Kerkük’ten Efrîn’e...

Eğer dün Kerkük ihanetinde Kürdistani üst kimliğe binaen ulusal bir tavır sergilenmiş olsaydı bugün Türk devleti bu kadar hoyratça Efrîn’e saldırmayabilirdi. Bunun tam tersi tavır takınılarak “Kürd milliyetçiliğinin önünü kesmek için parti kurduklarını” söyleyen insanların eliyle bugünlere zemin hazırlandı.

Azad Yaşar

29.01.2018 | 09:47

Kerkük’ten Efrîn’e...
Makaleyi Paylaş

Uzunca bir yolculuğun tarihi finalitesiydi, kırk milyonu aşkın bir ulusun yüzyıllardır yasaklanmış masum düşlerinin söze gelimiydi, insanlık aleminin ihanetine uğramış, zalimin zulmünü yaşamış bir halkın özgürlük çığlığıydı 25 Eylül Başur bağımsızlık referandumu.

Sebep ve sonuçları her ne olursa olsun kendi payıma içimde uhde olan yitik ülkemin özgürlük talebini dile getirenlere, bedel ödeyenlere ve bu uğurda şehit düşenlere sonsuz şükranlarımı sunuyorum.

Kürdün acılarla dolu mücadeleci tarihine baktığımızda hakikaten de bağımsızlık referandumu talebi ve %93 gibi ezici bir çoğunluğun özgür Kürdistan’a evet dediği bir yerde gelinen nokta, yaşanan hayal kırıklığı ve YNK’deki ihanetçi çetenin onursuz tutumu reel sosyo politik bir vaka olarak önümüzde durduğu gibi defalarca etüd edilmesi gerekmektedir.

Yaşanan talihsizliğin günah keçisi sadece YNK ihanet çetesi miydi? Şüphesiz ki değil nasıl olurda Kürdün yumuşak karnı olan Kerkük’ün savunması özelliklede YNK güçlerine bırakılır? Yüz yıllık silahlı mücadele tecrübeleri olan ve son otuz yılda düzenli orduya geçen Peşmerge ordusu hangi mantıkla hiçbir direniş sergilemeden Kerkük’ten geri çekilebilir?

“Kardeş kanının dökülmesine engel olundu, YNK ile bir iç savaşın önüne geçildi v.s” kimse kusura bakmasın yüreklerimizde şekillenen “Peşmergê Qehreman” kavramı çok ciddi bir biçimde zedelenmiştir.

Federal Kürdistan’da her türlü olanağın sunulduğu Peşmerge bakanlığının göbek büyüterek, ticaret yaparak sınırları koruyamayacağını, KDP-YNK arasında pinpon topu gibi gidip gelmeyle ulusal bir orduya dönüşemeyeceğini tarih bir daha zehirli hançeri göğsümüze saplayarak göstermiştir.

Bu bağlamda düşündüğünü söyleyen, söylediğini de düşünen bir Kürd nasyonalisti olarak Sayın Mesud Barzanî’nin asil duruşunu ayrı tutmak kaydıyla mevcud Kürdistan hükümetinin ve Peşmerge güçlerinin baştan sona revize edilmesi gerektiğini belirtmekte fayda görüyorum.

Başur’da TOKİ ile yarışırcasına binalar dikerek devlet olunamayacağını, kartondan hayali kaplanlarla ülke savunmasının yapılamayacağını birilerinin hükümete özelliklede Başbakan Sayın Nêçîrvan Barzanî’ye anlatması gerekmez mi.?

Mevzu sadece Kerkük ve Başur Kürdistan’ından ibaret değildir her ne kadar pan kürdizm görüşü zedelenmiş isede dört parça Kürdistan’da yaşanan olumlu yada olumsuz durum bütün Kürtleri etkilemektedir.

Bu yönüyle de Kürdistan davasının negatif dinamosu olan Bakur’daki Kürdlere ve etkin olmayan siyasal yapılara ayrı bir parantez açmak gerekir. Şu kadarını net bir biçimde belirtmekte yarar görüyorum Bakur Kürdü ve olası hareketler kendilerinden beklenen pozitif tavrı ne referandum öncesi nede sonrası göstermedikleri gibi etik davranmamışlardır. Sırf Barzanî düşmanlığı üzerinden fevri davranan hata Kürdistani davaya zaran onca şeye tanıklık ettik.

Türk devletinin sınır tanımaz saldırılarına paralel olarak hakların kardeşliği hikayesine ve ümmetçilik yalanına sarılarak Barzanî hareketine ve Kürd ulus devleti espirisine Kürdün eliyle saygısızlık yapmanın vede saldırmanın kabul edilir bir yanı yoktur. Kürd hareketi içinde olupta AKP’nin yeniden hortlatmak istediği Turancı İslami Türk görüşü ve nasyonalist Perinçek hattıyla aynı cephede buluşan sözde Kürd dostlarına ve turnusol kağıdı gibi değişkenlik gösteren Kürtleri de gördük.

Eğer dün Kerkük ihanetinde Kürdistani üst kimliğe binaen ulusal bir tavır sergilenmiş olsaydı bugün Türk devleti bu kadar hoyratça Efrîn’e saldırmayabilirdi. Bunun tam tersi tavır takınılarak “Kürd milliyetçiliğinin önünü kesmek için parti kurduklarını” söyleyen insanların eliyle bugünlere zemin hazırlandı. Siz kalkar “Qamişlo Kürd kenti değildir derseniz, Rojava Kürdistan’ına Kuzey Suriye derseniz Ortadoğu bataklığında komşularınız DAİŞ ve Haşdi Şabi iken hayali hakların kantonlarında ısrarcı olursanız geleceğiniz nokta burası olur.

Toprakları bombalan Türk devletinin saldırganlığına maruz kalan Kürttür Kürd oğlu Kürttür. Söz konusu Kürd olunca sağcısının, solcusunun, dindarının, sosyalistinin, sübyancısının Türkçülük cephesinde buluşmaları aşina iken, Kürtlerin halen daha bir takım tahlilsizlikleri aşamayıp Kürdistani davada birlikte hareket edememeleri kaderin Kürtlere bedduası olsa gerek.

Dün Kerkük bugün Efrîn her ikisi de Kürdistan coğrafyasıdır bu davada farklı oluşumların ve farklı yaklaşımların olması gayet tabiidir esas olan ise Kürd ve Kürdistan’dır dolaysıyla amasız fakatsız cümlelerin arkasına sığınmaksızın Türk devletinin Efrîn’e yaptığı saldırılar karşısında durmak her Kürdün ahlaki ve insani sorumluluğunun gereğidir...

Bu makale toplam: 6880 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:04:51:11
Etiketler: Azad Yaşar
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad
x