Türkiye’de yeni sistem, Kürdlerde yeni söylem…

Türkiye Kürdistan’ında Kürd halkının kırk yıldır yaşamadığı badire, ödemediği bedel kalmamasına rağmen bir arpa boyu kadar yol alamamasının en belirgin sebebi bir bütün Kürd siyasetinin kendi içinde yaşadığı handikaplar ve bu halka empoze etmek istedikleri dışardan kopyalanmış, demokratik karakteri olmayan vede bu ulusun özüyle bağdaşmayan politik dayatmaları ve tavırları olmuştur.

Azad Yaşar

22.07.2018 | 12:02

Türkiye’de yeni sistem, Kürdlerde yeni söylem…
Makaleyi Paylaş

Bünyesinde bir sürü sosyo-politik handikap barındıran devlet erki reform ve demokratik değişim sürecini tam anlamıyla yaşamadan 24 Haziran seçimi ile birlikte yeni bir sisteme kapı araladı. Başarılı olunur mu bilinmez bunu zaman gösterecektir yalnız göründüğü kadarıyla otoriter, tek tipçi devlet esprisinde ısrar edilirse herhangi bir değişimin olmayacağı görülecektir.

Esasen yapılan formel reformlarla Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter devlet yapısı korunduğu gibi siyasal kadrolar ve genel sosyolojik tabakalar küçük bir zümrenin tekeline konulmuştur. Dolayısıyla yeni olarak sunulan başkanlık sisteminin düne kadar uygulamada olan aksak parlamenter sistemden farklı bir boyutu olmayacaktır. 

Özü itibariyle kitleler tarafından hazmedilememiş, sivil toplum kuruluşlarında, düşünce kulüplerinde etraflıca tartışılamamış, çoğulcu töleran demokrasiyi ilke edinememiş bir sistemi “yeni” olarak lanse etmek ile hantal devlet mekanizması demokratikleşemez, halklaşamaz.

Öyleyse yeni devlet aklından ne istenmelidir:

1- Devlet halkının hizmetkârıdır esprisi temel ilke olarak kabullenilmelidir.

2- 80 anayasası sil baştan yazılarak insan hak ve hürriyetleri esas alınarak her türlü bireysel hak ve özgürlükler ve kitlesel etnik farklılıklar anayasal güvence altına alınmalıdır.

3- Otoriter polis/asker devlet hükümranlığından hızla arınarak sivil siyasetin ana parametreleri ekseninde devlet sivilleşmelidir.

4- Soyut devlet aygıtının somut kıblesi insan ve çoğulcu liberal demokrasi olmalıdır.

5- Bölgeler arasındaki ekonomik sosyal dengeler göz önünde bulundurularak aradaki uçurumların giderilmesi ve yaşam standartlarının iyileştirilmesi için yeni kalkınma planları hızla uygulanmalıdır.

6- Devlet Kürd sorununun çözümünde esnek olup her türlü askeri ve millitarist yöntemden tümüyle vaz geçmelidir.

7- Türkiye Cumhuriyeti teklerin değil bu coğrafyada yaşayan, yaşamak isteyen yada silaha ve şiddete baş vurmaksızın ayrılmak isteyenlerinde ortak vatanıdır denilmelidir.

İlk aşamada bu insani talepleri devletten beklerken bu toprakların asli unsurlarından olan Kürd sosyolojisinden ve politik kadrolarından ne beklenmelidir.?

Şu kadarını net bir biçimde belirtmekte fayda görüyorum ki ne Kürd sosyolojisi nede politik hareketleri bilindik ezberleri ile yollarına devam edemezler haliyle toplumsal düzeyde siyasal değişim biz Kürdler açısından bir zarurettir.

Türkiye Kürdistan’ında Kürd halkının kırk yıldır yaşamadığı badire, ödemediği bedel kalmamasına rağmen bir arpa boyu kadar yol alamamasının en belirgin sebebi bir bütün Kürd siyasetinin kendi içinde yaşadığı handikaplar ve bu halka empoze etmek istedikleri dışardan kopyalanmış, demokratik karakteri olmayan vede bu ulusun özüyle bağdaşmayan politik dayatmaları ve tavırları olmuştur. Bu bağlamda mevcut hareketlerin hepsi göreceli olarak aynı vebalin altındadırlar.

