Ahmet Önal: Failin Suçunu, Mağdura Yığmak!

Failin Suçunu, Mağdura Yığmak!

Bugün Kürtlerin yaşadığı bu statü ve anti-Kürt bir nizamın oluşmasında, Kürt milliyetçiliğinin yapılıyor olmasında değil, yapılmaması zayıflığının da payı büyüktür. Çünkü milletlerin kurtuluşunda, sosyalizmden önce milliyetçilik etkindir. Kürtler bunu inşa edemedi ya da eksik inşa etti.

Ahmet Önal

17.09.2019, Sal | 20:01

Failin Suçunu, Mağdura Yığmak!
Makaleyi Paylaş

Her millet oluşurken, antropolojik olarak bir kültür, dil, edebiyat ve kendine has bir yaşam ve gelenek yaratır.

Her millet tarihinde, dışındaki toplumlarla ilişkilerinin geleneğini de oluşturur.

Her millet oluşurken, oluşturduğu toplumsal değerler, hoşgörü ve hassasiyetleri vardır. Bunlar bilinmeksizin, genel geçer her olguyu, somutu gözlemlemeksizin, şablon tarzı tespit ve teorilerin içine yerleştirmek, o toplumu ve milleti teoriye uyarlayarak özgünlüklerini es geçmek, gerçek yaşam ile uyuşmayan reaksiyonlar ve sıkıntıların oluşmasını doğurur.

Bu nedenle değil mi ki Marks, “bir toplumu incelerken, o toplumun özgünlüğünü, iç dinamiklerini, tarihsel oluşumunu ve ilişkide bulunduğu toplumlar ile yaşadığı tarihi süreci incelemek gereği vardır” der..

Bunları inceleyip açığa çıkarmaksızın, Kürtler hakkında ahkam kesmek, “Türk ve Kürt milliyetçiliği eşit tehlikelidir” demek, doğru değildir.

Misal;

Kürt gelenek ve göreneklerinde misafire hakaret etmek, kovmak, dışlamak, aç bırakmak, alıkoymak, onurunu kırmak mümkün değildir. Bunu yapan Kürt, kendi toplumundan lanetlenir, dışlanır ve izole olunur.

Kürt geleneğinde, kendi düşmanı bile olsa, evine sığınmış birini cezalandırmak, özgürlüğünü elinden almak mümkün değildir.

Kürt geleneğinde, herkesi kendisi gibi iyi niyetli ve insanı değerleri koruduğu inancı, ettik bir değer olarak yaşamına yerleşmiştir.

Kürt geleneğinde, insan, doğa, hayvanlar kutsal olarak algılanmıştır. Bu farklı kültürlerin etkisinde kalarak yer yer dejenere olmuşsa da esasta korunmuştur.

Yukarıdaki olguları Kürtlerin melez bir halk olması, tek tanrılı din olan Mihtra inancına göre bir yaşamı benimsemiş olmaları, insanı kimliği tüm kimliklerin başına koyarken, doğayı kutsar olmaları, bu kültürün oluşmasında önemli, hatta belirleyici etken olmuştur.

 

Doğa ve insana duyulan inanç, duygu, sevgi ve bağlılık, bir dil ile telaffuz edilir. Dil bir iletişim aracı olmanın ötesinde, sevgiyi, aşkı, duyguyu, düşünme sistematiğini, kültür, adet ve geleneklerle kendini pekiştirir, kalıcı kılar. Dil bunu gerçekleştirirken, kendi gramatiğini, fonetiğini, sentaksını, antropolojik şekillenmesini, sosyolojik olgusunu da geliştirir, olgunlaştırır, standardize eder ve pekiştirir.

 

Bu açıdan millet olmada dil en önemli veridir.

Dil, kültür ve geleneklerin şekillendiği bir coğrafyadan ayrılamaz ve birbirlerini tamamlarlar.  O coğrafyada ortak dil yaygın hale gelip, üretimle birleşmişse, halk olarak varlığı ve gerçekliği ortak bir veri olarak şekillenir.

