Aziz Yağan: ''Benim Ülkem Dilim'': Topraksız ve Statüsüz

''Benim Ülkem Dilim'': Topraksız ve Statüsüz

Soprano Pervin Çakar’ın bir röportajı yayımlandı (https://www.gazeteduvar.com.tr/kultur-sanat/2020/04/14/soprano-pervin-cakar-benim-ulkem-dilim/). Yeteneğini değerlendirebilmek için kişisel çaba sarf etmiş ve bunu başarmış bir sanatçımız olan Pervin Çakar’ın tarihimizin, bugünümüzün değerlerini, güzelliklerini, yaralarını, açmazlarını kelimelere döktüğü bu röportajında beni duraksatan bir cümleyi tartışmam gerekiyor.

Aziz Yağan

15.04.2020, Çar | 21:44

''Benim Ülkem Dilim'': Topraksız ve Statüsüz
Makaleyi Paylaş

Aşağıdaki alıntı röportajdan:

“Ana dilim. Konuşurken zorlandığım dil. Şu an bütün yolculuğum oraya doğru. Ülkeme, halkıma, annemin çocukluğumu damgalayan şarkılarına doğru. İnsan gerçekte nereye aittir? Bir eve mi? Bir sokağa ya da şehre mi? Benim ülkem dilim. Varlığımın evi, dilim. Ve ben evi sırtında, kendi ülkesine gitmek isteyen bir salyangozum!”

[…Hiçbir yere ait değilmişim gibi hissediyorum bazen. Derik… Orada doğdum ama oradaki yaşanmışlığım yazları gidebildiğimiz tatillerden ibaret. Bir memleketten çok ara ara ziyaret ettiğim köklerim gibi…]

Benim ülkem dilim

Bazen hiçbir yere ait değilmiş gibi hisseden, köklerini ara ara ziyarete gelen bir bireyin zihnindekini, “benim ülkem dilim” muhteşem cümlesiyle yansıtması son derece anlamlıdır ve hakkıdır çünkü açıklık, hissedileni ifade etmeyi gerektirir. Bir bireyin hissettiği başkaları tarafından tartışılamaz, öyle hissediyorsa öyledir. Beni huzursuz edense, “benim ülkem dilim” cümlesinin statü isteyen bireyler için belirsizleştirici bir içeriği çağrıştırmasıdır.

Ülke kimine göre anadili, kimine göre ters lale, kimine göre dengbej, kimine göre de kiras olabilir. Ancak genel olarak, ülke tek bir şeyden ibaret değildir; yüzölçümüyle, iklimiyle, dilleri, dinleri ve kültürleriyle “var” olandır; ülke bunları var edendir, tümünün varlık nedenidir, varlığını devam ettirebilme nedenidir.

Topraklarında yaşasa da, yaşamasa da anadilini bilmeyen ülkesiz midir? Ya da, “ülkemizin sadece anadilimizde var olabileceğini” mi sanmalıyız? Ya da, “ülkemi temsil eden her şey zaten anadilimde yaşıyor, anadilim ülkemdir, ülkem anadilimdir” mi demeliyiz?

Kürd demek coğrafyasız, topraksız, statüsüz mü demektir? “Kürd, ülkesi anadili olan kişidir” mi demeliyiz?

Kürdlük sembolik bir şey değildir, sadece anadili, sadece şarkı, sadece yemek, sadece giysi, sadece masal hiç değildir; coğrafyasındaki bireyi şekillendiren bunların tümü ve dahasıdır.

Kürdlüğü coğrafyasından ve statü talebinden soyutlarsanız; sanki sembolikmiş gibi, kültürelmiş gibi bir görüntü kalır. Bir Kürdün vatanıyla arasındaki bağ sırf anadilini konuşabiliyor diye değildir. Kürdlük sembolik, sadece kültürel, sadece dilsel bir şey değildir; asıl coğrafidir. Lizbon’da ya da İstanbul’da öyleymiş gibi hissedebilir, sergileyebilirsiniz ama Siverek’te, Derik’te öyle değildir.

