Azad Yaşar: Türkiye ve Kürd Siyasetinde Yeni Arayışlar ve Yeni Söylem Mümkün müdür?

Türkiye ve Kürd Siyasetinde Yeni Arayışlar ve Yeni Söylem Mümkün müdür?

Mazlum ve mağdurun hakkını savunmak şiarıyla Kürd halkından da destek alarak iktidar olan Sn. Erdoğan ve AKP hükümetinin ısrarla Kürd sorununu terör bataklığına sürükleyerek insan avına çıkması, Kürd topraklarını bombalamasının hiçbir izahı olamaz.

Azad Yaşar

15.08.2019, Per | 00:38

Türkiye ve Kürd Siyasetinde Yeni Arayışlar ve Yeni Söylem Mümkün müdür?
Makaleyi Paylaş

Stabil olmayan Türkiye siyasetinde yaşanan gelgitler baş döndürücü hızla faklı rotasyonlarda gelişirken, Kuzey Kürd siyasetindeki durağanlık ve politik çelişkiler yarınlara dair maalesef karamsar bir tablo ortaya çıkarmaktadır.

2023’e yani yüz yaşına girmekle övünen Türkiye Cumhuriyeti’nin ana paradigmasının halen daha Kürd halkının inkârı ve imhası üzerinden dizayn edilmiş olması tabiatın doğasına aykırıdır.

Mazlum ve mağdurun hakkını savunmak şiarıyla Kürd halkından da destek alarak iktidar olan Sn. Erdoğan ve AKP hükümetinin ısrarla Kürd sorununu terör bataklığına sürükleyerek insan avına çıkması, Kürd topraklarını bombalamasının hiçbir izahı olamaz.

Kürd sorunu bir etnisite ya da salt PKK’nin örgütsel aktiviteleri üzerinden okunacak kadar sıradan bir durum değildir.

1071 Malazgirt’e vurgu yapan Sn. Erdoğan’ın Türkiye’si şu kadarını çok iyi bilmelidir ki Kürdler bu coğrafyanın asli unsurlarıdır dolaysıyla PKK Kürd sorunu doğurmadı aksine Osmanlı’dan Cumhuriyet Türkiye’sine sürekli olarak hasır altı edilen, kabul edilmek istenilmeyen Kürd halkının ulusal realitesinin terörize edilmesinin sonuçlarından sadece bir tanesidir PKK.

Aynı inanca mensup olmakla övünen, hak ve hakkaniyete sürekli olarak vurgu yapan Sn. Erdoğan ve derin devlet aklı Kürd sorununun yalnızca bir örgütün kaderine terk edilemeyecek kadar devasal ve tarihi boyutlu olduğunu bilmezler mi.?

Başur Kürdistan’ındaki bağımsızlık referandumuna düşmanca saldırılması, iliklerine kadar Kürd şehri olan Efrîn kentinin işkal edilmesinden tutun Japonya’da açılan Kürdçe dil kurslarına müdahale edilmesine kadar Kürd düşmanlığı yapmanın kardeşlik hukukuyla örtüşen bir yanı var mıdır? 

1923’ten 2023’e yol alırken devlette Kürdlerde kendi gerçekleri ile yüzleşmek durumundadırlar. Zaman bizleri defalarca sınamış olmasına rağmen Kürd sorununun bir terör sorunu olmadığı aleniyken militarist yöntemlerde ısrarcı olmanın hiçbir mantığı yoktur. 

Yaşadıklarımızdan dersler çıkarıp yarının ağlarını barış ve demokrasi ortamında örmek isteniliyorsa devlet aklından öncelikle ne istenmelidir:

1- Türkiye Cumhuriyeti’nin can alıcı sorunu Kürd sorunudur bu realiteyi göz önünde bulundurarak huzur ortamını yaşamak istiyorsa devlet Kürd halkının ulus gerçeğinde inkâr ve imhacı tavrından tamamıyla vaz geçmelidir.

2- 80 anayasası sil baştan yazılarak, insan hak ve hürriyetleri esas alınarak her türlü bireysel hak ve özgürlükler ve etnik farklılıklar anayasal güvence altına alınmalıdır.

3- Otoriter militarist devlet hükümranlığından hızla arınarak sivil siyasetin ana parametreleri ekseninde devlet sivilleşmelidir.

4- Kutsanan soyut devlet aygıtının somut kıblesi insan ve özgürlükçü demokrasi olmalıdır.

