Ahmet Önal: Din, Siyaset ve Bilim

Din, Siyaset ve Bilim

Ehli Hak ile Ehli Beyt farklı şeylerdir.Ehli, taraf, topluluk, grup anlamında kullanılır.Ehli Hak, Hak Yolu toplulukları için kullanılır.Ehli Beyt ise, Muhammed'in ailesinden, soyundan olanlar için kullanılır.Çoğunlukla bu iki şey birbirine karıştırılır.

Ahmet Önal

03.09.2020, Per | 18:55

Din, Siyaset ve Bilim
Makaleyi Paylaş

Ehli Hak kendini, hak, doğru, tabiat, doğa ve düşüncenin doğruluğuna göre tanımlar. Bu inanç Mihtra, Zerevan, Zerdüşt, Mani-Mazda, inancı içindedir.

Ehli Beyt ise Muhammed’in soyu üzerinden, kendini en kadim, en sadık, en imtiyazlı Müslüman  olarak tanımlar.

Muhammed, Arap’tır. Arap olmayanların, kendini Ehli Beyt sayması uydurmadır, zorlamadır, yalandır.

Çünkü, Muhammed'in soyundan olmak, Arap olmaktır. Kendisinin Arap olmadığını, Türk, Kürt, Hint, Endonez, Bengal, Afgan, İran vs. olduğunu, ancak Ehli Beyte kendini bağlamaya kalkışmaları, tezattır, mümkün değildir.

Arap olmayıp, kendilerini Ehli Beyt sayanlar, politik yalancıdır, toplumu kısa yoldan kandırma yolunu seçenlerdir, zira en basit bir mantıklı yanı da yoktur.

Hak Yolu/Rêya Heqîyê   ya da   Enel Hak inancı, Mihtra’nın devamıdır..  

Rêya Heqîyê inancı; tabiat, doğa, güneş, yağış, rüzgar, toprak, canlı ve cansız her şeyi kutsar seviyede sever ve üzerine dualar, yakarışlar yapar, medet yani yardım umar.

Xızır; tabiatın gücü, enerjisi, nazırı olarak algılanır.

Xızır: yerine göre Xweda (Allah), yerine göre iyilik meleği Hürmüz, yerine göre güçlü kuvvetli yardımsever bir insan, yerine göre doğanın yöneticisi olarak algılanır. Bu nedenle “Xızır, gücü ve kudretiyle her yerde ve iyilerin yanındadır!” diye söylenir.

Mitoloji, yani din felsefesini, bilim normlarına uygun incelemek, aydınlatıcı olur. Dini, inancı, her şeye batırıp, "Biz böyle öğrendik, doğrusu öğrendiğimizdir ve değişmeyiz!" demek, muhafazakarlıktır. Bu tutum, yanlış ile yüzleşmeyi, düşünmeyi, gelecek planlarını yapmayı, bilimsel kuşkuculuğu ve fikirler yürütmeyi reddeder ki, bunun literatürdeki adı dini gericiliktir.

Enel Hak, yani hak yolu ya da Rêya Heqîyê düşüncesinde, birey, bireyin düşüncesi önemlidir. Bu nedenle, Enel Haklılar bazen, "Allah benim içimdedir, Allah'ı var eden, yaratan benim. Ben inanmazsam Allah olmaz!" tarzında yorumlara açıktır.

Din, tabuudur.

Din, siyaset ve bilim ayrı kategorilerdir. Her birini öne çıkaran insan, amaç, düşünce sistemi  ve kültürel değerlerinden ayrışır.

Din insanı için, esas yaşam ölümden sonra gelir ve ölümden sonrası çok önemlidir ve yaşamını ölümden sonrası için programlar.

Siyaset insanı için, iktidar, yönetme erki için desteklenmeyi, güç toplamayı, destek artırmayı önemser, esas olarak bunun için düşünür ve halkın nabzına göre konuşur ve davranışlar  gösterir.

Siyasette, kurnazlıklar,  strateji, taktik ve iktidar hırsı ile hesaplar yapılır. Doğruları ve dini siyasete göre işler.

Bilim insanı için ise, gerçeğin doğru görülmesi, doğru analiz edilmesi, doğrunun anlaşılması ve kavranması, yanlışın anlaşılması ve aşılması, bilim metodunu esas alan araştırmaların ortaya konması için mesai harcar.  

Çoğu zaman, bilim insanı, dini tabuuları deşifre ettiği için, dinciler tarafından genel olarak sevilmez ve hedef alınır.