 

Dil bir aidiyettir, aidiyet toprak ya da coğrafyada yaygın bir düşün, iletişim ve üretim aracına dönüşüp, soy yaygınlığı ya da farklı boy, klan, kabilelerden de gelmiş olsalar, izlerini taşıyarak ve doğal karışım neticesinde, yoğun ortaklıkları oluşan topluluğu oluşturur. Bu aşamadan sonra artık etnik bir olgu oluşmuş demektir.

 

Etnik topluluğu, ekonomik pazarın da oluşmasıyla, millet olgusuna taşırmak ancak milliyetçi etkinlikler ile mümkün olur. Bunu reddetmek, millet olmayı reddetmek olur.

 

 Çünkü modern toplum olma, yerelinde harmanlanıp, kendini aşarak dünya milletleri arasına girmesini sağlayan refleks, millet olma bilinci ve o bilinci organize eden milliyetçilik fikriyatı ile mümkündür.

Modernim ve milliyetçilik kavramları, kapitalizmin belli belirsiz farklı araç ve yollarla da olsa o etnisitede embriyon ya da yoğun pazar şeklinde girmesiyle oluşan bir şeydir. Ancak, farklı etmenlerle de olsa tek tek bireyler, kapitalizm öncesi dönemlerde de kaba milliyetçi fikirler oluşturdukları görülmüştür. Ancak bu öngörüyü yakalamak olağanüstü bir zeka, done ve ilişkileri yakalamak ile mümkündür. Ahmedê Xanî bu kategoride değerlendirilebilinir.

Ahmedê Xanî’yi, Mem û Zîn eserinde anlıyoruz ki ilk kaba Kürt milliyetçisidir. Ahmedê Xanî sonrasında da aynı kaba milliyetçilik lokal, yani yaygın olmazsa da sürdürülmüştür. Sonra toprak ve yönetim talebi ile kendi dilinden, kendi pazarını yönetmeyi öne alan  ve aynı toprağın/vatanın ortak sahipleri, mücadelelerini edebiyattan, kültürden yönetim özlemleriyle birleştirdiklerinde, milli devlet oluşturma faaliyetleri ile modern döneme ait söylemleri ortaya çıkarlar.

 

Ahmedê Xanî’den sonra, Şêx Rıza Talabani’nin şiirlerinde bunu görürüz:

Zira Şêx Rıza Talabani, Baban Beyliği ve kendini var etme mücadelesinde, Osmanlı devletinin tasfiye girişimlerine karşı koyan(1806) direnişi, şiirleri ile ortaya koyar:

“ Babanların yurdu Süleymaniye’yi hatırlıyorum,  

Ne Osmanlı  kölesi ne de İran’ın uşağı idi” diyerek, kendi özgün devletlerini oluşturma amacını taşıdıklarını vurgular.

 

1890’lere geldiğinde, Salim, Nali ve Hecî Qadırı Koyi, serbest şiirin temsilcileri olarak ortaya çıkarken, özellikle Hacî Qadıri Koyi daha net, millet özlemlerini şiirlerinden işleyerek, Kürt milliyetçisi bir çerçeve ortaya koyar. Bunun için İstanbul’a sürgün edilir. İstanbul’da sürgün koşullarında, özellikle onun gibi Cizira Botan’dan sürgün ile gelen Bedirxanî ailesinin bazı gençlerine öğretmen/mamosta olur. Hacı Qadiri Koyi’nin yetiştirdiği Bedirxan ailesinin çocuklarından, Miqdat Mithat Bedirxan ilk Kürdistan Gazetesi’ni(1898) Mısır’da yayınladığı yıl, Hecı Qadirî Koyi vefat eder. Qadiri Koyi’nin Öğrencilerinden Abdurrezak Bedirxan iyi bir diplomat ve mücadele insanı oldu. Tiflis’ten İstanbul’a kaçırılarak getirildi. Musul valisi Süleyman Nazıf’a teslim edildi. Süleyman Nazıf, tıpkı II. Abdulselam Barzanî gibi, Musul’da onu da idam ile katl eder.