Örneğin Kürd hareketlerine söylem düzeyinde bakıldığı zaman dünyanın en özgürlükçü demokratik yapıları olarak görünürler müthiş demokrasi havarisi kesilirlerken ne düşünsel boyuta nede pratik yaşamda Kürd halkına sundukları bir politik öğretinin olmadığı gibi son derece rijid antidemokratik ezberci bir tavır takındıkları görülecektir.

Kürd sosyolojisi emrivaki bir biçimde kabullendikleri bu olumsuz durumu tenkid etmeyip sorgulayamaz ise uzun vadede iyimser bir tablo beklemek hayalcilik olur. Dünyadaki gelişmeleri özelliklede Ortadoğu’da olup biteni ütopik bir ideoloji ile okumakta ısrar eden Kürd fraksiyonlarının mevcut halleriyle Kürd halkına sunabilecekleri bir şey olmadığı görülecektir.

Bu olumsuz tablo bu denli aleniyken Kürd politik kadroları ve oluşumları ne yapmalıdırlar da bu kısırdöngü aşılabilinsin?

1- İstisnasız Kürdistani yapılar demokratik karakterli olmalıdırlar.

2- Hiçbir koşulda Kürd halkına karşı dayatmacı şiddet içerikli tavırla yaklaşmamalıdırlar.

3- Kürd siyaseti aynılaşmadan farklılıklarını gözeterek maksimum düzeyde hem kendi aralarında hemde bu halka karşı tölerans sahibi olmalıdırlar.

4- Kürd siyasal kadroları politik zeminde güç birliği yapmalı vede konjonktürel koşullardan ötürü Başur Kürdistan’ına her türlü desteği sunabilmelidirler.

5- Bu sürecin ana parametresi hizmet siyasetidir dolaysıyla Kürd hareketinin ideolojik karakterinden ziyade toplumsal düzeyde hizmet eksenli bir yaklaşımla Kürd halkında bir rehabilitasyon dönemi başlatmalıdırlar.

6- Başta politik kadrolar olmak üzere ve paralelinde Kürd sosyolojisi yoğun bir biçimde Kürdçe anadilde eğitim talebinde bulunmalıdırlar.

7- Kürdi kadrolar marjinal grupların tekeline takılıp devlet ile zıtlaşmaktansa uzlaşı ve diyalog kanallarını kullanarak Kürd sorununu sivil siyasal zemine taşımalıdırlar.

8- Kürd sorunun akılcı çözüm adresi sivil siyasettir dolaysıyla militarist yöntemlerden uzak durulmalıdır.

9- Siyasal oluşumlar Kürd halkını ele güne düşürmekten ise insanlarımızın yaşam standartlarını iyileştirerek huzur ve sükûnet ortamının gelişimine katkı sunmalıdırlar.

10- Kürd burjuvazisi hiçbir kompleks ve kaygı taşımaksızın öncü rolünü oynamak zorundadır.

11- Slogancı şiddet eksenli siyaset Kürd halkında miadını doldurmuştur.

12- Kürd hareketi orta ve uzun vadeli hedeflerle ile Türkiye siyasetinde demokratik federatif bir yapının oluşumuna katı sunmalıdır.

13- Kürdistani politik jenerasyonlar tabularla yaşamaktansa korkularını aşıp rasyonel değişimlere açık olabilmelidirler.

Özcesi şudur Türkiye Cumhuriyeti demokratik bir karakter kazanabilir ise vede Kürd siyaseti kendisini yenileyerek rasyonel hedeflerle siyasal sürece ortak olabilirse başta Kürd sorununun çözümü olmak üzere ve bununla ilintili başka bir çok sıkıntının da çözümü çok daha kolay olacaktır. Yeter ki yıllardır yaşadığımız korkularımızı ve bilindik ezberleri aşıp savaşmadan konuşarak diyalog dilini esas alabilir isek bu mağdur topraklara barış iklimi kendiliğinden gelecektir...

Bu makale toplam: 5394 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:06:44:06
Etiketler: azad yaşar
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad
x