HAMLE: Şuursuzluğa Karşı

Topraklarımızda huzurun ve refahın sağlanması gerekiyor. Topraklarımız her hangi bir dinin, dilin ya da anlayışın hegemonyasında değildir ve hepimiz içindir, hepimizindir. Barışçıl yaşamın sağlanmasında bireylerimizin emeği inkar edilemez.

Aziz Yağan

08.05.2018 | 13:32

HAMLE: Şuursuzluğa Karşı
Makaleyi Paylaş

Hamle başlıklı yazılarımla önerilen; siyasi yapıların sadece ve sadece işbirliği için somut hedef etrafında irade, çaba ve kararlılık sergilemeleriydi. Toplumun sorunlarını dile getiren, sivile söz hakkını sağlayan, alanı sivile bırakan, sorun çözen ve daha da önemlisi ‘sorun önleyen’ komisyonların oluşturulmasını önermiştim. Ancak güç oluşturduktan sonra istediğiniz yapıyla görüşme yapar, işbirliğine gidersiniz. Güç değilken, güçlü değilken güçlülerle görüşme talep etmek, üstelik geçmişinde hem çevrenize, hem toplumunuza zarar vermiş, ancak bir kez bile kabullenip özür dilememiş yapılarla görüşme talep etmek, sizin de o geçmişi mecburen görmezden gelmenize neden olabilir.  

Seçim başlığıyla bir araya gelen siyasi yapılar bir dinamik, bir odak oluşturma çabasına girmeyi denemedi. Demek ki, bu sürece psikolojik ve yöntemsel olarak hazır değiller. Bunun için kimsenin kimseye kızmaya, küsmeye, hakaret etmeye hakkı yoktur. Herkes bizim arkadaşlarımız, dostlarımız, büyüklerimizdir ve yüz yüze bakmaya devam edeceğiz. Sadece bazılarımız ‘tercihlerini’ güçlüden ve bereketli olandan yaptılar; böylece genel ve özellikle yerel seçim sürecinde yollarını bizlerden ayırdılar. Süreç onları başka kulvara sürüklese de, Ayetullah Aşitî, Mehmet Emin Kardaş’ın sürecin başlangıcındaki ciddi yaklaşımlarını ve özellikle Sıdkı Zilan’ın samimi çabalarına, yoğun kafa yoruşlarına şahitliğimi belirtmem gerekiyor.

İlginç bir anımsama ve göndermedir ki; birkaç yıl önce birkaç arkadaşımız siyasi yapıların birleşmeleri için baskı uygulamak amacıyla bir grup kurarak siyasi yapıların tümüne gitmiş ve bir metni siyasi yapılara vererek yazılı yanıt istemişlerdi. O gün o çağrıyı reddeden bazı siyasi partiler şimdi o yöntemin aynısını HDP ve HÜDAPAR için deniyorlar.

HDP ve HÜDAPAR’ı milli çizgiye çekebileceklerini ve çekemezlerse bu iki yapının milli çizgi blokuna çekilemediklerini bu görüşmelerle ispatlamaya kararlı dostlarımıza yine de birkaç öneride bulunmak istiyorum. Buradaki sorun görüşmeler, davetler değildir; sorun, davetler devam ederken seçimlere hazırlık yapılmamasıdır. HDP ve HÜDAPAR seçimlere tüm güçleriyle hazırlanırken, bu iki partiye ‘kendileriyle’ ittifak önerisi götüren diğer partilerimizin göze çarpan bir seçim hazırlıklarının olmamasıdır. Bu, bu ziyaretlerden başka amacın olmadığının güçlü işareti olabilir ve bu nedenle, ‘somuta yönelim, hamle, deneyim ve kazanım’ isteyenler bu girişime sessiz kalmalıdır.

Kısaca önerilerim:

İlki.. HDP ile yapacağınız görüşmelere Sezai Temelli’nin bizzat katılması; coğrafi sınırları, yönetim şekli talebinizi, bayrağı, ulusal önderleri ve marşı da içeren milli taleplerinizi HDP’nin kabul ettiğini Temelli’nin deklare etmesi ve ayrıca, tüm taleplerinizin yer aldığı mutabakat metnini Yasin Börü’nün mezarı başında imzalaması yerinde olabilir. Hatta, HÜDAPAR ile yapılan görüşmeler sonucunda Zekeriya Yapıcı’nın aynı metni Izzettin Yıldırım’ın mezarı başında imzalaması daha bir anlamlı olacaktır. ‘Toplumsal barış’ görmezden gelmekle değil, tartışmakla ve üstlenmekle sağlanabilir. Kabul etmeyen, özür dilemeyen ilk fırsatta bir daha yapabilir!