 

Kardeş Emin Ali Bedirxan’ın çocukları; Celaddet, Kamuran ve Sürreya Bedirxan da, Hacı Qadiri Koyi’nin öğrencileridir. Hawar ve gramer ile yaptıkları çalışma ve dokümanlar  Kürt okur yazarları olarak elimizdedir. Bu milliyetçi Kürt akımının olması, kime yarar sağladığını, kime karşı olduğunu biliyoruz.

 

Hacı Qadıri Koyî’nin yaşıtları aynı şekilde, Süleymaniye, İstanbul, Mısır, Sine ve belli başlı Kürt aydınlanma merkezlerinde faaliyetler yürütürken, asla diğer halklara karşı bir tutum alarak kendilerini var etmeyi düşünmediler. Ancak kendi dil, kültür ve modern itelerini yaşama geçirmek istediler. Çünkü, Kürt oluşum kültürünün temelinde, Kürt millet geleneğinde, kendini üstün görme yerine mütevazilik vardır. Bu Kürtlerin dualarına da yansımıştır. Kürt kadınları;

“Allah dünya milletlerine yardımcı olsun, sonra da bize!” der.

 

Bugün Kürtlerin yaşadığı bu statü ve anti-Kürt bir nizamın oluşmasında, Kürt milliyetçiliğinin yapılıyor olmasında değil, yapılmaması zayıflığının da payı büyüktür. Çünkü milletlerin kurtuluşunda, sosyalizmden önce milliyetçilik etkindir. Kürtler bunu inşa edemedi ya da eksik inşa etti.

 

Ayrıca yok edilmek ile yüz yüze olan milletlerin “şovenizmi”, “ırkçılığı” tespitleri, tam da faşist, sömürgeci, soykırımcıların yaptığı ırkçılığın ve şovenizmin payandası olmaktır. Suçluya arka çıkmaktır.

 

Mazlumun, devletsizin, yok edilme ile yüz yüze olanın; ırkçılık, şovenizm yapma takati, gücü, emeli olamaz! Mümkün de değildir.

 

Bunu anlamayacak düzeyde olanın, iyi insan olmayı beceremediğinin, göstergesi olabilir.

 

Irkçılık ve şovenizm saikıyla, Kürt millet mücadelesini, Kürt milliyetçilerini karalamaya, yermeye, suçlu gösterme yeltenmek, mazlumun hukuk, adalet ve özgürlük mücadelesine karşı durmaktır! Bilinçli ya da bilinçsiz yapanın girdiği pota budur.

 

“Milliyetçilik toplumsal sorunlara eğilmenin önünde engeldir!” algısı tamamen yanlıştır. Kaldı ki, mazlum milletlerin millet hakları sorunu çözülmeden, sınıf mücadelesini çözmeye yeltenmek, Frantz Fanon’un da belirttiği gibi, “anti- sömürgeci mücadeleye zarar verir!” tespiti son derece yerinde ve doğrulanmış bir tespittir.

 

Soralım kendimize, Ahmedê Xanî, Heci Qadıri Koyi, Celadet Bedirxan, Kürt milliyetçileri idi. Bu münevverlerin kime zararı, kime yararı oldu?!

Kürt milliyetçiliği için düşündüğüm şeyi Laz ve diğer mazlum milletlerin milliyetçiliği için de düşünüyorum.

 

Zalimin suçunu mazluma yığmak, en büyük zülümdür.

 

Failin suçunu mağdura yığmak, kat be kat faili korumak olur.