Bilim insanı, siyaset dışında ve toplum sorunlarını ele alırken, siyasetçilerin amaçladıkları hedefe bakmalarını bozduğu için, siyasi erkin, siyasi grupların, partilerin vs. hedefi haline gelebilir.

Böyle olduğu için, bilim insanı olmak zordur, zorlukları göze almadan olguları doğru sorgulamak güçtür.

Bilim insanı güçlükler içinde yol almaya çalışır.

Geri ve eğitim sistemi oturmayan, reform ve Rönesans devrimini yaşamamış toplumlarda  bilim insanı, aydın insan, toplum ve geleceğin vicdanı olduğu kadar, saldırılara da açık insanlardır. Böyle olduğu için, bilim insanları din ve siyasetin adeta şamar oğlanı olmuşlardır. Ama, gelecekte de din, gerici siyaset ve tabuuların çözülmesinde, bilim insanları, tarihsel ve belirleyici unsurdurlar. Toplum, geçmişte yapılanlara, din ve siyasetin gözüyle bakanların yaptığı yanlışları gördüğünde, din ve siyasetin anti-bilimsel çirkin yüzünü görür. Tıpkı Galileo Galile'nin "dünya yuvarlaktır" dediği için kilise tarafından asıldığı ve ardında, İncil ve Kilisenin yanlışlığı bugün çok net görüldüğü gibi...

Din, siyaset ve bilim arasındaki bakış farklılığı, siyasetin esnek ve laik olması, dinin devlet ve siyasetin aracı olmadığı koşullarda, düşünce özgürlüğünün de sınırsız kullanılması ve hoşgörü kültürünün yaygınlaşması ile mümkündür. Onun için akademik özgürlük, bilim ve düşünce özgürlüğü tarihte demokrasi ve kültürel gelişmenin aşın topuğu yani nirengi noktası olarak ele alınmış ve algılanmıştır.  

***

01 Eylül Barış  Günü, Muharrem Ayı/Yası ve Rêya Heq/Hak Yolu inancı bu dönemde aktüel konular olarak gündemimize girdi.

Yaşadığımız süreçte, Dünya'da ve bölgemizde, ismi konulmamış bir III. Dünya Savaşı yaşanıyor. Bugün ekmek ve su kadar, insanlığın özgürlük, bağımsızlık, düşünce üretme ve barışa ihtiyacı var.

1400 yıldır, siyaset ve din üzerinden Yakın Doğu'yu, Orta Doğu'yu mezhep savaşlarında Suni ve Şia siyasi İslam sarmalında kirleten, kör bir savaşın içinde adeta insanlığı helak bırakan mezhepçi   siyaset, artık çözülme sürecinde iken, insanlığın daha yığın şekilde laik tutum alması gerekirken, Muharrem ayı, 12 İmam gibi, sonradan Rêya Heqîyê inancına sokularak, ya da Mihtra inancının devamı olan Yaresan, Rêya Heqiyê inançlarını, siyasal İslam şiddetine çekerek bozmaları, bir  projedir. Bu yayılmacı İslam siyasetine, “Alevilik” üzerinden, devletin örgütlediği Cem evleri üzerinden  katkı yapmak akıl kârı değildir.

İnsan, doğa ve tabiatı kutsayan ve tarihte uzun yıllar, Kürt  toplumunun  da inancı olan 4000 yıllık kadim Mihtra inancına dayanan  Rêya Heqîyê, Yaresan, Êzdilik  düşüncesi ile Şiia İslam ya da Suni İslam içinde değerlendirmeye alan   ve   asimilasyona uğratarak, çürütmeye çalıştıkları artık aşikar olmuştur.  Muharrem ayı,  12 İmam yası vs. ile  Mihtra İnancının devamı olan inançlar, bir cendere, baskı ve eritme ortamına alınarak,  aidiyet değişikliği siyasetinin üzerlerinde  denemekte,  tatbik etmekte ve İslami “Yola sokmak”tadılar.

Biliyoruz ki  Mihtra inancı, yayılmacı bir din değildir. Yayılmacı olmadığı için de, 1400 yıldır yayılmacı İslam dininin açık hedefi durumunda bırakılmıştır.

Zira,  Rêya Heqîyê inancının dört bin yıllık  tarihi geçmişi ile  hep barış, dostluk, yardımlaşma, üretim ve doğa ile iç içe olmuştur.  Bu inancı, Muharrem Ayı ya da 12 İmam Yası ile savaş ve kin düşüncesine batırmak, berbat etmektir.

