız ne çok insan var” ve "En iyi yüreğiyle görebilir insan. Gözler asıl görülmesi gerekeni göremez" diyen Exupéry ile dostluk mutluluk verici.

Bu makale toplam: 6802 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:16:20:19
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

Aziz Yağan

Yazarın Önceki Yazıları

Kürd Temsiliyeti de Nesi? Ayrışalım (III) -Rojava Kahramanları- Ayrışalım (II) Ayrışalım SUSAMAM, rapçı Miraç, Kürd Yanılsaması Karşılıksız Aşığın Kürd Hali Kayyım Atamaları Kime Karşı: KürDlere mi, KürTlere mi, Halklara mı? İyaz bin Ganem’e karşı İlhan Diken!!! Bağlar Belediye Meclisi: Medeni Ölüm 160 TL İstanbul’da Seçmen ve Aday Uyumu Kürdler İçin de 'Her Şey Çok Güzel Olsun!' Selçuk Mızraklı, Zorbalık, Handan Ekici Cumartesi Anneleri ve Sivil Alan 24 Haziran’da ne yapmalıyız? HAMLE: Şuursuzluğa Karşı HAMLE: Ciddiyete Davet! Onur Ünlü’den ‘Gerçek Kesit: Manyak’ HAMLE: Yerel Seçimleri Kazanmak, ama Nasıl? Afrin’de Siviller Öldükçe Güçlenmek! HAMLE: Peki ama Hangi Partiyle? HAMLE: Reform için Yerel Seçimler Ferdinand: Daima kendiniz olun ve Tres’e ne olduğunu sormayın! Beden ve Ruh: Bağımsız Kişilikler Ali Kemal Çınar û Génco Kemal’in ‘Adalet’i ve Kürtler İşkenceciler Çocuklarını Sevebilir mi? İllegalite ve Kürdler Sesi kesilen taşlar ve onların arasında bir şair Sansüre Karşı ‘Zer’ Kürdler; Rejim Yanlıları ve Karşıtlarının Fedaisi mi! Geçmişle hesaplaşma, yarına köprü: Geçersiz oy Evet, Hayır, Boykot ve Kürdler için 4’üncü yol Biz O Hendekleri …! Ariel’den Arielle’ya: Küçük Deniz Kızı Türkiye, Almanya, Hollanda ve Nefret Söylemi Vank’ın Çocukları: Tarihsel Hakikat Mücadelesi Jale ve Mehmet Elbistan Vatandaş Anadilinde Konuş! Kürd Tarafı ve Post-Olgusal Siyaset Prensim, Ömrümün Kalanı Sensin! Derik Kaymakamına Sabotaj Ekşi Elmalar’a ilaveten PKK ile Nereye Doğru? Atatürk’ünü Arayan Ahmet Altan PKK Vekilleri Öldürmeyi Denedi mi! Yılmaz Erdoğan'ın Ekşi Elmalar'ı Kürdler Onursuz, Benliksiz, Haysiyetsiz mi! Kürdlerin Acılarıyla Alay! İki Ustadan Kısa Bir Film: Borrowed Time Kalandar Soğuğu: Bi Dur Be Adam! Medeni Ölüm, Alternatif Model, Fahriye Adsay Sevimsiz Düşünüşler... Halay, Abdullah Keskin, Avesta Koşun Kürtler, Köşede Kurtlar Şeker Dağıtıyor! Mustafa Kemal'in İçimizdeki Askerleri Haksızlık: 'Madımak: Carina’nın Günlüğü' Kor’u Kor Yakar Demirkubuz'un Bulantısını Gözardı Etmemek Gerek Kuzeyliler Kuzey’e Sabitlendi mi? Kaplumbağa Kabuğu İçindeki 'Yitik Kuşlar'! Heine, Faşizm ve Romansero-Bimini Kürdler ve Diğer Milletler Terörist Değildir Hendek Tatbikatı sayesinde Tanrı Türk'ü Koruyacak Yas Öyküsü Cizre’de Çıkış Yokmuş, Peki Kuzey’de Var mı? İttifakın İç’ten Olanı Hey Sevgilim!.. Yok Bişey Lanetli Olan Mekanlar Değil İnsanlar IŞİD Alevilere saldırır mı? İç Savaş Kılıftır Acildir! Tüm Kürdlerin Dikkatine! Çocuklarımızı Yedirten ÖzYönetim! Sahte Kül Kedisi Bal Kabağını Yolda Yer FİLİZ KORKMAZ’ın anısına İslami Bireylere Günahkar Diyarbakır Hay Way Zaman / Dersim'in Kayıp Kızları Asasız Musa / Musayê Bê Asa Hayastan Aynı Yıldızın Altında Sen Aydınlatırsın Geceyi Bir Dersim Hikayesi Halam Geldi Günahın Dokunuşu / A Touch Of Sin Fare sen aslında... Pieta / Acı – Aziz Yağan
x