 

Kürt milliyetçiliğinde, Laz milliyetçiliğinde şovenizm ve ırkçılık aramak, egemen ulus milliyetçiliğindeki şovenizmden esinlidir!

 

Zira “Atatürk ilke ve inkılapları” denilen ve CHP’nin logosunda gösterilen, altı okun tamamını tartışmaya açarak, derinlikli tarihini ve yapılanları tek tek incelediğimizde, durum daha net anlaşılmış olacaktır.

 

 Türk devlet inşasında, Devletçilik, İnkılapçılık, Milliyetçilik, Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Laiklik olduğu belirtilir. Tüm bunların tek parti sisteminde, diğer halkların inkarı ve imhası üzerinde, yukarıdan aşağıya, Türk ve Müslüman olmayan halkları jenoside tabii tutarak, İttihat ve Terakki siyaset mühendisliğinin, bu kavramlar ile  inşa edildiği bilinir. Zira hepsinin başına “TÜRK” koyarak, diğer aidiyetleri “lanetli” saydıklarını yaşamımızda biliriz. Gözle gördüğümüzü, bedenen yaşadığımızı, her adımda nefesimizde his ettiğimiz egemen millet şovenizmini, mazlum millet Kürtlerin “Milliyetçilik” i karşısında celallendirmeleri tesadüfi değildir.

 

Kürler, kendi her bireyini “dünyaya bedeldir” diye dayatmadı. Söyledikleri eşitlik ve özgürlüğün ötesinde hiçbir yere konulamaz.. Bu da “Kürt milliyetçiliği akla ziyandır” diye refleks verip , tenakuza geçmeleri,” Beka sorunu” olarak tanımlamaları, linç etme hakkını  kendilerinde görmeyi meşru kılmak içindir. Kaldı ki bunu yapmaya çalışanların da devşirme oldukları ve % 70-80’inin Türk olmadığı bilinir bir şeydir.. Irkçılık, şovenizm bulaşıcı hastalıktır. Her mahallenin  tamamına yayılmaya devam ediyor. . Hastalığın tedavisi, Kürtlerin kendi geleceklerini kendi elline almaları ve belirlemeleriyle mümkündür.

 

Resmi ideoloji ve egemen sistemin tüm gayesi, ezen ulus şovenizmi ve milliyetçiliği ile Failin Suçunu, mağdur Kürt, Laz, Ermeni, Rum ve diğer halklara, milletlere yığmaktır!

 

Yaratılmak istenen, hak ve adaleti gizleyip, haksızı aklamaktır.

 

Son dönemde, yaratılmak istenen tam da budur. Ancak, ekseninde kaymış bulunan Kürt siyaseti, bu haksızı aklama gidişatına bariyer olmak için siyaset üretemeyince, şovenizm tırmanışa geçmiş durumda.

 

Bu makale toplam: 3479 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:07:30:45
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