12 İmam Yasını ve Muharrem Ayını en mükemmel kutlayanlar Şiia Erdebil Tekkesidir. Erdebil Tekkesi, İran İslam despotizminin siyaseti olmuş ve bugün İran’da iktidardır.   Muharrem Yasını da kendilerine eziyet ederek, zincirlerle döverek icra ederler. Bu iktidarın, Rêya Heqîyê inancı ile hiç bir alakası olabilir mi? Zira, Rêya Heqîyê/Hak Yolu inancında, insana eziyet züldür, suçtur!

Rêya Heqiyê inancı, İslam’ın, 12 İmamın yaşayışı, kültürü, tarihi ile tezat haldedir. Ortak hiç bir yani yoktur.

Başta Ali, Sekiz sefer evlenmiştir.

Hasan, 36 kez evlenmiştir. Bu iki başat örnek İmam bile, Rêya Heqîyê inancında "Çok evlilik düşkünlüktür, düşküne selam verilmez, sofrasına oturulmaz!" denilirken, bugün cinnetle anılan ve üstelik yası tutulan, bu imam zatların yaşamı ne kadar düzgün? Ancak bu düzgün olmayan yaşayışlarına, masaldan güzellemeler çekerek, siyaset ve din kokteylli üzerinden insanlığa yedirmeye çalışmakta olduklarını ve bu hususta otokrat sistemlerin projelerine paralel olarak işlevli kıldıkları görülüyor.

Şiia 12 imamlar, Müslümanlığın farzlarını, sünnetlerini yerine muhafazakarca getirmiştir ve getirmektedirler,  

Ancak, Rêya Heqiyê inancında İslam’ın şartları ve sünnetleri yoktur. Olduğu kadar da asimilasyon ve kimliğinin bilincinden alıkonulmanın neticesi, devşirme,  dönek oluşları oranında ve sonucudur.

Bu konuda bilimsel araştırmalardan bihaber,  yanıltılmış, mitoloji biliminden uzak, "Alevi dedeleri" dedikleri hafızları, Müslüman muhafazakarlardan daha beter gericileştirilmiş, araştırma, inceleme ve bilim metodolojisi ile alakası olmayan, bireyleri birer misyoner gibi kullanmaları, insanlarımızı İslamın kulu yerine koyarak, köleleşmeyi içlerine almaları, insanlığa ve Rêya Heqîyê inancına terstir.

Kutsanılan ve kutlanan şeyin, sizi bir buğday tanesi misali, un ufak edip, geçmişinize, kültürünüze ve inancımıza ihanet ettirip, kendine yabancılaştırmış  olmalarındandır.

Hiç düşündünüz mü?

O1 Eylül Dünya Barış günüdür.

Bu güne dair tek mesajı, dileği, düşüncesi ve tarihsel yorumu olmayan Cem Evleri ve “Alevi” yöneticiler, savaşı kutsuyor ve "30 Ağustos Büyük Zafer, “Büyük Tearuz”ları överek savaş eğilimlerini sergilemeleri, “Alevi” dedikleri  kitleleri, barış dünyasından uzaklaştıran, Türk ırkçı ve faşizan bir atmosfere çektiklerini gözlemliyoruz.

Bu, inanç özgürlüğüne, bireyin kendini yaşamasına, ahlaka, vicdana ve etik davranışa uygun değildir.

Muharrem Yası,  Rêya Heqîyê/Hak Yolu inancına uygun değildir. Şayet insanlık için  yas tutulacaksa, Hiroşima ve Nagazaki için tutulmalı, Qoçgiri ve Dersim için tutulmalı, Pontus, Ermeni  ve Halepçe gibi halkların topluca yok edildikleri tarihler yas günü olarak anılmalıdır.  Yani  soykırıma uğrayan, Kürt, Ermeni, Rum, Pontus, Çerkez, Rêya Heqiyê, Yaresan, Êzîdî vs. mazlumlara yaşattıkları, yaşadıklarına yas tutulmalı. Yanıbaşımızda Laz halkının asimilasyon neticesinde eritilmesine yas tutulmalı. I., II. Ve Şimdi yaşanan III. Dünya Savaşında yitirtilen, çürütülen  insanlık için yas tutulmalıdır. İnsan olmak, evrensel olmak, insani değerleri sahiplenmek, ancak böyle katkıda bulunulur ve aktüel kılınarak, geleceğe bir tarih bilincinin taşınmasına vesile olunur ve katkı yapılır.