Kürdler, “toprağında yaşayanlar ile toprağında yaşamayanlar” olmak üzere, toplumunun iki ana kesimden oluştuğunu kabullenmelidir. Bu, toplumumuzu ayrıştırma amaçlı değildir, aksine birbirini tanıma, birbirini doğru anlama ve birbirinin yaşantısına ve taleplerine karşı ciddi, hassas, saygılı ve dikkatli olmayı gerektirir. Bu kabulleniş, birbirlerinin sınırlarına ve hassasiyetlerine uygun nazik ilişkiyi ve cümleleri de getirecektir; dahası, her iki kesimin birbirine daha güçlü ve makul bağlarla tutunmasını sağlayacaktır.

Ülke ile dil, statü ile dil farksızlaştırılamaz, özdeşleştirilemez, aynılaştırılamaz. Ülke topraktır. Ülke kavramı anadiline indirgenemez. Dilinizi bilmemeniz ülkenizi kaybettiğiniz anlamına gelmez. Anadili, asla toprak sahipliği hissinin ve statü talebinin önüne geçmemelidir.

Toprağınızda yaşamazsanız anadili ve kültür kaç nesil aktarılabilir? Toprağınızda yaşarken de statünüz olmazsa anadiliniz de risk altındadır. Toprak vurgusu ve statü günümüzde de dilden önceliklidir, aciliyette önceliklidir çünkü ancak toprağından ayrılmama ve statü anadilindeki erozyonu durdurabilir, anadilini olması gerektiği gibi yaygınlaştırıp güçlendirebilir.

“Benim ülkem dilim” demekle, anadilini bilmeyen bireylerin elinden ülkesi alınmış olmaz mı? “Benim ülkem anadilsizliğimdir” denmeyeceğine göre bu, bir vazgeçiş, bir elinden alış, bir boşu boşunalık hissi uyandırabilir.

Vurgulamak gerekiyor: anadilimizi bilenlerin bilmeyenlerimize bir üstünlüğü yoktur.

Hafızamızı canlı kılan, şimdimizi inşayı sağlayan toprağımız ve statü talebimizdir. “Benim ülkem dilim” cümlesine dair endişemi dile getirdim. Dostlara aslında şunu da demek istiyorum: Ya Silopi’de, Antep’te, Sivas’ta yaşayan Kürdler de “Benim ülkem dilim” demeye başlarsa!

Bu makale toplam: 4872 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:22:10:22
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

