Aziz Yağan: İstanbul’da Seçmen ve Aday Uyumu

İstanbul’da Seçmen ve Aday Uyumu

İki adayın açıklamalarının ardından; paradigmaya karşı olduğunu düşündürten HDP, TKP, ÖDP gibi partilerden, Kürt merkezli politika yaptıklarını iddia eden siyasi parti ve gruplardan, sivil toplum kuruluşlarından, Kürt olsun ya da olmasın sanatçı ve yazarlardan en azından serzeniş içeren bir açıklaması gelmedi. Demek ki, onlar açısından da bir aksilik yok!

Aziz Yağan

19.06.2019, Çar | 12:27

İstanbul’da Seçmen ve Aday Uyumu
Makaleyi Paylaş

İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığı seçimlerinde öne çıkan en güçlü iki aday temel sorunlardan birine yaklaşımlarında bir farklılık, bir yenilik, bir yumuşama getirebilmiş midir? Seçmenlerin yaklaşıma itirazı olmuş mudur, yeni yaklaşıma ihtiyacı var mıdır? 

Adaylardan birinin ifade ettiğinin aksine; demokrasi, vatandaşı yani Kürtleri “eşitlemeye” karşıdır. Ve de demokrasi, bir diğer adayın ifade ettiğinin aksine; Kürdlerden bahsetmemekle ‘partizancılık yapmaktan kaçınmak’ aynıdır yaklaşımına da karşıdır. Demokrasi, sayısına ve vatandaş olup olmamasına bakılmaksızın yerel yönetim yasalarının elverdiği ölçüde İstanbul’da yaşayan farklı kesimlerin farklılıklarını güvenceyle, güvenle ve açıklıkla yaşamalarının sağlanmasıdır. Demokrasi, yerelin kaynaklarının bir kısmı vergi mükellefi seçmenlerin doğuştan gelen gereksinimleri için de tüketilebilmesidir.

Adayların açıklamaları bir paradigmayı sessiz sedasız aşma ve geride bırakmayı değil, o paradigmayı benimseme ve canlı tutma izlenimini vermiş, demokrasinin yerelden merkeze doğru yol alışının da gecikmesini sağlamıştır. Yereller arasında en büyük güç merkezi olan İstanbul’un başkan adayları (dolayısıyla seçmenler yoluyla da) daha fazla demokrasinin gereğini öne sürülebilseydi; bu, hem diğer yerel yönetimler için de örnek oluşturabilecek, hem de demokratik uygulamaların merkezi yapıyı etkisi altına alıp zorlamasını da beraberinde getirebilecekti. Ayrıca, paradigmayı rehber edinmiş kesimlere de meseleleri farklı bakış açısıyla değerlendirme şansı verebilecekti.  

“İki adayın paradigmayı kımıldatan açıklamalarından sonra paradigma mağduru hangi kesim taleplerini açıkça dile getirebilir, talepler etrafında sivil örgütlenmeler devam ettirebilir ya da yenilerini başlatabilir?” denilebilir ancak, böyle bir kesim var mıdır?

Adaylar mevcut paradigmayı benimseyen bir tutumda ortaklaştıklarını ortaya koydularsa şayet; paradigmadan canı yanan, engellenen, şöven dalgalardan etkilenen, baskılanan, işe alımlarda sorun yaşayan, etnik kökeni ya da diğer farklılıklarından dolayı liyakat ve kariyer basamaklarında haksızlığa uğradığını düşünen dezavantajlı seçmenler ile, paradigma yüzünden canı yananlarla empati kurabilen avantajlı seçmenlerin 23 Haziran seçimlerine kadar huzursuzluklarını yansıtmaları beklenir. Elbette, özellikle dezavantajlı seçmenlerin paradigmayla sorunları, paradigmaya dirençleri varsa!

İki adayın açıklamalarının ardından; paradigmaya karşı olduğunu düşündürten HDP, TKP, ÖDP gibi partilerden, Kürt merkezli politika yaptıklarını iddia eden siyasi parti ve gruplardan, sivil toplum kuruluşlarından, Kürt olsun ya da olmasın sanatçı ve yazarlardan en azından serzeniş içeren bir açıklaması gelmedi. Demek ki, onlar açısından da bir aksilik yok!

Bu durumda, başta Kürt seçmenlerin paradigmayla sorunlarının olmadığı, yerel ve merkezi yöneticilerden kendileri için bir talepte bulunmadıkları ve bulunmayacakları sonucuna varmamız gerekir. O halde, ‘Kürt kökenli Türkiye Cumhuriyeti aşığı vatandaşlar’ başlığının irdelenmesine gerek kalmaz. Böylece, ‘Bu başlık altında sorulan soruya da adaylar yerinde ve doğru tespitlere dayanan geçerli açıklamalar yapmışlardır.’ demek gerekir.

Durum buysa, “Adaylar bazen geçmişe takılı kalabilir; öyle durumlarda, eski elbiseye sığmadığına ve hatta eski elbiselere günümüzde yer olmadığına emin olan seçmenler, paradigmayı ortaklaşan tüm adaylara yanıldıklarını kabul ettirmek için yardımcı olabilmelidir; güvenli, güvenceli, huzurlu ve refah toplumunun inşası için nazikçe bir anımsatmada bulunabilmelidir.” ifadesi geçersizdir. Geçersizdir, çünkü seçmenler adaylardan bile daha güçlü paradigmayı sahiplenmeyi, ona tutunmayı isteyebilir.