1400 yıl önce mezhep, hizip kavgasında ölen 72 kişi için yas tutmak modern dönem olayları ile mukayese edildiğinde çok sıradan ve denizden damladır. Bugünün olaylarını görünmez kılmak için egemenlerin kutsayıp, kullandıkları vasıtalar haline getirilen yaslardır.  Dersim'de, Qocgîrî'de öldürülen ve daha yüz yıl bile olmayan 72 bin insanın katledilmesini hatırlamak için yas tutulur. Buna karşın haksız bir iktidar savaşına tutuşup, katledenleri kutsayan zihniyet zül sayılır ve ancak dini siyasete araç ettikleri için kınanır.

Roma imparatorluğunun yıkılması, Avrupa'da Rönesans hareketi ile Hıristiyanlık çözüldü. Yahudilik; Hıristiyan, Müslüman saldırıları ardında Dünyaya dağıldıkça  aydınlanma, bilim ve sanayi ile yüzleşmeleri sonucu, yayılmacı bir din olmaması ile de süreç içinde direnç gösteremeyerek çözüldü.

Ancak siyasal İslam, DAIŞ ile şiddetini doruğa çıkardıktan sonra, yeni dünya sisteminin siyasal İslam’ın melanetini tespit edip, dünya insanlık vicdanının uyanması ve yönelmesi ile çözülme sürecine girmiştir. Bu durum, aydınlanma ve bilimin yolunu açacak koşulları yaratmaktadır.   Teknoloji ve bilimin gelişmesi oranında, din geriler, siyasetin bilim karşısında şiddet unsurunun geriletilmesi oranında, bilim  gelişir yaygınlaşır.     

Rêya Heqiyê/Hak Yolu inancı, doğa, tabiat ve gelişmeye açık olması itibari ile bilimi ve farklılıkları, hoşgörü ile karşıladığı için, bilime engel olmadığı görülür.

Ancak, Rêya Heqîyê inancı, "Alevilik" söylemi altında, Şiia ve Müslümanlığı kutsadıkça, bilim ile arasındaki makasın açıldığını ve gericilik sarmalına sokulduğu aşikar oluyor.

Aydınlık gelecek hepinizin olsun.

Yolumuz, bilgi ve bilimin yolu olsun!

 

Bu makale toplam: 2251 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:21:11:39
Bu gönderiye hiç yorum yapılmamış! İlk yorum yapan kişi olmak ister misin?
Nerina Azad