Ahmet Önal

Yazarın Önceki Yazıları

Yenilik ve Yenilenme! Alan Tutma Yetmez Davut Kurun ve Anıları... Geçmişten Geleceğe Tecrübe Sunuyor Savaşı ve Değişkenliği İzlemek Islam Şiddeti ya da 'Darül Harp'te, Mali Kaynaklar! İnsanlığın Acısını Beynin Açısı Çözer Rêya Heqîyê inancı Mîhtra inancıdır; Müslümanlık, Kızılbaşlık, Alevilik değildir Barış Günü Kutlamaları Şöyle Geçerken, Kürt Siyaset Tarihinde Tabu ve Maraziler.. Türk Milliyetçiliğini, Kürt Milliyetçiliği ile Mukayese Etmek! Savaş Yeni Gelişmelere Gebe, Doğumu Merak Ediyorum Yanlız Kemal Kılıçdaroğlu İçin Değil Tüm Linç Girişimleri Kınanmalı! Değişim ve Özgürlük Savunma: Düşünceler sorgulanmalı, ancak emniyet ve mahkemelerde değil! Rêya Heqîyê, Alevilik ve İslam! Değişim, Zaman, Din ve Astroloji Marksizim’de Ulusal Sorun Yoktur? Dêrsim’de Koçgiri 1919-1922 ve Sonrası!.. 1968-1978’de Birleşen-Ayrışan Sancılar, Türki(y)e Solu ve Kürt Milli Hareketi!.. Devşirmeler ve Devletsizler... Kendine Düşmek Yerine, Özgürlüğü ve Bağımsızlığı Düşünmek! İttihat ve Terakki Cemiyeti (İT-C) Haşdi Şabi ve Irak’ın 'Kerkük seferi' ne idi ne değildi? Kerkük’ün tarihine bir değinme Bağımsızlık Meşru Haktır, Olmadan Olmaz! Güney Kürdistan'da Bağımsızlık Referandumu ve Tercih! Egemenin Savaş-Barış ve Silahlanma-Silahsızlandırma Siyaseti 'Stratejik Derinlik', Mursi ile battı, Suriye ile çöktü Raqqa - Musul Operasyonu ve Sonrası III. Dünya Savaşı Uzun Sürecek 'Bağımsızlık Hedefi İle Kürdler Özgürleşecek!' 4 Mayıs 1937 Bakanlar Kurulu Kararı ve Dersim Tertelesi! Kürt Sorununun Ağırlığı ve Aciliyeti! Kontrollü Darbe III. Dünya Savaşı, Rakka ve Musul'a Dayandı, Abd - Rusya Anlaşarak Çözüme Gidiyor! Kürtler Ne Yapar? Kürt Bayrağı 16 Nisan Referandumu Irkçılık Çekişmesinde İnsani Kişilik, Aidiyet-Kimlik Bilinci ile Şekillenir Ulusal Birlik ve Kongre hakkında düşüncelerim İttihat Ve Terakkinin Devamı, Kuvva-i Milli Teşkilatı Sevdalısı; Nazım Hikmet Ran Memur Toplum Değil, Kendisi İçin Üreten Toplum Kazanır Yalanın Egemenliği, Doğrunun ‘Marjinal’liği! Türkçe Dışındaki Dillere Karşı, 140 Yıldır Uzun Sürece Yayılan Bir Savaş Sürdürülüyor! Ali Rıza Koşar: 38 yıldır içimde bir acı olarak kaldı Tekoşîna Dıjwar! 3. Dünya savaşında ABD–Rusya, Türk-İran konumlanması özgür Kürdistan'a kapı aralıyor Tehlikeli İnsan, Tehlikeli Aydın, Tehlikeli Yazı, Tehlikeli Düşün ve Tehlikeliler Deyip Yaktılar! Kobanê Kürdistan'da Özeldir! T.C Cumhurbaşkanı RTE Uçtu! Kadın, Kürt, Kürdistan ile Bastırılmış Kimlikler Diktatörleşen AKP ve Çözemiyeceği Kürt Sorunu Diaspora, Kanton ve Bağımsızlık ''Silahları Bırakın'' Diyorlar Şengal, Celawle, Kobani’ye DAİŞ/IŞİD Saldırıları ve Kürdistan’da Serhildan! Kürdleri Kürdistan’la Büyütmek yerine, Türkiye’yi Kürdlerle Büyütmek!!! Yahudilik; Hiristiyanlık Çözülmüştü, Sıra Siyasal İslamda! Kürt Romanı ile yüksek Kürt bilincine Kavramları Çarpıtarak, Kürdü Çarpmak! Kürdistan, Türkiye Ve İşid konuşlanması Kürt ulusal özgürlük mücadelesi ile HEP'e, tutsaklaşarak Türkiyelileşen HDP'ye İnkar, iskan, imha kurtuluşmu? Toprak İle Samimiyet(sizliğ)imiz! Kürt soykırımına karşı Kürdistan'ın bağımsızlık hayali
x