Ancak adayları ve seçmenleriyle karşılıklı nefret yarışına dönüştürülen seçim süreci ile “kötüye karşı kötüyü destekleme” yaklaşımı her iki tarafın da rızasıyladır. ‘Daha kötü bildiğine karşı diğer kötüye boyun eğme’ bir ruh halidir, her iki tarafın yaklaşımıdır ve bu yaklaşım sizi paradigmanın sürdürücüsü olmaya bile sürükleyebilir. Halbuki, demokrasi tam da bu yaklaşımı reddeder, adayları ve seçmenleri yeni bir yol, söylem, pratik arayışına davet ve teşvik eder.  

Adayları, açıklamaları, seçmenleri ve İstanbul dışından izleyenleri ile bir bütünün uyumlu parçaları halinde ilerleyen bir seçim sürecindeyiz. İstikrarı ve tarihsel akışı bozacak bir ‘sorun’ görünmüyor.

Bu makale toplam: 2142 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:01:52:39
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

Aziz Yağan

Yazarın Önceki Yazıları

İyaz bin Ganem’e karşı İlhan Diken!!! Bağlar Belediye Meclisi: Medeni Ölüm 160 TL Kürdler İçin de 'Her Şey Çok Güzel Olsun!' Selçuk Mızraklı, Zorbalık, Handan Ekici Cumartesi Anneleri ve Sivil Alan 24 Haziran’da ne yapmalıyız? HAMLE: Şuursuzluğa Karşı HAMLE: Ciddiyete Davet! Onur Ünlü’den ‘Gerçek Kesit: Manyak’ HAMLE: Yerel Seçimleri Kazanmak, ama Nasıl? Afrin’de Siviller Öldükçe Güçlenmek! HAMLE: Peki ama Hangi Partiyle? HAMLE: Reform için Yerel Seçimler Ferdinand: Daima kendiniz olun ve Tres’e ne olduğunu sormayın! Beden ve Ruh: Bağımsız Kişilikler Ali Kemal Çınar û Génco Kemal’in ‘Adalet’i ve Kürtler İşkenceciler Çocuklarını Sevebilir mi? İllegalite ve Kürdler Sesi kesilen taşlar ve onların arasında bir şair Sansüre Karşı ‘Zer’ Kürdler; Rejim Yanlıları ve Karşıtlarının Fedaisi mi! Geçmişle hesaplaşma, yarına köprü: Geçersiz oy Evet, Hayır, Boykot ve Kürdler için 4’üncü yol Biz O Hendekleri …! Ariel’den Arielle’ya: Küçük Deniz Kızı Türkiye, Almanya, Hollanda ve Nefret Söylemi Vank’ın Çocukları: Tarihsel Hakikat Mücadelesi Jale ve Mehmet Elbistan Vatandaş Anadilinde Konuş! Kürd Tarafı ve Post-Olgusal Siyaset Prensim, Ömrümün Kalanı Sensin! Derik Kaymakamına Sabotaj Ekşi Elmalar’a ilaveten PKK ile Nereye Doğru? Atatürk’ünü Arayan Ahmet Altan PKK Vekilleri Öldürmeyi Denedi mi! Yılmaz Erdoğan'ın Ekşi Elmalar'ı Kürdler Onursuz, Benliksiz, Haysiyetsiz mi! Kürdlerin Acılarıyla Alay! İki Ustadan Kısa Bir Film: Borrowed Time Kalandar Soğuğu: Bi Dur Be Adam! Medeni Ölüm, Alternatif Model, Fahriye Adsay Sevimsiz Düşünüşler... Halay, Abdullah Keskin, Avesta Koşun Kürtler, Köşede Kurtlar Şeker Dağıtıyor! Mustafa Kemal'in İçimizdeki Askerleri Haksızlık: 'Madımak: Carina’nın Günlüğü' Küçük Prens Kor’u Kor Yakar Demirkubuz'un Bulantısını Gözardı Etmemek Gerek Kuzeyliler Kuzey’e Sabitlendi mi? Kaplumbağa Kabuğu İçindeki 'Yitik Kuşlar'! Heine, Faşizm ve Romansero-Bimini Kürdler ve Diğer Milletler Terörist Değildir Hendek Tatbikatı sayesinde Tanrı Türk'ü Koruyacak Yas Öyküsü Cizre’de Çıkış Yokmuş, Peki Kuzey’de Var mı? İttifakın İç’ten Olanı Hey Sevgilim!.. Yok Bişey Lanetli Olan Mekanlar Değil İnsanlar IŞİD Alevilere saldırır mı? İç Savaş Kılıftır Acildir! Tüm Kürdlerin Dikkatine! Çocuklarımızı Yedirten ÖzYönetim! Sahte Kül Kedisi Bal Kabağını Yolda Yer FİLİZ KORKMAZ’ın anısına İslami Bireylere Günahkar Diyarbakır Hay Way Zaman / Dersim'in Kayıp Kızları Asasız Musa / Musayê Bê Asa Hayastan Aynı Yıldızın Altında Sen Aydınlatırsın Geceyi Bir Dersim Hikayesi Halam Geldi Günahın Dokunuşu / A Touch Of Sin Fare sen aslında... Pieta / Acı – Aziz Yağan
x