Bir Sürecin Bilançosu...

O günün kahramanlıklarıyla övünen vede bizlere yamalı bir miras bırakan Kürt sol kanadının bizim kuşağa özür borçlu olduklarını hatırlatmakta yarar görüyorum. Cezaevine düşmenin, işkence görmenin neredeyse marifet sayıldığı dahası hiçbir politik vizyonu ve projesi olmayan, izole olmuş insanlarımız tarafından yapılan sohbetlere bir çoğumuz ah vah çekerek ne yazık ki kulak kabartmışızdır.

Azad Yaşar

06.10.2016 | 14:50

Bir Sürecin Bilançosu...
Makaleyi Paylaş

Kuzey Kürdistan ve Türkiye' de yaşayan birçok insanımızın hayatlarında 70 ve 80' li yılların karanlık, sisli izlerini görmek mümkündür. Seksen ihtilâlini hatırlayan biri olarak yetmişli yılların sınıfsal ve ideolojik çatışmalarını yürüten devrimci büyüklerimizin kahramanlıklarına, acizliklerine, kilamlarda dile getirilen utangaç mağrur Kürtlüklerine vede ceza evlerinde yaşadıkları korkunç işkencelere çoğumuz tanıklık etmişizdir.

Özellikle de 70' li yıllarda sol kulvarda yaşanan ideolojik çatışmalar sönük geçen Kürdistanî mücadelenin yeninden ivme kazanmasına katkı sunduğu gibi bugün sonuçları ve tahribatları daha net görünen birçok sosyo politik yanlışında zeminini hazırladılar. Sol eksenli mücadele her ne kadar kulağa hoş gelen söylemler üzerinden Kürt siyasetine yeni bir soluk katmak istedi isede, özünde Kürt toplumunun realitesine yabancı kaldığı gibi iç dinamikler üzerine bir türlü inşaa olamadı. Tabiri caiz ise dışardan dar bir gömleği getirip sanayii toplumu olamamış, kapitalizm evresini yaşamamış bu halka sınıf mücadelesi üzerinden giydirmek istediler.

Sonuçları hepimizce aşikâr seksen ihtilâli ile birlikte Kürt ulusal mücadelesi korkunç tahribatlar yaşayarak adeta rafa kaldırıldı.

O günün kahramanlıklarıyla övünen vede bizlere yamalı bir miras bırakan Kürt sol kanadının bizim kuşağa özür borçlu olduklarını hatırlatmakta yarar görüyorum. Cezaevine düşmenin, işkence görmenin neredeyse marifet sayıldığı dahası hiçbir politik vizyonu ve projesi olmayan, izole olmuş insanlarımız tarafından yapılan sohbetlere bir çoğumuz ah vah çekerek ne yazık ki kulak kabartmışızdır.

Yıllar sonra dönüp baktığımda harcadığımız zaman ve yitirdiğimiz düşlere üzüldüğümü belirtmek isterim. Kızdığım kırıldığım sol kültür değil dışardan dar ideolojik bir görüşü kopyalayıp Kürt halkına empoze etmeleri içime sinmiyor. Bu halkın yarınlarından, gençlik enerjisinin heba edilmesinden en az egemen devlet kadar sol gelenekte sorumludur.

Özelliklede ikibinli yılların dünyasında salt ajitif söylemler üzerinden Kürt siyasetine musallat olan kendisini yenileyememiş yorgun samimiyetsiz Türk sol kanadı Kürt ulusal hareketine her türlü zararı verdiği gibi, Kürt siyasetinin bütün nimetlerinden de fazlasıyla nemalanmaktadırlar.

Eğer bugün binlerce yiğit Kürt insanı kadınıyla erkeğiyle yaşamlarını yitirmiş ise, eğer bugün Kürt toplumu hiçbir zaman olmadığı kadar kendi içinde kamplara ayrışmış ise, eğer bugün dört binden fazla Kürt köyü kasabası boşaltılmış ise, eğer bugün Kürtler kendi topraklarından zorla sürgün edilip batıda varoşlarda yaşamaya mahkûm edilmişler ise, eğer bugün yetmişbin den fazla elinde silahlı korucuyla iç içe yaşanıyor ise, eğer bugün tanrıya biat eder gibi örgüt liderlerine biat ediliyor ise, eğer bugün düğünlerimiz kana bulanıyor ise,

Ve eğer bugün halen daha ölen öldürülen, zılgıt çeken, ağıt yakan yaralı Kürt ise biz kimlere öfkemizi haykıracağız.?

Bu makale toplam: 4424 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:09:42:59
Etiketler: azad yaşar
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad
x