5- Bölgeler arasındaki ekonomik, sosyal dengeler göz önünde bulundurularak aradaki uçurumların giderilmesi ve yaşam standartlarının iyileştirilmesi için yeni kalkınma planları ivedilikle uygulanmalıdır.

6- Türkiye Cumhuriyeti teklerin değil bu coğrafyada yaşayan, yaşamak isteyen, silaha ve şiddete baş vurmaksızın ayrılmak isteyenlerin de ortak vatanıdır denilmelidir.

Yüz yaşına girecek Cumhuriyet Türkiye’sinin kendi gerçeği ile yüzleşerek radikal reformlarla demokratik bir karakter edinebilmesi Kürdlere sunulmuş bir lütuf olmadığı gibi öncelikle Türk etnisitesinin yararınadır. Bu bağlamda devlet eğer yenileşme sürecini başarıyla tamamlayabilirse halk nezdindeki aşırı milliyetçi, ırkçı dalganın törpülenmesi daha kolay olacaktır.

Madalyonun devlet tarafından insani, sosyal ve siyasal reformları gerçekleştirmesini beklerken, bu toprakların asli unsurlarından olan Kürd sosyolojisinden ve politik kadrolarından ne beklenmelidir.?

Esasen muhalefeti ve kurumsal politik alternatifi olmayan Kuzey Kürd siyasetinde kavramları çoğul olarak kullanmak reel bir çelişki gibi görünürken ne Kürd halkı nede siyasal fraksiyonları bilindik ezberleri ile yollarına devam edemezler. Dolayısıyla sosyo-politik zeminde yenilikçi değişim arayışı biz Kürdler açısından ekmek su kadar zaruret arz etmektedir.

Türkiye Kürdistan’ında Kürd halkının kırk yıldır yaşamadığı badire, ödemediği bedel kalmamasına rağmen bir arpa boyu kadar yol alınamamasının en belirgin sebebi bir bütün Kürd siyasetinin kendi içinde yaşadığı handikaplar ve bu halka empoze etmek istedikleri dışardan kopyalanmış, demokratik karakteri olmayan ve de bu ulusun özüyle bağdaşmayan politik dayatmaları ve tavırları olmuştur. Bu bağlamda mevcut hareketlerin hepsi göreceli olarak aynı vebalin altındadırlar.

Kürd hareketlerine söylem düzeyinde bakıldığı zaman dünyanın en özgürlükçü demokratik yapıları gibi görünürler, müthiş demokrasi havarisi kesilirlerken ne düşünsel boyuta nede pratik yaşamda Kürd halkına sundukları bir politik öğretinin olmadığı gibi son derece rijid ezberci bir tavır takındıkları görülecektir.

Kürd sosyolojisi emrivaki bir biçimde kabullendikleri bu olumsuz durumu tenkit etmeyip sorgulayamaz ise uzun vadede iyimser bir tablo beklemek hayalcilik olur. 

Dünyadaki gelişmeleri özelliklede Ortadoğu’da olup biteni ütopik bir ideoloji ile okumakta ısrar eden Kürd fraksiyonlarının mevcut halleriyle Kürd halkına inovatif siyaset adına sunabilecekleri fazlaca bir şeyin olmadığını yaşadıklarımız bize defalarca göstermiştir.

Bu olumsuz tablo bu denli aleniyken Kürd politik kadroları ve oluşumları ne yapmalıdırlar da bu kısırdöngü aşılabilinsin.

1- İstisnasız Kürdistani yapılar sivil demokratik karakterli olmalıdırlar.

2- Hiçbir koşulda Kürd halkına karşı dayatmacı şiddet içerikli tavırla yaklaşmamalıdırlar.

3- Kürd siyasal kadroları politik zeminde güç birliği yapabilmeli, konjonktürel koşullardan ötürü Başur Kürdistan’ına ve Rojava’ya destek sunabilmelidirler.

4- Bu sürecin ana parametresi hizmet siyasetidir dolaysıyla Kürd hareketinin ideolojik karakterinden ziyade toplumsal düzeyde hizmet eksenli bir yaklaşımla Kürd halkında bir rehabilitasyon dönemi tasarlanmalıdır.

5- Kürdi kadrolar marjinal grupların tekeline takılıp devlet ile zıtlaşmaktansa uzlaşı ve diyalog kanallarını kullanarak Kürd sorununu sivil siyasal zemine taşımalıdırlar.