İkincisi.. Madem ‘milli taleplerle’ böyle bir girişime başladınız, öyleyse bu görüşmelerde genel başkanlarınız, yardımcılarınız, siyasi çevrenizden her hangi bir kişi için vekillik, vekil danışmanlığı, belediye başkanlığı ve meclis üyeliğine bir tane bile ‘kontenjan istemediğinizi’ bir an önce deklare etmeniz ve görüşmelerinizi ulusunuzun çıkarı için karşılıksız yürüttüğünüzü beyan etmeniz yerinde olacaktır. Başkalarının emeğinden hiç yoktan pay isteneceği zaten dedikodudan ibarettir ve dedikoduyu önlemenin tek yolu kontenjan beklentisi olmadığının ilanıdır.

Üçüncüsü.. Demirtaş neden cezaevindedir? Kürt olduğu, Kürdüm dediği, haklardan başka tek bir şey bile istemediği için mi içeridedir? 6-8 Ekim ve hendekleri soruya dahil etmek gerekmiyor sanırım. Sizin güvenlik güçleriniz olsa 6-8 Ekime izin verir miydiniz? Sizin mahkemeleriniz olsa 6-8 ekim ve hendeklere katkısı olanları yargılamaz mıydınız? Hendekler için toplumumuzdan değil de, sebep olanlardan özür dileyenleri adalet önüne çıkarmaz mıydınız? Ortak adayınız olması muhtemel olduğu için bu tür ‘muğlak’ yanıtlı soruları görüşme esnasında dile getirmemenizi öneririm.

Dördüncüsü.. HÜDAPAR ve HDP’nin yanı sıra, HAKPAR ve PAKURD’un da ‘blok için ikna’ görüşme programınıza dahil edilmesini öneririm. HÜDAPAR ve HDP etkili yapılardır. İzleyebildiğim kadarıyla HAKPAR ve PAKURD da kararlı duruş sergilemektedir. HÜDAPAR ve HDP için harcanan enerjinin benzeri neden HAKPAR ve PAKURD için de harcanmasın ki? Görüşme programınızda yer almamaları, sizin millilik tanımınıza uygun olmadıkları için midir? Yaptıklarına rağmen HÜDAPAR ve HDP’ye gösterdiğiniz gayretin, heyecanın, inadın birazını HAK-PAR ve PAKURD’a sergilerseniz her şey değişebilir. Üstelik, sizin ‘birlik’ için öne sürdüğünüz ilkelere HAKPAR ve PAKURD diğerlerine göre daha yakın olabilir!

Dostlarımıza son önerilerim kısaca böyle.

Bazı siyasi yapılara, tercihlerine ve bu tür deneyimlenmelerine kimse kızmasın, içerlemesin. Her girişim mutlaka öğreticidir, ufuk açıcıdır. Ancak bu son sürecin dili inciticidir ve bu yaklaşımı ısrarla canlı tutmak ve yaygınlaştırmak bizlere iyilik, dirilik getirmez. Özellikle HAKPAR ve çevresi kırıcı açıklamalar yapmıştır. Başarıyı engelleyen kimse ya da yapı yoktur; başarısızlık eksiklere, hareketsizliğe yorulmalıdır.

Duraksamaya, sendelemeye, kahretmeye, kaderciliğe izin verilmemelidir. Yerel seçimler için zaman gittikçe daralıyor!

Kendimizi daha zayıf hissetmek yerine ‘nasıl daha güçlü hissederiz, güçleniriz’ hamle arayışına devam etmek ve davranmak gerekiyor.

Topraklarımızda huzurun ve refahın sağlanması gerekiyor. Topraklarımız her hangi bir dinin, dilin ya da anlayışın hegemonyasında değildir ve hepimiz içindir, hepimizindir. Barışçıl yaşamın sağlanmasında bireylerimizin emeği inkar edilemez.