Ahmet Önal

Yazarın Önceki Yazıları

Uygarlık, Mitoloji ve Din! Doğu Akdeniz'de Devlet Konumlanmaları Kendime Soruları, Siz de Düşünüyor musunuz? Komik Olmayın Ulus; Siyasal Birliği ve Dili ile Vardır! Irkçılık; Hastalık Değil, İnsanlık Suçudur! Kültür ve Siyasette Irkçılık ve Kürt İşçilerinin Linç Edilmesi! Tuzu bile Bozan Lümpen ve Cahiller ile Aydınlar! Ayasofya’ya Kayyumu (1453) Ayasofya Kilisesi-camii, Müslüman ibadeti ve Cennet yalanı Öteki Olarak, Aidiyat,Hukuk ve Eşitliğe Tutunmak! Eğitimde; Hak-Haksızlık, Etik ve Suç Hak Yolunda Hakikat 'Alevilik' Mi, Rêya Heqiyê Mi?! 'Alevi' Şaşkınlığı Alfabe ve Îmla İttihat ve Terakki ile Devamında Çerkeslerden Bazı Şahsiyetler MUSTAFA KEMAL ve NUTUK İran İslam Despotizmi ve Mustafa Selimı'nin İdamı Mihtra Înancı ve Hîyerarşi Kadın ve Savaş Eleştiride; Pasif, Aşırı ve Zorlama Yorum Olmaz! 'Kızılbaşlık': Osmanlı İle Safevi Çekişmesinde Çıkan Bir Kavram Kürt Siyasetinde Aşılmayan Gelenek; “Kürt Aşiretlerinde ‘Alan Koruma” Kürtlerin Guernica’ları çok, Picasso’ları var mı? Daraldıkça Dersim’den Kopmak ve Kötülük Yapmak! Kürd Aşiretlerinde Alan Koruma Musa ve Kitabı Tevrat Yenilik ve Yenilenme! Alan Tutma Yetmez Davut Kurun ve Anıları... Geçmişten Geleceğe Tecrübe Sunuyor Savaşı ve Değişkenliği İzlemek Failin Suçunu, Mağdura Yığmak! Islam Şiddeti ya da 'Darül Harp'te, Mali Kaynaklar! İnsanlığın Acısını Beynin Açısı Çözer Rêya Heqîyê inancı Mîhtra inancıdır; Müslümanlık, Kızılbaşlık, Alevilik değildir Barış Günü Kutlamaları Şöyle Geçerken, Kürt Siyaset Tarihinde Tabu ve Maraziler.. Türk Milliyetçiliğini, Kürt Milliyetçiliği ile Mukayese Etmek! Savaş Yeni Gelişmelere Gebe, Doğumu Merak Ediyorum Yanlız Kemal Kılıçdaroğlu İçin Değil Tüm Linç Girişimleri Kınanmalı! Değişim ve Özgürlük Savunma: Düşünceler sorgulanmalı, ancak emniyet ve mahkemelerde değil! Rêya Heqîyê, Alevilik ve İslam! Değişim, Zaman, Din ve Astroloji Marksizim’de Ulusal Sorun Yoktur? Dêrsim’de Koçgiri 1919-1922 ve Sonrası!.. 1968-1978’de Birleşen-Ayrışan Sancılar, Türki(y)e Solu ve Kürt Milli Hareketi!.. Devşirmeler ve Devletsizler... Kendine Düşmek Yerine, Özgürlüğü ve Bağımsızlığı Düşünmek! İttihat ve Terakki Cemiyeti (İT-C) Haşdi Şabi ve Irak’ın 'Kerkük seferi' ne idi ne değildi? Kerkük’ün tarihine bir değinme Bağımsızlık Meşru Haktır, Olmadan Olmaz! Güney Kürdistan'da Bağımsızlık Referandumu ve Tercih! Egemenin Savaş-Barış ve Silahlanma-Silahsızlandırma Siyaseti 'Stratejik Derinlik', Mursi ile battı, Suriye ile çöktü Raqqa - Musul Operasyonu ve Sonrası III. Dünya Savaşı Uzun Sürecek 'Bağımsızlık Hedefi İle Kürdler Özgürleşecek!' 4 Mayıs 1937 Bakanlar Kurulu Kararı ve Dersim Tertelesi! Kürt Sorununun Ağırlığı ve Aciliyeti! Kontrollü Darbe III. Dünya Savaşı, Rakka ve Musul'a Dayandı, Abd - Rusya Anlaşarak Çözüme Gidiyor! Kürtler Ne Yapar? Kürt Bayrağı 16 Nisan Referandumu Irkçılık Çekişmesinde İnsani Kişilik, Aidiyet-Kimlik Bilinci ile Şekillenir Ulusal Birlik ve Kongre hakkında düşüncelerim İttihat Ve Terakkinin Devamı, Kuvva-i Milli Teşkilatı Sevdalısı; Nazım Hikmet Ran Memur Toplum Değil, Kendisi İçin Üreten Toplum Kazanır Yalanın Egemenliği, Doğrunun ‘Marjinal’liği! Türkçe Dışındaki Dillere Karşı, 140 Yıldır Uzun Sürece Yayılan Bir Savaş Sürdürülüyor! Ali Rıza Koşar: 38 yıldır içimde bir acı olarak kaldı Tekoşîna Dıjwar! 3. Dünya savaşında ABD–Rusya, Türk-İran konumlanması özgür Kürdistan'a kapı aralıyor Tehlikeli İnsan, Tehlikeli Aydın, Tehlikeli Yazı, Tehlikeli Düşün ve Tehlikeliler Deyip Yaktılar! Kobanê Kürdistan'da Özeldir! T.C Cumhurbaşkanı RTE Uçtu! Kadın, Kürt, Kürdistan ile Bastırılmış Kimlikler Diktatörleşen AKP ve Çözemiyeceği Kürt Sorunu Diaspora, Kanton ve Bağımsızlık ''Silahları Bırakın'' Diyorlar Şengal, Celawle, Kobani’ye DAİŞ/IŞİD Saldırıları ve Kürdistan’da Serhildan! Kürdleri Kürdistan’la Büyütmek yerine, Türkiye’yi Kürdlerle Büyütmek!!! Yahudilik; Hiristiyanlık Çözülmüştü, Sıra Siyasal İslamda! Kürt Romanı ile yüksek Kürt bilincine Kavramları Çarpıtarak, Kürdü Çarpmak! Kürdistan, Türkiye Ve İşid konuşlanması Kürt ulusal özgürlük mücadelesi ile HEP'e, tutsaklaşarak Türkiyelileşen HDP'ye İnkar, iskan, imha kurtuluşmu? Toprak İle Samimiyet(sizliğ)imiz! Kürt soykırımına karşı Kürdistan'ın bağımsızlık hayali
x