6- Siyasal oluşumlar Kürd halkını ele güne düşürmekten ise insanlarımızın yaşam standartlarını iyileştirerek huzur ve sükünet ortamının gelişimine katkı sunmalıdırlar.

7- Kürd burjuvazisi kompleks ve kaygı taşımaksızın iktisadi, ekonomik ve sosyal reformların gelişiminde belirleyici rolünü oynayabilmelidir.

8- Kürd hareketi orta ve uzun vadeli hedeflerle ile Türkiye siyasetinde demokratik federatif bir yapının oluşumuna katı sunmalıdır.

Yukarıda saydıklarımın biraz daha anlaşılır olabilmesi için halkımızın rahmetle Qazî Muhamed’in Kürd ulusuna vasiyetini defaatle okumalarını öneririm.

“Diğer halklar gibi baskı ve zulmünden kurtulmak için mücadele etmekten geri durmayın. Dünya malı önemli değildir. Eğer vatanınız varsa özgür ve serbestseniz, o zaman her şeyiniz var demektir. Malınız, mülkünüz, devletiniz, ülkeniz saygınlığınız da olacaktır.” Qazî Muhamed

Özcesi şudur Türkiye Cumhuriyeti demokratik, sivil devlet karakterini kazanabilirse ve de Kürd siyaseti kendisini yenileyerek rasyonel hedeflerle siyasal sürece ortak olabilirse başta Kürd sorunu olmak üzere ve bununla ilintili birçok sosyo-politik sorunun çözümü daha kolay olacaktır.

Yıllardır yaşanılan toplumsal travmaları aşmak için, enjekte edilmiş korkuları ve bilindik ezberleri bir tarafa bırakıp şiddete başvurmaksın konuşarak diyalog dili esas alınabilinir ise bu mağdur topraklara barış iklimi kendiliğinden gelecektir. 

Farklılıklarımıza rağmen birbirimizi dinleme, anlama olgunluğunu göstermek değişim ve dönüşümün mihenk taşı olsa gerek...

Bu makale toplam: 4954 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:14:51:00
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

Azad Yaşar

Yazarın Önceki Yazıları

Sözün Özü: İslamcı Kemalist Türkiye’nin Kürdlere Darbesi... Nupelda ve Ayaz’dan Alan Kurdî’ye... Aşiretten Demokratik Devlete: Başur... Yerel Seçimlerin Öğretisi... EĞER Kürd Sorununda Zamanın Öğretisi... Manüplatif Siyaseten Dağınık Kürd Ahalisine... Türkiye’de yeni sistem, Kürdlerde yeni söylem… Türkiye'leşen HDP'den Kürt ittifağına Bu toprakların dili olsa... Kerkük’ten Efrîn’e... Kürdün Vicdanı ve İhaneti... Bulutların Fragmanı Kuzey Kürd Siyasetinde Eksen Kayması Ey Türkiye'li, Irak'lı, İran'lı, Suriye'li Komşum... Adalet Ararken Adaletsiz Olmak... Kayıp zamanlar... Altmışlı Yıllardan Günümüze Kürd Profilli... Ey Hayat... Kürt Penceresinden Neden Evet/Hayır Yada Neden Boykot... Yeni Oluşumun Ana Parametreleri... Kürdün Kürde Güç Kullanma Hakkı ve Lüksü Yoktur... Kürt siyasetinin açmazları... Bir Sürecin Bilançosu... Susma Düşün... El İnsaf... Kürt Toplumunun Vicdanı Kim Ağa?, Kim Xulam?, Kim Kahraman? Kürt Aydınına Analitik Bakış Demokratik Cumhuriyetçiler Kimdir Kürt aydını? Biz Kürt Tarafıyız... Kürt siyasetinin toplumsal tahribatları Bireyini Öldüren Halk: Kürtler Sayın Tayyip Erdoğan'a Açık Çağrımdır... Hazan Vakitler... İz... Kürtlerin Terörize Edilmesi... Korku İmparatorluğu ve Emine Ayna... HDP’nin Kürt Damarı ve Rasyonel Siyaset Özür Bekliyoruz! Üzgünüz! Devrim Çocukları Ne de olsa Kardeşiz, Kardeş! Beş Ortak Neden... Rutin Savaş ve Olağan Yaşam
x