‘İnşa hareketi’ olmak tek uygun anahtardır. İnşa ise inşanın ne demek olduğunu bilenlerle, aslolanın inşa olduğunu hiç unutmayanlarla, inşaya inananlarla ve güvenenlerle, derdi inşa olanlarla yapılır.

Bu makale toplam: 7688 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:11:59:25
Etiketler: Aziz Yağan, HDP, HÜDAPAR
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

Aziz Yağan

Yazarın Önceki Yazıları

HAMLE: Ciddiyete Davet! Onur Ünlü’den ‘Gerçek Kesit: Manyak’ HAMLE: Yerel Seçimleri Kazanmak, ama Nasıl? Afrin’de Siviller Öldükçe Güçlenmek! HAMLE: Peki ama Hangi Partiyle? HAMLE: Reform için Yerel Seçimler Ferdinand: Daima kendiniz olun ve Tres’e ne olduğunu sormayın! Beden ve Ruh: Bağımsız Kişilikler Ali Kemal Çınar û Génco Kemal’in ‘Adalet’i ve Kürtler İşkenceciler Çocuklarını Sevebilir mi? İllegalite ve Kürdler Sesi kesilen taşlar ve onların arasında bir şair Sansüre Karşı ‘Zer’ Kürdler; Rejim Yanlıları ve Karşıtlarının Fedaisi mi! Geçmişle hesaplaşma, yarına köprü: Geçersiz oy Evet, Hayır, Boykot ve Kürdler için 4’üncü yol Biz O Hendekleri …! Ariel’den Arielle’ya: Küçük Deniz Kızı Türkiye, Almanya, Hollanda ve Nefret Söylemi Vank’ın Çocukları: Tarihsel Hakikat Mücadelesi Jale ve Mehmet Elbistan Vatandaş Anadilinde Konuş! Kürd Tarafı ve Post-Olgusal Siyaset Prensim, Ömrümün Kalanı Sensin! Derik Kaymakamına Sabotaj Ekşi Elmalar’a ilaveten PKK ile Nereye Doğru? Atatürk’ünü Arayan Ahmet Altan PKK Vekilleri Öldürmeyi Denedi mi! Yılmaz Erdoğan'ın Ekşi Elmalar'ı Kürdler Onursuz, Benliksiz, Haysiyetsiz mi! Kürdlerin Acılarıyla Alay! İki Ustadan Kısa Bir Film: Borrowed Time Kalandar Soğuğu: Bi Dur Be Adam! Medeni Ölüm, Alternatif Model, Fahriye Adsay Sevimsiz Düşünüşler... Halay, Abdullah Keskin, Avesta Koşun Kürtler, Köşede Kurtlar Şeker Dağıtıyor! Mustafa Kemal'in İçimizdeki Askerleri Haksızlık: 'Madımak: Carina’nın Günlüğü' Küçük Prens Kor’u Kor Yakar Demirkubuz'un Bulantısını Gözardı Etmemek Gerek Kuzeyliler Kuzey’e Sabitlendi mi? Kaplumbağa Kabuğu İçindeki 'Yitik Kuşlar'! Heine, Faşizm ve Romansero-Bimini Kürdler ve Diğer Milletler Terörist Değildir Hendek Tatbikatı sayesinde Tanrı Türk'ü Koruyacak Yas Öyküsü Cizre’de Çıkış Yokmuş, Peki Kuzey’de Var mı? İttifakın İç’ten Olanı Hey Sevgilim!.. Yok Bişey Lanetli Olan Mekanlar Değil İnsanlar IŞİD Alevilere saldırır mı? İç Savaş Kılıftır Acildir! Tüm Kürdlerin Dikkatine! Çocuklarımızı Yedirten ÖzYönetim! Sahte Kül Kedisi Bal Kabağını Yolda Yer FİLİZ KORKMAZ’ın anısına İslami Bireylere Günahkar Diyarbakır Hay Way Zaman / Dersim'in Kayıp Kızları Asasız Musa / Musayê Bê Asa Hayastan Aynı Yıldızın Altında Sen Aydınlatırsın Geceyi Bir Dersim Hikayesi Halam Geldi Günahın Dokunuşu / A Touch Of Sin Fare sen aslında... Pieta / Acı – Aziz Yağan
x