Aziz Yağan

Yazarın Önceki Yazıları

Leyla Güven’in Kürdlüğü, Berberoğlu’nun Türklüğü Osman Baydemir Apocu mu, değil mi! KürT aydını ile KürD aydını Öcalan, Aidan James, PKK PKK’yi Terk Edemeyenler Çerçeve (I): Kangren Kulp’ta Beş Kürd Daha Parçalandı Şeyh Abdulkerim Çevik’i Öldürmeyeceksin! Uygur Türkleri, Kürdlerin Yaklaşımı ve Dünyanın Geri Kalanı Sıra Kürd Dili ve Kültüründe mi? Tanrı Vardır ve Adı da Petrunya’dır Kürd Temsiliyeti de Nesi? Ayrışalım (III) -Rojava Kahramanları- Ayrışalım (II) Ayrışalım SUSAMAM, rapçı Miraç, Kürd Yanılsaması Karşılıksız Aşığın Kürd Hali Kayyım Atamaları Kime Karşı: KürDlere mi, KürTlere mi, Halklara mı? İyaz bin Ganem’e karşı İlhan Diken!!! Bağlar Belediye Meclisi: Medeni Ölüm 160 TL İstanbul’da Seçmen ve Aday Uyumu Kürdler İçin de 'Her Şey Çok Güzel Olsun!' Selçuk Mızraklı, Zorbalık, Handan Ekici Cumartesi Anneleri ve Sivil Alan 24 Haziran’da ne yapmalıyız? HAMLE: Şuursuzluğa Karşı HAMLE: Ciddiyete Davet! Onur Ünlü’den ‘Gerçek Kesit: Manyak’ HAMLE: Yerel Seçimleri Kazanmak, ama Nasıl? Afrin’de Siviller Öldükçe Güçlenmek! HAMLE: Peki ama Hangi Partiyle? HAMLE: Reform için Yerel Seçimler Ferdinand: Daima kendiniz olun ve Tres’e ne olduğunu sormayın! Beden ve Ruh: Bağımsız Kişilikler Ali Kemal Çınar û Génco Kemal’in ‘Adalet’i ve Kürtler İşkenceciler Çocuklarını Sevebilir mi? İllegalite ve Kürdler Sesi kesilen taşlar ve onların arasında bir şair Sansüre Karşı ‘Zer’ Kürdler; Rejim Yanlıları ve Karşıtlarının Fedaisi mi! Geçmişle hesaplaşma, yarına köprü: Geçersiz oy Evet, Hayır, Boykot ve Kürdler için 4’üncü yol Biz O Hendekleri …! Ariel’den Arielle’ya: Küçük Deniz Kızı Türkiye, Almanya, Hollanda ve Nefret Söylemi Vank’ın Çocukları: Tarihsel Hakikat Mücadelesi Jale ve Mehmet Elbistan Vatandaş Anadilinde Konuş! Kürd Tarafı ve Post-Olgusal Siyaset Prensim, Ömrümün Kalanı Sensin! Derik Kaymakamına Sabotaj Ekşi Elmalar’a ilaveten PKK ile Nereye Doğru? Atatürk’ünü Arayan Ahmet Altan PKK Vekilleri Öldürmeyi Denedi mi! Yılmaz Erdoğan'ın Ekşi Elmalar'ı Kürdler Onursuz, Benliksiz, Haysiyetsiz mi! Kürdlerin Acılarıyla Alay! İki Ustadan Kısa Bir Film: Borrowed Time Kalandar Soğuğu: Bi Dur Be Adam! Medeni Ölüm, Alternatif Model, Fahriye Adsay Sevimsiz Düşünüşler... Halay, Abdullah Keskin, Avesta Koşun Kürtler, Köşede Kurtlar Şeker Dağıtıyor! Mustafa Kemal'in İçimizdeki Askerleri Haksızlık: 'Madımak: Carina’nın Günlüğü' Küçük Prens Kor’u Kor Yakar Demirkubuz'un Bulantısını Gözardı Etmemek Gerek Kuzeyliler Kuzey’e Sabitlendi mi? Kaplumbağa Kabuğu İçindeki 'Yitik Kuşlar'! Heine, Faşizm ve Romansero-Bimini Kürdler ve Diğer Milletler Terörist Değildir Hendek Tatbikatı sayesinde Tanrı Türk'ü Koruyacak Yas Öyküsü Cizre’de Çıkış Yokmuş, Peki Kuzey’de Var mı? İttifakın İç’ten Olanı Hey Sevgilim!.. Yok Bişey Lanetli Olan Mekanlar Değil İnsanlar IŞİD Alevilere saldırır mı? İç Savaş Kılıftır Acildir! Tüm Kürdlerin Dikkatine! Çocuklarımızı Yedirten ÖzYönetim! Sahte Kül Kedisi Bal Kabağını Yolda Yer FİLİZ KORKMAZ’ın anısına İslami Bireylere Günahkar Diyarbakır Hay Way Zaman / Dersim'in Kayıp Kızları Asasız Musa / Musayê Bê Asa Hayastan Aynı Yıldızın Altında Sen Aydınlatırsın Geceyi Bir Dersim Hikayesi Halam Geldi Günahın Dokunuşu / A Touch Of Sin Fare sen aslında... Pieta / Acı – Aziz Yağan
x